10-dakikada-blog-yazisi

10 Dakikada Ses Getiren Blog Yazısı Nasıl Yazılır

Blog yazma ile ilgili çok fazla yazı yazmadım burada, ama blog yazarak para kazanılır dedim ve Blogger’lık ileride çok prestijli bir meslek olabilir dedim.

Tabi bu yazıları yazdıktan sonra birçok blog yazarından emaillar aldım. Birçoğu pozitif yorumlar, genel sorular, nasıl para kazanabiliriz tarzı yol gösterme talepleri idi.

Ancak gerek Türkiye’de gerekse ABD’de düzenli blog yazanların yaşadığı en büyük ortak sorunlardan birisi blog yazarken çok vakit kaybetmek. Bu nedenden dolayı da düzenli blog yazamamak.

Bazıları para kazanmak amacı ile blog yazar ve bir blog yazısı için harcanan saatler nakit olarak geri dönebilir. Ancak bu blog örneği gibi kişisel blog yazanlar için her gün bir blog yazısına saatler harcamak ekonomik olarak çok lüks bir durum.

Bu durumda önünüze iki alternatif çıkar, ya bu benim kişisel blogum, istersem bir sene yazmaya ara veririm, ama yazarsam uzun ve kaliteli yazılar yazarım dersiniz, ya da arada kısa da olsa blogumu güncel tutmalıyım ve okuyucu kitlem ile kopmamalıyım dersiniz.

Şahsen bir senenin üstünde kişisel blogumu güncellemediğim oldu ve bunu çok yoğun olduğum bahanesi ile kendime açıkladım. Burası benim kişisel blogumdu ve kişisel markamın olduğu bir blogda kalitesiz hiçbir yazı olamazdı.

Sadece Uzun Blog Yazısı mı Kalitelidir?

İyi araştırılmış, uzun ve kaliteli bir blog yazısının kalitesini kimse tartışamaz.

Birkaç gün önce Groupon modeli ve Grup Alışveriş Siteleri üzerine üç yazılık bir blog yazı dizisi hazırladım. Bu üç yazıya toplamda sanırım 15-20 saat vakit harcadım. Bu sürenin içinde ön araştırma, yazıların yazılması, kontrol edilmesi ve grafiklerin eklenmesi var. Son yazım Grup Alışveriş Sektörünün Geleceği tek başına 3200 kelime civarı bir içeriğe sahip.

Blog yazanlar iyi bilir. 500 kelimelik bir blog yazısı uzunluk olarak gayet kıvamında bir yazıdır. Kişinin yazı tarzına göre 300 kelimede de çok şey anlatılıp, paylaşılabilir. Ancak ayrıntılı bir sektörel analiz yapıyorsanız bu yazı kesinlikle 500 kelime ile doyurucu bir yazı olmaz.

Ama ben dahil, birçok bloggerın yaptığı en büyük hata, daima bu şekilde uzun, ve içeriği yoğun yazılar yazmamız gerektiğini düşünmemiz.

Bu arada Grup Alışveriş Sektörü ile ilgili yazdığım yazı doğal olarak hem çok okundu, hem de sosyal medyada çok paylaşıldı.

Bu tarz uzun bir yazının çok okunması ve paylaşılması, kısa bir yazıda bu başarıya ulaşamayacağımı mı gösterir? Hemen başka bir örnek ile bu soruya cevap vermeye çalışayım.

10 Dakikada Yazdığım Bir Blog Yazısı

20 Ekim’de grup alışveriş yazılarımın üçüncüsünü yayınladım ve 21 ekimde daha kısa ve öz bir yazı yazmak için bilgisayar başına oturdum.

Hedefim çok kısa, ama paylaşmak istediğim önemli noktayı çok net sunabilecek bir yazı yazmaktı, ve Sosyal Medya Takibi Nasıl Yapılmaz adlı yazımı kaleme aldım.

Bu yazıyı yazmak tam 10 dakikamı aldı. Bu 10 dakikaya yazının yazılması, iki grafiğin photoshoplanması ve son kontrolü de dahil. Bu yazım tam 270 kelime tuttu. Bir önceki 3200 kelimelik yazıya kıyasla çok kısa bir yazı oldu.

Ama seçtiğim konu, kullandığım başlık, ve verdiğim örnekle, bu kısa yazı, tam nokta atışı bir yazı idi.

Sonuç olarak Sosyal Medya Takibi Nasıl Yapılmaz yazım neredeyse Grup Alışveriş Sektörünün Geleceği yazım kadar sosyal medyada paylaşıldı ve ses getirdi.

Peki 10 dakikada yazdığım bir yazı neredeyse 7-8 saat harcadığım bir yazı kadar dikkati nasıl çekti?

10 Dakikada Ses Getirecek Blog Yazısı Nasıl Yazılır

Hızlı ve paylaşılmaya değer bir blog yazısını 10 dakikada nasıl yazdığımın reçetesini sizlerle paylaşıyorum:

  • Günlük yaşamımda gerek online, gerekse offline ortamlarda dikkatimi çeken, blog yazısı olabilecek konuları, sadece başlık olarak bile olsa bir kenara not ediyorum. Genelde blogumda, FİKİRLER başlıklı draft bir post oluyor ve bu fikirleri buraya kaydediyorum. Yazdıkça da bu listeden siliyorum. Bu şekilde, bilgisayar başına geçince, fikir bulma sorunu yaşamamış oluyorum.
  • Bazı konular üzerine yeni konular açıp, önemli linkleri konu altına kaydediyorum ve ön araştırma sürecini yazarken hızlandırmış oluyorum. Bazen aylarca draft’te yazılmayı bekleyen konular olabiliyor. Eğer bu konunun zaman açısından bir sorunu yoksa draft’te beklemesini problem yapmıyorum.
  • Hızlı bir yazı için, özellikle 10 dakikada yazılacak bir yazı için tek ana fikre odaklanıyorum. Konuyu alt başlıklara bölüp uzatmıyorum. Eğer mutlaka bahsedilmesi gereken alt başlıklar varsa, yeni blog yazısı olarak ayırıyorum.
  • Tembellik yapmıyorum. Eğer kesin bir yazı yazacağım diye bilgisayar başına oturursam, kendi kendime bahaneler üretmiyorum ve yazıya odaklanıyorum.
  • Ön araştırmam bitince, Twitter, Gmail, Friendfeed, Skype vs gibi yazmamı engelleyecek bütün siteleri ve servisleri kapatıyorum. Çünkü aşırı bilgi yüklenmesi (information overload) blog yazarken de en büyük düşmanım oluyor.
  • Yazış dilime ve imla hatalarına çok önem vermiyorum. Gönül ister ki, kişisel blogumda bile profesyonel bir editor yazılarımı kontrol etsin. Ama gerçek hayatta bu biraz zor. Özellikle ilk başlarda Türkçe yazarken her kelimenin tam Türkçesini bulmak için seslisözlük’te çok vakit kaybediyordum, ancak belli bir süre sonra daha hızlı içerik üretmek için konuya odaklanmaya karar verdim. Sonuçta akademik bir kitap yazmıyorum, çoğu yazımı kontrol etmeye bile fırsat bulmadan yayınlıyorum. Kişisel bir blogda önemli olanın doğru içeriğin paylaşılması olduğunu düşünüyorum.

Peki 10 dakikada ses getirecek ve kaliteli bir blog yazısı bu kadar kolay yazılıyorsa neden herkes, her gün onlarca blog yazısı yazmıyor ya da onlarca blogu düzenli yazamıyor?

Çünkü yazmak kolay bile olsa, esas zor olan; Yazacak fikirler bulmak.

Çok kısa bir sürede, kaliteli blog yazıları yazmak için daha çok okumak, araştırmak, öğrenmek, kendini geliştirmek ve tecrübe edinmek gerekiyor. Bunlar da 10 dakikadan daha uzun sürüyor.

Ancak 10 dakikada, ses getirecek bir blog yazısı yazmak istiyorsanız, paylaştığım tavsiyeleri uygulamanızı tavsiye ederim.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumları Gör(13)
  1. Bence Maharet yazının uzunluğunda ya da kısalığında değil, maharet sizde, ben şayet siz yazdığınız için okuyorum ama kısa ama uzun.

  2. Yıllardır bir çok blog açtım- kapattım.
    Sorun fikir de olmadı, uzunluk/kısalıkta, dil, anlatım becerisi de…
    Heyecan konusunda beni uyandıran bir şeyler olmalıydı hep…
    Bu defa yeni günlüğüm http://www.hergunluk.com ‘da daha farklı bir ben var, daha samimi ve okunmamaktan korkmayan.

    Yazınızla ufkumu açıp, heyecanımı büyüttünüz, teşekkür ediyorum.

  3. bu mudur yani? ….hiçbir şey öğrenmedim bu yazıdan… üzgünüm.. ama sabredip sonuna kadar okudum yine de.

  4. @hulu , senin bir yazıdan beklediğin nedir somut bir şeymi resimli anlatım mı yoksa işin en ince ayrıntısına kadar püf noktalarımı yoksa özel danışmanlıkmı? bak dostum burdaki yazıları konuları tecrübeleri herkez anlıcak diye bir şey yok anlayabilene zaten bu blog anlayamıyanda hep okur ama senin gibi tepki vermez anlayana kadar okumayı veyatta daha detaylı bir şekilde okumayı denedinmi ha gene anlayamıyorsan ahmet abininde dediği gibi yapabilecek birşey yok.

  5. Keyifle okudum, Elinize saglık.. Ama yinede sorunun fikir bulmaktan ziyade, anlaşılır ve akıcı bir anlatımda oldugunu düşünüyorum.. Yoksa aynı konu başlığı ve aynı anlatılmak istenen iki yazı okudum bugun. Birisini arastırma yaparken buldugum ve ilk defa ziyaret ettigim bir blogda okudum, digerini ise Taci’nin sosyal marka blogunda okudum. Ama Taci’nin yazısını okudugumda, o yazıyı hemen blogumda paylasmak ve Taci’ye tesekkur etmek istedim :)

  6. Paylaşımınız için teşekkürler ahmet bey. Yazılarınız nesnellikten uzak içtenlikle yazılmış tamamen özgün yazılar olduğu için takip ediliyor. Ben ce günümüz internet piyasasında da ancak bu şekilde hazırlanmış bloglar tutuluyor ve takip ediliyor. Dil ve anlatım ne kadar iyi olsa da içi boş bi çok yazı mevcut. ben ce dil ve anlatımdan daha önemli olan içeriğin okuyucuya verdiği zenginliktir.

  7. sayın Ahmet bey
    internetle alakalı hiçbir fikrim olmamasına ve interneti de içinde kaybolunacak bir derya olarak düşünmeme rağme bir blog açtım.Günlük hayatta dediğiniz gibi ilgimi çeken ve okuyanlarında ilgisini çekeceğini düşündüğüm yazıları karalama defterimden bloga akarmaya karar verdim. Bu yoğun temponuzdan zaman ayırabilirseniz uygulayacağım tavsiyelerinizi öğrenmek istiyorum.sadece başarılı olmak istiyorum.
    adres ekremtunc.wordpress.com

  8. Blog yazısı bence marifet isteyen bir iş.Yazının kısalığı ve uzunluğu değil anafikri ve nasıl anlatıldığı daha önemli bence…

  9. Katılıyorum,herkesin rahatlıkla yapabileceği iş değil.. Bu arada yukarılarda yazıdan bir fayda göremediğini söyleyenler olmuş,bu yazı direk blog yazın için cümleleri söyleyemez zaten ancak sana metodları gösterir sen kafandaki taslağı daha sistemli bir şekilde aktarırsın bloga.

  10. Yurtdışında insanlar blog yazarak güzel gelirler elde edebiliyor ancak, Türkiye’de bu durum tam tersine. Reklam şirketlerinin sömürgeciliğinde kurulmuş bir düzen var. Tık başı alınan gelirler ile ay sonunda ancak int faturasını ödüyebiliyorsunuz. İstediğin kadar ses getirici yazı yazsan da pek bir değeri olmuyor.

  11. Bence en önemlisi içinizdeki heyecan ve birazcıkta şans.Bu demek değildir ki dikkat çekici başlıklar ziyaretçi getirmez.Getirir getirmesinede devamlılık sağlanmaz.