grup-alisveris

Grup Alışveriş Sektörü – Groupon’dan Önce

Birçoğunuzun bildiği gibi dünyada Groupon ya da Group Shopping modeli olarak adlandırılan bir grup alışveriş çılgınlığı devam etmekte. 2009 ve 2010 yılında internet sektöründeki en önemli trendlere bakarsak, grup alışveriş bunların başında gelebilir.

Türkiye internet sektörü de başarılı girişimcilerin attıkları hızlı adımlarla grup alışverişte ciddi bir pazar yaratma yolunda ilk adımları atıyor.

İnternette grup alışveriş modelini çok yakından takip eden birisi olarak bu konuda fikirlerimi ve bu modelin geleceği ile ilgili öngörülerimi paylaşmak için bu yazıyı yazıyorum. Aynı zamanda şunu belirtmekte de fayda var, şu anda herhangi bir grup alışveriş sitem yok, hiçbir site ile organik ya da inorganik bir bağım yok ve yakın gelecekte böyle bir girişim fikrim yok.

Dünyadaki grup alışveriş pazarı ve modelleri hakkında paylaşımda bulunmadan önce sizleri hikayenin başına, henüz Groupon’ın dahi kurulmadığı 2007 yılına götürerek konuya girmek isterim.

ThePoint.com ve Andrew Mason ile tanışmam – Kasım 16, 2007

Kasım 16, 2007 yılında dikkatimi çeken bir startup olan ThePoint.com ile ilgili bir review yazdım. Burada siteden daha çok ilgimi çeken henüz yayına girerken aldıkları 2.5 milyon dolar funding idi.

Yazımı yayınladıktan çok kısa bir süre sonra, ThePoint.com kurucusu Andrew Mason‘dan bir yorum aldım. Kendisi ile bu mesajı üzerine karşılıklı birkaç emaillaşmamız oldu. Andrew’a bol şans diledikten sonra işime devam ettim.

Andrew Mason’ın daha sonra Groupon adlı bir site kuracağı ve bu sitenin bütün dünyada konuşulan bir fenomen olacağını bilseydim, emin olun o gün kendisi ile daha samimi bağlar kurardım :)

ThePoint.com Modeli

Her ne kadar Andrew Mason ile samimiyeti sürdürmesem de ThePoint.com’daki model cidden hoşuma gitmişti. Sistem basit bir mantıkla çalışıyordu;

Kullanıcılar istedikleri her konuda farklı kampanyalar başlatabiliyordu. Örneğin 500 kişi bu kampanyaya destek verirse, sigarayı bırakacağım diye kampanya açabiliyordunuz. Bu kampanya 500 kişiye ulaştığında herkes sigarayı bırakma sözünü tutacak mantığı vardı.

Group Action olarak adlandırılan bu model ilk etapta non-profit mantığı ile yaklaşılsa da çok hoşuma gitmişti.

The Tipping Point Modeli

2008 Temmuz ayında ilk startupımızdan exit yaptıktan sonra, sırada ne var, yeni proje neler yapabiliriz şeklinde bir brainstorming seansında ThePoint.com modeli aklıma geldi. Bunu ticari olarak nasıl uygulayabiliriz sorusu aklımı kurcalamaya başladı.

Ben bir internet projesine baktığımda ilk aklıma gelen soru “Gelir modeli nedir?” olur. Gelir modeli olmayan sitelere gelir modeli üretmek, olanları ise genişletmek en sevdiğim işlerden biridir. Bu mantıkla ThePoint.com tarzı bir siteye reklam dışında nasıl bir gelir modeli yaratılabilir diye düşünürken aklıma bir fikir geldi.

Temmuz 2008’de henüz çok başlangıç fikir aşamasında, içinde social commerce’den video marketinge kadar, ThePoint.com’ın bir commercial versiyonu da olan yaklaşık 10 proje fikri çıkardım. Ancak aynı süreçte aldığımız bir danışmanlık teklifi bizi çok heyecanlandırdı ve Amerika’da henüz etkisini göstermeye başlayan ekonomik krizi de bahane ederek yeni bir girişimi biraz ertelemeye karar verdik. Bu danışmanlık projesi, benim ve ekibimin en az 6 ayını alacak çok ciddi ve çok heyecanlı bir proje idi. Projeye başladıktan sonra tam anlamı ile gece gündüz bu işle uğraşmaya başladık.

Ancak bu süreçte elimde bulunan bu 10 proje fikrini yavaş yavaş da şekillendirmeye başladım.

ThePoint.com için ürettiğim monetization fikrine “The Tipping Point Model” ismini verdik o zaman. Bu fikri kardeşim Volkan‘la şekillendirirken, onun uzun yıllar organizasyon sektöründeki tecrübeleri bize çok ilginç fikirler verdi.

The Tipping Point adını verdiğimiz model tamamen gerçek hayatta her zaman kullandığımız bir modeldi. Amerikalı birinin belki ilk anlatışta tam olarak kavrayamadığı bazı detaylar Türkiye’de günlük hayatta edindiğimiz tecrübelerden oluşuyordu. Bir örnek vermek gerekirse:

Haftasonu için arkadaş grubu ile yapılacak bir fasıl öncesi mekan aranır, fix menu fiyat alınır ve eğer 10 kişi gelinirse bir indirim yapılıp yapılamayacağı sorulur. Bu neredeyse hepimizin başına gelmiş bir örnek. Daha sonra fasılı duyan arkadaş çevresinden gelen telefonlar ile sayı 20’ye çıkınca mekan tekrar aranır ve 20 kişi olunursa ekstra bir indirim olup olamayacağı sorulur.

Hazırladığımız iş modeli bugünkü Groupon iş modeline çok benzemekle birlikte, kademeli fiyat sistemi farklı olacaktı. Herhangi bir deal’a katılmak isteyen kişinin ilk tipping pointte belirtilen fiyattan kredi kartı authorize edilecek, ve son kapanıştaki fiyat (muhtemelen daha düşük) charge edilecekti.

Biz bu projeyi eli yüzü düzgün bir business plan haline getirip yatırımcı birkaç kişiye bahsedene kadar aradan birkaç ay geçti. 2008 ekim ayında New York’ta inşaat sektöründe çok başarılı işler yapan ve çok sevdiğim bir arkadaşımla iş çıkışı birşeyler içerken internete yatırım yapmak istediğini belirtti. Ben de elimde bir proje olduğunu ve ilgilenirse business plan yollayabileceğimi söyledim. O akşam, arkadaşım bu proje ile çok ilgilendi, hatta o kadar projeyi konuşmaya daldık ki, garson bizi mekan kapanıyor diye uyarmak zorunda kaldı.

Ancak bu arkadaşımla proje görüşmeleri sırasında yatırım rakamında anlaşamadık. Kendisi İsrail kökenli bir ailenin New York’ta dünyaya gelen girişimci, iyi eğitimli bir çocuğu. Aileden gelen genlerle hep çok cüzi bir parayla başlayıp, büyük işler yapma iş hayatına yaklaşım tarzı. Ben de iş planımdaki herşeyi doğru yapmaya yetecek bir yatırım alamadıktan sonra böyle bir işe girmemeye karar verdim.

Burada belirtmek istediğim bir nokta, biz bu görüşmeleri yaparken Groupon henüz yayın hayatına başlamamıştı, ve benim Ekim 2008’de Groupon adlı bir projeden haberim yoktu. Groupon’u ilk duyuşum Kasım 11, 2008’de bu press release ile oldu.

Ancak aynı zamanda aldığımız danışmanlık projesine gece gündüz çalıştığımız için bu projeyi kendimiz hayata geçiremedik. Belki bir bahane, belki bir hata, belki de o günün şartları diyelim, ancak bence çok başarılı olacak bu fikri action haline dönüştüremedik.

Burada özellikle belirtmek istiyorum: Yukarıdaki bölümü paylaşırken amacım, ben bu fikri ilk düşündüm demek değil. Eminim birçok girişimci birçok fikri ilk düşünmüştür, hatta grup alışveriş fikrini benden önce düşünen birçok kişi vardır. Önemli olan o projeyi hayata geçirmek. Kişisel girişimcilik defterime bu modeli düşünmek başarı olarak değil, ilk hayata geçirememek başarısızlık olarak yazıldı benim için. Bu hikayeyi paylaşmamdaki amaç, grup alışveriş sektörüne olan yakın ilgimi ve ne zamandan beri takip ettiğimi paylaşmak idi.

Grup alışveriş sektörüne ilk kafayı yormamdan sonra Kasım 2008’de Groupon’un yayına girmesi ile bence internet tarihinde uzun yıllar konuşulacak, ve henüz çok başlangıcında olduğumuz bir dönem başladı.

Grup alışveriş konusu internet ve eticarette, başta da söylediğim gibi bu senenin en önemli konusu bence. Grup alışveriş sektöründeki fikirlerimi tek blog posta sığdırmak çok zor olacağı için, üç ana başlıkta toplamak istedim. Konunun devamını aşağıdaki linklerden takip edebilirsiniz.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumları Gör(13)
  1. Ahmet Bey Merhaba,
    Uzun bir aradan sonra yeni bir yazınız ile karşılaşmak çok güzel. Sizce thepoint fikrinin tam olarak oturmamasının (en azından groupon kadar tutulmamasının) nedenleri neler olabilir. Şu aralar bu tür bir iş fikri üzerinde ciddi olarak kafa yormaktayım. Bu alanın hala çok bakir olduğunu düşünüyorum. Şayet özel değilse thepoint fikrinin tutmaması konusundaki düşüncelerinizi paylaşabilirmisiniz ?

    Teşekkürler

    1. Ertuğrul merhaba ve teşekkürler öncelikle.

      ThePoint.com için tutmamış demek yanlış olur. Şu anda aktif olan kampanyalardan birisi örneğin Starbucks’ta ücretsiz wireless olsun yoksa bir daha alışveriş yapmayız şeklinde bir kampanya. http://www.thepoint.com/campaigns/starbucks-free-wireless-campaign ve neredeyse 100.000 kişi olmuş bile katılanlar.

      Groupon’u kuran ekip daha önce ThePoint.com’ı kurmuşlardı ve Groupon’ın aslında altyapısı o zamanlar yapıldı. Groupon commercial bir model olduğu için tabi ki daha çok ses ve yatırım getirdi.

      Ayrıca local businesslerin dijital alana ilgi duymasını sağlaması açısından da çok önemli. Yazımda da belirttiğim gibi grup alışveriş konusunda iki yazım daha olacak ve bunlarda ilgini çekecek birçok ayrıntıya değiniyor olacağım.

      Umarım açıklayıcı olmuştur.

      1. Piyasada tutulan thepoint tarzı başka uygulamalar varmı acaba ?
        Bilgileriniz için tekrar teşekkürler

  2. Ahmet Bey inanırmısınız hep aklımdaki soru şuydu. Grup indirimi sitesi sahipleri hallerinden çok mennunlar. Neden türkiyede bu işi ilk yapan siz olmadınız?

    1. fatih, yoğunluktan Amerika’da bile giremedim bu işe, Türkiye’de böyle bir işi yapmayı hiç düşünmedim açıkçası.

  3. Ahmet bey yine umutsuz bir şekilde yeni bir yazı var mı diye kirtok.com/tr adresine girdim birden yeni bir tasarım geldi ve yeni yazınızıda görünce çok sevindim :D Bizde Türkiyede yeni bir fikirle grupon modelini uygulayacaktık taki yakala.co nunda piyasaya girdiğini ve açılışı %40 indirimli ipad le yaptığını öğrenene kadar,bu bizim morelimizi çok bozdu ve geri çekilmemize neden oldu ama halen karlı bir iş olduğunu düşünmekteyiz önemli olan iyi deal lar sunabilmek diye düşünüyorum. Yarın ola hayır ola yarın ola “Groupon Modeli – Dünyada ve Türkiye’deki Grup Alışveriş Modelleri” yazınızı okuya :D iyi çalışmalar.

  4. Ahmet Bey Merhaba;
    Öncelikle yaşamış olduğunuz deneyim ve bilgi birikiminizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Groupoun modellerini 2009 basından beri sıkı sekilde takip etmekteyim. Fakat su an Turkiye için daha tasların oturmadigini benchmark tablosunun son kolonunda bir farklılaşma olmadigini görmekteyim. Su an için gelirin büyük kısmı mailing sonra Google’dan geldigini düşünüyorum. Fakat social commerce yöntemlerini kullanacak bir start-up’in digerlerinin önüne geçebileceğini dusunuyorum
    , sizin bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

    1. İsmail merhaba.

      Ben bu konuda ayrıntılı fikirlerimi “Grup Alışverişin Geleceği” adlı 3. yazımda yazacağım. Ancak yazımda da belirttiğim gibi henüz emekleme aşamasında olan bir sektör grup alışveriş. Bence taşlar hiçbiryerde yerine oturmadı.

  5. aslinda isin ozu, eskiden binlerce insana ulasabilmek icin sirketler ajanslar tutar, ajanslarda ya billboardlara ilan asar, ya da guzel kizlara brosur dagittirir veya fuarlara katilir, tv / radyolarda reklamlar yaparlardi. bu aktivitelerin geri donuslerini kimse hesaplayamazdi, ancak yil sonundaki kar artislari bu pazarlama aktivitelerine yorulurdu.

    simdi sirketler ajanslarla harcayacaklari parayi, bir sure icin urunlerinin fiyatini cok dusurerek bir pazarlama aktivitesine donusturuyorlar. o gun icin ettikleri zarar, bundan 10 yil once bu kadar yeni musteriye ulasacaklarinda harcayacaklari paranin cok azina denk geliyor, birde groupon’a verdikleri para arti urun basi yaptiklari indirim = yeni musteri sayisi gibi bir denklemi cok net gorebiliyorlar.

    bundan 10 yil sonra ise, facebook places, fan pages, sirketlerin twitter sayfalari gibi sosyal yapilar bizim hayatlarimiza cok derinden entegre olmus olacagi icin, bu ise groupon gibi bir sirketin aracilik yapmasina gerek kalmayacaktir. ajanslarin kaybolacagi gibi onlarda kaybolacak, bir sirketle kisi arasindaki iliski iki arkadasin birbirine yakin oldugu kadar yakin olacak, guzel bir ‘offer’ guzel bir videonun yayildigi gibi o bolgenin veya o ‘hedef kitle’nin sosyal paylasim sayfalarinda yayilacaktir. uzun yazdim )

    1. Devrim, öncelikle yorum için teşekkürler.

      İnternet çağında 10 yıl sonra ne kalıp ne kalmayacak bilmek ya da tahmin etmek çok zor bana göre. Kimbilir 10 yıl içinde ne fikirler, ne projeler, ne grouponlar, ne facebooklar hayata geçecek.

      Söylediklerinin çoğuna katılıyorum bu arada. görüşmek üzere.