BLOG - Eticaret

eticaretmag-screenshot

E-ticaret Sektöründe Yeni Bir Proje EticaretMag.com

1997 yılından beri internet sektörünün içindeyim. Bu sürenin önemli bir kısmı e-ticaret odaklı çalışmalarla geçti.

Bu işlere ilk merak saldığımda bırakın Türkçe kaynağı, İngilizce kaynak bile yok denecek kadar azdı, çok sıkıntısını çektim zamanında.

Hep aklımda olan bir proje vardı uzun zamandır. E-ticaret sektörüne yönelik, sadece kaliteye odaklı bir içerik sitesi.

Geçtiğimiz Mart ayında Türkiye ziyaretimde bu fikrimi sektörde değerli birkaç dostuma açtım ve herkes böyle bir projeye ne kadar çok ihtiyaç olduğundan bahsetti.

Yaklaşık bir aylık yoğun bir ön çalışma ve birkaç günlük test yayından sonra dün yayına girdi yeni projemiz Eticaret Mag.

EticaretMag.com’da Neler Olacak?

İlk etapta tek odaklandığımız nokta kaliteli ve doğru içerik olacak. İçeriği iki ana kategoriye ayırdık.

  1. Haberler: Türkiye’den ve dünyadan e-ticaret sektörü ile ilgili her türlü haber olacak. Yatırım haberlerinden satın almalara, genel sektör haberlerinden röportajlara kadar genel bir yelpazede e-ticaret haberleri olacak.
  2. Çok Değerli Yazarların Yazıları: Türkiye’de e-ticaret ve bilişim sektöründen çok değerli isimler EticaretMag’de yazacaklar. Makalelerden sektörel analizlere, röportajlardan araştırma yazılarına kadar birçok kategoride dolu dolu yazılar okuyucuları bekliyor olacak.

Gerek EticaretMag.com’da yorumlarınız, gerekse sosyal medyada paylaşımlarınız ile bu sektörün gelişmesinde çaba gösteren bütün ekibimize destek olabilirsiniz.

EticaretMag.com ile ilgili her türlü görüş, öneri, eleştiri ve paylaşımlarınızı iletişim sayfamızdan bize iletebilirsiniz.

Sosyal Medyada EticaretMag.com

Yeni projenin heyecanı ile burayı unuttuğumu sanmayın. Yazılarım ve ahkam kesişlerim aynı hızı ile devam edecek :)

Kalın sağlıcakla…

webrazzi_gundem

Webrazzi E-Ticaret Gündem Notlarım

Çok değerli hocalarım Uğur Özmen & Şule Özmen 15 Martta, bir gün sonra yapılacak Webrazzi Gündem: E-Ticaret‘e davet ettiler.

Türkiye’ye geliş sebebim her ne kadar tatil de olsa, geldiğimde neredeyse vaktimin tamamını internet sektöründeki organizasyonlara, davet edildiğim konferanslara ve birebir görüşmelere ayırıyorum. Biraz yorucu da olsa bunu seve seve yapıyorum. Şans eseri İstanbul’da olduğum süreye denk gelen Webrazzi Gündem: E-Ticaret toplantısına katılmasam olmazdı doğal olarak.

16 Mart sabahı erkenden Taksim’e gittim. Taksim ve çevresi sabah erken bir başka güzel oluyor. Organizasyondan önce yol üstünde bir kafede oturup çay içtim ve çevreyi izledim. Daha sonra organizasyonun yapıldığı Elite World Hotel’e geçtim.

Öncelikle bütün Webrazzi ekibi ve Arda Kutsal‘a hem böyle başarılı bir organizasyon için hem de davetleri için teşekkür ediyorum.

E-ticaret Gündem toplantısının ayrıntılarından ziyade, aklımda kalan birkaç önemli noktadan bahsetmek istiyorum. Bu arada ayrıntıları ve paylaşılan rakamları merak edenler için bir yazı tavsiyesi. Ayrıca Fırat Demirel, organizasyon sırasında canlı olarak Webrazzi’de yazdı konuşulanları.

Hepsiburada.com Genel Müdürü Aytuğ İğneli’ye yöneltilen iki soruya verdiği cevap gerçekten ilgimi çekti.

Birinci soru Hepsiburada’nın internet reklamlarına ayırdığı bütçe ile ilgili idi. Sayın Aytuğ İğneli, internet reklamlarından ziyade mass medya’ya önem verdiklerini vurguladı ve yeni çıkan reklam kampanyalarını hatırlattı (izlemedim, ancak sanırım TV reklamı idi bahsettiği). Mass medya ile (TV & yazılı basın reklamlarını kastettiğini düşünüyorum) zaten neredeyse Türkiye’nin hepsine ulaştıklarını da belirtti Aytuğ Hanım.

Türkiye’de internet reklam sektörünün neden gelişmediği, hakedilen rakamların telafuz edilmediği ve sektörde bu konuda dert yanan birçok arkadaşım geldi aklıma bir an. Bir de ölçümlenebilir reklam ve pazarlama konularının önemini tekrar hatırladım.

İkinci soruyu soran katılımcı ise ABD affiliate pazarlama sektöründen örnekler verdikten sonra, Amazon.com’un halen gelirinin dörtte birinin affiliate’ler tarafından yaratıldığından bahsetti ve Gittigidiyor & Hepsiburada’nın affiliate marketing konusunda neler yaptıklarını sordu.

Gittigidiyor Genel Müdürü Cenk Angın ayrıntılı rakamlar verdikten sonra affiliate pazarlamaya önem verdiklerinden bahsetti. Daha sonra Arda Kutsal’ın Hepsiburada.com Genel Müdürü Aytuğ İğneli’ye “eklemek istediğiniz birşey var mı?” sorusuna Aytuğ hanım “hayır” diyerek cevap verdi.

Bu notlarımı sizlerle paylaşırken amacım ne bir şirketi ne de yöneticisini direk olarak eleştirmek. Hepsiburada.com Türkiye’nin en büyük e-ticaret sitesi olarak göz önünde bir şirket. Sektörde herkesin internetten alışveriş ve reklamın nasıl büyüyeceğini konuştuğu, sürekli bir arada bu pastayı büyütmeliyiz dediği bir dönemde sektörün en büyüğü olan Hepsiburada’nın internet reklam ve affiliate pazarlama konularında yaklaşımları hem haber değeri taşır, hem de tartışılmalıdır diye düşünüyorum.

GittiGidiyor Genel Müdürü Cenk Angın’ın ve Mynet, Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli’nin konuşmalarını ve sorulara yaklaşımlarını çok beğendim.

Emre Kurttepeli önümüzdeki yıllarda Türkiye’de niş e-ticaret sitelerinin konuşulacağını ve kendisinin de bu projelere yatırım yapacağını vurguladı.

Grup Alışveriş sektörünün tartışıldığı son bölümün çok önemli bir kısmı Şehirfırsatı Direktörü Anıl Süren ile Markapon Genel Müdürü Murat Demirhan’ın böyle profesyonel bir organizasyona yakıştıramadığım karşılıklı tartışması ve atışması ile geçti. Bu tabi ki benim şahsi görüşüm, ancak organizasyondan sonra konuştuğum neredeyse herkes aynı fikirdeydi. Hatta sektörden değerli bir arkadaşım, son bölümdeki tartışmayı ilkokul müsamerelerinde başrolü kapmaya çalışan iki çocuğun kavgası şeklinde değerlendirdi.

Son olarak, organizasyonun sonunda, internet sektöründe önde gelen firmalardan birinin yöneticisi ile ayak üstü tanışıp (sadece “merhabalar ben Ahmet Kırtok” diyerek), sırf konuşacak konu olsun diye, nezaketten kartını istedim. Cevap “Herkese kart veremiyorum” şeklinde bana kapak oldu :) O anda büyük Türk düşünürü Hülya Avşar’ın bir lafı geldi aklıma, ama şimdi paylaşıp tadınızı kaçırmak istemiyorum. “Eyvallah” dedim, gülümsedim ve uzaklaştım ortamdan.

İstanbul’un havasından mıdır, suyundan mıdır her gelişimde bir stres, bir negatiflik sarıyor üstümü. Yukarda bahsettiğim konularda özellikle şirket ve yönetici isimlerini vermemin nedeni, Türkiye’de iken çeşitli ortamlarda bu isimler konuşuldu ve ben de fikirlerimi belirttim. Prensip olarak bir insanın arkasından, yüzüne söyleyemeyeceğim hiçbirşey konuşmam. Bahsettiğim kişileri şahsen tanımıyorum. Eleştiri ve yorumlarımı sektörün büyüyerek, birarada ilerlemesi için şahsi gözlemlerim ve birer yapıcı eleştiri olarak almalarını rica ediyorum.

Webrazzi Gündem’in en güzel yanı, uzun süredir görmediğim birçok arkadaşımı görmem ve çok değerli birçok yeni isimle tanışmam oldu.

Sektördeki herkesin hemfikir olduğu konu ise Türkiye’de e-ticaretin hızlı büyümesini devam ettireceği idi. Önümüzdeki seneler için yılda ortalama %50 civarı büyüme rakamları konuşuldu ve bu tahminlerin e-ticaretin geleceği için çok sevindirici olduğunu tekrar belirtmek isterim.

Webrazzi Gündem E-ticaret’ten çıkardığım sonuç: Türkiye’de e-ticaret çok hızlı büyüyor, hem yeni yatırımlar hem yeni girişimler e-ticaret sektörünü önümüzdeki yıllarda çok canlandıracak. Sektördeki büyük firmalar herşeyi doğru yapmıyor, bu da küçüklere hem rekabet şansı hem de büyük avantaj sağlayan bir durum. Rakamlar ABD ile kıyaslanınca henüz çok düşük, ancak potansiyel çok büyük.

Mart 2011 Türkiye seyahatim hakkında ilk yazım bu. Katıldığım diğer organizasyonlar ve Türk internet sektörüne genel bakışım ile ilgili yazılarım Türkiye’de geçirdiğim 3 haftanın özeti şeklinde devam edecek.

musteri

Dükkandaki Müşteriyi Unutmak

Geçenlerde Türkiye’nin önde gelen internet şirketlerinden birinin adı geçen bir haber okudum internette. Belli ki bu haber, aracı bir PR şirketi ya da firmanın bağlantıları sonucu yapılmıştı.

Sonuçta ciddi bir para ya da en azından vakit harcanmıştı bu haberin yapılması için.

Sosyal medyada neler yaptıklarını merak ettim ve markanın adını Twitter’da arattım.

Siparişleri eline ulaşmayan ya da memnuniyetsizliklerini dile getiren birçok haykırış ile karşılaştım.

Müşterilerin birçoğu bas bas bağırıyordu, birçoğunun haykırışları cevapsız, bazıları ise otomatik cevaplarla “bize mesaj atın” şeklinde geçiştiriliyordu.

Danışmanlık projelerimizde sık karşılaştığım sorunlardan birisi bu. Şirketler hali hazırdaki kazandıkları müşteriyi çantada keklik sanıyor ve pazarlama, reklam, PR ile yeni müşteri kazanmak için uğraşıp duruyorlar. Ama unuttukları hali hazırdaki müşterileri.

Dükkanına girmiş müşteri ile ilgilenmektense dükkanın önünden geçenleri kolundan tutup içeri almaya çalışan, içerdeki müşterinin soru ve sorunlarını umursamayan ve uzun yıllar aynı yerde iş yapan bir esnaf var mı bildiğiniz?

Benim yok…

İş hayatının ana ve çok basit kurallarını internette iş yapıyoruz diye baştan yazmaya gerek yok, bu işi kavramak için pazarlama, PR ya da CRM uzmanı olmaya da gerek yok.

Yeni müşteri edinmek için yaptığınız bütün planları bir kenara bırakıp şu soruyu kendinize sorun lütfen: “Hali hazırdaki müşterilerimi devamlı ve sadık müşteriler yapmak için elimden gelen herşeyi yaptım mı?” Sorunun cevabı evet ise, yeni müşteriler aramaya devam. Ancak ufak bir tereddüt dahi duyduysanız yeni müşteri edinme planlarınızı biraz olsun erteleyebilirsiniz.

Bugün şirketinize yapacağınız en büyük yatırım, sizi bugüne getiren müşterilerinizin bütün soru ve sorunlarını cevaplamak olabilir.

eticaret-yilbasi

ABD’de 2010 Yılbaşı Sezonu E-ticaret Rekorları

ABD’de 2010 e-ticaret yılbaşı rakamları açıklanmaya başladı.

19 Aralık ve 22 Aralık‘ta ComScore ve 23 Aralık‘ta MasterCard’ın açıkladığı raporlarla, 2010 yılbaşı sezonunda ABD’de e-ticarette birçok rekor kırıldığı belirlendi.

MasterCard ve ComScore’un açıkladıkları E-ticaret rakamları her iki şirketin de tahminleri. MasterCard’ın rakamları ComScore’un tahminlerine göre çok ufak bir farkla daha yüksek.

MasterCard Advisors, MasterCard kredi kartı kullanımından edindiği gerçek verilerle, diğer kaynaklardan edindiği anket verilerini kullanarak e-ticaret tahminlerini açıklıyor.

ComScore ise, internetten alışveriş yapan 2 milyon civarı kullanıcının izni ile bu kullanıcıların alışverişlerini takip ederek oluşan rakamlardan bir tahmin yapıyor.

2010 Yılbaşı Sezonu ABD E-ticaret Pazarında Önemli Rakamlar

    • 2010 Yılbaşı Sezonu E-ticaret Satışları %15.5 Artış Gösterdi

MasterCard Advisors tahminlerine göre, 2010 yılı Ekim 31 ve Aralık 23 tarihleri arasında 36.4 milyar dolarlık perakende e-ticaret hacmine ulaşıldı. Bu yılki yılbaşı sezonu (holiday season) rakamları, 2009’un aynı tarihleri arasında oluşan 31.5 milyar dolarlık rakama kıyasla %15.5 artış gösterdi.

    • Yılbaşı Sezonu Boyunca 6 Farklı Günde E-ticaret Satışları 1 milyar dolar Seviyesine Ulaştı

En çok satış olan 3 gün, Kasım 30 Salı, Aralık 1 Çarşamba, ve Aralık 15 Çarşamba oldu. Bu üç günün de dahil olduğu 6 farklı günde e-ticaret satışları günlük 1 milyar doları geçti. Şükran günü takip eden Pazartesi günü (Cyber Monday), e-ticaret satışları milyar dolar seviyesin çok yaklaşarak 999.3 milyon dolara ulaştı.

    • Giyim Kuşam (Apparel) Kategorisi En Çok Büyüyen E-ticaret Kategorisi Oldu

Giyim Kuşam (Apparel) kategorisi satışları 2009 aynı dönemine göre %25.7 artış göstererek, bütün e-ticaret satış hacminin %19’unu oluşturdu.

    • Takı & Mücevher Kategorisi En Az Büyüyen E-ticaret Kategorisi Oldu

En az büyüyen e-ticaret kategorisi, 2009’un aynı dönemine göre satışları %4.5 artan takı & mücevher kategorisi oldu.

    • Mağaza Zincirleri (Department Stores) Online Satışlarını %11 Arttırdı

Mağaza zincirleri, 2009 yılbaşına kıyasla e-ticaret satışlarını %11 arttırdılar. Birçok mağaza zinciri 2010 yılbaşı sürecinde, e-ticaret satışlarını arttırmak için yaratıcı kampanyalar yaptılar ve bu kampanyaların meyveleri %11’lik bir artışla toplanmış oldu.

2010 Yılbaşı sezonu e-ticaret satışları için henüz tahmini rakamlar açıklanmaya başlansa da, kırılan rekorlar ve hızlı yükseliş sektöre büyük moral verdi.

2011 başında, açıklanacak ABD 2010 e-ticaret resmi rakamları ile birlikte daha ayrıntılı bir analiz yazısı yazıyor olacağım.

fedex

E-ticarette Türkiye’nin Büyük Avantajı: Kargo Gönderimi

İnsanoğlu elinde olanın değerini bilmez derler.

Türkiye için e-ticarette çok büyük avantaj olan bir konuya, kargo ve nakliye konusuna değineceğim bu yazıda.

ABD’de bu işin içinde birisi olarak, genel anlamda ABD ile kıyaslama yapacağım.

Bu büyük avantaj, sadece Türkiye için değil, özellikle Avrupa ülkelerinin içinde bulunduğu birçok ülke için geçerli aynı zamanda.

İlk olarak ABD ile Türkiye’nin kargo gönderimi olarak karşılaştırması ile başlayalım.

ABD ile Türkiye Arası Kargo Gönderimi Kıyaslaması

Türkiye’nin yüzölçümü, ABD’nin eyaletlerinden sadece biri olan Teksas’ın yüzölçümünden daha küçük.

ABD’de standart bir kargo ülkenin bir ucundan diğer ucuna 3 ila 6 iş günü arasında ulaşırken, Türkiye’de 2 ila 3 gün sürüyor.

İstanbul’dan gönderilen bir paket, dört büyük şehir olan İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’ya, standart gönderimle 24 saat içinde teslim ediliyor.

Bu çok önemli bir nokta. Bir e-ticaret şirketinin müşterilerinin yüzde olarak çok önemli bir bölümü bu dört büyük şehirde yaşıyor. Hiçbir ekspres gönderim ücreti ödemeden, müşterilerinizin önemli bir çoğunluğuna 24 saat gibi kısa bir sürede ürünlerinizi teslim etme şansınız var Türkiye’de. ABD’de sadece hayal edilebilecek bir durum bu.

Türkiye’nin Coğrafi Konum Olarak Avantajları

Türkiye’de başarılı olmuş bir e-ticaret projesi, dört bir yanına doğru uluslararası bir açılım yapabilir. Coğrafi konumundan dolayı, yurt dışına yapılacak nakliyeler altından kalkılabilir durumda.

ABD’de yaşanan en büyük sorun, özellikle okyanus aşırı gönderimlerdeki çok yüksek nakliye maliyetleri.

Kargo Gönderiminde Maliyet & Zaman Avanjtaları Nasıl Kullanılabilir

ABD’de e-ticarette, başarı hikayelerinden birisi olan Zappos‘un pazara giriş ve büyüme stratejisini çok iyi incelemekte fayda var. Zappos’un başarı hikayesindeki en büyük faktörlerden birisi gönderim/nakliye metodu idi.

Türkiye’de pazarda oturmuş firmalarla rekabet edilebilir mi sorusuna cevap olabilecek bir konu kargo gönderimindeki avantajlar.

Burada yapılması gereken, hali hazırdaki firmaların yapmadıkları metodları yakalamak, göremedikleri avantajları müşterilere sunup nasıl fark yaratabilirim sorusuna cevap aramak.

Türkiye’nin coğrafi konumu ve yüzölçümü, birçok sektörde olduğu gibi, e-ticaret sektöründe de fırsatlar sunuyor.

Önümüzdeki yıllarda, bu fırsatları görüp, denenmemişi deneyen, daha hızlı, daha kaliteli hizmeti sunan e-ticaret firmaları büyümeye devam ederken, birçok yeni isim de piyasada yer edinecek.

group-buying

Grup Alışverişin Geleceği

Grup alışveriş sektörü ile ilgili üçüncü ve son yazımda iş modelini masaya yatırıp, dünyada ve ülkemizde geleceği ile ilgili öngörülerimi paylaşacağım.

Eğer daha önceki yazıları okumadıysanız, aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Grup alışveriş sektörünün geleceği hakkında öngörülerde bulunmadan önce iş modelini çok iyi anlamak, avantajlarını ve dezavantajlarını sıralamak, daha sonra dünyada ve Türkiye’de grup alışveriş geleceğine yönelik yorum yapmak doğru olacağı için, konuyu 4 ana başlık altında topladım.

  1. Grup Alışveriş İş Modeli
  2. Grup Alışveriş Pazarının Geleceği
  3. Türkiye Pazarında Grup Alışveriş Modeli & Geleceği
  4. Grup Alışveriş İşine Girmeli Miyim?

1) Grup Alışveriş İş Modeli

 


Grup alışveriş, iş modeli olarak aslında yeni bir iş modeli değil, yani ortada bir icat yok. İnternetteki grup alışveriş iş modeli, hali hazırda günlük hayatımızda kullandığımız bir iş modelinin akıllıca ve inovatif bir fikirle internet sektörüne taşınmış hali.

Bugüne kadar özellikle Amerika’da çok büyük bir pazarı olan kupon sektörünün internete uyarlanmış birçok versiyonunu gördük, Groupon ile birlikte kupon ve grup gücünün bir araya getirilerek yaratılan grup alışveriş modeli, başarısının sırrını bence lokal pazarları hedef almaktan alıyor.

2010 başında, dünyanın en büyük affiliate marketing şirketi olan CJ‘in kurucularından Todd Crawford ile New York’ta bir konferansta tanışmamız ardından yaptığımız uzun sohbette küçük ve orta ölçekli, özellikle lokal şirketlerin reklam pastasını hedefleyen internet projelerinin yakın gelecekte ne kadar ses getireceği üzerine konuştuk.

Kendisi o süreçte özellikle offline advertising pastasından pay almayı hedefleyen, benzerlerinden farklı bir verticala fokus olmuş, performance marketing alanında çalışacak, yeni firması Impact Radius‘u hayata geçiriyordu.

Todd Crawford ile offline kupon pazarından Google TV Ads’e, Groupon modelinden Pay Per Call’a kadar birçok endüstri üzerine fikir alışverişi yaptık. Fikirlerine çok önem verdiğim, internetin duayenlerinden birisi olan Todd ile Groupon modeli de olmak üzere birçok lokal reklam pazarını hedefleyen firmaların iş modelleri üzerine hem fikir olmamız beni gerçekten heyecanlandırdı.

Grup Alışveriş İş Modeli Neden Çok Başarılı Oldu?

Grup Alışveriş temelinde kazan – kazan – kazan felsefesi olan bir iş modeli. Amaç müşteriye normal şartlarda edemeyeceği yüksek indirimde fırsatlar sunarken, lokal işyerini yüksek sayıda yeni müşterilerle tanıştırmak ve işlemi gerçekleştirirken şirket olarak aracı olup, kar etmek. Sonuçta amaç: Doğru uygulanan fırsatlarda alışverişin üç ayağının da mutlu ve karlı bir tecrübe yaşaması.

Aşağıdaki grafikte Kazan Kazan Kazan formülünün üç ayağı olan müşteri, lokal işyeri ve grup alışveriş sitesi ve iş akışı gösterilmekte.

Grup Alışveriş Kazan Kazan Kazan Formülü

Şimdi bir pazarlamacı gözü ile grup alışveriş iş modelinin neden bu kadar başarılı olduğuna müşteri (consumer), lokal iş sahibi (local business) ve websitesi sahibi (Groupon, vs) tarafından, üç farklı açı ile bakmaya çalışarak, en önemli avantajlarını sıralayalım.

Lokal Reklam Pazarının Hızla İnternete Kayması

BIA/Kelsey’nin bu sene içinde yayınladığı bir araştırmaya göre 2009 yılında ABD’de toplam $235.6 milyar dolarlık reklam pastasının %55’i, yani $130.2 milyar doları lokal reklamlara harcandı. Online ve interaktif medya ise bu rakamın $15.2 milyar dolarının kullanıldığı kanal oldu. 2009 yılında lokal reklamlar için internette harcanan $15.2 milyar doların, 2014 yılında $36.7 milyar dolara çıkması tahmin ediliyor.

Doğal olarak bu rakamlar ve lokal reklam pazarının internet ayağındaki hızlı büyüme beklentileri gerek girişimcileri gerekse yatırımcıları harekete geçiriyor. İş modeli olarak lokal reklam pastasından pay almayı hedefleyen Groupon ve grup satın alma sektöründeki diğer firmalar doğru zamanda doğru pazar seçmiş durumdalar.

Not: Türkiye pazarı için yaptığım araştırmada internetin lokal reklam pastasından aldığı pay üzerine kesin rakamlara ulaşabildiğim bir rapor bulamadım. Kaçırdığım bir rapor varsa yorumlarda haber verebilirsiniz, bu bölüme eklerim.

Fırsatlarda Limitli Zaman Uygulaması (Limited Time)

Pazarlamada daima başarılı olan bir uygulama limitli zaman uygulaması. Yıllardır denenmiş, ve fırsat sitelerine uyumu tartışılmaz. Karar vermek için en fazla 24 saat gibi limitli bir zamanı olan müşteri, kendini satın almada karar verme aşamasını hızlandırmak durumunda hisseder ve sunulan call to action’a gösterdiği rabet artar.

Yapılan birçok araştırmada da ispatlandığı gibi limitli zaman uygulaması, CTR (click through rate) ve conversion rate’i arttırır.

Karşı Konulamaz Bir Fırsat Sunması (Irresistable Offer)

Grup alışveriş modelinin bu denli başarılı olmasındaki en önemli etkenlerden birisi sunulan fırsatın gerek offline, gerekse online, herhangi başka bir kanalda bulunamaz ya da çok zor bulunur indirimler olması. Burada kazan kazan kazan modelinde, lokal işyeri sahibinin işine gelmeyecek gibi görünen bu yüksek indirim, aslında bir reklam maliyet olarak düşünülmeli ve pazarlanmalıdır.

Zaten bu fırsat sayesinde ürünlerini ya da mekanını birçok yeni müşteriye denetme/tanıtma fırsatı bulan işyerlerine düşen görev, doğru bir strateji ile yeni kazanılan bu müşterilerin uzun vadeli müşteri haline dönüştürülmesi için gerekli çalışmayı yapması ve altyapıyı hazırlamasıdır.

Nakit Akışı Avantajı (Cash Flow)

Nakit akışının önemini anlatmaya onlarca blog post dahi yetmez. Grup alışveriş modelinin en güzel yanlarından birisi ödeme modeli ve dolayısı ile nakit akışına katkısıdır.

Müşteri fırsatı beğendiği an kredi kartı ile ödemeyi yapar ve grup alışveriş sitesi topladığı nakitin işyerine verilecek kısmını anlaşılan tarihte öder. Bu durumda hem grup alışveriş sitesi hem de lokal işyerleri nakit akışı konusunda sorun yaşamaz.

Müşteri de çok iyi bir fırsatı kaçırmamak için yaptığı bu ödeme konusunda, internet alışverişlerinden de alışık olduğu için (önce öde, sonra ürün eline gelsin) rahatsızlık duymaz. Şu ana kadar da Groupon ve daha önceki benzer grup alışveriş modellerinde müşterinin önceden ödeme yapması hiçbir sorun yaratmamıştır.

Kullanılmayan Fırsatlar

Müşteri fırsatı satın aldıktan sonra, bu indirimi son kullanma tarihine kadar kullanabilir. Ancak kullansa da kullanmasa da son indirim tarihinde fırsat geçersiz olacağı için kullanılmayan fırsatlar direk olarak lokal işletmelerin karı olarak kalır.

Bu da geleneksel kupon iş modellerinde sıkça görülen ve işletmelerin çok sevdiği bir yöntemdir. ABD’de her sene milyarlarca dolarlık kupon kullanılmadan son kullanma tarihi geçmektedir.

Minimum Risk

Grup alışveriş modeli, risk anlamında iş modeli olarak minimum risk taşıyan bir iş modelidir.

Müşteri, alışveriş sitesi ve lokal işyerlerinin herbiri kendine göre riskler taşısa da birçok internet iş modeline göre riski düşük sayılabilir. Kredi kartına para iadesi isteme (charge back) konusu ödeme sistemleri kurulurken dikkatli planlanmalıdır.

Basit ve Kafa Karıştırmayan bir Model (Simplicity & No-Brainer)

İş modelinde amaç basit ve kafa karıştırmayan bir arayüz ile her yaştan, her backgrounddan müşteriye hitap etmek.

Bence Groupon’ın öncü olduğu arayüz ile amaca çok uygun klonlar çıkıyor ortaya. Groupon CEO’su Andrew Mason’a sitede birden çok fırsatı aynı anda görme özelliği gelecek mi diye sorulduğunda, zaten birçok böyle site olduğunu ve Groupon’ın tek fırsatla yola devam edeceğini belirtiyor. Customized deallarla ise daha targeted ulaşım deal sayısı arttıkça daha da oturacaktır.

Kulaktan Kulağa Pazarlama Gücü (WOMM)

Grup alışveriş bir iş modeli olarak WOMM’a çok uygun bir model. Şu ana kadarki gerek sosyal medyada, gerekse geleneksel ve yeni medyada görüldüğü gibi insanlar hoşlarına giden ve büyük indirimlerle yakaladıkları fırsatları genelde arkadaşlarıyla ve takipçileri ile paylaşmayı tercih ediyorlar.

Bunun yanı sıra affiliate marketing yöntemi ile de grup alışveriş siteleri WOMM’a başka bir açı kazandırarak potansiyel müşterilere ulaşıyorlar.

Grup alışverişin iş modeli olarak neden kazan kazan kazan olduğunu bazı önemli avantajları ile açıkladım. Yukarda belirttiğim önemli avantajlar dışında daha birçok pozitif yan sayılabilir.

Şimdi de grup alışveriş modeli ve sektörünün tehlikeli olabilecek, dezavantaj ya da eksi sayılabilecek yönlerine bir göz atalım.

Müşteri Sadakat Sorunu (Customer Loyalty)

Gerek Amerika’da gerekse Türkiye’de grup alışverişi konusu açıldığında müşteri sadakat konusunun çok tartışıldığını duydum.

Bence CRM konusuna hakim olmayan grup alışveriş klonları için cidden önemli bir konu.

Doğru planlanmış bir CRM ve marketing kampanyası ile müşteri sadakatinde yaşanabilecek dezavantajların avantaja çevrilebileceğini düşünmüyorum.

Pazara Giriş Kolaylığı (Ease of Entry)

Başarılı olan her iş modelinde olduğu gibi grup alışveriş sektöründe de dünya çapında mantar gibi türeyen Groupon klonları pazara girişi bu kadar kolay olan bir sektörde uzun soluklu bir iş kurulabilir mi sorusunu akla getiriyor.

Birçok insandan duyduğum “Fırsatlar iyi oldu mu gerisi hikaye” cümlesine “Güler misin, ağlar mısın” diyorum. Uzaktan davulun sesinin güzel geldiği iş hayatında plansız programsız, hedefsiz bütçesiz grup alışveriş sektörüne girenler pazarın sature olma aşamasını dahi göremeden beyaz bayrak çekmeye mahkum kalacaklar.

İnovatif yaklaşımla, fark yaratmaya yönelik atılacak adımlar pazara giriş kolaylığı engelini ortadan kaldıracaktır.

Müşteri Memnuniyet Sorunu (Customer Satisfaction)

Grup alışveriş pazarındaki önemli sorunlar dendiği zaman birçok kişi şu ana kadar ilk iki konuya (ease of entry ve customer loyalty) ağırlık veren yazılar ve yorumlar yaptı internette.

Aslında insanların gözden kaçırdığı çok önemli bir nokta müşteri memnuniyeti. Çünkü grup alışveriş sektörü iş modeli olarak geleneksel iş alanlarından bu konuda ayrılıyor. En önemli soru şu: Müşteri kimin müşterisi? Tamam, müşteri alışveriş sitesine ödeme yapıyor ve fırsatı satın alıyor, aslına bakılırsa fırsatı kullandığı andan itibaren hem grup alışveriş sitesinin, hem de lokal işletmenin müşterisi haline geliyor.

Grup alışveriş sitesi ile müşteri arasında yüz yüze hiçbir iletişim olmuyor. Eğer sitede teknik bir arıza ya da çok sorunlu bir checkout sistemi yoksa müşteri zaten satın almak istediği fırsatı satın alıyor ve memnun kalarak siteden ayrılıyor. Ancak müşteri memnuniyeti konusunun asıl önemi bundan sonra başlıyor. Lokal işletmeye fırsatı değerlendirmek için giden müşteri burada yaşadığı tecrübe üzerine memnun kalıyor ya da kalmıyor.

Amerika’da yapılan araştırmalarda bazı lokal işletmelerin, grup alışverişin önemini kavramadan, bu kuponlarla gelen müşterilere kaliteli hizmet vermedikleri ortaya çıkıyor. Bazı durumlarda ise bir anda beklenmedik sayıda müşterinin akınına uğrayan yerel işletmeler, alışık olmadıkları bu durumdan dolayı gerek eleman, gerekse supply eksikliğinden ötürü müşteriyi memnun edemiyorlar. Aldığı ürün ya da hizmetten memnun olmayan müşteri direk olarak grup alışveriş sitesini de sorumlu tutuyor.

Bu durumda aslında hiç suçu olmayan grup alışveriş siteleri müşteri memnuniyeti konusunda ciddi sorunlar yaşıyor.

Fırsatları kullanan son kullanıcıların müşteri memnuniyet sorunlarının aşılması için grup alışveriş sitelerinin işletmelere ilk olarak şartlarını çok net sözlü ve yazılı bildirmeleri, gerekli her türlü eğitimi vermeleri, daha çok para kazanmaya çalışmaktansa işletmelerin altından kalkabilecekleri sayıda fırsat sunmalarını özellikle belirtmeleri ve ya şirket içi ya da 3. parti bir firma ile anlaşarak denetleme işlemlerini gerçekleştirmeleri gerekiyor.

Grup alışveriş sitelerinin en çok başını ağrıtacak müşteri memnuniyeti sorunu son kullanıcı ile bitmiyor. Fırsatlardan faydalanan müşterileri memnun etmenin yanısıra, bu fırsatları sunan işletmelerin de grup alışveriş tecrübelerinden memnun ayrılmaları gerekiyor.

İşletmelerin en büyük şikayetleri arasında kupon kullanan müşterilerin ucuzcu olmalarını düşünmeleri (ABD’de kupon pazarı ciddi bir pazar ve bu genel bir sorun), grup müşterilerini gören diğer müşterilerin de indirim istemeleri (hatta size kar ettiriyoruz, grup alışveriş sitesine komisyon vermektense bize de indirim yapın tarzında), ve özellikle grup müşterilerinin yoğunluğundan işletmelerin loyal müşterilere yeterince ilgi ve kaliteli hizmet sunamamaları ve dolayısı ile hali hazırdaki loyal customerlarını kaybetme riskleri olması.

Lokal işletmelerin de başarılı bir tecrübe yaşaması ve memnun kalmaları için grup alışveriş sitelerindeki satış temsilcilerinin çok iyi bir eğitimden geçmesi. Sırf deal bağlama mantığı ile yaklaşmayarak, gerçekten böyle bir dealı kaldırabilecek kapasitesi olan işletmelerle çalışmaları. İşletme yetkililerini sorunsuz bir tecrübe yaşamaları için ellerinden geldikleri kadar bilgilendirmeleri ve destek hizmetleri sunmaları gerekiyor.

Grup alışveriş modelinde sorun, negatif yan ya da eksikler bunlarla sınırlı değil. Tabi ki hem müşteriler hem de işletmeler bu modele alışıp en az birkaç fırsat tecrübesi yaşadıktan sonra hem yeni sorunlar ortaya çıkacak hem de hali hazırdaki sorunlara çözüm üretimleri başlayacaktır.

ABD Portland’da Groupon’da bir fırsat sunduktan sonra yaşadığı kötü tecrübeleri bir blog yazısında paylaşan, ve Groupon CEO’su Andrew Mason’ın Groupon blogunda cevap verdiği ufak bir kafe sahibinin hikayesi illa ki grup alışveriş tecrübesinden memnun kalmayacak işletmelerin de olacağının bir örneği.

Ancak bu sorunların çözümünde temel ihtiyaç grup alışveriş sitelerinde eğitimli, gelişime ve yeniliklere açık bir ekip kurmak olacak. Bu da tabi ki zamanla fırsatların maliyetine yansıyacak bir konu.

Sektöründe Önemli Oyuncuların Grup Alışveriş Pazarına Girmeleri

Kendi sektöründe hali hazırda bütün şehirlerde pazarlama ve satış ağı bulunan, ulusal müşteri tabanı oturmuş ve bi startupa kıyasla çok fazla avantajları bulunan oyuncuların grup alışveriş sektörüne girmeye karar vermeleri aslında en tehlikeli konulardan birisi.

Şu anda grup alışveriş sektöründe ABD’de geçen sene Google’un $550M satın alma teklifini reddeden Yelp, Gilt‘in sahip olduğu Gilt City, Türkiye’de ise Doğan Grubu’nun Yakala.co, Mekanik.net’in Mekanik Fırsat gibi girişimleri oldu bile.

Ulusal ya da global boyutta çok büyük oyuncuların böyle hızlı büyüyen bir pazardan pay almak istemeleri hali hazırdaki grup alışveriş sitelerini ciddi tehlikeye sokabilir. Örneğin Google’un grup deals tarzı bir servisi ABD’de ya da dünya çapında hayata geçirmesi sonuçlarını öngörmesi zor bir girişim ve grup alışveriş siteleri için büyük bir risk olur.

2) Grup Alışveriş Pazarının Geleceği

 

Grup alışveriş sektörünün geleceğinin 3 aşamada olacağını düşünüyorum.

1. Aşama

    • Ulusal oyuncular sektöre katılmaya devam edecek

Hem ABD’de, hem Türkiye’de, hem de diğer ülkelerde Groupon tarzında, ulusal (birçok şehre hizmet veren) daha birçok yeni oyuncu pazara girecek. Böylesine büyük bir pastadan pay almak isteyen birçok girişimci ve yatırımcı kolları sıvamış çalışıyorlar şu anda. En azından 2011 yılı ilk yarısının sonuna kadar ilk aşama dediğim pazara yeni oyuncuların girmeye devam etmesi ve rekabetin artması devam edecek diye düşünüyorum.

    • Niş alanlarda ve farklı verticallarda grup alışveriş modelleri türeyecek

Gerek klasik eticaret modellerinde, gerekse Groupon modeli yeni iş modellerinde Eticarette Niş Kuralı geçerlidir. Doğru nişi bulan ve doğru planlamayla sektöre giren başarılı olur. Burada çok önemli bir noktaya değinmek istiyorum. Niş derken olaya vertical boyutu ile bakmak lazım. Grup alışveriş modeline örnek vermek gerekirse, lokalizasyon (örn. sadece izmir için deal sitesi), sektör (örn. tatil fırsat sitesi), müşteri demografiği (örn. sadece üniversite öğrencilerine hitap eden fırsat sitesi) şeklinde verticalları istediğiniz gibi genişleterek değerlendirmelisiniz.

    • Hali hazırda müşteri tabanı olan offline ve online firmalar grup alışveriş modelini deneyecek

Grup alışveriş modelinde önemli risklerden biri olarak verdiğim örnekteki gibi müşteri tabanı olan birçok firma grup alışveriş modelini denemeye başlayacak. Örnek DoktorSitesi.com‘un fırsat bölümü açıp, hamburger+patates+bira fırsatı sunması gibi.

    • Grup alışveriş siteleri lokal reklam pastasından aldıkları payı arttırarak devam edecekler

Son kullanıcı müşterinin grup alışveriş modeline ne kadar sadık kalacağına ve dolayısı ile grup alışveriş sitelerinin internetteki lokal reklam pastasından aldıkları payı ne kadar arttırdıklarına da bağlı olarak sektöre yeni oyuncuların girmeye devam edeceği birinci aşamanın daha da uzaması doğal olacaktır.

    • Grup alışveriş sektöründe alt ve yan dalların oluşması

Dünyada ve Türkiye’de Grup Alışveriş Siteleri yazımda bahsettiğim gibi hali hazırda ortaya çıkmış alt ve yan alanlar genişlemeye devam edecek.

    • Rekabet Artacak

İş modeli gereği çok şeffaf olan grup alışveriş sektöründe rekabet gittikçe kızışacak. Başarılı olan fırsat kampanyalarından sonra işletmeler rakip grup alışveriş siteleri tarafından daha cazip teklifler alacaklar. Fiyat kırma (daha az komisyon alma) politikasını tek silahı olarak kullanan firmalar kısa vadede avantaj sağlama şansı yakalasa da orta ve uzun vadede devamlılığı zor bir yöntem olduğu için zorlanacaklar.

2. Aşama

    • Konsolidasyon

Sektörün çok hızlı büyüdüğü, daha doğrusu oturmaya başladığı birinci aşamadan hemen sonra bütün dünyada konsolidasyon süreci başlayacak. Sektöre niş alanlar ağırlıklı olmak üzere girişler devam edecek, ancak ciddi yavaşlama görülecek. Bu süreçte pazardaki oyuncular finansal kaynaklarını yeni seri yatırımlarla güçlendirecek. Bence konsolidasyon sürecinde sektörün taşları yerine oturmaya başlayacak.

    • Satın Almalar & Ortaklıklar

Dünyada grup alışveriş sektöründe satın almalar ve ortaklıklar başladı bile. Türkiye’de geçtiğimiz ay (Eylül 2010) Yonja Medya Grubu Fırsat Bu Fırsat adlı deal aggregation sitesine ortaklığını açıkladı. Grup alışveriş sektöründe ikinci aşama olarak adlandırdığım bölümde satın almalar, ortaklıklar ve şirket birleşmelerini bütün dünyada sık duyuyor olacağız.

    • Pastanın Bölüşülmesi

İkinci aşamada özellikle büyük oyuncuların pazar payları yavaş yavaş yerine oturmaya başlayacak. Birçok ülkenin büyük oyuncuları oturmaya başlayacak.

    • Exclusivity Dönemi

İlk aşamada özellikle daha ucuz fiyat ve daha az komisyon stratejisi yüzünden zarar gören grup alışveriş siteleri exclusive fırsat anlaşmaları yapmaya çalışacaklar (ya da bu yazıyı okuyup, hemen yarın başlayacaklar) :)

3. Aşama

    • Saturasyon

Hali hazırdaki birçok pazarlama ve reklam kanalı denendikten sonra sektör saturasyon dönemine girecek. Bence bu dönemde şirketlerin yönetim kadrolarının becerisi büyük rol oynayacak. Çok hızlı büyüyen bir şirketin büyümesinin yavaşlaması ya da durması ciddi beceri isteyen bir yönetimle sağlıklı tutulabilir.

    • İnovasyon

Üçüncü aşamada agresif büyümenin zorluklarından kurtulan firmalar inovasyon arayışına girecekler. Fark ürün çeşitliliğinden servis kalitesine kadar fark yaratabilen inovatif firmalar markalarını sağlamlaştırmaya doğru emin adımlarla devam edecekler.

    • Pazar Yaratma

Yeni pazarlar yaratma ve hali hazırdaki pazardan alınan payı geliştirme çalışmaları hiç durmadan devam edecek. Özellikle sektörün saturasyon aşamasında yeni pazar yaratmaya ayrılan bütçelerde artış görülecek.

3) Türkiye Pazarında Grup Alışveriş Modeli & Geleceği

 

Türkiye’deki Grup Alışveriş Siteleri yazımda Türkiye’deki önemli oyuncuları paylaşmıştım.
İnovasyon çok önemli bir nokta. Türkiye pazarında (tahminimce) bütün grup alışveriş siteleri bir Groupon klonu olarak yayına başlamış olabilirler, ancak burada önemli olan kimlerin iş modelinde inovasyon yaparak fark yaratacağı bence.

Gittigidiyor örneği bence Türkiye’deki grup alışveriş sitesi sahiplerinin çok ciddi incelemesi gereken bir model. Bilmeyenler için kısaca hatırlatmak gerekirse, Gittigidiyor bir eBay klonu olarak başladığı yayın hayatına, kendi inovasyonları olan bir güvenli ödeme sistemi entegre etmiş ve eBay’i Türkiye şartlarında çok daha kullanılır bir hale getirmişti.

Bu modeli grup alışverişe nasıl uyarlarız diye düşünürken kesinlikle sadece ödeme sisteminden bahsetmiyorum. Grup alışveriş modeli, fırsat sunumundan seçilecek verticala, ana iş modelini geliştirmekten pazarlama tekniklerine kadar inovasyona çok açık ve çok yeni bir model.

Türkiye’deki grup alışveriş sektörünün de Grup Alışveriş Pazarının Geleceği bölümünde bahsettiğim 3 ana aşamaya paralel olarak ilerleyeceğini düşünüyorum.

Tek politikası fiyat kırmak olan, yeterli bütçe olmadan, plansız programsız sektöre giren firmalar orta ve uzun vadede piyasadan silinecekler. Bu nedenle yapılacak pazarlama ve iş planında yöneticilerin çok dikkatli adımlar atması gerekiyor bence.

4) Grup Alışveriş İşine Girmeli Miyim?

 

Gerek Amerika’da gerekse Türkiye’de son zamanlarda bana sorulan soruların başında sanırım bu geliyor. Birçok girişimci grup alışveriş modelinin çok hızlı çıkışını ve sektöre giren oyuncu sayısını görünce girişimcilik heyecanı ile bir Groupon Klonu kurmak istiyor.

Bu yazım Türkçe olduğu için Türkiye pazarı ile ilgili görüşlerimi anlatayım.

Türkiye’de Grup Alışveriş Pazarına Girmek İçin Çok mu Geç Kalındı?

Pazara Giriş Kolaylığı (Ease of Entry) çok dikkat edilmesi ve çok iyi hesaplanması gereken bir nokta. Özellikle ulusal çapta bir grup alışveriş sitesi hayata geçirmek istiyorsanız geçen hergün hali hazırda pazarda olan oyuncuların hanesine artı bir, sizin hanenize eksi bir yazdırmak demek.

Çok uçuk bir örnek vermek gerekirse, bugün internetten kitap satma fikri için çok mu geç sorusuna, yapılacak yatırıma bağlı cevabı verilebilir. Amazon gibi bir dev ve birçok başka dev oyuncu olmasına rağmen 20 milyar dolarlık bir yatırım ile bunu başarmak imkansız değildir. Bu absurd örneği vermemdeki amaç, belki bundan 5 yıl sonra grup alışveriş sektörüne ulusal oyuncu olarak girmek milyarlarca dolara mal olabilir noktasını vurgulamak.

Sonuçta ister ulusal ister lokal ya da spesifik bir nişte olsun eğer grup alışveriş sektörüne girmeyi düşünüyorsanız elinizi çabuk tutun derim. Burada elinizi çabuk tutundan kastım, fırsat iyi olursa tutar diyerek akşam kurduğunuz bir Groupon clone script ile sabah yayına girmek değil. Çabuk hareket edip çok iyi bir pazar araştırması ve rakip analizi yapmak ve hedeflediğiniz büyüklükte sektöre girebilmek için gerekli yatırımı yaptıktan/bulduktan sonra sağlam adımlarla hareket etmek çok önemli.

Türkiye’de grup alışveriş sektörünün yaratılmasında emeği geçen bütün girişimci ve yatırımcılara bir internet girişimcisi olarak teşekkür ediyorum ve bol şans diliyorum.

Hepinizin, özellikle sektör çalışanları, yöneticileri, girişimcileri ve yatırımcılarının yorumlarını bekliyorum. Yorumlarınızda eğer sektörün içindenseniz hangi firmadan olduğunuzu da belirtirseniz ayrıca sevinirim.

Grup alışveriş sektörünün dünyada geleceği ile ilgili öngörülerim, tamamen şahsi fikirlerim ve tahminlerim olup, uzun yıllar internet sektörünün içinde bulunmamdan doğan tecrübelerimin ve grup alışveriş sektörünü Groupon’ın yayına girmesinden itibaren yakın takibimin birleşiminin bir sonucudur.

Kaynaklar & Tavsiyeler

Eğer grup alışveriş sektörünü yakından takip etmek istiyorsanız ya da bu alanda bir girişim yapmayı düşünüyorsanız, okumanızı/takip etmenizi tavsiye ettiğim bazı kaynaklar:

Türkçe

İngilizce

Bu yazı, 3 blog postluk bir grup alışveriş serisinin üçüncü ve son yazısı. Diğer yazılara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Grup alışveriş sektörü ile ilgili bu yazı dizisini hazırlarken bana gerek brainstorming, gerekse araştırma konularında yardımcı olan dijital pazarlama uzmanı olan kardeşim Volkan’a teşekkür ediyorum.

groupon-logo

Groupon Modeli – Dünyada ve Türkiye’deki Grup Alışveriş Siteleri

Grup alışveriş pazarı ile ilgili 3 yazılık mini serimin ikincisine başlarken, eğer birinci yazı Grup Alışveriş Sektörü‘nü okumadıysanız, okumanızı tavsiye ederim.

Her ne kadar Groupon.com’ın Kasım 2008’de yayına girmesinden önce Woot tarzı, kollektif satın alma gücünün kullanıldığı günlük deal siteleri gibi birçok iş modeli mevcutsa da, Groupon şu ana kadarki benzer modellerden farklı bir iş modeli ile internet tarihinde en hızlı büyüyen şirketlerden birisi olmayı başardı.

Bu yazıda, Groupon ve grup alışveriş sektörü hakkında mümkün olan en çok veriyi ve önemli haberleri birarada bulacaksınız. Grup alışveriş sektörünün bu kadar çok konuşulduğu bir dönemde rakamları, satın almaları, yaratılan yan iş dallarını ve önemli haberleri bir arada bulmak eminim faydalı olacaktır.

Bazı önemli satır başları ile Groupon’ın kurulduğu günden bugüne neler yaptığına bir göz atalım.

Groupon Kilometre Taşları 2008-2010

  • Kasım 11, 2008‘de sadece Chicago’ya hizmet veren bir grup alışveriş sitesi olarak yayın hayatına başladı.
  • Mart 17, 2009‘da ikinci şehir olan Boston’da fırsatlar sunmaya başladı.
  • Mart 17, 2010‘da Rob Solomon başkanlığa (president) getirildi.
  • Mayıs 4, 2010‘da Ödül Programını hayata geçirdi. Kullanıcılar, Groupon’dan aldıkları deallar ve yaptıkları katılımlar için G adı verilen Groupon puanları toplayıp, ileride yapacakları alışverişlerde indirim olarak kullanabilecekler.
  • Temmuz 28, 2010‘da kişiselleştirilmiş fırsatlar (deal personalization) özelliğini hayata geçirdi.

Groupon’ın Bugüne Kadar Aldığı Yatırımlar & Piyasa Değeri

Groupon Satın Almaları & Girdiği Pazarlar

Groupon’ın dünya çapında gerçekleştirdiği satın almalar ve yeni yatırımlar.

Groupon Sayesinde Doğan İş Modelleri

Groupon’un başlattığı grup alışveriş modeli ile birlikte doğan yan iş dalları ve niş grup alışveriş sektörleri.

  • Birçok fırsatı bir arada toplayan (aggregate) siteler. Örnek: Yipit, 8Coupons
  • Kullanılmayan dealların satın alanlar tarafından satıldığı siteler. Örnek: CoupRecoup, Lifesta
  • Groupon Klonu site yapmak ya da kendi deallarınızı sitenizde yayınlamak için white label altyapı sunan firmalar. Örnek: ChompOn
  • Belirli niş ve verticallarda Groupon klonları. Örnek: Trip Alertz

Groupon ile başlayan grup alışveriş modeli ile birlikte doğan birçok yan iş dalı bulunmakta. Bu modeller ve Türkiye’ye nasıl uygulanabilirler konusunda yarınki yazımda ayrıntılı bahsediyor olacağım.

Groupon Ziyaretçi Rakamları ve Demografiği

Groupon.com Aylık Tekil Ziyaretçi Grafiği (kaynak Compete)

Groupon Demografik Data (kaynak Quantcast)

ABD’de Grup Alışveriş Pazarındaki Diğer Önemli Oyuncular

Şu anda ABD’de grup alışveriş pazarında ulusal ve lokal olmak üzere yüzlerce fırsat sitesi yayında. Yukarıdaki siteler aralarından sadece birkaç örnek. Bu arada yukarıda belirtilen sitelerin hepsi en azından angel ya da birinci tur yatırımlarını almış durumdalar.

Türkiye’deki Grup Alışveriş Siteleri (alfabetik sıra ile)

Türkiye’de 2010 yılında internet sektöründe en çok konuşulan konu hiç şüphesiz grup alışveriş siteleri oldu. Mayıs 2010’da Groupon’ın aynı zamanda Türkiye’de de Şehir Fırsatı adlı grup alışveriş sitesinin sahibi City Deal’ı satın alması ile birlikte Groupon Türkiye pazarına girmiş oldu.

Türkiye’de halen grup alışveriş pazarında birçok proje hazırlık aşamasında. 2010’un kalan sürecinde ve 2011 yılında Türkiye’de grup alışveriş pazarında yeni girişimler göreceğimiz kesin.

Groupon modeli adlı bu yazıda ağırlıklı rakamları paylaştım, yarınki Grup Alışverişin Geleceği yazımda ise gerek dünyada gerekse Türkiye’de grup alışveriş sektörü ile ilgili fikirlerimi, öngörülerimi ve tavsiyelerimi paylaşacağım.

Bu yazı, 3 blog postluk bir grup alışveriş serisinin ikinci yazısı. Diğer yazılara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

grup-alisveris

Grup Alışveriş Sektörü – Groupon’dan Önce

Birçoğunuzun bildiği gibi dünyada Groupon ya da Group Shopping modeli olarak adlandırılan bir grup alışveriş çılgınlığı devam etmekte. 2009 ve 2010 yılında internet sektöründeki en önemli trendlere bakarsak, grup alışveriş bunların başında gelebilir.

Türkiye internet sektörü de başarılı girişimcilerin attıkları hızlı adımlarla grup alışverişte ciddi bir pazar yaratma yolunda ilk adımları atıyor.

İnternette grup alışveriş modelini çok yakından takip eden birisi olarak bu konuda fikirlerimi ve bu modelin geleceği ile ilgili öngörülerimi paylaşmak için bu yazıyı yazıyorum. Aynı zamanda şunu belirtmekte de fayda var, şu anda herhangi bir grup alışveriş sitem yok, hiçbir site ile organik ya da inorganik bir bağım yok ve yakın gelecekte böyle bir girişim fikrim yok.

Dünyadaki grup alışveriş pazarı ve modelleri hakkında paylaşımda bulunmadan önce sizleri hikayenin başına, henüz Groupon’ın dahi kurulmadığı 2007 yılına götürerek konuya girmek isterim.

ThePoint.com ve Andrew Mason ile tanışmam – Kasım 16, 2007

Kasım 16, 2007 yılında dikkatimi çeken bir startup olan ThePoint.com ile ilgili bir review yazdım. Burada siteden daha çok ilgimi çeken henüz yayına girerken aldıkları 2.5 milyon dolar funding idi.

Yazımı yayınladıktan çok kısa bir süre sonra, ThePoint.com kurucusu Andrew Mason‘dan bir yorum aldım. Kendisi ile bu mesajı üzerine karşılıklı birkaç emaillaşmamız oldu. Andrew’a bol şans diledikten sonra işime devam ettim.

Andrew Mason’ın daha sonra Groupon adlı bir site kuracağı ve bu sitenin bütün dünyada konuşulan bir fenomen olacağını bilseydim, emin olun o gün kendisi ile daha samimi bağlar kurardım :)

ThePoint.com Modeli

Her ne kadar Andrew Mason ile samimiyeti sürdürmesem de ThePoint.com’daki model cidden hoşuma gitmişti. Sistem basit bir mantıkla çalışıyordu;

Kullanıcılar istedikleri her konuda farklı kampanyalar başlatabiliyordu. Örneğin 500 kişi bu kampanyaya destek verirse, sigarayı bırakacağım diye kampanya açabiliyordunuz. Bu kampanya 500 kişiye ulaştığında herkes sigarayı bırakma sözünü tutacak mantığı vardı.

Group Action olarak adlandırılan bu model ilk etapta non-profit mantığı ile yaklaşılsa da çok hoşuma gitmişti.

The Tipping Point Modeli

2008 Temmuz ayında ilk startupımızdan exit yaptıktan sonra, sırada ne var, yeni proje neler yapabiliriz şeklinde bir brainstorming seansında ThePoint.com modeli aklıma geldi. Bunu ticari olarak nasıl uygulayabiliriz sorusu aklımı kurcalamaya başladı.

Ben bir internet projesine baktığımda ilk aklıma gelen soru “Gelir modeli nedir?” olur. Gelir modeli olmayan sitelere gelir modeli üretmek, olanları ise genişletmek en sevdiğim işlerden biridir. Bu mantıkla ThePoint.com tarzı bir siteye reklam dışında nasıl bir gelir modeli yaratılabilir diye düşünürken aklıma bir fikir geldi.

Temmuz 2008’de henüz çok başlangıç fikir aşamasında, içinde social commerce’den video marketinge kadar, ThePoint.com’ın bir commercial versiyonu da olan yaklaşık 10 proje fikri çıkardım. Ancak aynı süreçte aldığımız bir danışmanlık teklifi bizi çok heyecanlandırdı ve Amerika’da henüz etkisini göstermeye başlayan ekonomik krizi de bahane ederek yeni bir girişimi biraz ertelemeye karar verdik. Bu danışmanlık projesi, benim ve ekibimin en az 6 ayını alacak çok ciddi ve çok heyecanlı bir proje idi. Projeye başladıktan sonra tam anlamı ile gece gündüz bu işle uğraşmaya başladık.

Ancak bu süreçte elimde bulunan bu 10 proje fikrini yavaş yavaş da şekillendirmeye başladım.

ThePoint.com için ürettiğim monetization fikrine “The Tipping Point Model” ismini verdik o zaman. Bu fikri kardeşim Volkan‘la şekillendirirken, onun uzun yıllar organizasyon sektöründeki tecrübeleri bize çok ilginç fikirler verdi.

The Tipping Point adını verdiğimiz model tamamen gerçek hayatta her zaman kullandığımız bir modeldi. Amerikalı birinin belki ilk anlatışta tam olarak kavrayamadığı bazı detaylar Türkiye’de günlük hayatta edindiğimiz tecrübelerden oluşuyordu. Bir örnek vermek gerekirse:

Haftasonu için arkadaş grubu ile yapılacak bir fasıl öncesi mekan aranır, fix menu fiyat alınır ve eğer 10 kişi gelinirse bir indirim yapılıp yapılamayacağı sorulur. Bu neredeyse hepimizin başına gelmiş bir örnek. Daha sonra fasılı duyan arkadaş çevresinden gelen telefonlar ile sayı 20’ye çıkınca mekan tekrar aranır ve 20 kişi olunursa ekstra bir indirim olup olamayacağı sorulur.

Hazırladığımız iş modeli bugünkü Groupon iş modeline çok benzemekle birlikte, kademeli fiyat sistemi farklı olacaktı. Herhangi bir deal’a katılmak isteyen kişinin ilk tipping pointte belirtilen fiyattan kredi kartı authorize edilecek, ve son kapanıştaki fiyat (muhtemelen daha düşük) charge edilecekti.

Biz bu projeyi eli yüzü düzgün bir business plan haline getirip yatırımcı birkaç kişiye bahsedene kadar aradan birkaç ay geçti. 2008 ekim ayında New York’ta inşaat sektöründe çok başarılı işler yapan ve çok sevdiğim bir arkadaşımla iş çıkışı birşeyler içerken internete yatırım yapmak istediğini belirtti. Ben de elimde bir proje olduğunu ve ilgilenirse business plan yollayabileceğimi söyledim. O akşam, arkadaşım bu proje ile çok ilgilendi, hatta o kadar projeyi konuşmaya daldık ki, garson bizi mekan kapanıyor diye uyarmak zorunda kaldı.

Ancak bu arkadaşımla proje görüşmeleri sırasında yatırım rakamında anlaşamadık. Kendisi İsrail kökenli bir ailenin New York’ta dünyaya gelen girişimci, iyi eğitimli bir çocuğu. Aileden gelen genlerle hep çok cüzi bir parayla başlayıp, büyük işler yapma iş hayatına yaklaşım tarzı. Ben de iş planımdaki herşeyi doğru yapmaya yetecek bir yatırım alamadıktan sonra böyle bir işe girmemeye karar verdim.

Burada belirtmek istediğim bir nokta, biz bu görüşmeleri yaparken Groupon henüz yayın hayatına başlamamıştı, ve benim Ekim 2008’de Groupon adlı bir projeden haberim yoktu. Groupon’u ilk duyuşum Kasım 11, 2008’de bu press release ile oldu.

Ancak aynı zamanda aldığımız danışmanlık projesine gece gündüz çalıştığımız için bu projeyi kendimiz hayata geçiremedik. Belki bir bahane, belki bir hata, belki de o günün şartları diyelim, ancak bence çok başarılı olacak bu fikri action haline dönüştüremedik.

Burada özellikle belirtmek istiyorum: Yukarıdaki bölümü paylaşırken amacım, ben bu fikri ilk düşündüm demek değil. Eminim birçok girişimci birçok fikri ilk düşünmüştür, hatta grup alışveriş fikrini benden önce düşünen birçok kişi vardır. Önemli olan o projeyi hayata geçirmek. Kişisel girişimcilik defterime bu modeli düşünmek başarı olarak değil, ilk hayata geçirememek başarısızlık olarak yazıldı benim için. Bu hikayeyi paylaşmamdaki amaç, grup alışveriş sektörüne olan yakın ilgimi ve ne zamandan beri takip ettiğimi paylaşmak idi.

Grup alışveriş sektörüne ilk kafayı yormamdan sonra Kasım 2008’de Groupon’un yayına girmesi ile bence internet tarihinde uzun yıllar konuşulacak, ve henüz çok başlangıcında olduğumuz bir dönem başladı.

Grup alışveriş konusu internet ve eticarette, başta da söylediğim gibi bu senenin en önemli konusu bence. Grup alışveriş sektöründeki fikirlerimi tek blog posta sığdırmak çok zor olacağı için, üç ana başlıkta toplamak istedim. Konunun devamını aşağıdaki linklerden takip edebilirsiniz.

akademi-thumb

Ekonomik Krizi E-ticaret ile Avantaja Çevirin

Kasım 2008’de Türkiye seyahatimde internet, girişimcilik ve iş hayatından birçok değerli insan ile tanışma fırsatı buldum. Bu isimlerden birisi de Akademi Dergisi Genel Yayın Editörü Muhammet Furkan Gümüş idi.

Kendisinin ricası üzerine New York’a dönüşümde Akademi Dergisi Bahar 2009 Girişimcilik Özel Sayısı için bir yazı hazırlamıştım. Bu ay Akademi Dergisi’nde yayınlanan bu yazımı sizlerle de paylaşmak istedim.

Ahmet Kirtok – Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi Ahmet Kirtok – Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi

ecommerce-page

2008 Yılbaşı Sezonu Eticaret İstatistikleri

2009’a hoşgeldin derken e-ticaret sektöründe yılbaşı satış rakamları açıklanmaya başlandı.

ABD’de eticaret devi Amazon yeni rekorlara imza atarken Türkiye’nin eski eticaret sitelerinden Estore.com.tr ise kötü bir sürpriz yaparak yayınına son verdi. Estore ve 2008 yılında kapanan eticaret firmaları ile ilgili yorumlarıma geçmeden önce Amerika pazarında yeni yıl tatil sezonu istatistiklerine ve eticaret devlerinin 2008’i nasıl kapattıklarına kısaca bir göz atalım.

ABD’de 2008 Yılbaşı Sezonunda Eticaret Satışları 2007 Aynı Döneme Göre %3 Düştü

ABD’de “Holiday Season” olarak adlandırılan 1 Kasım ile 23 Aralık tarihleri arasındaki yılbaşı sezonu internet alışverişi 2008 yılında bir önceki seneye göre %3 düşerek 25.5 milyar dolar* ciro yaptı.

Türkiye’de ise Hepsiburada.com Genel Müdürü Kaan Dönmez’in verdiği bilgilere göre, eticaret hacmi 2007 yılbaşı sezonuna** göre %30 artışla bu seneyi 50 milyon TL‘de (yaklaşık 33 milyon dolar) kapattı.

ABD’de Eticaret Devi Amazon Yılbaşı Rakamları

AmazonAmazon.com 2008 yılbaşı sezonunda da satış rekoru kırdığını açıkladı. Amazon en çok işlem adedini 15 Aralık 2008 günü, bir gün içinde dünya genelinde 6.3 milyon adet sipariş olarak açıkladı. Geçen seneki rekor 10 aralıkta 5.4 milyon adet sipariş olarak kırılmıştı. Bir başka rekor da bir saniye içindeki işlem sayısının 72.9 olması ile geldi, bu rekor geçen sene 62.5 idi. En çok satılan ürünler arasında Nintendo Wii, Samsung 52-inch LCD HDTV, ve Apple iPod touch başı çekti.

Türkiye’de Eticaret Devi Hepsiburada 2008 Rakamları

HepsiburadaHepsiburada.com Genel Müdürü Kaan Dönmez; “2007’ye göre yüzde 25-30 büyüdük. Site olarak yılı 242 milyon TL’lik ciroyla kapattık. 2007’ye göre sipariş sayımız yüzde 23, ürün adedi yüzde 20, farklı ürün yüzde 29, müşteri sayısı yüzde 29 ve ciro yüzde 14 arttı” şeklinde bir 2008 değerlendirmesi yaptı.

Türkiye Eticaret Sektöründe Yaprak Dökümü 2008 Yılında Yaşandı

Bir Teknoloji Holding yatırımı olan ve çok başarılı bulduğum Tio hakkında gelen olumsuz haberlerin ardını Weblebi’nin kapanışı ve son olarak Estore.com.tr’nin kapanış haberi izledi.

2009 yılı için sağlıklı gözüken eticaret sektöründeki oyuncuların pazar paylarını arttırmaları ve sektöre yeni ve güçlü oyuncuların girerek dinamizmi korumaları olmalı. Açıklanan raporlara ve kapanan şirketlere göz aldığımız zaman sektörde belli alanlarda monopoliye doğru gidişi gözlemliyorum ve eticaret sektörünün geleceği açısından hiçbir alanında monopolinin sağlıklı olmayacağını düşünüyorum.

2009’da Türkiye’de ve dünyada eticaret sektörünün ekonomik krizden en az etkilenecek şekilde büyümesini ve yepyeni yüzlerin eticaret pazarına dahil olmasını diliyorum.

*ABD’de açıklanan sektörel Eticaret rakamlarına internetten açık arttırma ve kurumsal satışlar dahil edilmiyor.
**Türkiye’de yılbaşı sezonu tam olarak hangi tarih aralığı belirtilmemiş, ancak sadece aralık ayı rakamları alınmış olabilir.

onder-eren

TakasMerkezi.com Kurucusu Önder Eren Röportajı

Önder Eren ve TakasMerkezi.com isimleri ile ilk olarak bloguma yapılan yorumlardan haberim oldu.

Daha sonra Webrazzi Techcrunch Meetup‘da Önder Eren’in TakasMerkezi.com sunum videosunu izledim.

Son olarak eTohum‘da tekrar Önder Eren ve TakasMerkezi.com ismi karşıma çıkınca kendisi ile tanışmam gerekiyordu ve geçen hafta karşılıklı birer email ile tanıştık.

Bu blogu yazmaya başladığımda da belirttiğim gibi uzun yıllardır yurtdışında olmamdan dolayı ve çok yoğun çalışma tempomdan dolayı Türkiye’de internet sektöründe neler oluyor çok takip edemedim. Geçen sene Türkiye’de Genç Girişimciler Kulübü’nde verdiğim konferanstan sonra Türkiye’de internet ve girişimcilik sektörünü yakından takip etmeye ve elimden geldiğince destek olmaya karar vermiştim. Bu nedenle Önder Eren gibi girişimci insanlar ile tanışıp sohbet etmek bana mutluluk veriyor.

Önder Eren ile email trafiğinden sonra Skype’da buluşup bir röportaj yapmak için randevuleştik. New York saati ile perşembe akşamı 23.40’da başlayan görüşmemiz, çok sıcak bir sohbet, fikir alışverişi ve ardından röportaj derken sabah 4’ü geçerken bitti.

Önder Eren’e ayırdığı vakit, samimi cevapları ve anlayışı için teşekkür ederek röportaja geçiyorum.

TakasMerkezi.com Kurucusu Önder Eren Röportajı

Ahmet Kırtok : Önder merhabalar, öncelikle tatil hazırlığı öncesi yoğun programında bana vakit ayırdığın için teşekkür ederim. Türkiye’de internet sektöründe birçok kişi seni yakından tanıyor, ancak ben ve benim gibi seni tanımayan insanlar için bize kendine bahseder misin?

Önder ErenÖnder Eren : İ.Ü. Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Amacim İ.Ü.’de okurken iş hayatına girebilmekti. 1996 yılında iş hayatıma, üniversite 1. sınıftayken 4 arkadaş bilgisayar satan bir firma ile başladık. İlk firmamızın adı 3LINES Computer idi. Bilgisayar ve donanım satışı ve teknik servis üzerine çalışıyorduk.

Ahmet Kırtok : Peki 3LINES Computer neden devam etmedi?

Önder Eren : Hem bu isin kar marjinin dusuklugu hem de donanim sektorunde ticari anlamda gelecek gormedigim icin ilgi alanim olan animasyona kaydim. Arttek adli Istanbul’da bir firmada stajer olarak animasyon yapmaya basladim. Arttek’te Silicon Graphics üstünde Flint (compositing yazilimi ) ve Power Animator (3d animasyon yazilimi) uzerine calismaya basladim.

Arttek’de çalışırken programların İngilizce manuellerini okuyup anlayabilmek için iyi İngilizce bilmem gerektiğini anladim. İngilizcemi geliştirme için çalışırken best vocabulary adlı İngilizce öğrenmeyi kolaylaştıran bir program da yazdım.

Ahmet Kırtok : Tam bir girişimcilik örneği. Konu her ne olursa olsun bir proje üretmek zorundayız değil mi :) Peki Arttek’teki staj döneminden sonra neler yaptın?

Önder Eren : Arttek’teki stajer modum çok kısa sürdü malesef. Ama ben 3D animasyon üretmek ve programcılık bilgimi animasyona entegre ederek çok farklı açılımlar yapmak istiyordum. Bu süreçte 2.sınıfı bitirmiştim ve Arttek’teki gibi, bir çalışma tarzı olarak değil, resmi olarak yazılım veya donanım stajı yapmam gerekiyordu. Bunu fırsat bilip tüm televizyonları telefonla aradım.

Televizyonlar mühendislik öğrencilerine pek sıcak bakmıyorlardı ve genelde radyo – televizyon öğrencilerini kabul ediyorlardı ki bu da bence çok hatalı bir yaklaşım çünkü inovasyon daha çok farklı disiplinleri kesiştirmeye hevesli insanlar tarafından yaratılır. Sonuçta hiçbiri görüşmeye bile çağırmadılar çeşitli bahanelerle. Ben de adını sık sık duyduğum Zenger Teknik Donatım’ı aradım. Orada stajım kabul oldu ve çok değerli bir insanla Mimar-Mühendis Yılmaz Zenger’le tanıştım.

Staj olduğu halde 2. gün bir akşam yaptığımız uzun ve zevkli sohbetten sonar bana iş teklif etti. Öğrenciydim ve bugünün yaklaşık 1000 YTL’sini bana “derslerimi aksatmayacak ve benim belirleyeceğim şekilde bir çalışma metodu” için teklif etti. Müthiş bir sevinçle kabul ettim. Orada çok şey öğrendim ama kendi işimi yapma isteği artık heyecanlandırıyordu beni ve bir animasyoncu bir arkadaşım ile beraber “Dijital Fikirler New Media” adlı kendi şirketimi kurdum.

Zenger’de çalışırken (yaklaşık 1 sene) sadece animasyon değil, video editing, compositing işleri de yapıyordum ve hobi olarak weble de ilgilenmeye balamıştım. Bu ilgi şirkete dönüşünce ağırlıklı olarak web projeleri almaya başladık. Tesadüflerle Siemens Business Services ile bağlantı kurduk ve onların web tasarım çözüm ortağı olduk bir nevi. BP başta olmak üzere büyük işler yapmaya başladık.

Ahmet Kırtok : Peki o yıllarda internet çözümleri sunmak zor olmuyor muydu? Çünkü internet sitelerinin sayfa başına fiyatlandırıldığı bir dönemden bahsediyoruz. İnternet sitesi yapıyoruz dediğimiz zaman benim de bilgisayarımın hard diski bozuk, bir bakar mısın diye ricalar geliyordu çevremizden.

Önder Eren : İstersen o yıllarda internet siteleri yapmak ve web çözümleri sunmanın ne kadar zor ve bilinmeyen bir meslek dalı olduğunu bir örnek ile anlatayım. Sanko Holding’in web sitelerini yaptırmak için bir arayışta olduğunu duyduk. Ben ve ortağım Dijital Fikirler New Media Şirketi olarak Sanko’da bir toplantı ayarladık.

O yıllarda büyük şirketlerin ve holdinglerin bilişim direktörleri genelde alaylı oluyordu ve bir proje görüşmesine gittiğimiz zaman işi alana kadar genelde bilgisayar mühendisi olduğumuzu söylemezdik. Aynı şekilde Sanko’da bir toplantı ayarlandı, biz kendimize güvenimiz tam bir şekilde hazırlıklarımızı yaptık ve toplantı için Sanko merkezine gittik.

Toplantıda karşımızda yine alaylı, yaşı oldukça büyük bir bilişim direktörü beklerken sektreteri olan ve yaşça çok genç Cengiz Bey diye birisinin odasına geçtik. Biz iki genç, takım elbise ve uzun saçlarımızla, bütün heyecanımızı kapıda bırakarak toplantıya girdik. Cengiz Bey bize kendinden çok emin bir şekilde anlatın bakalım gençler nedir bu internet sitesi olayı diye konuya girince, biz de gayet kendimizden emin bir şekilde neler yapabileceğimizi anlattık.

Proje çok büyüktü, çünkü Sanko Holding bünyesindeki birçok şirket için web sitesi yapılması gerekiyordu. Cengiz Bey bize bir proje ile başlayalım sizi önce bir deneyelim dedi. Çünkü sektör çok yeni idi ve şirketler de tam olarak ne istediklerini, bir internet sitesinde neler olması gerektiğini bilmiyorlardı. Ben de tabi ki, kaşılıklı birbirimizi tanımamız önemli, biz de sizi denemiş oluruz dedim. Kendisi bir kahkaha atarak cevabıma karşılık verdi ve biz Sanko’dan ilk işimizi bu şekilde almış olduk.

Bu hikayeyi bu kadar ayrıntılı anlatmamın sebebi ise Cengiz Bey’in Sanko Yönetim Kurulu üyelerinden Cengiz Konukoğlu olduğunu toplantıdan sonra öğrenmemiz oldu.

Ahmet Kırtok : Çok güzel bir anı. Eminim kendinize olan güveniniz Sanko’nun sizi tercih etmesinde sebep olmuştur. Peki Sanko ilk projenizi beğenip size daha çok iş verdi mi?

Önder Eren : Sanko Holding, Sanko Pazarlama, Sanko Sigorta, Daewoo (Sanko Otomotiv), Sani Konukoglu Hastanesi gibi Sanko Holding’e bağlı olan birçok şirketin internet sitelerini yaptık. Ayrıca Sanko Menkul için Mavidisket Disket Emir Programı adlı bir yazılım da hazırladık.

Ahmet Kırtok : Peki Dijital Fikirler New Media daha sonra neler yaptı?

Önder Eren : Sanko dışında başka projelere de imza attıktan sonra ortağımla anlaşmazlıklardan dolayı Dijital Fikirler New Media projemize nokta koyduk. Girişimcilik ve iş hayatımda benim için önemli dersler çıkardığım bir tecrübe oldu Dijital Fikirler New Media ve ortaklık.

Ahmet Kırtok : Ortağınla yollarınız ayrıldıktan sonra sen neler yaptın?

Önder Eren : 2000 yılında halen devam etmekte olan şirketim Mavi Kelebek‘i kurdum. Piyasaya birçok iş yaparak başladık. 2004 yılına kadar Mavi Kelebek olarak birçok projeye imza attıktn sonra 2004 yılında 3dworld irc kanalından tanıştığım Emre Şan adlı arkadaşım aracılığı ile farklı bir sektörde tecrübe edinme şansım oldu. 2004 yılında bir sene Start TV’de çalıştım.

Ahmet Kırtok : Peki Star TV’de neler yaptın?

Önder Eren : Star TV’de Virtual Studio üzerinde sanal dekor tasarım ve programlanabilir dekor uygulamaları (hava durumu, seçim vb.) konularında çalıştım ve daha sonra da departman şefliği yaptım.

Ahmet Kırtok : Peki Star TV’den ayrıldıktan sonra?

Önder Eren : 2005’ten itibaren tamamen Mavi Kelebek üzerine çalışıyorum. 2007 yılında büyük bir proje aldığımız için, benimle birlikte 10 kişiye çıkmış bir ekibimiz oldu.
Takas Merkezi
Ahmet Kırtok : Gelelim TakasMerkezi.com projenize. İlk olarak böyle bir proje nasıl aklınıza geldi?

Önder Eren : Bir müşterimiz için hazırladığımız bir barter yazılımı sayesinde bu sektörü yakından inceleme fırsatı bulduk. Barter yapısı gereği kurumlar arası bir iş modeli idi .Bizim inovasyonumuz ise “neden bu model kişiler arasında olmasın?” noktasında oldu.

Yurt dışında farklı takas ve benzeri siteler olmasına rağmen TakasMerkezi.com modelinde bir site karşımıza çıkmadı. İyi bir ön araştırmadan sonra TakasMerkezi.com projesi üzerine çalışmaya karar verdik.

Ahmet Kırtok : Peki TakasMerkezi.com’u hiç bilmeyen birisi olarak bana, bu siteyi nasıl kullanabilirim, anlatabilir misin?

Önder Eren : Aslında modelin yapısı gereği sistemin içine girdiğinizde biraz karışık geliyor. Zaten yaşadığımız en ciddi sıkıntı da bu oldu. Yani internet kurtları haricinde sıradan internet kullanıcıları anlamakta zorlanıyor.

En basit tabirle anlatmak gerekirse; ihtiyacınız olmayan ürünleri satışa koyuyorsunuz fakat para ile değil puan ile değer biçiyorsunuz ve bunlar açık arttırma ile satıldığında kazandığınız puanlarla da yine sadece site içerisinden istediğiniz ürünü alabiliyorsunuz.

Detayına inmeden anlamanın en pratik yolu da ihtiyaç olmayan bir iki ürünle (kitap, dvd gibi) sistemi denemek olabilir. Ne zaman ki bir ziyaretçi örneğin sattığı bir kitabın karşılığında okumadığı bir kitap veya izlemediği bir dvd alırsa işte o zaman sisteminin nasıl bir boşluğu doldurduğunu da anlayacaktır.

Ahmet Kırtok : Takasmerkezi.com’u şu anda piyasada olan Türkçe takas sitelerinden ayıran ve farklı kılan nedir (eğer varsa)?

Önder Eren : Takas yapısı gereği ilkel bir ticaret modelidir. Dünyada üretimin ve nüfusun fazla olmadığı, yerleşik düzenin bu kadar komplike hale gelmediği dönemlerde fazlasıyla ihtiyacı da görmüştür ama zamanla sıkıntılar baş göstermiş ve ticaretin ve ekonominin gelişimi için farklı bir enstümana ihtiyaç duyulmuştur. Paranın icadı da bunların sonucudur. Aslında para da ilkel bir metoddur fakat icat olduğu dönemlerde şu anki gibi bir bilişim altyapısı yoktu dünyada.

Şu anda belki de bir sonraki enstrümana (elektronik para) geçme arifesindeyiz. Kredi kartları bunun zeminini hazırlamaya başladı bile. Takas modelini uygulayan sitelerle en büyük farkımız bu. Bizim sistemimiz bilgi ve internet çağına uygun bir model. Takas ise zaten terk edilmiş bir sistem. Net üzerinde de olsa tutmayacaktır bu sebeple. Çünkü en büyük dezavantajı bir işlemin gerçekleşebilmesi için, sizin takaslamak istediğiniz ile almak istediğiniz ürünün tam zıttı taleple de birinin olması gerekmektedir.

Üstelik takas sonucu almak istediğiniz şeyin vermek istediğiniz ile denk bedellerde olması lazım. Bir kitap ile playstation portable’ı takaslayamazsınız. TakasMerkezi.com’ da ise yine tek bir kitabı satarak playstation portable alamazsınız belki ama okuduğunuz 10 kitap, izlediğiniz 10 dvd, eski bir gameboy advance satıp kazandığınız puanlarla playstation portable alma ihtimaliniz var.

Site ismi vermek gerekirse Türkiyede takasta.com elle tutulur tek takas sitesi. Dünyada en bilineni ise (2’ye 2, 3’e 3 takasları da olanaklı kılan) swaptree.com’dur.

Türkiyede 2-3 tane daha var belki ama içlerinde 2-3 ürün ancak var ve terk edilmiş durumdalar. Dünyada ise yaklaşık 70-80 tanesini bizzat inceledim. Genelde tüm takas sitelerinde gördüğüm sıkıntıları hemen hemen hepsinde gözlemledim.

Ahmet Kırtok : Takasmerkezi.com‘un yurtdışına açılma planları var mı? Varsa bize biraz bundan bahseder misin?

Önder Eren : Fikrin ilk aklımıza geldiği andan şu ana kadar her zaman yerel sitemiz olacak olan takasmerkezi.com ile birlikte yabancı siteyi de planladık.

Bunun için kurumsal kimliğini de hazırladık ve domain olarak ta WhatSwap.com ‘u seçtik. Domaindeki what’s up? çağrışımı web 2.0 projelerindeki samimi isim seçimi trendi adına çok uygundu. Şansımıza da bırakılmış bir domaindi, kaçırmadık.

İş modeli rahatlıkla tüm dünya ülkelerine adapte edilebilecek bir model olduğu ve c2c olduğu için de aslında adapte edip yeni kanallar açmak çok zor görünmüyor. Whatswap.com ile Kuzey Amerika ve Avrupa Birliği için 2 site düşünüyoruz baştan beri. Fakat geldiğimiz nokta itibarı ile önce ihtiyaç duyduğumuz saha deneyimini takasmerkezi.com ve Türkiye’de yapmak kararı aldık.

Burada daha dar ve daha zor bir kitle ile doğru adımları atar ve bu tecrübeyi kazanırsak, global pazarda işimiz daha kolay olacaktır düşüncesindeyiz. Ve tabi ki dünyayı hedefleyen bir vizyonun da bu hedefe uygun iş ortakları ve sermaye ile desteklenmesi gerektiğini görüyoruz.

Bu yüzden de kısa bir süre içerisinde Türkiye’de yatırım arayışına başlayacağız. Global arenada tecrübeli bir risk sermayesi şirketi ile ihtiyaç duyduğumuz destek ve danışmanlığı da sağlamış oluruz diye düşünüyoruz.

Ahmet Kırtok : Önder, öncelikle senin gibi girişimci birisiyle tanıştığıma çok memnun oldum, umarım bundan sonra Takasmerkezi.com ve yeni projelerinin başarı hikayelerini sıkça duyarız. Son olarak Kirtok.com okuyucularına ve genç girişimci arkadaşlara söylemek istedeğin birşeyler var mı?

Önder Eren : Ben de seninle tanıştığıma çok sevindim Ahmet. Daha önce denkleşmemiş olmamızı bile kayıp olarak görüyorum (aynı fakülte binasında okuduğumuzu da düşünürsek) ama bundan sonra daha sık görüşeceğimize de eminim.

Girişimci arkadaşlara söylemek istediklerime gelince; inandığınız bir fikri hayata geçirmeden önce çok araştırın, çok düşünün ve çok danışın ama zaman da kaybetmeden karar verip harekete geçin. Harekete geçtikten sonra da bir süre kulaklarınızı tıkayın.

Büyük heveslerle karaladığınız logonuzu hayatında photoshop açmamış, en ufak bir grafik altyapısı olmayan insanların acımasızca eleştirmesine, koala kadar tembel insanların sizi frenlemeye çalışmasına, siteniz yayına geçtiğinde bismillah demeden gelecek botnet ataklarına, sosyal ağlar içerisinde o sosyal ağların google tarafından iyi indexlendiğini bilen kötü niyetli insanların acımasız ve yıkıcı eleştirilerine (ne de olsa sizi aratanlar bunları da okuyacaktır) hazırlıklı olun.

Bunlardan motive olacak, hırslanacak şekilde hazır olmazsanız emin olun özellikle de Türkiye’de yıkılmanız ve bezmeniz çok kolay olacaktır.

Ve kesinlikle sadece Türkiye’yi düşünerek hayallerinize gereksiz limitler koymayın, büyük düşünün, büyük hayal edin. Her şeyi elinizden alabilirler ama hayallerinizi siz teslim etmedikçe kimse alamaz. Hayalleriniz olduğu sürece, her düştüğünüzde bir kere daha kalkacak gücü bulacaksınız emin olun.

Bu güzel söyleşi için teşekkür ediyorum.

Ahmet Kırtok : Ben de çok teşekkür ediyorum, başarılarının devamını diliyorum.

TakasMerkezi.com Tanıtım Videosu:

TakasMerkezi.com nedir? Nasıl çalışır? from TakasMerkezi.com on Vimeo.

beach

Bu Hafta Hoşuma Gidenler (Ağustos 3. Haftası)

Pazar sabahlarını oldum olası sevmişimdir. Benim gibi internet sektöründe çalışanlar için geceler sıcak yatağında uyku yerine, sessiz ve huzurlu bir şekilde bilgisayar başında çalışmak demektir. Ancak yıllardır prensip olarak pazar günleri alarmsız uyanırım. Yani vücudum, tamam bu kadar uyku bana yeter diyene kadar uyurum.

Yine bir pazar sabahı uykumu tamamen almanın verdiği huzurla uyanıp, çayın altını yaktıktan sonra bilgisayarın başına geçtim. Bakmayın Amerika’da geçen onca yıla, benim için demli çay içmeden (biz burada Türk çayı diyoruz) başlayan bir sabah eksik oluyor. Ne yazıkki Amerika’nın her sabah kahve gibi kötü alışkanlıklarından da nasibimizi alıyoruz.

Yaklaşık iki aydır yeni evimizdeyiz, Manhattan’da yaşamak farkında olmadan bizi çok yormuş. Sürekli trafik, ses, polis ve ambulans alarmları. İnsan adımını evden dışarı atar atmaz bir kargaşanın içine giriyor Manhattan’da. Bakmayın şikayet ettiğime, çok da seviyorum Manhattan’ı. Ancak yeni evimiz benim tabirimle tam bir huzur evi. Manhattan’a 25dk uzaklıkta, kuzeyde ve Hudson nehrinin hemen kıyısında. Her sabah bilgisayar başına geçince karşımda dünyanın en ilginç nehri olan Hudson Nehrinde süzülen o tekneleri görmek, jet ski yapanları izlemek insana büyük bir huzur veriyor.

Sabahları ördek sesleriyle uyanıyorum ve birgün önceden hazırladığım bayat ekmekleri ördeklere ve diğer kuşlara vermek için hergün sabırsızlanıyorum.

Ya ne güzel, tamam da bize ne bunlardan kardeşim diyenler olabilir aranızda. Bugüne kadar onlarca blog sahibi oldum, onlarca blogda da yazılarım yayınlandı. Ancak kirtok.com ilk defa Türkçe yazdığım ve tamamen bir kişisel blog olarak gördüğüm bir proje. Bundan böyle her hafta “Bu hafta hoşuma gidenler” adlı bir yazı ile hem kendi hayatımdaki gelişmeleri sizlerle paylaşmak hem de “haftanın linkleri” tarzında, o hafta hoşuma giden siteler, bloglar, projeler, yeni keşiflerimden bahsetmek istedi canım. İşte bu projeme ağustos 3. haftası bu hafta hoşuma gidenler yazımla başlıyorum.

Öncelikle blogu olmayan arkadaşlara (özellikle bizim sektörde iseler) hemen blog yazmaya başlamalarını tavsiye ediyorum. Ya da çok nadir güncellediğiniz ve önem vermediğiniz bloglarınızı ele almanın vakti geldi diyorum. Bloglar sayesinde birçok insanla tanıştım, çok ciddi takip edenlerim oldu ve her zaman blog yazmanın faydalarını gördüm. Kirtok.com sayesinde, çok kısa bir süredir yazıyor da olsam, Türkiye’de sektörden birçok değerli isimle tanıştım. Çok güzel yorumlar ve emaillar beni fazlası ile mutlu ve motive ediyor. Düzenli bir blog yazmak için başka ne isterim ki?

Her sabah trende 25 dakikada olmazsa olmaz bloglarımı okurum. Tabi ki haftasonları blogarı bilgisayar başında okurum. İlk başlarda iPhone’un ufak ekranı nedeni ile okumak zor geliyordu, ancak zamanla alıştım ve çok işime yarar oldu. Dün öğleden sonra ulaşamadığım Webrazzi.com‘a (olmazsa olmazlardan birisi) bu sabah ta ulaşamadım. Ve sosyal internetin verdiği gücü kullanarak hemen FriendFeed’deki arkadaşlarıma bu durumu sordum. Saolsun Emre çok kısa bir sürede Türkiye’de de Webrazzi.com’a ulaşamadıklarını bildirdi. Umarım Arda kısa sürede sorunu çözer ve bizi Webrazzi’siz bırakmaz.

Aralık 2007’de Türkiye’de verdiğim Girişimcilik Konferansını bulup izleyen birçok girişimci arkadaştan pozitif mesajlar alıyorum. Elimden geldiğince hepsini cevaplamaya çalışıyorum, buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Ancak sanırım kendim hakkında güncelleme yapmanın vakti geldi.

Temmuz 11 itibari ile Amerika’daki eticaret girişimimiz TurkishCorner.com’u satmış bulunuyorum. Bana çok şey öğreten bu proje satış sürecinde de Amerika’da bir dot com satışı konusunda çok büyük tecrübeler edinmeme yol açtı. Venture capital ve finans sektöründen firmalarla Wall Street’te 12 saatlere varan toplantılar, işin ince detayları derken bir dönem de bu şekilde geride kalmış oldu. Geçiş sürecinde hem dinlenmek hem de yeni projeler için doğru karar verebilmek için çok hafif bir çalışma temposundayım. Amerika’da giyim sektöründe önde gelen bir marka için eticaret danışmanlığı yapıyorum. Bu iki aylık danışmanlık projesi bitmek üzere ve bitince Türkiye’ye gelme planları var. Bu Türkiye gezisi ağırlıklı olarak tatil olacak benim için. Şu ana kadar her Türkiye’ye gelişimde ağırlıklı iş ve toplantılarla geçti. Artık biraz tatile de vakit ayırmanın zamanı geldi.

Geçtiğimiz cuma akşamı TurkishCorner eski çalışanlarına Carmines adlı bir İtalyan restoranında yemek verdik. Çalışanlarımla her zaman bir aile ya da arkadaş olmamı eleştiren arkadaşlarım olmuştu. Ancak cuma günkü yemek ne kadar doğru yaptığımı bir kez daha gösterdi bana. Gerek New York’ta gerekse İstanbul’da eski TurkishCorner ekibine tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Bir büyük aile yarattık, ve hepimiz büyüyen çocuklar gibi hayatın bizi yönlendirdiği yeni projelere koşuyoruz. Gerek iş, gerekse özel hayatta her zaman yanınızda olacak bir dost kazandınız, hepinizi seviyorum arkadaşlar.

Gelelim geçtiğimiz hafta içinde gözüme çarpanlar, hoşuma gidenler, sizlerin de haberdar olmanızı istediğim sektörel konulara.

Bu Hafta Hoşuma Gidenler ve İlgimi Çekenler:

Uğur Özmen adlı bir dehanın blogunu keşfettim. Hatta hakkında yazı yazdım. RSS okuyucularımıza bir yeni misafir daha geldi.

Yaklaşık bir sene önce ReadWriteWeb’de rastladığım ve henüz inceleme fırsatı bulduğum Iceberg. İlk bakışta Coghead‘i anımsatan, ancak tamamen ücretsiz olan bir web tabanlı platform. Hiç kod yazmadan web tabanlı uygulamalar hazırlamanızı, paylaşmanızı ve hatta satmanızı sağlıyor. Hedefleri teknoloji ile arası çok iyi olan ancak programcı olmayan insanlar ve yöneticiler. Özellikle programcı arkadaşların da yakından takip etmeleri gereken bir sektör bu.

New York’ta video production şirketi sahibi çok yakın bir arkadaşım ile Web Video konusunda tamamen beyin fırtınası amaçlı bir seri toplantılara başladık. Bu da beni ne zamandır yakından takip etmek istediğim, ancak vakit darlığı nedeni ile takip edemediğim web 2.0 ve video konusunda çok daha yakın bir araştırma yapmaya itti. Eticaret ve video uygularımına iki örnek verdiğim ve gelecekte çok sık uygulamalarını görüyor olacağımız V-ticaret başlıklı bir yazı yazdım. Konunun içine daha da girince Ooyala tarzı sektördeki öncü isimlere yazılım desteği veren birçok firmayı inceleme ve sahipleri ile görüşme fırsatı buldum.

TechcrunchUK‘in İngiltere’de en iyi business blog’u seçilmesi haberi üzerine RSS okuyucuma bir blog daha eklenmiş oldu. Amerika dışındaki internet sektörünü yakından izleme projem nedeni ile artık Avrupa’da ortaya çıkan startupları da Techcrunh UK’den takip etmemi sağlayacak.

Amerika’da çok popüler olan Twitter çılgınlığından sonra FriendFeed‘de de kişisel bir hesap açmaya karar verdim. Beni FriendFeed’de arkadaş olarak ekleyebilirsiniz. Twitter’ın video versiyonu olan 12seconds.tv‘de bir hesap açtım. İlk fırsatta denemelere başlıyorum. Bakalım Türkçe versiyonu ne zaman yayına girecek (hint: 12saniye.tv alan adı boşta :) )

Yeni evle birlikte yeni internet bağlantımın tadını çıkartıyorum. Verizon FIOS (direk fiberoptik bağlantı) ve en ucuz paketi olan 15mb/saniye hızla internete girmenin zevki bir başka oluyormuş :) Pratik olarak pek mümkün olmasa da teorik olarak aynı anda 5-6 videoyu izleyebiliyorum.

Ve gerek yorum bırakan sizlerin blogları, gerekse FriendFeed, Twitter ve benzeri sosyal servislerde bulduğum birçok Türk blogunu takip etmeye başladım. Bu kadar başarılı ve dolu dolu içeriği olan Türkçe blog bulmam beni hem çok sevindirdi hem de gururlandırdı. Hepinize tebrikler. Elimden geldiğince yorumlarımla bloglara daha aktif katılım sağlamayı planlıyorum.

Geçtiğimiz hafta özellikle gözüme çarpan, dikkatimi çeken ve hoşuma giden konular bunlar. Peki benim kaçırdığım ama sizlerin hoşunuza giden başka konular neler? Her hafta bu yazı gibi hem kişisel hayatımın özeti (geçtiğimiz haftaya bakış gibi) hem de hoşuma gidenler tarzı bir yazı blogumda görmek ister misiniz?

P.S. Kirtok.com’u RSS okuyucunuza eklemediyseniz Türkçesini burdan, İngilizcesini burdan ekleyebilirsiniz. Ayrıca sadece email listeme özel çok yakında başlatacağım avantajlardan faydalanmak için lütfen aşağıdaki formu doldurun:

Ad Soyad

Email

Hadi Beraber İnternette Alışverişe Çıkalım; ShopTogether

Hergün onlarca sosyal internet sitesi yayına giriyor. Bazen hepsini takip etmek çok zor oluyor. Ancak arada çok güzel sosyal internet startuplar doğuyor ve bu bizi mutlu ediyor.

Bugünlerde herkesin cevabını bulmaya çalıştığı soru ne?

Sosyal etkileşim (web 2.0) ve eticaret nasıl entegre olur?

İşte ShopTogether da tam olarak bunu yapmaya çalışıyor. Sosyal etkileşimi internet alışverişi ile birleştirmek.

Fikir aslında çok basit. DecisionStep, ShopTogether’ı çıkartan şirket diyor ki; İnsanlar alışverişe arkadaşları ve/veya akrabaları ile gitmeyi severler. İşte arkadaşlarınız ya da istediğiniz kişilerle birlikte internette alışveriş yapmanızı sağlayan ShopTogether’ın doğuş nedeni bu. Birçok yeni girişimden farkları var. ShopTogether bir internet sitesi değil. Eticaret siteleri ShopTogether’ı sistemlerine entegre edebiliyorlar.

ShopTogether kullanan Netshop.com sitesinin ekran görüntüleri:

İlk olarak bir isim girmeniz gerekiyor:

İki opsiyonunuz var; Birisini davet et ya da bir davete katıl (şifre sizin için yaratılıyor):


DecisionStep bu alanda yeni bir oyuncu değil. 2000 yılından itibaren işin içindeler ve eticaret sitelerine yardım eden başka ürünleri de var. Örneğin: Interactive Product Explorer, ve Dynamic Brochure Generator.

Netshops.com ShopTogether’ı haziran 2007’den itibaren kullanıyor ve birçok eticaret sitesi daha ShopTogether’ı kullanıyor.

Sürekli internette alışveriş yapan birisi olarak, kendi adıma ShopTogether’ı kullanacağımı pek sanmıyorum. Ancak şunu unutmayalım ki ShopTogether özellikle bayanların “Beraber İnternette Alışverişe Çıkabilir miyiz?” sorusuna cevap olabilir.

To read this post in English: Let’s Go Online Shopping Together with ShopTogether

kullanilabilirlik

Eticarette Başarılı Bir Kullanılabilirlik (Usability) Örneği

Kullanilabilirlik yani usability artık her web tasarımcısının önem verdiği olmazsa olmaz bir konu. Gelişen teknoloji ve kullanılabilirlik ar-ge ve testlerine ayrılan bütçelerin artması ile Eticaret siteleri ziyaretçilerini daha hızlı bir şekilde müşteriye dönüştürüyorlar.

Eticarette Kullanılabilirlik (Usability) üzerine ayrıntılı bir yazı hazırlamak için bilgisayarımın başına oturdum. Farklı kaynakları ve örnekleri incelerken bir örnek karşıma çıktı.

Bu örnek site Norveçli bir Eticaret Sitesi Arngren.net.

Kullanılabilirlik üzerine neredeyse literatürde olan her noktayı başarı ile uygulamış bir site.

O nedenle oturup, uzun uzun size kullanılabilirlik nedir, tasarım yaparken nelere dikkat edilmelidir gibi dersler vermektense bu başarılı örnek üzerinden konuşmak istedim.

Arngren.net Ana Sayfası (Lütfen üstüne tıklayıp büyük boyda göz atın):
Büyütmek İçin Tıklayın

Arngren.net’in başarı ile uyguladığı kullanılabilirlik maddeleri:

1) Kurumsal markası oturmuş. Siteye bir kez daha gelsem hemen Arngren.net’de olduğumu hatırlarım, mükemmel bir marka ve logo çalışması.

2) Menü mükemmel. Menü hem arama motorları için optimize edilmiş hem de hiyerarşik bir düzende, SILO kurallarına uyularak tasarlanıp ugulanmış. Çok başarılı bir html ve css çalışması olmuş, hem şık hem kullanışlı.

3) Renk uyumu tek kelime ile mükemmel. Gözü yormayan, tam anlamı ile potansiyel müşteriyi alışverişe iten sıcak renklerin birleşimi. Bu kadar uyumlu rengi bir arada başka bir sitede görmedim.

4) Büyük eticaret siteleri bile istatistiklerini vermekten korkarken, Arngren.net büyük bir cesaretle statcounter kodunu çok doğru bir yer olan sitenini üst (header) kısmının tam ortasına koymuş. İşte cesaretli ve açık yürekli olmak budur. Ben bu yazıyı yazarken 1,518,684 ziyaretçi vardı (son 1 gün, 1 yıl ya da kurulduğundan itibaren) Tebrik ediyorum.

5) Site içi arama. Çok kolay ulaşılabilir. Siteye girdiğim saniyede aramanın nerede olduğunu hiç göz gezdirmeden buluyorum, büyük konfor.

6) “Call to Action” mükemmel. Sepetime ekle butonları olsun, diğer ayrıntılar olsun, tek kelimeyle şahane ve uyumlu.

7) Ana sayfada yeni ürünler, indirimli ürünler vs çok güzel konumlandırılmış. Müşteriyi alışverişe zorluyor.

Elimde yaklaşık 60 madde daha var http://www.arngren.net/ sitesinin mükemmel kullanılabilirlik uyumlu tasarımı ile ilgili ancak vaktimiz burada sona erdiği için bir sonraki usability yazımda başka bir örnekle sizlerle olacağım.

Arngren.net’e slogan tavsiyesi: Kullanın, Kullandırın, Kullanılabilir olun; Arngren.net

zappos

Bir Eticaret Başarı Hikayesi: Zappos.com

Zappos.com

  • 1999 yılında kurulmuş bir internet ayakkabıcısı
  • 3 milyon çiftin üzerinde ayakkabı çeşidi
  • 100% stoktan teslim ve daima stokta olma garantisi
  • 365 gün hiçbir soru sorulmadan iade garantisi
  • Hem müşteriye yollarken, hem iadelerde ücretsiz kargo
  • Eticaret standartlarına göre çok hızlı tedarik sistemi
  • 7.5 milyon müşteri
  • Siparişlerin %75’i memnun kalıp geri dönen müşterilerinden geliyor
  • Bir müşteri ilk alışverişinin ardından gelen 12 ay içinde 2.5 katı daha çok alışveriş yapıyor
  • İlk alışveriş yapan müşteriler kişi başı ortalama her alışverişlerinde $111.98 harcıyorlar
  • Geri dönen müşteriler kişi başı ortalama her alışverişlerinde $143.22 harcıyorlar
  • Yeni kazanılan müşterilerin %43’ü WOMM (başka birinin tavsiyesi üzerine) kazanılıyor
  • 7/24 ücretsiz telefon hattı ve diğer büyük eticaret sitelerinin (amazon, overstock, ebay, vs) aksine her sayfada ücretsiz telefon hattının numaraları bulunuyor.
  • 1999 yılında çok düşük, 2000 yılında $1.6 milyon, 2007 yılında $840 milyon dolar ciro ve 2008 yılı hedefi 1 milyar dolar üstünde
  • Müşteri hizmetleri satıştan bonus almıyor, telefonda sınırsız konuşma hakkı var.
  • Ellerinde müşterinin aradığı ürün olmadığı zaman rakip siteleri tavsiye ediyorlar.
  • Pozitif müşteri hikayeleri, blog yazıları, haberleri internette çığ gibi büyüyor.
  • Las Vegas’ın hemen yanında olan depoları 24/7 çalışıyor.
  • İsmini açıklayarak ya da açıklamadan, şu ana kadar hiçbir çalışanı memnun olmadığını belirtmemiş.
  • Yılda bir kez, tamamen çalışanların kollektif projesi olarak
  • “Culture Book” yani “Kültür Kitabı” adlı bir kitap yayınlanıyor ve satışa çıkıyor.
  • 34 yaşında olan CEO’su Tony Hsieh blog yazıyor, Twitter’da takılıyor, konferanslar veriyor ve bir şirket kültürü yaratma konusunda dünyada en önde gelen isimlerden biri olarak anılıyor.

Zappos CEO’su Tony Hsieh
Zappos CEO'su Tony Hsieh

Yukarıda saydığım maddelerin neredeyse hepsi Eticaret için Amerika’da okullarda öğretilenlere ters. Bu maddelerin hepsini yapabilen bir firma aynı zamanda nasıl para kazanır, ya da rekabet edebilir?

Marka Yaratırken 3’ün 2’si kuralını uygulayan Zappos.com müşteri hizmetlerine verdiği önem sayesinde bu başarıyı elde etmiş durumda.

İşte Zappos’un Başarı Formülü

  • Standart ürün kalitesi
  • Yüksek fiyatlar
  • Mükemmel müşteri hizmetleri

İnternetten pahalıya ayakkabı satılmaz tezini tamamen yıkıp perakende, hatta bazı ürünlerde perakende fiyatlarının üstüne satış yapıyor. Ürünleri bilinen markalar zaten, o nedenle standart bir ürün kalitesi mevcut. Ancak müşteri hizmetleri denince Zappos rakiplerinden farklı konumda. Müşteri hizmetlerini çok iyi yapıyor, hatta o kadar iyi yapıyor ki Amazon bile bu önemli pazar payını Zappos’a kaptırmaya başladığını farkedip Endless.com adlı Zappos’a rakip aynı stratejide bir marka yaratmaya karar veriyor.

Zappos.com Yıllık Ciroları

Zappos yola çıkarken kendine seçtiği slogan:

Ayakkabı da Satan bir Hizmet/Servis Şirketi. (The Service Company that Just Happens to Sell Shoes). Tam olarak Türkçe’ye çeviremedim sanırım, ancak bu sloganı ilk gördüğüm gün ne diyeceğimi bulamamıştım. Bu kadar mı yaratıcı olunur demiştim ve bu sloganı birçok ortamda, konferansta, seminerde anlatmışımdır.

Zappos’un yeni sloganı

Hizmet/Servis ile Çalışan/Desteklenmiş (Powered by Service)
Ayakkabı kategorisini ana kategori olarak tutup, daha birçok kategoriye girmeye karar verdiklerinde sloganı değiştirmek de kaçınılmaz oldu Zappos için. Ancak yeni sloganları da bana göre eskisi kadar güzel olmasa da şirket felsefesini ortaya koyuyor.

Zappos Müşteri Hizmetlerinde Neden Çok Başarılı?

Zappos’un bu başarısının tek sebebi var, o da müşteri hizmetleri departmanında çalışanlarını çok iyi seçmesi, çok iyi eğitmesi, onlara çok iyi şartlar sunması. Kısacası çalışanlarını mutlu etmesi.

Zappos Çalışanlarının bazı hakları:

  • Ofiste sürekli ücretsiz yemek, içecekler, abur cubur
  • Mükemmel sağlık sigortası (diş ve göz bakımlarını da kapsıyor)
  • Çok iyi bir çalışan bonus programı (2007 yıl sonunda çalışanlar 1 yıllık maaşlarının %10’u kadar yıl sonu bonusu olarak aldılar)
  • Eğitim: İşe başlarken 5 haftalık eğitim, sürekli eğitim programları

Zappos çalışanları ve müşteri hizmetleri hakkında yüzlerce akıl almaz pozitif hikaye internette dolaşıyor.

Hızla büyüyen Zappos.com müşteriye değer verip, hakettiğinden çok daha iyi bir hizmet sunulduğu zaman eticarette nasıl büyük başarılar elde edilebileceğinin en güzel örneği. Zappos.com ve iş stratejileri hakkında saatlerce yazabilirim ve konuşabilirim, ancak uzatmaya gerek yok, mesaj verilmiştir.

Zappos.com Başarı Formülü = Mükemmel Müşteri Hizmetleri + WOMM

email

İzinli Email Listesi Oluşturarak İnternette Para Kazanmak

Web 1.0 zamanında internet kullanıcıları spam ile tanıştı, ve tabi ki kısa sürede email spam’den nefret eder hale geldik. Email ile pazarlama denince ilk akla gelen email spam oluyor. Ancak izinli toplanan emaillar ile yapılan pazarlama hem spam değil, hem de doğru yapıldığı zaman çok başarılı sonuçlara ulaşılabiliyor.

Ziyaretçilerinizle Aranızda Güven Oluşturun:

Ziyaretçileriniz size email adreslerini vermeden önce size güvenmeleri gerekiyor. Onların güvenini sağlayın. Gerek yazılarınızla, gerek markanızla (bir blog ise kişisel markanız da olabilir) bu güveni ne yapıp edip sağlayın. Emin olun bir websitesi için en önemli şey ziyaretçilerinin o siteye güvenmesi ve bir otorite site olarak görmesidir.

Email Listesi Oluşturun ve Ziyaretçilerinizin Emaillarını Toplamaya Başlayın:

Piyasada birçok ücretsiz gerek online, gerekse offline kullanabileceğiniz birçok email programı var. Ben şahsen Türkiye’den çıkmış başarılı bir online email programı olan Sendloop‘u kullanıyorum. Bu program ile formu hazırladıktan sonra web sitenize ekleyin ve ziyaretçilerine email listenize üye olmalarını tavsiye edin. Web sitenizin ziyaretçileri kendi istekleri ile email adreslerini verip listenize üye olduklarında izinli pazarlama dediğimiz, internette en değerli pazarlama yöntemlerinden birisi için ilk adımı atmış oluyorsunuz. Bunu kötüye kullanmayın.

Email Listenizdeki Sadık Takipçilerinize Ayrıcalıklı Davranın:

Sitenizi günde onbinlerce kişi ziyaret edebilir, birçoğu arama motorlarından gelip birkaç saniye sonra sitenizden çıkabilir. Ancak email listenize eklenmek isteyen ziyaretçiler muhtemelen düzenli ziyaretçileriniz ve onlara ayrıcalıklı davranmak zorundasınız. Örneğin bir blog yazıyorsanız, email listenize ayda iki kezi geçmemek üzere email atın ve mutlaka daha samimi bir dille daha fazla ücretsiz bilgi, kaynak ve link sunun. Onlar listenize üye olduğu için kendilerini ayrıcalıklı hissetmeli ve sizden gelecek bir sonraki emailı heyecanla beklemeli.

Email Listenize Katılımı Arttırmak İçin Çaba Sarfedin:

Sitenizi ziyaret eden birçok kişi sitenizi çok faydalı da bulsa vakit ayırıp email listenize üye olmak istemeyebilir. Öncelikle email listenize üye olmayı çok kolay bir hale getirin. Çok kısa bir form ile isim ve email adreslerini toplayın. Vakit denen şeyin çok değerli olduğu bu dönemde ziyaretçilerinizin çok vaktini almayın. Katılımı arttırmak için yarışmalar, çekilişler, kampanyalar düzenleyin ve şart olarak email listenize üye olmayı koyun (listeye üye olanlar ayrıcalıklı hissetsin). Daha da yaratıcı olun örneğin sitenizin konusu ile ilgili bir ebook yazın ve sadece email listenize üye olanlara ücretsiz bu ebook’u gönderin. Emin olun email listenize katılım oranı katlanarak artacaktır. Biraz yaratıcı düşündükten sonra email listenizin üye sayısını arttırmak için aklınıza onlarca fikir gelecektir.

Email Listenizden Para Kazanın

İnternette sitelerin çoğunun amacı para kazanmak. Email listenize kesinlikle sürekli promosyon ve satış emailları atmayın, öncelikle ücretsiz bilgiler, haberler ve sürekli okunmak istenen bir email newsletter bülteni hazırlayın. Size zaten güvenen bu gurup sizin tavsiye edeceğiniz ürünleri, kitapları, servisleri vs. satın almaya hazır durumda bekliyor olacaktır. Bunu iyi değerlendirin ve doğru zamanda doğru promosyonları yapın.

Kendi istekleri ile listenize üye olmuş, kaliteli bir email listesi ile para kazanılabilir mi? Elbette kazanılır. Size gerçek hayattan bir örnek vermek istiyorum. New York’ta çok samimi bir arkadaşım sadece bir websitesinden 3 yıl süreyle topladığı email adresleri ile güvenilir, sevilen, takip edilen ve sektöründe önde olan bir email newsletter yazıyor. Bu listede 20.000 üye var ve haftada 1 kez email yayınlanıyor. Kendisi her email yolladığında tavsiye ettiği ürünler, servisler ve reklamlardan $20.000 net para kazaniyor. Haftada bir kez bu emailın yollandığını hatırlatmak isterim. Yani ayda 4 adet email yazarak $80.000 üstünde para kazanıyor ve yılın 6 ayı dünyayı geziyor. Kısacası email listesi deyip geçmeyin.

Şimdi Hemen Benim Email Listeme Üye Olun

Kirtok.com benim kişisel blogum olduğu ve amacım buradan milyonlarca dolar yapmak olmadığı için söz veriyorum size birşeyler satmaya çalışmayacağım :)

Email listeme üye olmanın avantajları:

  • Türkiye’de vereceğim konferanslardan, seminerlerden önceden haberdar olma.
  • Email listeme özel ücretsiz hediyeler (ebook, konferans videoları, kitaplar)
  • Belli aralıklarla sadece email listeme üye olanlara ücretsiz danışmanlık.
  • Blog yazılarımın dışında ekstra kaynaklar, bilgiler ve para kazanma yöntemleri.
  • Herhangi bir ortamda ben Kirtok.com email listesine üyeyim diyebilme ayrıcalığı :)

Ayda maksimum 1 kez email yollamayı düşünüyorum, o nedenle inbox’larınız beni hep sevecek, söz veriyorum. Üye olmak için aşağıdaki formu doldurmanız yeterli:

Ad SoyadEmail


vticaret

İnternet Alışverişinde Yeni Bir Çağ: "V-Ticaret"

Web 2.0 ve internet video dünyasının hayatımıza girmesi ile birlikte internette farklı sektörlerde hergün yeni inovasyonlar görmeye başladık.

Youtube’un ilk popüler olmaya başladığı aylarda aklıma gelen, ama tabi ki birçok bahane nedeni ile daha ayrıntılı düşünmeye fırsat bulamadığım bir fikir: Video Ticaret, V-Ticaret, yani videonun kullanarak internetten ürün satışı.

Şu ana kadar gerek viral videolar, gerekse ürünlerini gösteren videolar üretmeyi birçok eticaret sitesi denedi. Ancak şimdi size sunacağım iki konsept henüz çok taze ve eminim gelecekte birçok eticaret sitesi tarafından kullanılacak konseptler.

1) Kurtlar vadisinde Polat Alemdar’ın taktığı saat çok güzel, nereden satın alabilirim?

Tamam, tamam, belki çok abarttık başlığı ama olayın kısa açıklaması bu. Hergün televizyonda, magazin programlarında, dizilerde, filmlerde birçok ünlünün kıyafetlerini, aksesuarlarını görüp beğeniyor izleyiciler. Ayrıca ekranda gördükleri mekanlarda bulunan mobilyalar, arabalar, mutfak malzemeleri, aklınıza gelen her türlü ürün potansiye tüketicinin gözü önüne geliyor.

Biliyorsunuz televizyon dizilerinini bölümlerine episode diyorlar burada. Farzedin ki Kurtlar Vadisi’nin bir episode’unu televizyonda değil de internette izlediniz, ve biz de buna SHOPISODE dedik. İşte SeenON adlı internet sitesi izleyicilerine hem bu episodeları izleme, hem de alışveriş keyfi ile bir araya getirerek Shopisode yapma fırsatı sunuyor.

Buyrun size bir shopisode örneği:

Yukarıdaki videyou izlemeye başladığınızda, videoda hangi ürün hakkında konuşuluyorsa, ya da hangi ürün ekrandaysa, sağ tarafta ürünün detayları ve fotoğrafı beliriyor. “More info” ya tıklaıdğınız zaman ise ürünün detaylı sayfası ve satış ortağı mantığı ile satın alabileceğiniz link bulunuyor.

Şu ana kadar web 2.0 örneği olarak onlarca video iş modeli inceledim. Hatta bu hafta başı Amerika’da Emmy Ödülü sahibi ve video production şirketi olan çok samimi bir arkadaşımla next web 2.0 video konusunu saatlerce tartıştık, ama emin olun bu kadar sade, akıllı, monetize edilmeye hazır bir video iş modeli şu ana kadar görmemiştim.

SeenON ve benim değimim ile V-Ticaret inovasyonunu gerçekleştiren ekibe tebriklerimi yolluyorum.

2) Bluefly adlı eticaret sitesinden benzer bir yaklaşım:

Bluefly adlı eticaret sitesi de benzer bir yaklaşım ile blogları olan Flypaper‘da videoyu izlerken, aynı anda “Click here to buy” butonuna basarak videodaki ürünü satın almanızı sağlıyor.

Bir video ürün sayfasını bu linkten inceleyebilirsiniz.

Henüz proje aşamasında olan birçok video ve eticaret entegrasyonu biliyorum. Çok kısa vadede birçok v-ticaret projesi duymaya başlayacağız Amerika’da.

Şimdi gerçek girişimcilerin işi Amerika’da dahi henüz yeni doğan bu sektörü Türkiye’de projeler haline getirmek.

google-optimization

Eticaret Siteleri İçin Google Optimizasyonunda 20 Önemli Madde

SEO (Search Engine Optimization) ya da AMO (Arama Motoru Optimizasyonu) her websitesi için ücretsiz trafik getirmede bir numaralı araçtır ve ücretsiz trafiğin önemini her site sahibi gayet iyi bilir. (Yeni Başlayanlar için -> SEO Nedir?)

Bloglar, komunite siteleri ve özellikle düzenli güncellenen, sürekli yeni içerik eklenen siteler Google ve diğer arama motorlarının daima tercih ettiği siteler. Google algoritması sürekli yenilenen ve kaliteli, özgün içeriği hem çok hızlı indeksliyor hem de arama sonuçlarında öncelik veriyor.

Eticaret sitelerinde ürünler olduğu ve bu ürünlerin açıklamaları sürekli değiştirilmediği için Google ve diğer arama motorları gözünde doğru optimizasyon yapılmazsa iyi sonuçlar almaları gittikçe zorlaşıyor. Niş eticaret siteleri genel eticaret sitelerine göre daha avantajlı gibi gözükse de aslında kimin daha iyi optimizasyon yaptığı önem kazanıyor.

Uzun lafın kısası, her geçen gün eticaret siteleri için Google ve diğer arama motorlarında üst sıralara çıkmak ya da üst sıralardaki yerlerini korumak daha da zorlaşıyor. İşte bu nedenle özellikle eticaret sitelerinin diğer sitelere göre Google optimizasyonunda yapması gereken maddeleri bir araya getirdim.

Eticaret Siteleri İçin Google Optimizasyonunda 20 Önemli Madde

1) Ürün açıklamalarını kendiniz yazın. Aynı üreticinin verdiği ürün açıklamasının olduğu onlarca, belki yüzlerce siteden bir farkınız olsun ve ürün açıklamalarını kendiniz yazın. Çok uzun, çok süslü, çok mükemmel olmasına gerek yok, farklı olsun yeter. Emin olun Google sizi bunun için fazlası ile ödüllendirecek.

2) Sade ve temiz ürün ve kategori URL’leri kullanın. Kullandığınız yazılım URL’lerde session ID ya da parametreler kullanıyorsa, mümkünse URL rewrite yapın. Eğer bu mümkün değilse en azından URL’de bulunan variable değişken sayısını azaltmaya çalışın. Örnek:

Optimize edilmiş URL: http://www.customink.com/promo/promotional-bags.htm

Optimize edilmemiş URL: http://www.hepsiburada.com/productDetails.aspx?categoryid=15452&productid=ofislipton15

3) Bütün ürünler ana sayfadan en fazla 2 ya da 3 tıklama uzaklıkta olmalı. Bazı eticaret siteleri çok fazla alt ürün kategorileri kullanıyor ve bu da arama motolarının çok daha derine crawl etmesi demek. Daima arama motorlarının işini kolaylaştırın ve mümkünse ana sayfadan en fazla 3 tıklama uzaklıkta bütün ürünlerinize ulaşım sağlayın.

4) Farklı title tag başlık etiketleri kullanın. Aşağıdaki örnek ile açıklamak daha kolay:

Optimize edilmemiş başlık etiketi: Hepsiburada.com | Akıllı Alışveriş Burada | Bebek & Çocuk | STORK COCO MAMA SANDALYESİ

URL: http://www.hepsiburada.com/productdetails.aspx?categoryid=301132&productid=oyunstrkcoco

Optimize edilmiş başlık etiketi: Stork Coco Mama Sandalyesi | Hepsiburada.com

Duplicate content penalty Kopya içerik cezası almamak için mümkün olduğunca her ürün başlığındaki aynı kelime sayısını az tutun, yukarıdaki örnekte Hepsiburada.com yeterli, hatta fazla bile. Daha fazla generic genel başlık yazıp Google kopya içerik filtresine takılmayın.

5) Müşterilerin ürün yorumları yazmalarına izin verin, hatta teşvik edin. Çünkü ürün yorumları hem taze ve farklı içerik olarak Google’un gözünde o ürün sayfasının değerini arttırıp, daha sık crawl olmasını sağlayacaktır hem de eticarette olumsu da olsa ürün yorumlarının iade oranını azalttığı ve net karlılığı arttırdığı ispatlanmış bir gerçektir.

6) Arama motorları için optimize edilmiş menüler kullanın. Güzel görünüyor diye sitenizin bütün menülerini flash yapmayın. Menü ne kadar sade ve rahat crawl edilebilirse o kadar avantajınıza olur. Crawl test yapmanız için SEOmoz’dan ücretsiz bir araç.

7) Menünüzü anahtar kelimelerle doldurmayın. Örneğin Arçelik sitesinde menüde Arçelik Buzdolapları, Arçelik Fırınları, Arçelik Televizyon, vs şeklinde kullanmayın. Eskiden bu yöntem avantaj sağlar iken şimdi hiçbir avantajı yok, hatta arama motorları için spammy gözüktüğü için dezavantajı olduğu iddia ediliyor.

8 ) SILO Yapısı oluşturun. SILO Structure yapısı özellikle çok fazla ürün ve kategori olan siteler için kaçınılmaz bir teknik artık. Sitenizi temalara göre bölüştürüp, internal link stratejinizi belirleyin.

9) Duplicate content penalty Kopya içerik penaltısını önlemek için hesabım, siparişim, hakkımızda vs tarzı linkleri yazı yerine imgelerle yaratın.

10) Internal PR dağılımı çok önemli bir konu. Gereksiz PR dağıtmayın, bir önceki maddede belirttiğimiz hesabım, siparişim, hakkımızda vs tarzı sayfalara link verirken NO FOLLOW Tag kullanın. Bu şekilde Google bu sayfalara PR değeri vermez ve önemli sayfalarınızın (ana sayfa, kategoriler, ürünler) daha çok PR değeri olur.

11) Alışveriş rehberleri hazırlayın. Kategori, tema, hatta ürün bazında alışveriş ve how to guides nasıl kullanılır rehbeleri hazırlayın. Bu rehberler sayesinde hem daha long tail anahtar kelimelerle trafik getirirsiniz hem de tam istediğiniz anchor tag’lerle ürün ve kategorilerinize link verip bu sayfaların SEO değerini arttırısınız. Vaktiniz ve ekibiniz varsa bu rehber tarzı içerikleri video, podcast vs olarak da hazırlayıp social kanallarla dağıtın. (link bait, link bait, link bait)

12) Blog yazın, blog yazın, blog yazın. Eticaret sitesidir bu, bloga ne gerek var demeyin kesinlikl blog yazın. Birçok faydasını göreceksiniz. Blogunuzu 100% ticari dille kesinlikle yazmayın. Hedef müşteri kitleniz ne okumak ister onu düşünün ve doğru yazılar yazın. Arada doğru promosyonlarla satış yapın. Önceliğiniz hedef müşteri kitlemin hergün heyecanla okumak istediği bir blog olmalı. Popüler bir blog ile birçok ikincil kazanç getirme fırsatınız da olacaktır.

13) Tag kullanın, kullandırın… Web 2.0 gücünü unutmayın. Ürünlerinizi tag’leyin, hatta ziyaretçilerinize tag’letin. Emin olun Google taglere bayılıyor.

14) Benzer ürünlere çapraz link verin. SILO yapısında kısaca bahsettiğimiz gibi aynı tema/kategori altına giren ürünlere mutlaka çapraz link verin. Bu ürünü alanlar bunları da aldı, bu ürünün yanına bunlar da bizden tavsiye vs gibi.

15) Markalar, önemli anahtar kelimeler ve en iyi satan ürünler için farklı landing page’ler ilk geliş sayfaları(?!) yapın. Hem SEO, hem SEM hem de direk pazarlama anlamında olmazsa olmazlardan. Artık standard kategori sayfaları arama motorlarından çok optimize trafik getirmek için yeterli değil. Farklı landing page’ler, yaratıcı sayfalar, A/B testing ve multivariable çok değişkenli kampanya testleri yapmanız için kaçınılmaz.

16) Link Building Link İnşa Kampanyalarınızda ana sayfa dışında kategori, ve ürün sayfalarına da önem verin. Direk kategori, alt kategori ve ürün sayfalarınıza doğru alt tag’lerle inşa edeceğiniz dış linkler hem arama sonuçlarında yerinizi yükseltir hem de sitenizi Google’un supplemental index tarzı penaltılarından kurtarır. Birçok link inşa kampanyasında yapılan hata sadece ana sayfaya link toplanması, bu hataya düşmeyin.

17) Ürün fotoğraflarını optimize edin. Google’da ya da diğer arama motorlarında fotoğraflarınız sayesinde gelebilecek çok ciddi bir trafik sizi beklemekte. Fotoğraf isimlerini, alt tag’lerini ve fotoğraf çevresindeki yazıları optimize ederek çok ciddi şekilde trafiğinizi arttırabilirsiniz.

18) Ürün başlıklarının önemini unutmayın. Aynı ürün açıklamaları gibi, üreticinin verdiği başlığa ufak eklemelerle diğerlerinden farklı hale getirip ciddi trafik getirebilirsiniz. Mümkün olduğunca her ürün sayfasında bir ana anahtar kelimeye konsantre olun. Long tail trafik için de gerekli ek kelimeleri kullanın.

19) Product RSS Feeds Ürün RSS Beslemeleri oluşturun. Birçok karşılaştırmalı ürün arama motoru için artık olmazsa olmaz bir araç RSS. Bunun yanısıra birçok diğer siteye ürünlerinizin reklamını yapma şansı vermiş olursunuz.

20) En çok aranan anahtar kelimeleri yayınlayın. Sitenizin arama motorunun böyle bir verisi varsa eğer bu veriyi/raporu sonuçlara linkler vererek “En Popüler Aramalar” şeklinde yayınlayın.

Bir eticaret sitesinde arama motoru optimizasyonu denince aklıma gelen en önemli ilk 20 madde bunlar.  Daha detay ve ayrıntıya girdiğimiz zaman bu sayıyı 50-100 arasına kolayca çıkartabiliriz.

Daha optimize eticaret siteleri ve arama motorlarında her anahtar kelimede birinci sırayı kapmanız dileğiyle.

nis-pazarlar

Eticarette Niş Dönemi

Türkiye’de eticaret denince akla gelen ilk iki isim Hepsiburada ve GittiGidiyor oluyor şüphesiz.  Bundan yıllar önce Amerika’da eticaret denince akla Amazon ve eBay‘in gelmesi gibi.  Hepsiburada ve Gittigidiyor gibi lider eticaret sitelerin başarı hikayeleri birçok yatırımcıyı eticaret sektörüne yönlendiriyor ve bu Türkiye için çok sevindirici bir haber.  Ancak birçok yatırımcı firma yabancı olduğu internet sektörüne girerken en başarılıları örnek alıp en büyük ve en başarılı olma hedefi ile yola çıkıyor.  Bu da onlarca eticaret yatırımının piyasada başarısız olup kaybolmasına neden oluyor.

Henüz üniversiteyi yeni bitirmiş ve neredeyse hiçbir sermayesi olmayan genç bir arkadaş bana geçenlerde bir email atmış ve çok iddialı bir projesi olduğunu, Gittigidiyor’a rakip olacağını iddia etmiş.  Tamam girişimcilik güzel birşey, proje üretmek güzel birşey, ancak bu email bundan 5-10 sene önce gelmiş olsaydı projesini uygulamasını tavsiye ederdim bu arkadaşa.  Ama ne yazıkki o tren çoktan kaçtı.

Eticarete girmek istiyorum, sıfırdan bir dev eticaret sitesi yaratabilir miyim?

Çok büyük sermayeniz ve ekibiniz ya da hali hazırda olan sistemleri yenecek çok yaratıcı bir fikriniz yoksa Hepsiburada ya da Gittigidiyor gibi eticarette her türlü ürünü tüketiciye sunan büyük eticaret siteleri ile yarışmanız imkansız.

Peki eticarete yatırım yapmak için çok mu geç kaldım?

Kesinlikle hayır.  Özellikle Türkiye’de Eticaret sektörü henüz emekleme aşamasında.  Hepsiburada, Gittigidiyor, Yemeksepeti vs gibi kendi sektöründe öncü eticaret sitelerini ben yıllar önce Etiler, Nişantaşı, Bebek henüz tarla bahçe iken alınmış arsalara benzetiyorum.  Bunların herbiri uzun vadeli (hatta kısa vadeli) çok güzel yatırımlar, ancak unutmayın ki birileri Etiler çok değerlendi, arsa kalmadı derken akıllı yatırımcılar o sırada Bakırköy, Ataköy vs gibi yerlerden arsa alıyordu.  Yani eticarette Etiler, Nişantaşı’nın köşeleri kapılmış olsa da henüz çok fazla arsa var boş duran ve beni al beni al diye bağaran.

Öncelikle olayın bilimsel yanını (çok detaya girmeden) açıklayalım ve örneklerle daha sonra devam edelim.

Pareto Kanunu

İtalyan Ekonomist Vilfredo Pareto tarafından bulunmuş ve güncel hayatta 80-20 kuralı olarak bilinen bir prensip.  Pareto kanununu ticarete yorumladığmızda bir şirketin sattığı ürünlerin %20’si (en çok satan %20) o şirketin karının %80’ine eşittir.  Pareto bu kuralı bulurken İtalya’da o dönemde halkın en zengin %20’sinin bütün gelirin %80’ine sahip olduğunu gözlemlemiş ve böyle bir sonuca varmıştır.  Bu 80’e 20 kuralı yıllardır ticarette kullanılan bir kuraldır.

Ancak bundan 4 yıl önce MIT’de yapılan bir araştırmada internette alışverişin hızla artması ile birlikte niş pazara olan talebin arttığı ve Pareto’nun 80-20 kuralının yavaş yavaş değiştiği ispatlanmıştır.  Kullanılan örneklerden birisi Amazon.com’un 4 yıl önceki cirosunun %40’ını kitapçılarda bulunmayan herbiri az satılan niş kitapların oluşturduğudur.  Daha sonra Wired Dergisi editörü Chris Anderson bu araştırmadan yola çıkarak eticarette Pareto’nun 80-20 kuralına karşılık Long Tail Teorisini (Uzun Kuyruk Teorisi: Az aranan, uzun kelimelerden oluşan, niş pazar anlamında) ortaya atmıştır.

Pareto Kanunu ve Niş Long Tail Teorisi Karşılaştırması

Yukarıda hazırladığım grafiği incelersek mavi eğrinin (eticaret) daha uzun ve daha yüksek olduğu görülüyor.  Yani eticarette normal ticarete göre niş ürünlerin popüleritesi ve rakamı/hacmi artmaktadır.

Peki Eticarette Başarılı Niş Projeleri Neler?

Özellikle Amerika’da eticarette niş gittikçe popülerliğini arttıran bir konu.  Şu anda yüzlerce örneğe girebiliriz, ancak çok örnek verip kafa karıştırmak yerine bir örnek ile konuyu anlatmak daha uygun olur.

Eticarette niş olarak Amerika’da en başarılı firmalardan biri NetShops tartışmasız.  NetShops bünyesinde 200’ün üzerinde niş eticaret sitesi bulunduran bir internet firması.

NetShops Hakkında

  • 1999 yılında kuruldu
  • 400’e yakın çalışanı var
  • Top 500 eticaret firması listesinde Amerika’da 104. sırada
  • 2006 yılında Amerika’nın en hızlı büyüyen 13. şirketi seçildi (sadece eticaret değil, bütün şirketler arasında)
  • 200’ün üstünde niş eticaret sitesine sahip
  • NetShops’ın hiçbir sitesi toplam cirosunun %5’inden fazlasını oluşturmuyor (çok önemli bir veri)

NetShops’ın sitelerinden birkaç örnek vermek gerekirse:

Amerika’da geçen sene en büyük 500 eticaret sitesi listesini incelediğimizde bir önceki seneye göre daha çok niş sitenin bu listeye dahil olduğunu görüyoruz.  Kısacası eticarette gelecek niş pazarlarda.

Doğru Niş Pazarı Nasıl Seçerim? Niş Pazar Araştırması

Niş pazar sonu neredeyse olmayan bir konudur.  Ancak ciddi bir eticaret sitesi kurmayı düşünüyorum, bu anlatılanlar aklıma yattı, peki doğru niş pazarı nasıl seçerim sorusuna geldi sıra.

  1. İlk olarak araştırma yaptığınız niş pazarda ürün ya da ürün kategorisinin yıllık ticaret hacmini öğrenin.  Çok niş olsun bir numara olayım mantığı ile kurbağa bacağı konservesi satan bir eticaret sitesi açabilirsiniz, ne güzel hiç rekabet yok ama yıllık Türkiye’de ne kadar kurbağa bacağı konservesi tüketiliyor biliyor musunuz?
  2. Çok iyi bir pazar araştırması yapın.  Hali hazırda bu niş pazarda eticaret sitesi var mı? Var ise ayrıntılı inceleyin, bu sitelerden sipariş verin.  Pazarda hali hazırda eticaret sitelerinin olması sizin başarılı bir site kurup zirveye çıkamayacağınız anlamına gelmez.  Daha önce bahsettiğim Fiyat, Kalite ve Servis Denklemini inceleyin.  Ancak bu niş pazar sizin yatırım gücünüzden daha fazla dolmuş ise daha alt bir niş pazara inin (tabi pazar payı değecek ise).
  3. Sevdiğiniz, ilgi alanınız olan bir niş pazar seçmeniz sizi daima öne çıkartır.  İlginiz olmayan bir niş pazar seçerseniz ilk olarak bu pazarı iyice öğrenin.  Örneğin sadece uçurtma satan bir site kurmaya karar verdiniz diyelim, elinizden geldiğince uçurtmalar ile ilgili bilgi edinin.  Farklı uçurtmaları satın alın, uçurun, deneyin, ürünleri iyi tanıyın.  Unutmayın ki niş pazarlarda bir numara olmanın kurallarından birisi o niş pazarda otorite olmaktan geçiyor.
  4. Yaratıcı olun, seçtiğiniz niş pazara katma değer katın.  Normal ticarette hiç denenmemiş belki de çok basit bir fikir eticarette denenebilir.  Örneğin bir marketten alışveriş yaparken size saatlerini ayırıp yemek tarifleri veren birisini oraya koymak çok büyük masraf iken internetin getirdiği avantajları kullanın.  Eğer sadece yemek satan bir siteniz varsa, o yemeklerin tariflerinin videolarını ekleyin (çok basit ve yaratıcı bile olmayan bir fikir ama size çok fazla müşteri getirebilir).  Daha yaratıcı olun ve yeni fikirler ile bu niş pazara katma değer katın.
  5. Yurtdışında hali hazırda bu pazarda olan örnekleri yakından inceleyin.  Doğru yapılan noktaları Türkiye’ye uyarlayın, ancak unutmayın ki yöresel, kültürel vs birçok farklılıklardan dolayı yurtdışında tutan her yöntem Türkiye’de tutmayacaktır.  Ama önünüzde bir yol haritası olması açısından yurtdışındaki başarılı niş eticaret sitelerini yakın takibe alın.

Eticarette doldurulmayı bekleyen birçok niş pazar girişimcileri bekliyor.  Özellikle Türkiye gibi eticaret sektöründe yolun çok başında olan ülkeler için niş pazarlar birer altın madeni.  Niş pazar araştırması ya da eticarette niş pazarlarla ilgili her türlü sorularınızı bu konu altında eklemeyi unutmayın.

Yaratıcı, bol kazançlı niş eticaret siteleri kurmanız dileği ile…

Hepsiburada.com Başarı Öyküsü

Hepsiburada.com‘dan Kaan Dönmez’in İTÜ’de verdiği bir konferansın videosu. Özellikle e-ticaret sektöründe olup da bu videoyu izlemeyenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Gerek e-ticaret gerekse başka sektörlerde yeni iş kuran birçok kişinin özellikle ilk yıllarda yaşadığı en büyük problemlerden biri nakit sorunudur.

Özellikle hızla büyüyen bir şirketiniz varsa nakit sorunu kaçınılmaz bir durum olabilir.

Bu videoda ilgimi çeken ve birçok kişiye örnek olabilecek bir durum Hepsiburada.com’un ilk yıllarında yaşadığı nakit sorunu ve Kaan Dönmez ve ortaklarının bu sorunları nasıl aştıkları bölümü oldu.

Türkiye’de e-ticaretin ilklerinden olan Hepsiburada.com’a başarılarının devamını diliyorum.

brands

Başarılı Bir Web Sitesi Hazırlamak

Birçok webmaster’ın yaptığı önemli bir hatadan bahsetmek istiyorum.  Aylar süren ön çalışmalardan, iş planlarından, sermaye bulunarak yapılan web projelerinden bahsetmiyorum.  Bu projelerin çoğu zaten önemli bir marka çalışması yapıyorlar.  Bahsetmek istediğim genellikle bir webmaster’ın oturup tek başına yaptığı ve yayına koyduğu daha ufak çaplı projeler.

Birçok büyük, dünya markası web sitesinin tek kişinin bir anda aklına gelen bir fikri uygulaması ile ortaya çıktığını unutmamak gerekir.  Ancak eskiden internette birçok konuda ciddi boşluklar vardı ve aklınıza gelen bir fikri aradığınızda henüz uygulanmamış olduğunu görüp çok kısa sürede rakipsiz bir site yapma şansınız vardı.

Bu devir çoktan bitti, herhangi bir insanın aklına gelebilecek sıradan fikirlerin neredeyse olabilecek her türlü versiyonuna internette rastlamak mümkün.  Peki aklıma gelen web sitesi fikri zaten birçok kez uygulanmış, böyle bir siteyi nasıl uygulayıp başarılı olabilirim?

Web Sitesine Başlamadan Önce Ön Araştırma

İster profesyonel, büyük bir proje olsun, isterse kişisel bir blog, ilk yapmanız gereken iyi bir ön araştırma.  Google’da yapabildiğiniz kadar arama yapın, sektörel siteleri inceleyin ve aklınızdaki proje fikrine benzer ve yakın her türlü siteyi en ince ayrıntısına kadar inceleyin.  Önemli bulduğunuz noktaları mutlaka not alın.

Projeniz ne kadar küçük olursa olsun hedefiniz bir marka yaratmak olmalı.  Pu projeyi lanse ederken de büyük bir marka gibi ele alın ve bütçeniz yettiğince pazarlamasını bu stratejide yapın.  Unutmayın ki internette hiç para harcamadan yapabileceğiniz bir çok pazarlama yöntemi var.

Projenin Hazırlanması ve İş Planı

Şimdi ben kişisel bir blog hazırlamayı düşünüyorum, iş planına neden ihtiyacım olsun ki diyebilirsiniz.  İşte tam bu nedenle binlerce kişisel blog günde sadece 2-3 kişi tarafından okunuyor.  Eğer çok basit bile olsa önünüzde izlenmesi gereken bir yol (outline) olmazsa bir anda günlük yoğunluğunuz ve koşuşturmanız arasında bu proje tam tabiri ile kaynayıp gidebilir.  Bu nedenle hazırlamayı düşündüğünüz web sitesi için ana maddeler bile olsa bir liste şeklinde yazılı hale getirmeniz işinizi çok kolaylaştıracaktır.

Hareket Zamanı (Action)

Birçok proje henüz fikir aşamasında ya da kağıda geçtikten sonra rafa kalkar.  Bunun nedeni insanın yapısında olan erteleme psikolojisidir.  Siz diğerlerinden farklı olun ve bir fikri projelendirdiyseniz hiç vakit kaybetmeden harekete geçin.  Tam anlamı ile bir fikri yapmaya karar vermek ve buna inanmak başarmanın %50’sidir.  Bunu hiçbir zaman unutmayın.  Kısa vadeli hedefler koyarak projenizi rafta bekleterek harcamayın.  Gerçek girişimci ruhlu insanlar ne kadar kısa sürede harekete geçerse o kadar çok heyecanla bir işe başlarlar.  Eğer girişimci ruha sahipseniz çok beklemeden projenize başlayın.

Başarı İnce Ayrıntılardadır

Başarının ince ayrıntılarda olduğunu ve  hedefinizin bir marka yaratmak olduğunu hiçbir zaman unutmayın.  Sektörde sizin web sitenizden önce başarılı projeler var diye hevesiniz kırılmasın, aksine bu sizi mutlu etsin.  Demek ki doğru bir sektör seçmişim ve bu sektörde başarılı olma şansım var diye düşünün.  Hali hazırda başarılı projeleri çok ayrıntılı olarak inceleyin ve onların kaçırdığı ufak noktaları yakalayın.  Birçok başarılı iş modeli sektördeki en başarılı sitelerin yapmadıkları ya da gözden kaçırdıkları ince ayrıntıları yakalamışlardır.  Örneğin Michael Dell’in kurduğu Dell markasının bu kadar başarılı ve öncü bir marka haline gelmesinin en büyük sebebi, bilgisayarların sipariş verildikten sonra üretilmesidir (just in time inventory management).  Michael Dell’in yakaladığı bu ince ayrıntı rakiplerini geride bırakıp daha uygun fiyata daha çok bilgisayar satmasına neden oldu ve Dell’i bir dünya markası yaptı.

Büyük Düşünmek

Küçük düşünürseniz hiçbir zaman büyük başarılara imza atamazsınız.  Her zaman büyük düşünün, bırakın çevrenizdekiler sizi hayalperest sansın.  Siz büyük düşünüp, çok çalışıp, çok büyük başarılara imza atın ve çevrenizdekiler sizi bu şekilde anlasın.  Eğer küçük düşünerek bir projeye başlıyorsanız büyük başarılar elde etmeniz şansa kalır.

Sektörünüzde Otorite Bir İsim Olun

Kuracağınız web sitesi ile ilgili komunitede otorite bir isim olun.  Örneğin araba parçaları ile ilgili bir site mi açıyorsunuz, araba forumlarına üye olun, bilgilerinizi paylaşın, arabalar ile ilgili blogları takip edin, yorumlar yapın.  Ücretsiz ebook’lar, röportajlar, raporlar yayınlayın ve sektörde isminiz güvenilir bir otorite olarak anılsın.  Bu yolu seçerseniz, daha sonra aynı sektörde başlatacağınız projeler daima ilgi görür.

Son Kural Çalışmak, Çalışmak, Çalışmak

Özellikle Amerika’da onbinlerce “çalışmadan internette para kazanın” tarzı siteler, ebook’lar, bloglar vs var. Bunların hiçbirine inanmayın, çok ama çok çalışmadan internette uzun vadeli para kazanma ve başarılı olma yöntemi ya da sihirli çubuğu henüz icad edilmedi.  Ancak planı projeli çalışarak başarılı olmamak için hiçbir neden yok.

Ana maddeler olarak yeni bir web sitesini yayına koyarak önem verdiğim noktalar bunlar.  Tabi ki daha önce bahsettiğim gibi özellikle bu site ürün ya da ücretli bir servis satıyorsa marka yaratmada üçün ikisi kuralını da unutmamak gerekir.  Şimdi ne zamandır aklınızda olan o siteyi yapmak için kolları sıvayın ve ön araştırma ile başlayın derim.

İdeefixe, İdefix, İdefiks ve Bir İnternet Kitapçısının Hikayesi

1998 yılında, henüz yeni açıldığında haberim olmuştu İdeefixe’den. O zamanlar ilk aklımdan geçen fikir, işte Türkiye’nin Amazonu’u yayına girdi olmuştu.  Türkiye’nin ve Türkiye’de internetin gelişimi için çok mutlu olmuşken bir yandan da içimden keşke üniversiteyi bitirmiş olsaydım, ve param olsaydı da bu fikri ilk ben uygulasaydım diye düşünmüştüm :)  Zaman ne kadar çabuk geçiyor, aradan tam 10 yıl geçmiş.

Bugün New York’un berbat havası yine bana oyun oynadı, sabah günlük güneşlik bir havada evimden çıkıp yürümeye başlamıştım, iki blok yürüdüm ki birden yağmur bastırdı.  Şemsiye taşımayı hiç sevmeyen birisi olarak bir kez daha New York’un tahmini zor havasına yakalandım.  Hemen ilk metro durağına attım kendimi, birkaç transferden sonra ofise gelebildim.  Nereden aklıma geldi, nasıl oldu bilmiyorum ideefixe.com’a girdim henüz emaillarıma bakmadan.  Ocak’ın son haftasında Webrazzi’de okuduğum bu haber ve İdeefixe’nin yaptığı isim değişikliği anketleri nedeni ile büyük bir değişimin yakında olduğunu tahmin ediyordum.  Sanırım bu aralar ideefixe’yi takip etmemin nedeni bunlardı.  Tahminlerim doğru çıktı ve İdeefixe’nin ana sayfasında bu haber ile karşılaştım:

İdeefixe artık İdefix

İdefix’in yeni yüzü ile Merhaba,Bir yenilenmenin zamanı gelmiş ve geçmişti bile. Hayatın her alanında, her değişiklikte olduğu gibi çok farklı eleştiriler duyacağımızdan hiç şüphemiz yok. Ahmet Bey “ne kadar güzel olmuş, elinize sağlık” derken, Ayşe Hanım “Nerede benim Ideefixe’im, siteyi mahvetmişsiniz, derhal istifa ediyorum” diyecek veya bazı dostlarımızın başka sitelerimizin yenilenmelerinde yazdıkları gibi “derhal eski haline döndürün!” emrini duyacağız. Bütün görüşlere saygımız var. Bir site yaşıyorsa kullanıcıları ile yaşıyordur ve onların her türlü eleştiriyi yapmaya hakları vardır. Her zaman olduğu gibi hepsini can kulağı ile dinleyecek ve öğrenmeye devam edeceğiz. Hayatın ustası olmak iddiasında olmadık hiç, hep çırak ve hep öğrenciyiz.

Kuşkusuz yaptığımızın en iyisi olduğu iddiasında değiliz, ancak bizim yapacaklarımız içerisinde en iyisi olduğuna dair bir inancımız olabilir. Yaptığımız iş bizim içimize sindi. Ama bu öylesine içinden çıkılmaz bir “zevk meselesi” ki, gerçek bir özgürlük ortamında kim hangi konuda (müzik, resim, siyaset, edebiyat, sinema) belirli bir sayının üzerindeki herhangi bir topluluğun yüzde yüz beğenisini kazanmış ki biz öylesi bir beklenti içerisinde olalım.

Bu yenilenme ile birlikte sizlere sunduğumuz iki ufak eklentiye dikkatinizi çekmek istiyoruz. Birincisi, fiziki kitapçılarda kitabı karıştırabilme avantajını kısmi olarak sunabilmek ve kitapla ilgili satın almadan önce daha fazla fikir edinebilmenizi sağlamak amacıyla bir çok kitapta ilk sayfaları okuyabileceksiniz. İkincisi, sinema severler için, onlar da filmlerin fragmanlarını izleyebilecekler.

Öte yandan, biliyorsunuz çok tartışmalı ve çekişmeli bir “isim anketi” yapmıştık. Logomuzun da değiştiğini ve o anket sonuçları doğrultusunda “idefix”i kullandığımızı göreceksiniz. Ama siz nasıl istiyorsanız öyle (ideefixe , idefiks, idefix) yazabilirsiniz, her hal ve şartta hizmetinizde olacağız.

Bu arada yıllardır bizimle çalışan Kalem Adam’ın da yeni tasarım ile birlikte emekli olmuştur. Kendisine fedakar çalışmalarından ötürü teşekkürlerimizi sunuyoruz. Güle güle Kalem Adam, seni hiç unutmayacağız.

Saygı ve Sevgilerimizle,

idefix ekibi

Arda kesin konu hakkında yazmıştır diyerek işin ayrıntılarını sektörden birinden duymak için ilk olarak Webrazzi’yi ziyaret ettim ve Arda’nın yazdığı İdeefixe artık İdefix konusunu gördüm.

Öncelikle İdefix yönetimi, ekibi ve Türk internet kullanıcıları için hayırlı uğurlu olsun diyorum.  Umarım kitap okuma oranı çok düşük olan ülkemizde İdefix gibi öncü firmalar çok daha iyi noktalara gelirler.

Şimdi gelelim benim biraz daha teknik olarak yorumlara:

10 yıl gibi bir süredir yayında olan bir websitesi için alan adını (domain name) değiştirmek çok riskli bir iştir.  Buna benzer birkaç isim değişikliği projesinde danışmanlık yapmıştım ve İdefix bana göre neleri doğru yapmış, neleri yanlış yapmış bir listesi:

1) www.ideefixe.com ve ideefixe.com Alan Adı Yönlendirme Hatası:

Bunun ideefixe’nin idefix olması ile bir ilgisi yok.  Böyle büyük bir firma için yaklaşık 2 dakika alacak çözümü olan bir konunun neden çözülmediğini anlayamadım.  İdeefixe’ye başına www koyarak ve koymadan girmeyi deneyin ne demek istediğimi anlayacaksınız.  Google ve diğer arama motorları www.ideefixe.com ve ideefixe.com sitelerini ayrı iki alan adı gibi görüp indekslerler ve bu site için gerek siteye gelen linklerin değerinin düşmesi, gerekse duplicate content (kopya içerik) açısından değer kaybetmesine neden olur.  Bunun çözümü çok basittir.  Web sitesinin ana dosyasında bulunan .htaccess dosyası açılır ve şu iki satır yerleştirilir.

RewriteEngine On
RewriteCond %{HTTP_HOST} ^ideefixe\.com
RewriteRule (.*) http:www.ideefixe.com [R=301,L]

Google’da site:www.ideefixe.com diye bir arama  yaptığımızda 685.000 sonuç verirken, site:ideefixe.com şeklinde bir arama 910.000 sonuç veriyor.  Amazon’a amazon.com yazarak girmeyi deneyin, sizi otomatik olarak www.amazon.com adresine yönlendirir.

2) idefix.com adresi ideefixe.com’a yönlendirilmiş

Bir firma için marka en önemli mal varlığıdır.  Eğer 10 yıl gibi bir markaya yatırım yaptıktan sonra markanızı değiştirmeye karar vermişseniz web sitesi adresinizi de değiştirmeniz gerekir.  Bu adresi değiştirmenin teknik olarak çok büyük zorlukları olmasa da dezavantajları vardır.  Ancak bence ideefixe’nin yaptığı yanlış bir uygulama.  Bugün ideefixe.com adresine girdiğimizde idefix.com’a yönlenmiş olmamız gerekirdi.  Ve her bir ürün ve kategori sayfasına da aynı şekilde kalıcı yönlendirme (301 redirect)yapılmalıydı.

3) idefiks.com altında ayrı bir site?

idefiks.com adresine girdiğinizde de siteyi komple görebiliyorsunuz.  Sanırım/Belki idefiks.com test aşamasında kullanıldı.  Henüz google bu adresi indekslemeye başlamamış ama çok yanlış ve tehlikeli bir durum.  Çok acil karar verilerek ana alan adına 301 yönlendirme yapılması lazım.

4) Alan adı sorununun çözümü

Bana göre ideefixe bu durumu çok ciddiye alıp çok ama çok kısa bir süre içinde ideefixe.com idefiks.com ve bütün alternatifleri çok hızlı bir şekilde www.idefix.com adresine yönlendirmeli ve ana adres tek bir alan adı olmalı.  Örneğin internette yaptığım bir aramada Hürriyet’te çıkan bu haberde verilen link ideefixe.com.tr , ancak böyle bir adrese ulaşılamıyor.  Alan adı aynı zamanda sizin markanızdır ve insanların kafasını karıştırırsanız bu sizin dezavantajınıza olur.

5) Usability Sorunları

Usabilitiy (Kullanılabilirlik sanırım tam Türkçesi) açısından çok ciddi sorunlar var.  En basitinden “Satın Al” ya da “Sepete Ekle” tarzı bir buton yerine “Alışveriş Listeme Ekle” isimli bir buton bulunuyor ve bence yanlış konumlandırılmış sayfada.  Bunun yanı sıra Amazon.com’un çok büyük bir başarı ile uyguladığı müşteri yorumları bölümüne ideefixe’de usability anlamında önem verilmemiş.  Sol menüde siteye ilk girdiğimde Çok Satanların üstünde yanıp sönen ve gözü yoran bir Turkticaret (web hosting) reklamı çıkması kitap satın almak için gelenlerin web hosting ile ne kadar ilgili olabileceği ve acaba bu banner’dan rahatsız olup olmayacakları sorusunu getiriyor aklıma.  Daha birçok ince nokta var, ben bir usability uzmanı değilim ancak şunu söylemek isterim, bu isim değişikliği ile birlikte sadece logo değil sitenin komple tasarımı elden geçirilmeli ve daha kullanışlı bir site haline getirilmeli idi.

6) Kitap sayfaları önizleme ve DVD Fragmanları

Çok doğru bir adım olarak görüyorum bu iki uygulamayı da. Ancak kitap sayfaları önizlemede Amazon modelinin örnek alınmasından yanayım.  Kitap sayfası önizlemede girdiğim ilk örnekte kitabı aç’a tıkladıktan sonra bu kitabın 40. 41. 500. 501. 920. ve 921. sayfaları karşıma çıktı.  Halbuki amazonda kitabın ön kapağı, arka kapağı, içindekiler, ve örnek bazı sayfalar gibi seçenekler altında sunum yapılıyor.  Tavsiyem Amazon modelidir, çünkü başarı ile uygulanıyor.

Yazımın başında da söylediğim gibi ideefixe Türkiye’de e-ticaretin öncülerinden ve özellikle kitap gibi benim için çok önemli bir kategoride çalışmaları onların çok başarılı olmalarını gönülden istememe neden oluyor.  Yazımı daha da uzatmak ve girilebilecek birçok teknik ayrıntıya daha girmek istemiyorum.  Umarım yeni ismi ile idefix.com büyük başarılara imza atar ve Türkiye’nin yeni nesillerine daha milyonlarca kitap satar.

Artıları ve eksileri ile avantajları ve dezavantajları ile isim değiştirme gibi zorlu bir süreçte idefix’e başarılar ve kolaylıklar diliyorum.

İnternette Para Kazanmak

İlk olarak internet ile tanışmam daha eskiye dayansa da 1996 yılında WPI Üniversitesi‘ne başvurumdan dolayı kampüs ziyaretim sırasında genç, zeki ve farklı bir Türk öğrenci ile tanışmıştım. O zaman benden sanırım 2 yaş büyük olan bu Türk gencinin ismini hatırlayamıyorum. Ancak hayatımın değiştiği anlardan birisi Boston’da bahar havası olan bir günde bu Türk genci ile bahçede banklarda yaptığım muhabbet idi.

Kendisine internete ve bilgisayarlara olan ilgimi anlatmış ancak makine mühendisi olmak istediğimi söylemiştim. O da bana geleceğin internette olduğunu ve çok acil HTML öğrenmem gerektiğini söylemişti. İlk defa HTML kelimesini 96’da orda duymuştum ve o günden sonra HTML, derken eticaret ve metresim internet hayatımdan hiç çıkmadı. Benim ilk olarak tek amacım henüz Amerika’da bile çok yeni olan bu teknolojiyi öğrenmek ve internet siteleri yaparak ilerde kendi konumumda Türkiye’de önde gelen isimlerden birisi olmaktı. Daha sonra öğrencilik hayatım boyunca Türkiye’nin ilklerinden sayılabilecek eticaret sitelerinin kurulumunda çalıştım. Ancak fazla yol gösteren insan olmadığı için ve bu işin eğitimi o zamanlarda pek olmadığı için kendimi çok geliştiremedim.

Amerika’ya tekrar master için dönüşüm ile birlikte benim için ikinci internet dönemi başladı. Bu kısım tam anlamı ile internette para kazanmayı öğrenmeye başladığım ve geçimimi internetten kazandığım dönem. Bilgisayar başında sabahlamalar, sürekli araştırma ve okumalar ve günde 20 saatlere varan çalışma tempoları. Şimdi gerek İngilizce gerekse Türkçe webmaster forumlara baktığımda birçok kişinin internette para kazanmayı çok basit bir olaymış gibi anlattıklarını okuyorum. Ancak işin gerçeği bu değil.

İnternette para kazanmanın birçok yöntemi var. Ben her yöntem için ayrı konular açıp en ince ayrıntısına kadar tecrübelerimi paylaşacağım. Çünkü birçok Türk gencinin bilgisayara olan merakını biliyorum ve doğru yönlendirmeler ile çok başarılı olacaklarına inanıyorum. Artık Türk gençlerinin warez, hack, crack, lame gibi gereksiz şeylerle uğraşacağına çok çalışarak, başarılı projelere imza atarak internetten çok iyi paralar kazanıp geleceklerini garanti altına almalarını istiyorum.

İnternetten para kazanmakla ilgili her anlattığım yöntemde size bu konuyu doğru yapan bir firma/site analizi de sunacağım ve bu şekilde başaranların neler yaptığını görmüş olacağız.

Eğer gerçekten çok çalışmaya ve internetten para kazanmaya hazırsanız “İnternette Para Kazanmak” yazılarımı takip etmenizi ve uygulamanızı tavsiye ederim. İlk tavsiyem ve benim en büyük hobim Başarı Hikayelerini Okumak. Kendi dalında başarılı olmuş internet siteleri sahipleri, şirket sahipleri, sporcular, lidlerler vs. her kim olursa olsun başarı hikayelerini okuyun, öğrenin, kendinize uygun gelen kısımlarını hedef edinin derim. Başarılı insanların hayatlarını okumak birçok konuda benim ufkumu açmıştır. Şiddetle tavsiye ederim. Şu anda benim blogumu okuyarak bunlardan ilkine başlamış oldunuz zaten :)

İlk etapta internette para kazanma yöntemlerini anlatırken ele alacağım konu başlıkları:

İnternetten para kazanabilmek için başarılı ve kaliteli bir site yapmak kadar o siteyi pazarlamak ta önemli. Bu nedenle “Online Marketing” yani internette pazarlama ve bunun yan dalları olan “SEO” (arama motoru optimizasyonu nedir?), “Email marketing” (Email pazarlaması) ve daha birçok ayrıntıya girmemiz gerekiyor. Size ilk tavsiyem en yeni teknolojileri ve kaynakları takip edebilmek için çok acil İngilizcenizi geliştirmeniz (eğer yeterli değilse).

İnternette para kazanma serimize genel olarak giriş yapmış oldum, sizlerden ricam yorumlar bölümünde her türlü sorunuzu sormanız, bu şekilde daha interaktif bir şekilde ilerlemiş oluruz ve ben de sorulara göre konularını yönlendirmiş olurum.

Bu siteyi/günceyi yapmaktaki tek amacım bugüne kadar öğrendiğim tecrübelerimi genç arkadaşlarım ile paylaşmak ve onlara elimden geldiğince yol göstermek.

Ben Başardıysam Sen de Başarabilirsin…

Dominos’tan Yaratıcı Müşteri Hizmetleri Örneği

Bugün müşteri hizmetleri üzerine uzun bir toplantı yaptık ofiste.  Şirkelerimizde kullandığımız ana müşteri hizmetleri kanalları olan email, telefon, ve live chat üzerine ayrıntılı ve uzun konuşmalar ile geçti bu toplantı.  Müşteri hizmetleri elemanlarının performanslarının arttırılması üzerine raporlama, denetleme ve bonus sistemleri üzerine değişik fikirler çıktı ortaya.  Ancak hiçbir zaman pazarlama departmanımızın toplantıları gibi olmuyor müşteri hizmetleri departmanı toplantıları.  Çünkü pazarlama demek yaratıcılık demek benim için.  Her pazarlama toplantısına yaratıcı fikirlerle, beyin fırtınası beklentisi ile giriyorum.

Müşteri hizmetlerinde yaratıcı olmamızı engelleyenin bu önyargı olduğunu bugünkü toplantıda anladım.  Nasıl mı?

Eve geldikten sonra bir pizza söylemek için Dominos‘un web sitesine girdim ve siparişimi yaklaşık 2dk içinde tamamladım.  Herhangi bir websitesinden sipariş yaptıktan sonra eğer altyapısı düzgün bir site ise, siparişiniz elimize ulaştı emailı hemen gelir, daha sonra siparişiniz ile ilgili gelişmeler email ile ya da websitenize girerek hesabım bölümünden takip edilebilir.  Bu sistem e-ticaret sitelerinin uzun yıllardır kullandığı bir sistemdir.

Genelde internette alışverişte siparişin siteye verilmesi ile müşterinin eline ulaşması arasında 1-10 gün bir süre vardır.  Ancak internetten pizza siparişi verdiğimde siparişimi internetten takip etmek hiç aklıma gelmemişti.  İşte Dominos bunu yapmış, aslında çok basit ve hali hazırda kullanılan bir sistemde bir farklılık yakalamış ve Pizza Tracker (Pizza Takip Etme) sistemini uygulamaya koymuş.

Siparişinizi verdikten sonra 5 ana bölümde siparişinizin durumunu takip edebiliyorsunuz.

1. Sipariş alındı.

2. Pizza hazırlanıyor.

3. Pizzanız fırında pişiyor.

4. Pizzanız kutuya konuyor (bu işin biraz süsü olmuş).

5. Pizzanız yolda.

Olayı daha da ileri götürerek her basamakta işlemi yapan kişinin adını görüyorsunuz ve her basamak için 5 yıldız üzerinden deneyiminizi oylayabiliyorsunuz. Hatta siparişinizin herhangi bir bölümünde sorun varsa (çok geç kaldı, geldiğinde pizza soğuktu vs) anında yorumlarınızı yollayabiliyorsunuz.

Müşteri Hizmetleri Konusunda 5 üzerinden 5 verdiğim Pizza Tracker uygulaması ile Dominos bir konuya farklı bir bakış açısı ile yaklaşıldığında yaratıcı olunabileceğini kanıtlamış bulunuyor.  Aşağıda siparişimi verdikten sonra ekrandan iki screenshot ekliyorum.

Büyük Resim İçin Tıklayın

Büyük Resim İçin Tıklayın

Amerika’da Girişimcilik ve İnternet Konferansı

Aralık ayında Türkiye’ye gelişimde İstanbul’da Genç Girişimciler Kulübü tarafından 8 Aralık 2007 tarihinde düzenlenen “Amerika’da Girişimcilik ve İnternet” konulu bir konferans verdim.  Bu konferansı vermekteki amacım Türkiye’deki genç girişimci arkadaşlarla tecrübelerimi paylaşmak idi.

Konferansta pek fazla teknik konuya girmeden girişimcilik ve internet üzerine konuştum. İnternette çok genel de olsa Amerika ve Türkiye’deki projeleri kıyasladım ve sorulara cevap verdim.

Beni konuk eden Genç Girişimciler Kulübüne, başta Erksoft‘tan Atakan Eser Bey’e,  Bülent Arslan Bey’e ve katılımcı arkadaşlara tekrar teşekkürlerimi iletmek istiyorum.  Aşağıda konferansın videosunu ekliyorum, iki saatin üstünde bir video, umarım hepsini izleme fırsatınız olur.  Bu konu altında yorumlarınızı ve eleştirilerinizi iletirseniz çok sevinirim.

“Amerika’da Girişimcilik ve İnternet Konferansı” videosu

Konferans Fotoğrafları

Genç Girişimciler Kulübü Konferans - Ahmet Kırtok

Genç Girişimciler Kulübü Konferans - Ahmet Kırtok

Genç Girişimciler Kulübü Konferans - Katılımcılar

Genç Girişimciler Kulübü Konferans - Ahmet Kırtok

Genç Girişimciler Kulübü Konferans - Ahmet Kırtok

Genç Girişimciler Kulübü Konferans - Konferans Arası Sohbet

Konferans fotoğraflarının devamı Genç Girişimciler Kulübü Foto Albümünde.  Ayrıca GGK sitesinde Amerika’da Girişimcilik ve İnternet Konferansı hakkında daha ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

Amazon.com Yılbaşı Satışları

2007 yılbaşı alışveriş sezonu sona ereli üç hafta oldu ve birçok eticaret devi bu yılbaşı sezonu rakamlarını açıklamaya başladı.  Amazon.com şu ana kadarki en başarılı yılbaşı sezonu rakamlarını bu sene açıkladı.  Sezonun en yoğun günü olan 10 Aralık’ta müşteriler ortalama saniyede 62.5 ürün sipariş verdiler ve bir gün içinde 5.4 miyondan fazla ürün sipariş edildi.

Alışveriş sezonu satışlarında Amazon’da başı çeken ürün saniyede 17 satış ile Nintendo Wii oldu.

Amazon 200’ün üzerinde ülkeye siparişleri yolladı ve en yoğun gününde depolarından 3.9 milyon sipariş çıktı.