elestiri

Eleştirilere Aldırmayın

Dün girişimci bir arkadaşımla konuşurken, artık sosyal medyada vakit harcamayacağını, hatta kişisel blogunu dahi yazmayacağını belirtti.

Nedenini sorduğumda, “Her yazdığıma, her katılımıma yapılan negatif yorumlardan bıktım artık” dedi.

Meyve Veren Ağaç Taşlanır

Bu hayatın kuralı. Ne iş yaparsanız yapın, başarılı, fark yaratan, ses getirecek her işiniz, her yazınız, her yorumunuzda hata bulmaya çalışan, negatif yaklaşan insanlar çıkacak.

Aslında yaptıklarınızın beğenilmesi kadar eleştirilmesi de doğru yolda olduğunuzu gösterir.

Yaptığınız işleri, eğer kayıtsız şartsız, herkes alkışlıyorsa, burada bir sorun var. Durup düşünmeniz gereken, ciddi bir sorun var demektir.

Eleştirilere Aldırmayın

Alışılagelmiş düzene ters gelen, farklı işler yaptıkça eleştirenlerin sayısı doğal olarak artacak.

Burada vermeniz gereken önemli bir karar var. Ya bu eleştirileri kafanıza takarak hem enerjinizi, hem üretme şevkinizi kaybedeceksiniz, ya da kulaklarınızı tamamen kapatıp üretmeye devam edeceksiniz.

Size birşeyler katan, yapıcı eleştiriler değil bahsettiğim. Troll dediğimiz, yaptıklarınıza sırf muhalefet olmak için yapılan anlamsız eleştiriler. Sosyal medyada sahte şöhret peşinde koşanlardan bahsediyorum.

Sahte Hayranlarınıza da Aldırmayın

İsminiz biraz öne çıktığında sahte hayranlarınızın da sayısı artar. Amaçsız bir şekilde sizi destekleyenler çıkar ortaya.

Her yaptığınızı alkışlayanlar, kayıtsız şartsız destek olanlar, suratınıza çok güzel proje dedikten sonra arkanızdan atıp tutanlar için ne yapmalı?

Kuru kalabalık olarak nitelendirdiğim bu gruptan da aslında size bir fayda gelmez. Sahte hayranlarınıza ayıracağınız zamanda yeni işler üretmek sizi ileri götürür.

Peki Kimi Dinlemeliyim?

Yadığınız yazıları, yaptığınız işleri paylaşan, gönüllü bir elçi gibi sizi ve yaptıklarınızı başkalarına duyurmak için çalışanlar gerçekten kulak vermeniz gereken takipçileriniz.

Bu grup, belki her yaptığınıza “Çok yaşa padişahım” yaklaşımı ile yaklaşmaz, ama yeri ve ortamı geldiğinde, bahsettiğiniz bir konuyu, paylaştığınız bir bilgiyi, yaptığınız bir işi sizden bahsederek anlatır. Hiç tanımadığınız insanları sizi takip etmeye teşvik eder.

Her yaptığınıza negatif yaklaşan, sürekli eleştiren insanlara ve her yaptığınızı, anlamını dahi bilmeden alkışlayan insanlara ayıracağınız o değerli vakti, hikayelerinizi paylaşan ve gerçek hayranınız olan, gönüllü elçilerinize ayırın.

İnternetteki anlamsız eleştiriler ve gereksiz gürültü, sizi daha başarılı, daha farklı ve daha yaratıcı işler yapmaktan ve bu yaptıklarınızı paylaşmaktan alıkoymasın.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumları Gör(6)
  1. Ahmet harika bir yazı olmuş yine eline sağlık. Tabi şu da var ki “sosyal medya” çok ciddi bir vakit de gerektiriyor. Eğer bu harcanan vaktin geri dönüşü, vaktin başka bir işte değerlendirilmesinden daha düşük ise o zaman “kötü bir yatırım” olabiliyor sosyal medyada faal olmak. En doğrusunu sanırım çoğunlukla “celebrity” diye eleştirilenler yapıyor: sadece bildiği, tanıdığı ve gerçekten kommensalist beslenebildiği kişileri takip ediyorlar. Aslında sosyal medyada zamanı, kontakları doğru değerlendirmek ve verimlilik konusunda bir yazı daha yazarsan, yol göstermiş te olursun :)

    1. Önder, teşekkürler. Sosyal medyada zamanın doğru kullanılması aslında çok önemli bir konu. İyi bir yazı fikri verdin :)

  2. Eline sağlık Ahmet abi, gerçekten de yine çok önemli bir noktayı yakalamışsın. Özellikle FriendFeed’de karşılaşıyorum ben bu durumla. Çok sallamamaya çalışıyorum elimden geldiğince ama bazen de olmayınca olmuyor. Bacadan girenler oluyor.

    Önder, senin de yorumun çok doğru abi. Katılıyorum sonuna kadar.

  3. Ahmet bey bloglardan nasıl ufak ufak para kazanırız bununla ilgili bir yöntem gösterebilirsiniz.Uraşıyorum hala tek kuruş kazanamadım :) Gelde eleştiriye aldırma :)

  4. Aklına ve eline sağlık Ahmet.
    Aynen yazdığın gibi, sırf olumsuz tavrını sürdürmek için eleştirenlere, anlamadığı konuyu okumak yerine friendfeed’deki üst satıra bakıp yorum yapanlara, tartışma adabını bilmeyenlere aldırmamak gerekiyor.
    Bir kısmının derdi, “adamı nasıl da bozdum” veya “tartışmayı ben kazandım” cümlesini söyleyebilmek.
    Olumsuz enerji yayanlardan uzak durmak, doğru ve yerinde eleştirileri dinlemek insanı ilerletir.

    Israrla anlamayanlar için geçenlerde yazdığım bir yazıdan (http://ugurozmen.com/blog/pazarlama/interaktivite-pazarlama/hazim-sorunu-2) ..
    “Ömer Seyfettin’in Nâdân adlı hikayesinin son cümlesini tekrarlayayım.

    Nâdân ile sohbet güçtür bilene
    Çünkü nâdân ne gelirse söyler diline”