Girişimci Yalnızdır

by Ahmet Kırtok on January 5, 2011

in Girişimcilik



Girişimci Yalnızdır

Sürekli fikirleri olan ama bir türlü harekete geçmeyen ve kendine girişimci diyenlerden bahsetmiyorum. Fikir üreten, uygulayan, sonucu ne olursa olsun denemekten çekinmeyen girişimciler bahsini ettiğim.

Kendi işinin sahibi olma, işveren olma, projeler üretme, hakkında haberler çıkması ve buna benzer birçok cazibesi var girişimciliğin.

Nadiren de olsa başarısızlık hikayelerinin paylaşıldığı ama bu hikayeleri paylaşanların aslında çoktan büyük işler başardığı, çoğunlukla şişirilmiş başarı hikayeleri ile dolu bir yol girişimcilik yolu.

Doğal olarak çok cazip içinde olmayana, davulun sesinin uzaktan hoş geldiği gibi…

Birçok girişimcinin başından geçmiş, birçoğunun hiç paylaşmadığı, girişimci adaylarının duymaktan pek hoşlanmayacağı gerçekler var hayatta.

Hedefiniz iyi bir girişimci olmak ise, gerçekleri duymaya herkesten çok hakkınız var.

Girişimci yalnızdır, çünkü

  • Girişimci parasızdır
  • Tam anlamı ile sıfırdan girişimciliğe başlamış ve hayatında hiç parasız kalmamış girişimci tanımadım hiç. Bazısı ilk girişimini ayağa kaldırana kadar parasız kalır, bazısı hızlı büyürken, bazısı girişimi tutmayınca, ama bir şekilde her girişimcinin parasız dönemi ya da dönemleri olur.

    Para ne yazık ki hayatta en önemli ihtiyaçlardan biridir. Para olmadığı zaman, çevrenizde birçok şey ve birçok insan da olmaz.

    Bunu yaşamış girişimciler beni iyi anlar.

    Girişimci adayları, aman canım, parasızlık da gelip geçer diyebilir. Ancak parasızlığın getirdiği stres ve yalnızlık birçok girişimcinin yarı yolda pes etmesinin en büyük sebebidir.

    Çevrenizde gerçek dost dediğiniz birçok insan nedense birer birer uzaklaşır parasız kaldığınızda.

    İşte bu yüzden iş hayatında kendini hep olduğundan büyük gösterme çabası vardır. Acıdır, ama bu girişimcilerin tecrübelerinden edindiği sonuçlarla geldikleri noktadır.

    Girişimciliğe baş koyan birisi, parasız kalmayı göze alıp, yapayalnız kalacağı günleri baştan bilmeli ve bu yola ufak engellerde pes etmemek üzere çıkmalıdır.

  • Girişimcinin zamanı azdır
  • Girişimci normal bir işte çalışan herhangi bir arkadaşı gibi özgür değildir. Arkadaş sohbetlerinde hep özenilen insan olur. Ne güzel, istediğin zaman çalışırsın, istemediğin zaman çalışmazsın diye birçok arkadaşı kıskanır girişimciyi.

    Ancak ortalama bir girişimci, haftada 40 saat, herhangi bir işte çalışan birinden neredeyse iki kat daha fazla çalışır.

    Girişimcilik özveri ister.

    Cuma akşamı, arkadaşların dışarda sohbet edip, eğlenirken ve ısrarla seni arayıp çağırırken, onlara ve kendine binbir bahane bulup, çalışmayı, işine konsantre olmayı gerektirir.

    Girişimci, arkadaşlarına, sevdiklerine ve çevresine istediği zamanı hiçbir zaman ayıramaz.

    Doğal olarak bir girişimci, herhangi bir işte çalışan birisine göre çok daha yalnız kalır sosyal hayatta da.

  • Girişimciyi herkes anlayamaz
  • Girişimci ruhen de yalnızdır.

    Doğası gereği, girişimci ruhlu birisi farklı bakar hayata. Birçok kişinin görmediği fırsatları görür, çoğuna delilik gibi gelen fikirleri vardır.

    Her girişimci hayatının bir döneminde anlaşılamamak sorunu ile karşı karşıya kalır.

    Bir girişimcinin yapacağı en büyük hata, onu anlamayanların, fikirlerine yaptığı anlamsız eleştirilere önem vermektir. Birçok girişimci bu hataya düşer.

    Girişimcilerin altıncı hissi kuvvetlidir. Eğer heyecan veren bir fikir gelmişse girişimcinin aklına, onu anlamayanlardan ne onay bekler, ne de destek. Bildiğini yapar ve fikrini harekete geçirir.

Girişimciden girişimciye değişen daha onlarca neden vardır yalnızlık üstüne.

İster ilk projeden itibaren başarı yakalansın, isterse birçok başarısız deneme olsun, girişimcilik denen uzun yolda, eninde sonunda yalnızdır girişimci.

Eğer büyük hayalleriniz varsa, her ufak engelde sendeledikten sonra o uzun yola devam etme gücünü kendinizde buluyorsanız, arkadaş, dost ve ailenizden birçok kişiyi kaybetmeye hazırsanız girişimcilik serüvenine atılın derim.

Büyük hayallere, büyük fedakarlıklar yapmadan ulaşamazsınız.





{ 30 comments… read them below or add one }

1 Uğur Özmen January 5, 2011 at 3:38 am

Bu listenin daha ilk aşamasındayken 2 kez vazgeçtim.

Bugün kariyer.net veya yenibiris.com ile anılan konuda 1986′da bir şeyler yapmaya kalktım. Internet yoktu. Ben “orta kademe eleman bulmak” için, teknolojiden faydalanmayı düşündüm. Bir arkadaşım benim için yazılım geliştirdi.

Parasızlıktan yıldım ve bankaya girdim. (İyi ki… diyorum. Sonra orada başarılar elde ettim.)

Bana yazılım hazırlayan arkadaşım, şimdi TR’nin en gelişmiş insan kaynakları yazılımını yapan firmanın ( http://www.bilin.com ) sahibi. (Bir “iyi ki…” de oraya :-) )

Evet, parasızlık barajı en yıldıran kısmı. Özellikle iki küçük çocuk varken. :-)

Reply

2 Atilla Oğuzhan Durgun January 5, 2011 at 5:05 pm

Uğur Abi:
“Ah o kendimi adadığım iki çocuk ah”

Reply

3 Mert S. January 5, 2011 at 7:40 am

“Doğası gereği, girişimci ruhlu birisi farklı bakar hayata. Birçok kişinin görmediği fırsatları görür, çoğuna delilik gibi gelen fikirleri vardır.”

Sayın KIRTOK, bu gerçekten iyi bir tespit olmuş. :)

Reply

4 Fatih Sönmez January 5, 2011 at 10:00 am

İnternet, sosyal medya, yeni nesil pazarlama gibi kavramları kullandığımda hala yüzüme anlamsızca bakan ve hatta “boş işler bunlar, gerçek bir işe girsene” diye dalga geçen insanlar var çevremde. Evet, girişimcilik yeni bir yola girmek ve daha önce yapılmamış şeyleri yapmaktır, bu yüzden yalnızlık kaçınılmazdır. Ancak bazen keşke hayallerime ortak birileri olsa, destek çıksalar diye düşünmüyor değilim :)

Reply

5 Yaşar Acar January 5, 2011 at 10:15 am

Girişimcilik eğer siz üniversitede okuyorsanız, “boş isler müdürü, tutmaz o iş, git sınavına çalış vb.” laflar söyleyen bir yığın boş beyinli, hayatı sadece eğlence zanneden tiplerle muhatap olmak zorundasınız. Bunu da bilesiniz, tecrubeyle sabit.

Reply

6 kirtok January 5, 2011 at 6:18 pm

Üniversiteden sonra da bitmez o Yaşar. Yaş ilerleyince daha nazik olur, keşke garantili bir işin olsa, emekliliğin olsa, ama yine boş vakitlerinde girişim yapsan diye devam eder :)

Reply

7 ake January 5, 2011 at 10:59 am

Blog daki yazı dizimin 1.bölümünü paylaşmak isterim, hem girişi yorum hem bunu paylaşıyorum :)

Bundan 10 sene önceydi arkadşalarıma dedim ki; (hilmi ve servet’e) abi alışveriş sitesi kuralım.
olabilir filan dedikten sonra hilmi dediki ya o iş bitti onu yaptılar dedi hepsiburada var gittigidiyor var sahibinden var dolayısı ile sektör dolmuş dediler, bizim şartelde kapandı.
Ama beni aklımda sürekli fikirler pilanlar gelip gidiyor ( zaten millet olarak biz hep şunu deriz ya “varya ben bunu düşünmüştüm bak adamlar yapmış” ama hep) aynıdurum bende de var, ama öyle böyle değil, sonra bir gün arkadaşım fatih geldi dediki,
- abi internetten köy ürünleri satacağım
-iyi nasıl yapacaksın
-bi site kuracam, bizim köydende getirip sipariş oldukça satacağım hadi ortak olalım.
-ortak mı ?
-evet bende parayok
-iyi ben zaten basıyorum.

sonra oturduk uzun uzun düşündük nasıl yapsak ne yapsak diye, gıda işi riskli ama mantıklı uzun vadede gidecek ürünler pazarlanır, tarhana, pekmez, turşu yada kurutulmuş ürünler gibi,ama yavaş gider diye düşündük, tanıtım faliyetleri içinde aman aman bir kaynağımız yok., dolayısı ile biz herşeyi satabileceğimiz ama felsefesi olan genel bir alışveriş sitesi kurmaya karar verdik.

http://mobilyasamak.blogspot.com/2010/12/girisimcilik-ruhu-1.html

Reply

8 kirtok January 5, 2011 at 6:19 pm

Bekliyorum devamını, merak ettim 2. bölümü :)

Reply

9 Ejder Çetiner January 5, 2011 at 12:53 pm

Evet yalnızdır ve yalnız bırakılır.İyi niyetli olanlar sizi koruma güdüsüyle hareket eder.Diğer grup ise sizin başarmanızdan korkar.Çünkü başardığınız takdirde ben niye cesaret edemedim diye kendisi ile hesaplaşmak zorunda kalacaktır.Onların farkedemediği şey girişimciliğin sadece bir cesaret değil, yukarda anlatıldığı gibi bir fedakarlık ve inancına sahip çıkma eylemi olduğudur.Aslında olaya bakışları Türk filmlerinin hafızalarımıza kazıdığı gibidir.Parayı bulana kadar adam yerine konmayan kahramanımız çalıştığı yere patron olunca saygı görmeye başlar.Girişimcinin bu riyakar saygıya gereksinimi olduğunu düşünmüyorum.Çünkü asıl başarısı zirve yolunda başından geçenlerin onu yolundan alıkoyamamış olmasıdır.Zirveyi görmüş olması ise kendi kendini ödüllendirmesidir.Zirveyi göremese de o mücadeleyi verenleri tebrik ediyorum.

Reply

10 kirtok January 5, 2011 at 6:20 pm

Çok doğru gözlemler ne yazık ki.

Reply

11 Sadık KOCABAŞA January 5, 2011 at 2:20 pm

Çok güzel yazı Ahmet Abi, Teşekkürler. Girişimci yalnızdır… Arkadaşlarına vakit ayıramaz, en yakın arkadaşları bile sürekli kendisini anlamadığını söyler. Arkadaş buluşmalarına en geç o gider 10 kişilik sofrada millet tatlısını yerken yemeği gelir.. Cumartesi bile dışarıda çok uzun kalmak istemez, çünkü pazar gününü öldürmek istemez.. Dünya kupası açılış maçını izlerken kendisini alibaba.com’da vuvuzela ararken bulur.. Şehir dışına gidiyorsa çok büyük ihtimalle hafta içi gidiyordur aynı zamanda toplantıları vardır.. Yurt dışına gidiyorsa fuar tarihlerine de bakar, gitmişken fuar gezeyim der.. San Francisco’ya gider Golden Gate köprüsünü görmez, Market street’de gezer.. Çevresindekiler Moda sahilden ev almayı hayal ederken onlar, Hadımköy, Ümraniye gibi gelişen bir bölgeden dükkan alırsam daha çok prim yapar der..
Sosyal anlamda birçok kişiye göre çok vasat hayatları olabilir.

Müsadenle bu yazıyı bir yazı ile ben genişletmek istiyorum.. Bir girişimci tanıdığım var.. :)

Reply

12 kirtok January 5, 2011 at 6:20 pm

Sadık, merakla bekliyorum senin yazını da. Lütfen haber ver yazınca.

Reply

13 Serkan Sogut January 5, 2011 at 7:44 pm

Birkaç kez vazgeçmeye niyetlendiğim girişimcilik yolunda yürürken yazdıklarının nekadar da doğru olduğunu görüyorum :) İnsan bu sürece girince yanlız kalmaya başlıyor. Gittikçe dış dünyadan daha çok iç dünyasına doğru yöneliyor. Daha fazla çalışıyor, düşünüyor, sorguluyor ve birşeyler üretmeye zorluyor kendini. Güzel fikirler için açık kapı kovalıyor. Çevresindekilerden farklı olarak nerden ne çıkarabilirim diye bakınıyor etrafına.

Reply

14 Merve Karabağlı January 6, 2011 at 4:28 am

Ahmet Bey gerçekten de çok güzel olmuş yazınız.Henüz girişimci olup olmadığıma karar veremedim ama bunları yaşıyorum.Hiç bir zaman hiç kimseye vaktim olamıyor evet aileme bile.Hafta sonu diye bir kavram hayatımdan silindi.Geceleri ders çalışmak için, gündüzleri ise projelerle uğraşmak için zaman harcıyorum.

Bu yazının devamı da olabilir.Girişimcinin daha bir çok sıfatı var çünkü :)
Klavyenize sağlık.

Reply

15 Yakup TİRYAKİOĞLU January 6, 2011 at 5:29 am

Ahmet bey sizi tanıyalı çok fazla olmadı, vakit buldukca takip etmeye çalışıyorum yazılarınızı, hakikaten yalnız yürüdüğümüz bu yolda rehber olabilecek yazılar yazıyorsunuz, çok şükür ki işin parasızlık kısmını aşmış durumdayım istanbulun en büyük bilgisayar servisi olmaktı amacım sermerane.com u kurdum herkesin internetten millet servismi ister dediği zamanlarda çalıştım uğraştım şimdi site çok iyi durumda tekil 8000 hit alıyor ve müşteri pörtföyüm gayet iyi durumda ve hedefe doğru gidiyorum.. fakat şimdi bu yolda yürürken her şeyden bir iş fikri çıkarma ve yürütme durumu var bende bu girişimciliğin biraz ileri derecesi sanırım buda bölünmeye neden oluyor o işi yapayım bu işi yapayım derken esas işimi askıya alıyorum bu konuda ne yapmak lazım bilmiyorum fakat şuda var bu iş olur dediğim iş % 90 ı oluyor fakat bölünmeler olduğu için hiç bir işe tam yönelemiyorum.. bu konuda fikrinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.. kalın sağlıcakla baki selam..

Reply

16 Kamil Mehmet ÖZKAN January 6, 2011 at 9:21 am

Girişimciyi kimse anlamaz. En yakınları bile. Deli olduğunu düşünürler, hele birde gençse, zaten gelip geçici olan heveslerdir. Ah o Y kuşağı yokmu… Hepsi böyle… Yüksekten uçuyorlar…

Reply

17 Ozgur Ozturk January 6, 2011 at 10:34 am

Ocak ayı sonunda girişeceğim bir işten dolayı 5,5 yıldır çalıştığım işten ayrılıyorum.
Bunun okumam benim için iyi oldu…

Reply

18 Cagri Gundogdu January 6, 2011 at 12:13 pm

Sevgili Ahmet Kirtok

Cok rahatlatici bir yazi gercekten de… Volkan ile de yeni tanistik paylasimlarinizi ilgiyle takip ediyorum.

Selamlar,
cg

Reply

19 Cagri Gundogdu January 6, 2011 at 2:22 pm

Kısa ve öz bir yorum da şöyle yapılabilir mi acaba: Girişimci bir coupé’nin değil ama ürünlerini taşımak için bir kamyonetin, sonrasında da bir kamyonun hayalini kuran adamdır. Ve sıra coupé’ye hiç gelmeyebilir :)

Reply

20 Nesrin Kuyu January 6, 2011 at 5:00 pm

Evet girişimci yalnız ve parasızdır doğru, etrafında ona güvenen, mantıklı yorumlar yapabilen ona destek olan insanların sayısı da ya çok azdır ya da yoktur. Ama etrafta havada uçuşan o kadar çok fikir var ki, sadece hayal olarak kalmaya mahkum olan. Proje ile hayali birbirine karıştıran, facebook filmini izleyip ardından sürekli parmağını şıklatıp “abi süper bi fikrim var” diye dolaşan çok insan olduğunu da kabul etmek gerek. Herşey hayal etmek ve cesaretle başlar evet doğru ama sadece fikri üretmek yetmez, arkasını doldurmak, ve hayali gerçeği dönüştürmek çabalamak da gerekir.

Reply

21 Fırat URASLI January 6, 2011 at 9:46 pm

Girişimci, yoktan var edebilendir. Elindeki tek kozu ise bilgisidir. Bununla birlikte inanç ve azim de olursa başarı kaçınılmaz olur. Defalarca değişik değişik internet projeleri peşinde koştum. Yazılımcıyım. Tasarım da yapıyorum. Nescafemi de öyle. Hatta türk kahvesini de…

çünkü yalnızım. yarım bıraktığım projelerin haddi hesabı yok. birileri tarafından yapıldığını görmek ise acıların en büyüğü. son 1 yıldır bunu değiştirdim. sıkılsam da ölsem de gebersem de, istemesem de sonuna kadar gidiyorum artık. Yarım yarım yüzlerce projeye sahip olmaktansa, faaliyete geçmiş 1 tane proje çok daha iyidir…

Reply

22 Caner Bayraktar January 8, 2011 at 3:42 am

Girisim yolunda yasanilan basarisizliklar sayet girisimciyi sona erdirmiyorsa, elde edilen deneyim kesinlikle paha bicilemez. Bunlarin birikimiyle cok daha iyi bir proje cikarma potansiyeli olusacaktir.

Ahmet bey, bu yazinizda herkes kendinden birseyler bulabilecegi kadar iyi tespitleriniz olmus. Paylasimlariniz icin tesekkurler.

Reply

23 Recep January 8, 2011 at 6:42 am

bu yazıdan anladığım: girişimci yalnızdır, ama internette değil :)

Reply

24 pasta ofisi January 8, 2011 at 4:46 pm

Yalnız olmadığınızı bilmek güzel:)

Reply

25 mahmut konar January 12, 2011 at 9:01 pm

Ahmet Bey; Bu yazınızla birçok girişimcinin lisanına tercüman olmuşsunuz, hakikaten girişimci ruhun içinde bulunduğu durumu en iyi şekilde yansıtmışsınız….

Reply

26 Ozan1995 January 16, 2011 at 4:41 am

Merhaba herkese selam, Ahmet Kırtok’un bu makalesini okuyunca, vay be aynı beni anlatıyo dedim, gerçekten şuan itibariyle içinde bulunduğum durum.
Artık şunu rahatça ;söyleyebiliyorum: Ben Türkiye nin en genç internet girişimcisiyim. . .
internetgirisimciligi.com benim, 1 yıldır yazıyorum ve para da kazanıyorum ama artık biraz genişleme zamanı, takipçinizim, uzun makalelerinizi erinmeden okuyacağım, kendinize iyi bakın, Saygılar hocam :)
Ozan Asutay (e-broker, blogger)

Reply

27 Fatmanur Erdogan January 16, 2011 at 3:04 pm

Girisimciligin psikolojik boyutuyla ilgilenen biri olarak bu gorusleri ve yorumlari okumak guzeldi.

Ben kurumsal girisimcilik ve girisimci yoneticilik uzerine seminerler veriyorum, arastirmalar da buldugumuz bir olguyu paylasmak isterim.

Girisimci yoneticelere soruyorlar, – sizi diger yoneticilerden farkli yapan nedir- diye. En belirgin fark su cikiyor: ” ise gelirken, is yaparken isimi kaybetme endisem yok, inandiklarim ugruna hareket ediyorum”

Cok onemli olduguna inandigim bir ozellik. Ben bu ozelligin icten geldigine inananlardanim.

Reply

28 Murat Suna February 19, 2011 at 1:22 pm

Çok beğendim. Teşekkürler.

Reply

29 Murat Aydemir February 21, 2011 at 5:31 pm

Güzel yazmışsınız üstad,

tek tek hepsini yaşıyoruz süreç içinde.
ilaveler olursa yollarım inşallah:)

Reply

30 Halil İbrahim Kayıhan April 10, 2012 at 10:19 pm

Mükemmel bir yazı olmuş. Okurken duygulandım.
Girişimci bir fikir ortaya attığında etrafındakiler o işin niye yapılamayacağını düşünmek yerine nasıl yapılabileceğini düşünüyorlarsa ne mutlu o girişimciye!!!

Reply

Leave a Comment

{ 1 trackback }