blogging

Blogger’a Kız Yok

Türk blogger camiasında sıcaklık gittikçe artıyormuş ve kaynama noktasına birkaç derece kalmış şeklinde duyumlar geldi kulağıma.

Ben vakit ayırıp olay(lar)ın ayrıntılarını öğrenemedim, o nedenle yorum yapmak bana düşmez. Ama bu vesile ile hem benim nasıl bu blog işlerine girdiğimi sizlerle paylaşmak hem de “Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger !!!” kampanyasını başlatmak istedim.

Ben Blogger Olmadan Önce

Ben yazmayı oldum olası severim. Sayısını hatırlamadığım kadar kitap ve makale yazmış bir baba ile hep kitap okurken uykuya dalan bir annenin ortanca çocuğu, ve 5 ferdinin 4’ü gözlüklü (ben dahil) olan bir çekirdek ailenin kıvırcığıyım :)

İlkokul ve ortaokulda müzikti aşkım, hep şarkılar yazdım. Lisede yatılı okul bana günlük tutmayı öğretti. Kışın donduran soğuğunda, bir yorgan iki battaniye yatağımın içinde, soğuktan uykumun kaçtığı her gece mumumu yakıp günlük yazdım.

Lise 1’de feci aşık olmuştum. Yazdım da yazdım. Hatunu tavladım, yazmaya devam ettim. Günlük kabardıkça kabardı.

Ne RSS takipçileri vardı, ne günlük ziyaretçi sayıları. Benim bildiğim, birkaç kez bazı sayfalarını okuttuğum bir sevgilim, bir de bavulumu toplarken bulduğunda ne olduğunu anlamaya çalışırken karıştıran annem iki okuyucusu.

İki okuyuculuk bir günlüğe bunca vakit ayırmak deililik di mi? Hayır bu beni en çok rahatlatan ŞEY idi. Ne idi? Şey idi. Yazmak benim için tarifi zor, kelimeye dökmesi imkansız bir şeydi.

Tası tarağı topladım, Amerika’ya geldim. Baktım ne evde bilgisayar var ne de okulda, ben yine kalem kağıda sarıldım. Bu sefer mektuplar yazdım. Amerika’daki o bahçeli evlerin yol kenarında duran posta kutuları vardır ya, hergün okuldan eve dönüşte, servisten inip posta kutusuna kadar yürüdüğüm 20-30 adımlık mesafe bana bir maraton uzunluğunda geldi. Bazen yazdığım mektubun 1 ayda Türkiye’ye ulaşması, 1 ayda da cevabının gelmesini beklemenin heyecanını yeni nesile nasıl tarif edebilirim ki? Edemem. Yeni nesil, mektup, zarf, kalem, kağıt kavramları ile hiç tanışmadı. Bizim bazen aylarca süren bir mektuba cevap için bekleme süresi şimdi Gmail’da inbox’a tıklayıp birkaç saniye bekleyip, bazen de o birkaç saniye beklemeye sinirlenen bir hal aldı.

İşte ne olduysa herşey 1996 yılı sonlarına doğru oldu. Bizim lise yönetimi kütüphaneye ortak kullanım için internete bağlı 3 bilgisayar tahsis etmeye karar verdi. O zaman kadar kağıt kalem ve arkadaşlarımın evinden yollanan emaillar, yerini bir anda istediğim an email atabileceğim ve anında aileme herşeyi anlatabileceğim bir ortama dönüşüverdi.

Dünyada Blog’u İlk Ben Keşfettim :)

Hergün email atabilme hevesim, lise yönetiminin kütüphanedeki bilgisayarları hergün kişi başı azami yarım saat kullanma sınırı koyması, email ulaşımının yasak olduğu, surf yapmanın sadece araştırma için serbest olduğu bir duyuru asması ile henüz yeşermeden öldü gitti.

İnternet çağına bir şekilde girmiştik ama tam da istediğim internet çağı bu değildi. Sabahları servisten iner inmez kütüphaneye gidip ismimi öğle arası için yazdırarak başlayan bir rutine dönüştü günlerim ve her öğle arası yapabildiğim kadar surf yaptığım keşif günlerim.

1996 yılı kasım ya da aralık ayında, Geocities‘de ilk site denemelerimi yaparken farkında olmadan BLOG denen şeyi keşfettim.

Aklıma süper bir fikir geldi.

Kütüphanede email ulaşımı yasak idi. Email atmak için arkadaşlarıma gitmem gerekiyordu, ve çok şanslı isem bu ancak haftada bir oluyordu. Babam da ofisinde bu emailı print edip eve götürüp bizimkilere okuyordu. Ben ise dahice bir fikir bulmuştum. Tabi o zaman adının blog olduğunu bilmiyordum.

Geocities’te sadece ailemin okuyabileceği bir site yaptım. O hafta babama emailımda sitenin URL’sini verdim ve hergün bu siteyi kontrol etmesini söyledim. Ben günlük mektup yazar gibi yazdıklarımı bu siteye ekleyecektim. Babam benden daha önce bilgisayarla tanışmış birisi olarak olayı anında çaktı ve süper fikir oğlum, sen yaz, biz hergün okuruz diyerek beni yüreklendirdi.

Ben tek sayfalık bu siteme çok sıradan günlük olayları anlatır gibi günlük/blog yazmaya başladım. Hergün yazımı en üste ekliyordum, baktım sayfa aşağı doğru uzadıkça uzuyor, olacak gibi değil. Sonra her gün ayrı bir sayfa açtım ve o günü ayrı bir sayfaya yazmaya başladım. Ana sayfaya da sadece o günün tarihini yazıyor ve doğru sayfaya link veriyordum. Bir yandan html öğreniyor, sayfayı resimlerle vs süslemeye başlıyordum.

Hatta, tamam tamam, madem kişisel blogum bu, itiraf edeyim, bir dönem sayfa açılışına müzik bile koymuşluğum olmuştu :)

Sadece ailem ile günlerimi paylaşmak için açtığım, daha sonra akrabalar arasında da takibe başlanan benim Geocities sitem o zamanlar farkında olmadan ilk blog icadım olmuştu. Sonra ne oldu, neden kapattım o siteyi hatırlamıyorum. Ancak bugün archive‘da eski sitelerimi (hatırladığım kadarı ile) aratmaya çalıştım ve en eski 1999 tarihine dayanan ayak izlerini bulabildim.

Herneyse, ilk blog kavramı ile karşılaştığım zaman ya ben bunu yıllar önce bulmuştum zaten demiştim ama sanırım elin oğlu benden önce davranmış bu konuda. İlk blogger olmasam da blog işi benim çok işime yaramıştı zamanında. Sağolsun, varolsun…

Bloglardan Çok Para Kazandım

2002 yılına kadar arada internet ile ilgili çok farklı dallara atlamamdan dolayı blog konusuna çok geri dönmedim. Ancak blog yazmak lazımdı, bunu biliyordum. 2002 yılından itibaren sayısı yüzleri geçen çok farklı konuda ve sektörde, genelde ticari bloglarım oldu.

Tam rakam vermek çok zor ancak direk ve endirek olarak bloglardan çok ama çok para kazandım.

Bunu özellikle belirtmemin sebebi de, özellikle Türk Blogger camiasında sıkça duyduğum bloglardan para kazanmanın bir şehir efsanesi gibi anlatılması.

Özellikle ticari bloglarda direk olarak milyonlarca dolar kazanan yüzlerce blog var. Birçoğu Techcrunch gibi göz önünde olan bloglar değil, kendi nişlerinde uzmanlaşmış ticari bloglar.

Ticari bloglarımın hiçbirinde, sektörel bloglarımın ise neredeyse hiçbirinde yazarken adımı kullanmadım. Kişisel blog ile ticari blogu karıştırmamak gerektiğini düşündüm, hala da düşünüyorum. Türkçe blog yazarlarının birçoğunun para kazanamama sebebini blog kavramını kişisel blogdan ibaret algılıyor olmaları. Henüz Türkiye’de blogger ve blogging kavramları yeni, bu nedenle zamanla taşların yerine daha iyi oturacağını düşünüyorum. Blog konusuna ticari yaklaşımda Türkçe kaynak sağlayan Mert Erkal’ın Profesyonel Blogcu adlı blogunu bu konuya ilgi duyanlara tavsiye ediyorum. Ben de Blog Yazarak Para Kazanmak diye bir yazı yazmıştım ve bloglardan para kazanma yazılarımın devamını getiriyor olacağım.

Bloglardan çok para kazandım dedim. Bunu kimse ukalalık olarak algılamasın, genç blogger arkadaşları teşvik edecek yaşanmış bir örnek olarak algılansın diye belirtiyorum özellikle. Yoksa ben blog yazarken endirek yollardan paradan çok daha değerli şeyler kazandım.

Bloglarım sayesinde farklı sektörlerde çok ciddi networklerim oldu. Gittiğim konferanslarda blogumun adını söylemem bir anda karşımda yeni tanıştığım kişi için prestij sahibi olduğumu gösterdi. Sayısını bile hatırlamadığım danışmanlık teklifini sektörel bloglarım sayesinde aldım, birçok güzel projeler bunlardan çıktı. Birçok joint venture proje bu bloglarda beni okuyan okuyucularım tarafından teklif edildi ve gerçekleştirdik. Şu anda bile kirtok.com’u yazmaya başladığımdan itibaren, sektörden çok değerli Türklerle tanıştım. Bloglarımın bana getirdiği bütün endirek faydaları anlatmaya kalksam bir kitap olur eminim.

Türk Blogger Camiası

Türk blogger camiası henüz çok yeni. Arada nispeten eski blogger’lar var elbette ama bence emekleme çağında bir camia. Belki herşeyden önce biraz daha pozitif olup, gülümseyerek güne başlamaya ihtiyacımız var, belki de biraz daha hoşgörüye.

Bir avuç blogger var şu camiada ve birbirimizi acımasızca eleştirmeye lüksümüz yok. Evet efendim, yok. Bu benim kişisel blogum istediğimi yaparım kardeşim diyebilirsiniz, ama uzun vadede bu camianın dışardan bakılınca (özellikle iş hayatından) pozitif mi negatif mi bir imajı olacağı hepimizin elinde ve bu fırsatı hep beraber yakalayabiliriz.

Gelin hep beraber bu camiaya sahip çıkalım, birbirimizi yüceltelim, yüceltmesek de eleştirmeden önce bir kez daha düşünelim.

Vakit sorunumdan dolayı çok fazla Türkçe blog takip edemiyorum, ancak hergün yeni ve çok kaliteli bloglarla karşılaşıyorum. Tecrübe ve yaş olarak bizlerden üstün, sektörlerinde üstad lakabı almış değerli bloggerlardan tutun da henüz üniversite öğrencisi iken bir tutku ile blog yazmaya başlamış pırıl pırıl insanlar, dolu dolu bloglar.

Bloggerların para kazanması kadar doğal birşey yok. Lütfen bunu direk kalemini satmak olarak algılamayalım. Bizler gazeteci değiliz. Her konuda olduğu gibi tabi ki herkesin kişisel etik sınırları olmalı ancak bir Türk blogger para kazandığı zaman hep beraber mutlu olalım ve destek olalım. Bu ancak uzun vadede bütün Türk Blog camiasının işine yarar.

Birçok alanda taraf olmaya mecbur bırakıldığımız güzel ülkemizde gelin bu çok yeni doğan blog sektöründe taraf olmayalım, illa ki taraf olacaksak birbirimizin tarafını tutalım ve bloggerlar olarak birbirimizi destekleyelim. Tekrar belirtiyorum, destek olmasak bile köstek olmayalım.

“Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger” Kampanyası

Sektör gelişip, taşlar yerine oturduğu zaman Ahmet demişti diyeceksiniz. Nasıl Türkiye’de babalar anneler kız istemeye gittiğinde “Gururla Söylüyozur, Oğlumuz Doktor, Avukat, Mühendis… vs” tarzı cümleler kurarak konuya girerler, birgün kız istemelerde “Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger” ile başlayan cümleler duyalım diyorum. İşin esprisi bir yana (lütfen bayan bloggerlar alınmasın, bir espri idi) bu sektörü beraber büyütüp, hatta blogger kelimesini bir meslek haline getirebilmek ve o pozitif imajı yaratmak şu anda sadece ve sadece biz Türk Blogger’larının elinde.

Gençlerin geleceği hepimizin elinde. Birkaç sene sonra şimdi lise/üniversite öğrencisi genç blogger arkadaşlarımız aileleri ile kız istemeye gittiklerinde; “Blogger’a Kız Yok” cevabını mı alsınlar yoksa babaları sohbete başlarken “Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger” mı desin?

Ya da bayan blogger’ların aileleri “Gururla söylüyoruz, Kızımız Blogger” mı desinler? Yoksa kızlarının blogger olduğunu gizlesinler mi?

Yeni nesil bloggerların bütün geleceği BİZLERİN elinde.

(new york, nisan 8, sabah saat 5, bu kadar yazdım, kırmayın beni, kırmayın birbirinizi)

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumları Gör(28)
  1. Su an soylediklerin cok uzak seyler bize Ahmet hocam. Soyledigin anlamda bir seviyeye gelebilmemiz icin illa ki kotu bir seyler yasanmasi gerekecek, bloggerlarin genel itibarini zedeleyen.

    Kisisel veya dergi(magazine) kivaminda yazilmayan bloglar bence de kimliksiz yazilmalidir, uzun vadede ciddi gelir planlari varsa.

  2. Üstadım;
    Çok güzel ve ders almamız gereken bir yazı. Uzun zamandır yazdıklarını ve paylaştıklarını keyifle okuyor, paylaşıyorum. Dikkat çekmeye çalıştığın konuları görüp, daha sevecen ve daha paylaşımcı olabilecek pek çok kişiye rehberlik etmeni dilerim. Teşekkürler, yazdığın ve paylaştığın için.
    Sevgi ile kal…

  3. Bir de genel olarak nis marketler hedeflenmis ise yine isimsiz is yapilmali diye dusunuyorum, siz ne dersiniz bu konuda? Affiliate marketing nisleri mesela. Zaten bana gore basarili bir web girisimcisinin ismiyle is yaptigi ana calismasi disinda 4/5 farkli market uzerinden daha geliri olmali webde, isimsiz olani makul bence bunun da..

  4. @Oğuz: ilk yorumunda illa kötü birşeyler yaşanmalıya katılmıyorum. Bu hepimizin elinde diyorum ısrarla. Niş marketlere gelince evet kesinlikle isimsiz yapılmalı. Bunun birçok nedeni var. Gerek affiliate gerekse başka yöntemlerle monetize edilen bir blog olsun farketmez, konu niş ise ve ticari bir blog ise benim tavsiyem isimsiz olması. Tabi ki ismini ve reputasyonunu kullanarak da birçok karlı blog kurulabilir.

  5. @Müge Hocam, ben size teşekkür ediyorum. Sizler gibi değerli büyüklerimizin blogger olmaları bile henüz baştan çıtayı yukarıda tutuyor ve gençlere büyük sorumluluklar yüklüyor.

  6. Son günlerde gördüğüm en sağduyulu yazılardan biri bu Ahmet bey. Elinize sağlık, tüm yazdıklarınızın altına imzamı atarım. Ben ümitliyim açıkçası, birbirimizi yemezsek güzel şeyler olacak.

    Türkiye’den selam ve sevgiler,
    Mert Erkal

  7. Müge Hanım’a katılıyorum yazılarında bir kalite ve bilgi yoğunluğu mevcut. Bunun için öncelikle teşekkürler. Bunun yanında ülkemizde blog ve web işinin bir sıçrama yapmasını heyecanla beklemekteyiz. Son olarak miss 2009 a da bir blogger çağırıldığını duymak çok sevindirdi. İyi çalışmalar

  8. Paylaşımınız için teşekkürler. Bu sıcak tartışmalara nedenin belirttiğiniz gibi kısıtlı sayıdaki kitle içinde “ben oldum” tavırlarının ve yazarak anlaşamamanın neden olduğunu düşünüyorum. İşi yazmak olan bir blogger arkadaşın bundan sıkılmaması gerek. Bu tartışmalar bazı taşların yerine oturması için gerekli olarak görüyorum. Zira bazen ben bile benden başkası yok diyerek havaya girebiliyorum. Birilerinin bana bende varım demesi çok heyecan verici. Ben bunu heyecan verici olarak algılıyorum, keşke herkes o şekilde algılasa. Ne olursa olsun gelecek nesillere güzel bir altyapı bırakacağımızı düşünüyorum….

  9. Merhaba Ahmet Abi,

    Uzun yıllardır taa uzaklardan bizleri takip ediyor, yol gösteriyorsun. Çok teşekkür ediyorum kendi adıma o açıdan. Kısa süreli sohbetlerimizde senden çok şey öğrendim, öğrenmeye de devam edeceğim. Blogger konusuna geleyim. Senin de bahsettiğin gibi, blogger’lığın gerçek anlamda bir meslek olabilmesi için, tüm sektörün büyük özveri göstermesi gerekiyor. Ama sadece özveriyle, birbirine destek olmayla olabilecek şeyler değil bunlar. Kısaca değinmişsin ama, ben daha detaylı değinmek gerektiği kanısındayım bloglardan para kazanma olayına. Bir “şey”in meslek olabilmesi için, en başta, hatta en temel olarak “para kazandırması” gerekiyor. Reklam almaktan başka gelir modeli olmayan bir kavramdan bahsediyoruz. Amerika’da, Avrupa’da “kişilerin görüşleri” önemlidir başkaları için. Bloglar da kişisel görüşler üzerine temellendiğinden, daha dikkate değerdir. Fakat Türkiye’de görüşler çok önemli değildir. Herkes kendi bildiğini okur. Bu yüzden de blogger’lar, şu an için Türkiye’de çok da önemli değillerdir birkaç istisna dışında. Özellikle son 2 yılda her ne kadar ciddi bir ivme kazansa da blog konusu, yine de istenilen düzeyde değil tarafımca. Sıkça karşımıza çıkıyor artık klasik medyada bloglardan izler. Gazetelerde, televizyonlarda ilgili programlar yapılmaya başlandı. Bunlar her ne kadar “çağın ötesinde” yaklaşımlar olsa da, sektör için olumlu buluyorum bunları. Her şeyden önce, dediğim gibi, blogger’lığın gönüllü/kişisel tatmin için yapılan bir iş mi, yoksa para kazanmak için yapılan bir meslek mi olması gerektiğine karar vermek lazım. Bence aslında konuyu “bloggerlık” olarak genel bir kavramla değerlendirmemek de gerekiyor. Zira kişisel günlük şeklinde tutulan bir blogun para kazanması imkansıza yakın olmakla birlikte, o blogu tutan da “blogger” olmuyor benim gözümde. Olmaması gerekir. Evinde defterine günlük tutmayıp, internette bir sayfa oluşturarak günlük tutmanın adı “bloggerlık” olmamalı. Bloggerlığı bir meslek olarak görmek istiyorsak, profesyonel anlamda, herhangi bir konuda “bilgi veren”, yani okuyucularına “değer katan” blogların yazarlarını blogger olarak nitelemeliyiz. Ayrıca blogların “basılı medyanın internetteki alternatifleri” olarak görülmesi de son derece yanlış. Haber siteleriyle, “çok yazarlı bilgi/haber verici blogların” ayrımını iyi yapabilmemiz lazım. Bir nevi haber sitesine dönüşmüş bloglar, artık blog olmaktan çıkıyor. Çok ciddi bir ayrımın yapılması ve sınırlarının keskin çizgilerle belirlenmesi lazım diye düşünüyorum. Şu haliyle o kadar esnek bir “blog” kavramıyla karşı karşıyayız ki, blogların ne olduğunu hiç bilmeyen birine blogları anlatmaya çalışırken, bu belirsizliği rahatlıkla farkedebiliyoruz.

  10. Geri bildirim: On Bağlantı #44 » Beyn
  11. Bloggerlar ileriki dönemlerde satış ve pazarlamada doğrudan veya dolaylı daha aktif olacaktır. Firmalar da bunun değerini yavaş yavaş anlamaya başladılar.

  12. Bence bir kitap, makale, deneme yada blog vb yazılar yazmak hiç kolya iş degil şhsen ben kendi adıma konuşursam yazabilcegimi hiç sanmıyorum. Çünkü okumak bana yazmaktan daha kolay geliyor. bazı insanlar ise tam tersini düşünüyor. yazmanın okumaktan kolay oldugunu düşünüyorlar.Kendi adıma konuşmama gerekirse pek fazla bloglarda dolaşmıyorum.çünkü bloglarda gerkli bilgi oldugu kadar gereksiz bilgi ve boş bilgide var. Ama seninkini gerekli sayabiliriz çünkü bir bevi ögüt veriyorsun yazında
    ellerine saglık.

  13. Ahmet bey,
    Gerçekten ilgi çekici ve akıcı bir hikaye yılların yazarı olduğunuz bu akıcı hikayeden belli.Malesef biz bu kadar yazamıyoruz.

    Tebrik ederim.
    Gökbey23

  14. Geri bildirim: Geleceğin Meslekleri |
  15. gerçekten blogculuk yapana, kız niye vermesinler ki. gerçekten derken; mert abi bu işi gayet iyi yapıyor. sadece ülkemizden değil tüm dünyadan takip edilen birisi. bunun gibi çok örnek verilebilir. acaba bana kız verecekler mi :)

  16. Profesyonel blogculuk şüphesiz büyük emek istiyor çünkü blogunuza çocuğunuz gibi bakmalısınız her zaman yeni bir şeyler üretmek ,kaliteli yazılar yazmak oldukça zor ama çokta keyifli birilerinin yazdıklarınızı okuyup sizleri takip etmesi kadar güzel bir şey yok.:)

  17. Bu yazıy çok keyif alarak okudum :D ellerinize saglık :D
    Bence blogger sizin gibi olmalı karşı tarafı keyiflendirmeli vede mutlu etmeli:D Ve macera doluydu bu yazı:D

  18. Bu blogu ”blogerdan nasıl para kazanılır” aratarak buldum. Çok güldüm. Hala bloggera kız-mız yok. Bir kız olarak söylüyorum:)

  19. “Geocities’te sadece ailemin okuyabileceği bir site yaptım. O hafta babama emailımda sitenin URL’sini verdim ve hergün bu siteyi kontrol etmesini söyledim. Ben günlük mektup yazar gibi yazdıklarımı bu siteye ekleyecektim. Babam benden daha önce bilgisayarla tanışmış birisi olarak olayı anında çaktı ve süper fikir oğlum, sen yaz, biz hergün okuruz diyerek beni yüreklendirdi.”

    çok güzel bir başlangıç hikayesi. sizi daha fazla takip etmek gerekecek. çok teşekkürler

  20. bilemiyorum bu alana girip başarılı olabilir miyim. aslında çok istiyorum ama hiç bir bilgim yok.şimdilik bir wordpress uygulaması varmış oradan bir blog açıp amatörce başlayayım diyorum ve ya daha farklı bir tavsiyeniz var mı?

  21. Ahmet hocam gerçekten çok faydalı ve bir o kadarda samimi yazılarınız. Sizinle yaklaşık 1 saat önce tanıştım :) ancak heyecanla bütün yazılarınızı okuyorum. Bilmiyorum neden ama altında bir ilham var sanki bu işin. Sayenizde yeniden özgüven kazandım blog konusunda. Emekleriniz ve özellikle samimiyetiniz için çok teşekkür ederim. Başarılar diliyorum.