BLOG - Haberler

govt-censorship

Alan Adlarında 138 Kelimeye Toplu Yasak Geldi

Türkiye’de internet sansürüne yönelik bir inceleme/yorum yazısı yazmayı düşündüğüm sırada bugün Devrim Demirel‘in FriendFeed’de yaptığı bir paylaşım ile yepyeni bir yasaklama haberini aldık.

BTK’dan yapılan tebliğe göre aşağıdaki dosyada tam listesi verilen 138 kelimenin internet alan adlarında (domain name) kullanılması yasaklanmış olup, tebliğdeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ilgili CEZAİ müeyyideler ile karşı karşıya kalınabileceği net bir şekilde belirtilmiş.

Yasaklanan 138 Kelimeden Göze Çarpan Birkaç Örnek

  • Sarisin kelimesi yasaklanırken, esmer ve kumral kelimeleri yasaklar arasında değil.
  • Aynı zamanda özel bir isim de olan Haydar kelimesi yasaklanmış.
  • Türkiye’nin en eski ve başarılı internet sitelerinden birisi olan itiraf.com sitesinin ismindeki itiraf kelimesi de yasaklananlar listesinde.
  • Yasaklanan Meme kelimesi ile MemeKanseri.com gibi bir alan adı sahibi olduğunuz takdirde ceza uygulaması olacak.
  • “Etek” kelimesi yasaklanan kelimeler arasında. www.EtekMagazasi.com www.EtekAlisveris.com gibi içinde etek geçen herhangi bir alan adı kullanılması kanuna aykırı sayılacak.

Bu liste çok daha fazla uzatılabilir.

Gelişmiş ülkelerde çoçuk pornosu dışında erotik, seks ve porno içerikli sitelerin serbest olduğu ve devlete ciddi bir vergi geliri kazandırdığı bilinmesine rağmen, yasaklar listesinde özellikle seks ve pornoya yönelik kelimelerin çokluğu, şu ana kadar engellenen sitelere yönelik uygulama ile paralellik içermekte.

Üçüncü dünya ülkeleri ve komünizm ile yönetilen devletlerde uygulanan yasakları hatırlatan bu uygulama konusunda daha fazla yorum yapmadan tebliğ metnini ve bütün yasaklı kelimeleri paylaşmak istiyorum:

Alan Adı Yasakları

bulustrend

Buluştrend Notlarım

Türkiye ziyaretim sırasında, Ömer Ekinci‘nin daveti üzerine 19 Mart’ta Buluştrend’deydim. Ömer’le de ilk defa yüz yüze tanışma fırsatımız oldu.

Sektörde girişimcileri ve girişimci adaylarını bir araya getiren her türlü gönüllü organizasyona desteğim tam. Ömer de bu amaçla Buluştrend’i yoğun iş temposundan fedakarlık yaparak düzenliyor. Başta Ömer Ekinci ve Berkan Bağcı olmak üzere, bu organizasyonda da emeği geçen herkese bütün girişimciler adına tekrar teşekkür ediyorum.

Organizasyon için Astoria alışveriş merkezinde buluştuk. Beni şaşırtan olay Cumartesi öğleden sonra gibi çok önemli bir zamanda gelenlerin sayısı idi. Çok sayıda girişimci ve girişimci adayı Buşutrend için Astoria’daydı.

Gözleri ışıl ışıl, gelecekte büyük işler yapacak gençlerle yaptığım sohbetlerden aldığım zevki başka hiçbirşeyden alamıyorum. Bu nedenle benim açımdan çok heyecanlı geçti Buluştrend.

Biraz sektörden, biraz Amerika’daki durumlardan bahsettim, biraz soru cevap yaptık ve biraz da çok değerli hocam Uğur Özmen‘in tecrübelerini dinledik.

Çok farklı konudan bahsettik, o nedenle hepsini tek tek yazamıyorum burada. Hem sorulan sorular, hem tartışılan konular birçok yeni blog yazısı fikri verdi. Çok yakında yayınlıyor olacağım hepsini.

Buluştrend’de çekilen bütün fotoğraflara Berkan’ın Picasa Albümünden ulaşabilirsiniz.

Kimbilir, belki başka bir Buluştrend’de görüşmek üzere.

24-mart-etohum

Etohum Notlarım

Türkiye’de iken Burak Büyükdemir’in davetlisi olarak Etohum‘a katıldım.

Öncelikle sevgili Burak Büyükdemir’e Türk internet sektörü için yaptığı bütün değerli çalışmalar için tekrar teşekkür etmek istiyorum. Etohum başta olmak üzere, sektörü bir araya getirmeye ve büyütmeye yönelik çok değerli çalışmaları hiçbir zaman unutulmayacak.

24 Mart 2011’de gerçekleşen Etohum, Microsoft Türkiye Ofisi’nde idi ve benim katıldığım ilk Etohum toplantısı oldu.

Röportaj şeklinde başlayıp, katılımcıların soruları ile devam eden, bence çok verimli bir buluşma oldu.

24 Marttaki Etohum’a katılan kişiler ve projeler hakkında daha ayrıntılı bilgiyi burdan bulabilirsiniz. Hem 24 Marttaki, hem de diğer Etohum röportaj videolarını burdan izleyebilirsiniz.

Burak Büyükdemir ile Etohum’daki Röportajımız

new-york-city-turkish-found

Turkish Founders Club New York Toplantısı

ABD’de ortak bir kanı Kalifornia’daki startup ortamı ve heyecanının hiçbir zaman New York’ta olamayacağı üzerine. Ancak bu ortak kanıyı yıkmak için çalışan birçok kişi arasında, New York girişimcilik arenasında ismi her geçen gün daha çok konuşulan bir isim Murat Aktihanoglu var.


Murat Aktihanoglu
Twitter: @muratny | Friendfeed: Murat

Bir Türk girişimcinin New York’ta teknoloji girişimcileri ve yatırımcılarının bir araya gelmesinde ilk akla gelen isimlerden biri olması doğal olarak bizleri hem mutlu ediyor, hem de gururlandırıyor.

Murat Aktihanoglu ile yaklaşık üç sene önce ortak bir arkadaşımızın aracılığı ile internet ortamında tanıştık. Yaklaşık üç yıldır internetten görüşmemize rağmen kendisi ile yüz yüze tanışma fırsatını dün akşam düzenlediği Turkish Founders Club adlı organizasyonunun ilk toplantısında yakaladım.

ABD’de girişimcilerle yatırımcıların biraraya geldiği farklı formatlarda birçok toplantıya, konferansa ve sohbete katıldım, özellikle belirtmek isterim ki, Murat Bey’in organizasyonu gerek toplantı mekanı, gerek katılımcılar ve gerekse yönetim olarak birinci sınıf bir organizasyon oldu. Kendisine tebrik ve teşekkürlerimi bir kez daha iletiyorum ve bundan sonra organizasyonlarını yakından takip edeceğimi belirtmek istiyorum.

Murat Aktihanoglu’nun sahibi olduğu Entrepreneurs Roundtable adlı bir organizasyonu ve Location-Aware Applications adında Mayıs 2010’da piyasaya çıkmış bir de kitabı var.

Ayrıca Turkish Founders Club organizasyonuna hem ev sahipliği yapan, hem de sponsorlarından olan Chadbourne & Parke LLP hukuk firmasındaki değerli ev sahiplerine de teşekkürler.

Dün akşamki toplantının venture capital tarafında iş hayatı başarılarla dolu, İzmirli bir Türk işadamı olan Spark Capital ortaklarından Santo Politi bizlerleydi. Ayrıca aşağıda isimlerinden bahsedeceğim altı farklı girişimci de yatırımcılara ve katılımcılara projelerini sundular.

Spark Capital Ortaklarından Santo Politi

Santo Politi
Santo Politi
Twitter: @santopoliti | Tumblr: Santo Politi

Santo Politi, İzmir doğumlu, lise eğitimini İzmir’de tamamladıktan sonra Boğaziçi Üniversite’sinden mezun olmuş. Daha sonra gerek eğitim gerekse iş hayatında başarılarla dolu bir kariyere sahip.

Santo Politi hakkında daha fazla bilgiye Spark Capital’daki profil sayfasından ulaşabilirsiniz.

Spark Capital, portföyünde Twitter, Tumblr, Kickapps gibi büyük isimleri bulunduran Boston merkezli bir risk sermayesi yatırım firması.

Santo Bey, dünkü organizasyonda yaptığı açılış konuşmasından sonra, projelerini sunan bütün girişimcilere de hem sorular yöneltti, hem de fikirlerini paylaştı.

Turkish Founders Club’da Sunum Yapan Girişimciler & Projeleri

Her girişimcinin yaklaşık beş dakikalık sunumundan sonra katılımcılar sorularını sordular ve sunumlardan sonra katılımcıların da kendilerini tanıtmaları ile organizasyon sona erdi.

Organizasyonun hemen ardından networking amaçlı salonda kaldık ve New York & çevresinden birçok değerli girişimci ve yatırımcı ile tanışma ve sohbet etme fırsatı bulduk.

Amerika’da özellikle bilişim sektöründeki Türkler’i biraraya getiren böyle bir organizasyonu gerçekleştiren Murat Aktihanoglu ve Melek Pulatkonak başta olmak üzere, emeği geçen herkese ve sponsorlara teşekkürlerimi iletiyorum ve bir sonraki Turkish Founders Club’da görüşmek üzere diyorum.

akademi-thumb

Ekonomik Krizi E-ticaret ile Avantaja Çevirin

Kasım 2008’de Türkiye seyahatimde internet, girişimcilik ve iş hayatından birçok değerli insan ile tanışma fırsatı buldum. Bu isimlerden birisi de Akademi Dergisi Genel Yayın Editörü Muhammet Furkan Gümüş idi.

Kendisinin ricası üzerine New York’a dönüşümde Akademi Dergisi Bahar 2009 Girişimcilik Özel Sayısı için bir yazı hazırlamıştım. Bu ay Akademi Dergisi’nde yayınlanan bu yazımı sizlerle de paylaşmak istedim.

Ahmet Kirtok – Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi Ahmet Kirtok – Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi

vehbi-koc-thumb

Anılarımla Patronum Vehbi Koç Ücretsiz Kitap

Hafta başında FriendFeed’e göz atarken bir başlık dikkatimi çekti.

İş hayatında 40 yıldan fazla bir süreyi Koç Gurubunda çalışarak geçirmiş başarılı yönetici Can Kıraç’ın Vehbi Koç hakkında yazdığı kitabı “Anılarımla Patronum, Vehbi Koç” adlı kitabı internette tamamen ücretsiz paylaşılıyor.

Ben kitap okumayı çok severim. Yoğunluktan ve bahanelerden dolayı hiçbir zaman istediğim kadar kitap okuyamam. Ama Amazon beni müşteri olarak çok sever :) Demek ki baya okurum. Özellikle markalar yaratmış, sanayi devi şirketler kurmuş başarılı iş adamlarının hayat hikayeleri, otobiyografileri ve başarı öykülerini okumak benim için ayrı bir zevktir.

Türkiye Cumhuriyeti sanayi ve ekonomi geçmişine damgasını vuran, değerli iş adamı Vehbi Koç’un hayat hikayesini okuma fırsatım olmamıştı. Kısmet bugüneymiş. İlk fırsatta bitiriyorum bu kitabı arkadaşlar ve sizlere de şiddetle tavsiye ediyorum.

Öğrenciyim, kitap almaya param yok, o yüzden okuyamıyorum gibi bir bahaneniz de yok, tamamen ücretsiz bir kitap.

Friendfeed’de bu kitaba linki veren, bir internet ayakkabı mağazası yöneticisi olan Burak Bardakçı‘ya da ayrıca paylaşımı için teşekkürler.

ecommerce-page

2008 Yılbaşı Sezonu Eticaret İstatistikleri

2009’a hoşgeldin derken e-ticaret sektöründe yılbaşı satış rakamları açıklanmaya başlandı.

ABD’de eticaret devi Amazon yeni rekorlara imza atarken Türkiye’nin eski eticaret sitelerinden Estore.com.tr ise kötü bir sürpriz yaparak yayınına son verdi. Estore ve 2008 yılında kapanan eticaret firmaları ile ilgili yorumlarıma geçmeden önce Amerika pazarında yeni yıl tatil sezonu istatistiklerine ve eticaret devlerinin 2008’i nasıl kapattıklarına kısaca bir göz atalım.

ABD’de 2008 Yılbaşı Sezonunda Eticaret Satışları 2007 Aynı Döneme Göre %3 Düştü

ABD’de “Holiday Season” olarak adlandırılan 1 Kasım ile 23 Aralık tarihleri arasındaki yılbaşı sezonu internet alışverişi 2008 yılında bir önceki seneye göre %3 düşerek 25.5 milyar dolar* ciro yaptı.

Türkiye’de ise Hepsiburada.com Genel Müdürü Kaan Dönmez’in verdiği bilgilere göre, eticaret hacmi 2007 yılbaşı sezonuna** göre %30 artışla bu seneyi 50 milyon TL‘de (yaklaşık 33 milyon dolar) kapattı.

ABD’de Eticaret Devi Amazon Yılbaşı Rakamları

AmazonAmazon.com 2008 yılbaşı sezonunda da satış rekoru kırdığını açıkladı. Amazon en çok işlem adedini 15 Aralık 2008 günü, bir gün içinde dünya genelinde 6.3 milyon adet sipariş olarak açıkladı. Geçen seneki rekor 10 aralıkta 5.4 milyon adet sipariş olarak kırılmıştı. Bir başka rekor da bir saniye içindeki işlem sayısının 72.9 olması ile geldi, bu rekor geçen sene 62.5 idi. En çok satılan ürünler arasında Nintendo Wii, Samsung 52-inch LCD HDTV, ve Apple iPod touch başı çekti.

Türkiye’de Eticaret Devi Hepsiburada 2008 Rakamları

HepsiburadaHepsiburada.com Genel Müdürü Kaan Dönmez; “2007’ye göre yüzde 25-30 büyüdük. Site olarak yılı 242 milyon TL’lik ciroyla kapattık. 2007’ye göre sipariş sayımız yüzde 23, ürün adedi yüzde 20, farklı ürün yüzde 29, müşteri sayısı yüzde 29 ve ciro yüzde 14 arttı” şeklinde bir 2008 değerlendirmesi yaptı.

Türkiye Eticaret Sektöründe Yaprak Dökümü 2008 Yılında Yaşandı

Bir Teknoloji Holding yatırımı olan ve çok başarılı bulduğum Tio hakkında gelen olumsuz haberlerin ardını Weblebi’nin kapanışı ve son olarak Estore.com.tr’nin kapanış haberi izledi.

2009 yılı için sağlıklı gözüken eticaret sektöründeki oyuncuların pazar paylarını arttırmaları ve sektöre yeni ve güçlü oyuncuların girerek dinamizmi korumaları olmalı. Açıklanan raporlara ve kapanan şirketlere göz aldığımız zaman sektörde belli alanlarda monopoliye doğru gidişi gözlemliyorum ve eticaret sektörünün geleceği açısından hiçbir alanında monopolinin sağlıklı olmayacağını düşünüyorum.

2009’da Türkiye’de ve dünyada eticaret sektörünün ekonomik krizden en az etkilenecek şekilde büyümesini ve yepyeni yüzlerin eticaret pazarına dahil olmasını diliyorum.

*ABD’de açıklanan sektörel Eticaret rakamlarına internetten açık arttırma ve kurumsal satışlar dahil edilmiyor.
**Türkiye’de yılbaşı sezonu tam olarak hangi tarih aralığı belirtilmemiş, ancak sadece aralık ayı rakamları alınmış olabilir.

sansur

Onlar Sitenizi Karartmadan Kendiniz Karartın – İnternette Sansüre HAYIR

Güncelleme: KIRTOK.com‘a erişim de kendi kararı ile engellendi. Lütfen ana sayfayı ziyaret edin.

Dünyada en çok tartışılan konulardan birisi: İfade Özgürlüğü. Teknoloji olarak önde gelen ülkeler internette sansürü alışkanlık haline getiren ülkeleri kara listeye almaya başlıyor. Başka ülkeleri çok fazla bilmiyorum ancak Amerika’da bizim sektörde genel anlayış şu şekilde, eğer bir ülke internette sansür olayını abartmaya başlıyorsa ya üçüncü dünya ülkesidir ya da komünizm ile yönetiliyordur.

İnternette sansür denince ilk akla gelen ülkeler Çin, İran, Mısır, Suudi Arabistan ve liste uzayıp gidiyor. Çok üzülerek belirtmek isterim ki özellikle Youtube kapatmaları ile birlikte Türkiye’nin adı da bu listede duyulur olmaya başlandı.

Hoşumuza gitmeyen sitelerin sadece Türkiye’de erişimini devletin gücünü kullanarak engellemek ne yazıkki kafasını kuma gömen deve kuşu hikayesini getiriyor aklıma.

Yasaklanan siteler ile ilgili haberler bitmek tükenmek bilmiyor. Henüz birkaç hafta önce dünyaca ünlü DailyMotion adlı video sitesinin de yasaklandığını Arda’nın haberinden öğrendik. Youtube’un Türkiye’ye özel bir veritabanı ile tekrar yayına gireceği haberi emin olun yüreğime hiç su serpmedi.

Bence interneti komple yasaklayalım Türkiye’de. 600 yıl sonra ya biz yanlış yapmışız, aslında internet faydalı birşeymiş diyerek tekrar açarız nasıl olsa.

Bugün gözüme çarpan bir websitesi de InternetinKarariyor.com. Benim gibi konuşup, Türkiye’yi kurtarmaya çalışmaktansa icraata geçmiş arkadaşlar. Tebrik ediyorum.

İnternetin Kararıyor Tanıtım Videosu

Son Söz: Beni mahkemeye verip blogumu kapattırırsanız ben de sizin blogunuzu kapattırırım. Ona göre.

finans-networkx100

Türk Finans Network "Değişen Dünyada Risk Yönetimi" New York Konferansı

Salı günü Goldman Sachs‘ta Türk Finans Network‘ün düzenlediği Değişen Dünyada Risk Yönetimi konulu konferansa katıldım. TurkishCorner’un da sponsorları arasında bulunduğu konferansta hem New York’ta yaşayan finans sektöründen Türk arkadaşlarla bir araya gelmiş olduk hem de önemli katılımcıların risk ve ekonomik kriz ile ilgili düşüncelerini dinlemiş olduk.

Finans Network’un dünyada birçok aktivite yaptığını biliyorum ancak özellikle New York şehrinde çok aktif çalışmalarını yakından takip etme fırsatım oluyor. Finans Network’un değerli yöneticileri başta Engin Yalt, Şeref Türkmenoğlu , Serdar Kaya ve Eren Tüfekçi olmak üzere böyle başarılı bir organizasyonda emeği geçen bütün Finans Network gönüllülerini tebrik ediyorum.

Finans sektörü ile yakından uzaktan bir bağınız varsa kesinlikle Finans Network‘e üye olmanızı tavsiye ederim. İş hayatında doğru ve başarılı bir network herşeyden daha önce gelir. Amerika’da iş hayatında sıkça kullanılan bir deyim vardır; “Kim olduğunuz değil, kimleri tanıdığınız önemlidir” (It’s not who you are, it’s who you know).

Değişen Dünyada Risk Konferans’ından Fotoğraflar

Katılımcılar soldan sağa; Charles Alsdorf (Deloitte, Financial Advisory Services Başkanı), Recep Bildik (İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Başkan Yardımcısı), Oliver Fratzscher (Dünya Bankası, Senior Financial Economist), Çağlar Somek (Goldman Sachs, Equity Investment Analysis Başkan Yardımcısı).




Değişen Dünyada Risk Konferansı


Katılımcılara hediyeleri verilirken


Finans Network Ekibi

Turk Finans Network Ekibi soldan sağa:
Seref Turkmenoglu, Serdar Kaya, Engin Yalt, Tugba Temurcan, Eren Tufekci

Search Engine Strategies New York Konferansı

Dün neredeyse bütün günümü SES NY 2008‘de geçirdim.  Search Engine Strategies (Arama Motoru Stratejileri) Konferansı arama motorları sektöründe Amerika’daki en önemli konferans olarak gösteriliyor.  Geçen sene işlerimin yoğunluğundan dolayı New York’taki konferansa katılamamıştım, ancak 2008 projelerim arasında çok daha fazla konferansa katılmak olduğu için bu seferkini kaçırmadım.

Sektörel konferanslara katılmak birçok anlamda çok önemli.  Benim için bu tarz konferanslara katılma nedenleri şunlar:

  • Aradığınız bir yazılım, bir çözüm, ya da provider varsa, o sektördeki herkesi orada bulma şansınız oluyor.
  • Networking, networking, networking.  Hiç beklemediğiniz bir anda, sigara molasında Google’da üst düzey bir yönetici ile geyik muhabbeti yapma şansınız bile olabiliyor.  Özellikle şehir dışı konferanslarda eğer konferansın olduğu otelde kalıyorsanız, akşamları yemek, otel barında devam eden muhabbetler derken networking fırsatınız daha da çok artıyor.  Birinci kural, çekinmeden herkesle tanışmak, kendinizi ve ne iş yaptığınızı anlatmak.  Karşı tarafı dinlemek ve onların ilgisini çekebilecek sorular yöneltmek. Bu her zaman işe yarıyor.
  • Sektördeki birçok yenilikler bu konferanslarda açıklanıyor.  Size ne faydası olabilir, belki çok faydası olmaz, ama kendi sektörünüzdeki yenilikleri yerinde takip etmek avantajlıdır her zaman.

SES New York Konferans Notları:

Lafı daha uzatmadan günün nasıl geçtiğine gelelim.  Bir önceki gece zaten sabaha karşı uyuduğum için erken kalkıp ofise gitmedim, ve geç kalkıp bilgisayarda işlerimi hallettiken sonra öğlen 1 gibi hazırlanmaya başladım.  Bazılarına göre çok ince ayrıntı gibi gelse de benim toplantılara ve konferanslara hazırlanırken belli prensiplerim vardır.  Bu tarz konferanslara hazırlanırken yanıma aldıklarım ve olmazsa olmazlarım:

  • Kesinlikle çok şık giyinirim, siyah ya da koyu renk takım elbise (yaz ise gri takım elbise).  Unutmayın ilk imaj herşeydir.  Birçok kişi bir kot gömlek yeter, önemli olan benim kafamın içindekiler diye düşünebilir, emin olun benim kafamın içinde de baya birşey var.  Test ederek 100% ispatladığım bir konu, ne kadar şık giyinirsem o kadar daha çok ciddiye alınırım bu tarz konferanslarda.  Ne iş yaparsanız yapın benim gibi 30 yaş altında bir yönetici iseniz dünyanın heryerinde yaştan dolayı ciddiye alınma sorunu yaşarsınız, o nedenle ilk imaj çok önemlidir.
  • Yanıma bir çanta mutlaka alırım, ancak şehir içi konferanslarda kesinlikle laptop almıyorum artık.  Çünkü konferans alanında her standda ve lobide internet sunuluyor.  Zaten uzun süren ve sürekli ayakta geçen bir günde bir de laptop ağırlığı taşımak hoş olmuyor.  O nedenle bir çanta yeterli.
  • Çantada bir bloknot ve 2 kalem mutlaka bulunur.  Eğer websitelerim ile ilgili bir promosyon ürünü ya da hediye varsa onlar da çantada olur.
  • Kartvizit.  Bu en önemli nokta.  Bol bol kartvizit alın yanınıza.  Hatta sadece konferanslar için kartvizit bastırın derim.  Ben bunu yapmaya mecbur kaldım. Çünkü kartvizitlerimdeki email adresim spam’den geçilmez oluyor konferanslardan sonra.  Bu nedenle üstünde farklı bir email adresi olan ve cep telefonumun olmadığı bir kart bastırıyorum.  Eğer önemli bir kişiye kartımı verirsem, arkasına cep telefonumu ve konuşmamızdan çok kısa bi cümleyi not ediyorum.  Bu karşımdakine hem “Bak sen önemlisin cep no’mu sadece sana veriyorum” imajı yaratmak hem de kendimi hatırlatmak oluyor özel bir not ile.  Her zaman tutan bir takdik.
  • Kesinlikle görüşmeyi düşündüğüm firmalar hakkında ufak notlar aldığım bir kağıdım olur ceketimin cebimde.  Ufak da olsa bu notlar bana ilk muhabbete girerken çok büyük avantaj sağlar.  Örnek:  Ufak ama çok yaratıcı bir ürünle henüz piyasaya giren bir yazılım firması CEO’su ile görüşürken, bir blogda okuduğum bundan 5 yıl önce verdiği bir demeçte söylediği önemli bir cümleyi üstüne basa basa söyleyerek beni zamanında etkilediğini söylemek o adamın tam anlamı ile yelkenlerini suya indirmişti.  Bu sayede 80% indirim ile o yazılımı satın almıştım :)  Tavsiye ederim.

Yukardaki listeye ufak tefek konferansına göre eklediğim maddeler de oluyor.  Örneğin eskiden fotoğraf makinesi de alırdım yanıma, ancak iPhone ile yetiniyorum artık.  iPhone demişken, konferansa giderken 23. Caddede İnternette Sansür konusunun başında sözünü ettiğim bir New York Şehir Otobüsünde İstanbul reklamı görür görmez iPhone’umu çıkarttım ve hemen çektim fotoğrafını :)

Ancak bu bahsettiğimden çok az da olsa farklı bir reklamdı (belki blogumu okuyan dış işleri yetkilileri sözümü dinlediler ve en azından İstanbul yazısını daha büyük yazdırdılar).  Buyrun size New York’ta sokaklarda bu aralar dolaşan İSTANBUL Reklamları:

New York'ta Otobüslerde İstanbul Reklamları

Evden çıktıktan sonra yaklaşık 10 dakikalık bir yürüme (bu süreçte 1 sigara ve 1 kahve) ve 4 dakikalık bir metro yolculuğundan sonra Rockefeller Ceenter durağında metrodan indim. Bir anda havanın soğumaya başladığını farkettim ve 4 blok sonra New York Hilton otelin önüne gelmiştim bile.

New York Hilton OteliNew York’ta birçok konferansa ev sahipliği yapan Hilton Oteli eski de olsa ilk gördüğüm günden beri sevdiğim bir oteldir. Bazı mekanlar vardır, kanınız hemen ısınır ya, işte benimkisi de öyle birşey. Herneyse, girer girmez Expo Hall kısmına geçtim, standların kurulu olduğu Expo Hall kısmı 3 kattan ibaret.

Genelde konferanslarda hızlı bir şekilde bütün standları gezer, görüşmeyi ve bilgi almayı düşündüğüm firmaları ise ikinci turda ziyaret eder, daha uzun vakit ayırırım. Bu sefer de ilk 20-30 dakikayı hızlı bir şekilde gezmeye ayırdım. Özellikle aradığım firmalardan birisi de Hakia idi. Amerika’da yaşayan Türk bir ekibin kurduğu ve sektörde haklarında gittikçe daha çok (pozitif) haber duyduğum bu firmanın yöneticileri ile tanışmak istiyordum doğal olarak.

Önümüzdeki günlerde Hakia.com President’ı Melek Pulatkonak da olmak üzere 3 CEO ile yapacağım röportajların Türkçelerini de burada yayınlayacağım.  Bu nedenle birçok firma ile ilgili ayrıntılara bu konu altında girmiyorum şu anda.

New York Search Engine Strategies Konferansı 2008 Fotoğraflar

Eğitim Semineri

SES New York’ta bir eğitim seminerinden görüntü


Hakia Standı

Hakia Standı – Hakia’ya oy vermeyi unutmadınız umarım?


GoECart CEO'su Manish Chowdhary

GoECart CEO’su Manish Chowdhary – Yaklaşık 1 saat konuştuk, çok güzel ortak projeler düşünüyoruz beraber


Mountain Media Ekibi

Mountain Media Ekibi – Upstate New York’ta e-ticaret ve CMS çözümleri sunan ufak bir firma


SES New York 2008’in bana kazandırdıkları:

  • Hakia.com President’ı Melek Hanım ile tanışıp, çok uzun olmasa da Hakia ve arama sektörü hakkında genel konuşma fırsatı oldu.  Kendisi ile bir röportaj yapacağım ilk fırsatta.
  • GoECart.com CEO’su Manish Chowdary ile çok samimi ve uzun bir muhabbet etme fırsatım oldu.  Ortak yapabileceğimiz birkaç çok güzel proje üzerine konuştuk.  Kendisi ile New York’ta ya da Connecticut’ta ilk fırsatta buluşacağız, aynı zamanda GoECart hakkında ayrıntılı bir de röportaj yapacağız.
  • PPC Management firmalarından özellikle ufak birkaç firmanın çok ilginç bir fiyatlandırma yöntemine gittiklerini gördüm.  Sanırım bu sektörde bir ilk ve ufak firmalar için yeni (non-tech) müşteri avantajı sağlayacak bir yöntem.  Zaten yakında PPC Management firmaları hakkında bir yazı yazacağım için orada bu fiyatlandırma yönteminin ayrıntılarından da bahsedeceğim.  İlginç ve yaratıcı bir çözüm.
  • Marin ve SearchIgnite firmalarından yetkili kişilerle görüşürken ilginç bir PPC Tracking projemden bahsettim, ikisi de beni işe almak istediklerini söylediler :) Ancak bunun imkansız olduğunu kısaca anlattım kendilerine, ve projenin teknik detaylarından az da olsa bahsettim.  İki yeni consultancy işi heran doğabilir.
  • Onlarca sektörel dergi, kalem, eşantiyon vs sahibi oldum :)

2008 yılında söylediğim gibi daha çok sektörel konferansa katılma planlarım var, bundan sonraki konferansları da ayrıntılı olarak paylaşmayı düşünüyorum.  Bir sonraki yılda olacak SES Konferansına kadar SES notlarım bu kadar.

Amerika’da Bir Türk Arama Motoru Hakia İçin Oy Kullanın

Hakia birçoğunuz bildiği gibi Amerika’da Türk bir ekip tarafından kurulmuş bir semantik arama motoru.

Hakia, Webware’in düzenlediği Webware En İyi 100 yarışmasında 2008 yılı için arama motoru kategorisinde aday.  Amerika’da rekabetin çok olduğu arama sektöründe biz Türkleri gururlandıran ve bir nevi bizlerin temsilcileri olan Hakia’ya oy vermek artık hepimiz için bir görev.

Hakia’ya oy vermek için yapmanız gereken.

  1. Bu linki tıklayın. Hakia zaten seçili olacak.
  2. Oy vere (VOTE) tıklayın.
  3. Bu kadar.  Üye olmaya vs gerek yok.  Tam 2 saniyenizi alacak bir oy.

Hakia ekibine bol şans diliyorum, umarım Webware 100’de 2008 yılı için en iyi arama motoru seçilirler.

Hadi, tam 2 Saniyemizi alacak bir oy. Hemen şimdi yollayalım.

Kirtok.com Blograzzi'de Günün Blogu Seçildi

Türkiye’de internet sektöründe isimleri önde gelen Webrazzi‘den Arda Kutsal ve Inveon ekibinin projesi olan Blograzzi Türkiye’de bir ilki başardı.  Henüz beta yayınına devam eden Blograzzi Türkiye’de blog severlerin hergün uğradığı bir kaynak haline geldi.

Blograzzi sayesinde birçok başarılı Türkçe Blogdan haberim oldu, açıkçası Türkçe blog okumaya başladım.  Saolsunlar, bugün (16 Mart) benim blogumu günün blogu seçmişler.  Blograzzi’den bloguma gelen ve ilk ziyareti olan bütün arkadaşlara hoşgeldiniz diyorum.  Umarım yorumlarınızı paylaşıp henüz çok yeni olan blogumun geleceği ile ilgili bana yol gösterirsiniz.

Herhangi bir websitesi ile bir blogu ayıran en büyük özellik, blogların kişisel olması ve okuyucular ile yazar arasında karşılıklı diyalog kurulabilmesi bence.  Bu nedenle çok kısa da olsa yorumlarda kendinizi tanıtırsanız beni mutlu etmiş olursunuz.

Blograzzi aracılığı ile bloguma ilk ziyarette bulunan bütün arkadaşlara tekrar hoşgeldiniz diyorum. 

Blograzzi

Google Monopoli’ye Doğru Bir Adım Daha

Nisan 2007’de Google, dijital reklamcılığın önde gelen isimlerinden DoubleClick’i 3.1 milyar dolara satın alacağını açıklamıştı.  Bu açıklama ile birlikte BusinessWeek dahil olmak üzere birçok önde gelen medya kuruluşu kendi yorumlarını da ekleyerek haberi manşetlerine taşımışlardı.  BusinessWeek haberinde DoubleClick’in reel değerinin 3 katına satın alınmış da olsa bunun Google için doğru bir stratejik adım olduğunu vurgulamıştı.

DoubleClickBu satın alma haberinden sora ABD’de gerekli izin ve onayları alan Google, uluslararası rekabet kanunları gereği uzun süren EU approval (EU izin) sürecini bekliyordu. Ve yapılan açıklama ile 11 Mart 2008’de Google’un Doubleclick’i satın alması onaylandı.  Microsoft’un uğraşları sonuç vermedi ve Google artık DoubleClick’in 100% sahibi.  Burada hatırlatmak isterim; Google Doubeclick’i satın alacağını duyurduktan yaklaşık 1 ay sonra Doubleclick’in en büyük rakibi aQuantive de Microsoft tarafından 6 milyar dolara satın alınmıştı ve bu sektörde Mirosoft’un umutsuzluğu olarak yorumlanmıştı.  Bana sorarsanız stratejik olarak çok doğru bir adımdı.

Sektörün içinden ve DoubleClick anlaşmasında çalışmaları olan bir arkadaşımdan aldığım haberlere göre ilk fırsatta DoubleClick yönetim ekibi değiştirilecek.

Haftaya (17-20 Mart arası) New York’taki Search Engine Strategies Konferansları’na katılacağım.  Doubleclick konusu ile ilgili daha ayrıntılı bilgileri orada duyacağımdan eminim.  Önemli olan gelişmeler olursa tekrar bir yazı yazabilirim, ya da sorular olursa bu konu altında yorumlar bölümünde tartışabiliriz.

Google Artık Bir SEO Şirketi Mi?

Dün Duncan Riley Techrunch‘daki yazısında birçok kişi tarafından gözden kaçan bir konuya tekrar değinmiş.  Doubleclick Performics adlı SEO (arama motoru optimizasyonu) şirketinin sahibi (SEO Nedir?).  Bu durumda Google bir SEO şirketi satın almış oluyor.  Bu da sektörün içinden olan insanlar için dalga geçme boyutuna varan yorumlara neden oldu.  Daha da ötesi Performics adlı bu SEO şirketi daha önce Dynamic Trade adı altında SEO sektöründe pek de takdir edilmeyen işlere imza atmıştı.  2001 yılında ise ismini Performics olarak değiştirmişti.

Arama Sektöründe Pazar Payları

Hali hazırda arama sektöründe 70% ‘lere varan pazar payı olan Google’un özellikle satın almalarda attığı her adım otoriteler tarafından çok yakında takip ediliyor.

En Büyük 5 Arama Motoru Şubat 2008 İtibari ile Pazar Payları

Arama Motorları Şubat 2008 Pazar Payları

Google Monopoli’ye Doğru Bir Adım Daha?

Arama motorları arasında 70% e ulaşan pazar payına sahip Google, Analytics ile veri konusunda da monopoliye doğru sağlam adımlarla ilerliyor.  Doubleclick satın almasında gözden kaçmaması gereken çok önemli bir nokta, Doubleclick’in müşteri portföyü içinde Fortune 500 Şirketlerinin birçoğunu bulunması ve bu firmaların internet reklamlarında direk satıştan daha çok marka reklamına önem vermeleri.  Bu nedenle ROI ne olursa olsun, dijital reklam denince kesenin ağzını açmaları.

Sonbaharda katıldığım Ad Tech Konferansında dijital reklam endüstrisinin Amerika’da çok hızlı adımlarla büyüdüğünü katılmcı sayısını görünce tam olarak anlamış oldum.  Ve Google, bana göre, Doubleclick satın alması ile sadece arama pazarında değil dijital reklam sektöründe de monopoli olmaya adayım mesajı verdi.

Rekabetin olmadığı ortamlarda ortaya çıkabilecek hantallık ya da kötüye kullanımla ilgili akla gelen sorular umarım Google tarafından uygulanmaz.  Ancak ne yazık ki birçok gösterge Google’un monopoli olma yolunda hızla ilerlediği ve monopoli imajının getirdiği hatalara düşmeye başladığı yönünde.

Ve Huzurlarınızda iPhone 2.0

iPhone Amerika’da hızla kullanımı artan bir telefon ya da bir oyuncak.  Çünkü iPhone bir telefondan çok bir oyuncağı çağrıştırıyor benim gibi teknoloji dünyasındaki insanlara.  Uzun süredir beklenen açıklama bugün Apple’ın Cupertino’daki merkezinde basın ve yazılım firmalarının da davetli olduğu iPhone SDK organizasyonunda Steve Jobs ve ekibi tarafından yapıldı.  Ana başlıklar halinde yeni iPhone’da bulunacak özellikler:

  1. iPhone artık Microsoft Exchange Server ile tam entegre çalışacak
  2. Üçüncü partiler artık iPhone için uygulamalar geliştirebilecekler.  iPhone API tamamen paylaşıma açılıyor.
  3. iFund adlı bir fon ile Apple ve eski ABD başkan adaylarından Al Gore’un da ortağı olduğu KPCB (Kleinder Perkins Yatırım Fonu) iPhone için yazılım ve uygulama geliştirecek şirketlere yüz milyon dolarlık bir fon ayıracaklarını açıkladılar.

Bunlar gerçekten çok önemli gelişmeler.  iPhone’un mobil pazarında hakimiyet kurması için en büyük adımların atıldığını düşünüyorum.  Gelelim bu önemli açıklamaların ayrıntılarına:

1) iPhone artık Microsoft Exchange Server ile tam entegre

iphoneent.jpgiPhone’un özellikle Amerika’da istenilen düzeyde kullanıcıya ulaşmamasına en büyük sebep iş hayatındaki kullanıcılarını cezbedememesi idi.  Blackberry ya da benzeri bir telefonda outlook emaillarına ve birçok işle ilgili microsoft uygulamalarına ulaşan işadamları iPhone’da bu özellikleri bulamayınca tercihlerini başka markalardan yana kullandılar.

iPhone’un aldığı en büyük eleştirilerden birisi Microsoft Exchange Server ile synch edilemiyor olması idi.  Ve bugün bu sorun tarihte kalacak.  Artık iPhone gündelik kullanıcıyı olduğu kadar iş çevrelerini de cezbedici bir telefon haline gelecek.

İşin güzel yanı iPhone’un bilgisayarınıza fiziki bağlı olmasına gerek kalmadan, exchange server’dan direk emaıl, takvim ve kontaklar gibi özellikleri direk iPhone’a yönlendirme opsiyonlarınız olacak.

2) Üçüncü partiler artık iPhone için uygulamalar geliştirebilecekler.  iPhone API tamamen paylaşıma açılıyor.

iPhone piyasaya çıktığı zaman hayal kırıklığı yaratan bir nokta kapalı API uygulamaları idi.  Artık iPhone API yazılım geliştiricilerin hizmetine 100% açıldı.

cocoa_touch.pngiPhone ya da iPod’lar için uygulama geliştirmek isteyen yazılımcılar Apple Developer Program‘a $99 vererek üye olup hemen uygulama geliştirmeye başlayabilirler.  Geliştirilen bütün uygulamalar iTunes’den indirilebilecek.  Ücretli uygulamalarda yazılımcı kişi ya da firmaya satış fiyatının %70’i verilecek.

Bu bence çok güzel bir fırsat.  Çünkü uluslararası birçok yazılım geliştiricinin sorunu internette geliştirdikleri yazılımları ve uygulamaları satarken yaşadıkları aksilikler ve handikaplar.  iTunes gibi zaten güvenilir bir programdan artık bütün yazılımcıların geliştirdikleri ürünler satılabilecek.

3) iFund’dan iPhone için Uygulama Geliştirecek Firmalara 100 Milyon Dolarlık Fon

Bu fon hem Silikon Vadisi’nde hem de dünyanın dört bir yanındaki birçok yazılım geliştirici firmanın iştahını kabartıp iPhone için birbirinden güzel uygulamalar yapmalarına neden olacak.  Buna benzer bir fon daha önce sadece Facebook uygulamaları geliştirecek firmalar için ayrılmış Facebook Fonu (fbFund) idi.

Flash ve Pil Sorunları?

Steve Jobs bu yenilikler arasında iPhone 2.0 için Flash’tan bahsetmedi.  Birçok kullanıcı iPhone’da en büyük eksiklerden birinin flash desteği olmaması konusunda hem fikir.

Umarım yeni iPhone modelinde pil sorununa çözüm bulunacaktır.  Bu donanım ile ilgili aslında konuyla alakasız bir başlık, ancak iPhone kullanıcıları arasında yapılan anketlerde en büyük şikayet şu ana kadar pil sorunu.

Daha önce birkaç konferansta belirttiğim gibi çok kısa bir süre içinde iPhone API paylaşımı ile birlikte artık sadece iPhone için yazılmış bir Sosya Ağ (social network) uygulamasına hazır olun diyorum.  Kim bilir, belki iPhone kullanımı arttıkça böyle bir sosyal ağ ile Elite bir Facebook ortaya çıkmış olur.

İnternette Sansür Türkiye’nin İmajına Zarar Veriyor

New York’ta bugünlerde şehir otobüslerinin birçoğunun üstünde İstanbul ve Türkiye reklamları var.  Şu ana kadar gördüğüm reklamların hepsinde kocaman bir cami fotoğrafı ve okunması çok güç bir slogan var “Where west meets east”.  En üstte de yine ufak fontlarla İstanbul yazıyor.  Devletimiz yurtdışında tanıtım çalışması olarak böyle bir projeye başlamış, tebrik ediyorum kendilerini.  Eminim New York’un günlük koşuşturmasında kafasını bile kaldırmadan yürüyen insanlar bir anda kocaman bir cami fotoğrafı görünce (önlerinden 1-2 saniyede geçen), ilk işleri en yakın turizm acentasına gidip İstanbul’a bir tatil planı yapmak olacaktır.

Herneyse gelelim esas konumuza.  Bir ülke olarak buna benzer kampanyalara milyonlarca dolar harcayıp, turizmi ve ülke imajını düzeltmeye çalışırken bakın Amerika’da insanlar Türkiye’nin imajı hakkında neler düşünüyor.

Bir ülke düşünün ki herhangi bir vatandaşı içeriğinde milyarlarca video olan bir sitede canını sıkan bir video var diye o sitenin kapanması için mahkemeye başvursun.  Bir ülke düşünün ki bu ülkenin hakimleri, yargıçları bu siteye erişimi gerçekten engellesinler.  Bildiğiniz gibi bu site Youtube, ve konuştuğumuz konu Atatürk’e hakaretten sitenin kapatılması.  Eğer konu bu ise şu anda internette kapatılması gereken onbinlerce site var.  Sansür sizce çözüm mü?

Youtube’un Türkiye’de erişimi engellendiğinde ne oldu biliyor musunuz?  Sadece Türkiye’deki internet kullanıcıları bu siteye giremedi.  Aramızda birçok kişi, tebrikler Türk Adeletine, gerekeni yaptı, kapattı bu şerefsiz siteyi dedi.  Ancak dünya olaya böyle bakmadı.

Bu olay sadece diktatörlerin  yönettiği ve 3. dünya ülkelerinde olan internette sansür uygulayan ülkeler listesine giren Türkiye’nin düşmanlarının ekmeğine yağ sürdü.  Birçok uluslararası basın kuruluşu bu haberi ilk sıralarda verdi.  Yabancı gözüyle ilk imajı düşünün.  Youtube’a bile tahammül edemeyen ve sansürleyen bir ülke.  Gitti mi bizim milyonlarca dolarlık reklam ve imaj düzeltme çalışmaları?

Amerika’dan ve Dünyadan Youtube Kapatıldığında Ana Haberler:

Turkey Says “No More Youtube”  TechCrunch (Dünyada en önde gelen teknoloji blog’u)

Turkish Court Bans Youtube Access BBC

Turkey Bans Youtube for Second Time USA Today

Google’da yapılan bir “Turkey Bans Youtube” araması tam 484.000 sonuç veriyor.  Youtube’a erişimin engellendiği ilk hafta Amerikalı meslektaşlarım ve arkadaşlarımdan ne kadar çok email ve telefon aldığımı ve ülkemi savunmak zorunda kaldığımı bir ben bilirim.

Dün Webrazzi’de Alibaba.com’a da erişimin engellendiği ile ilgili bir haber okudum.  Gözlerime inanamadım.  Dünyanın en büyük B2B eticaret sitesine sansür koyan sanırım ilk ülke olmayı başardık.  Bu nasıl bir mantık, nasıl bir zihniyet anlamadım.  Bildiğim birşey var, Türkiye’de onca engellemelere, ekonomik zorluklara rağmen üretip ihracat yapmaya çalışan birçok küçük ve orta ölçekli üretici var, ve bunların birçoğu Alibaba.com sitesini kullanıyorlar.  Bu insanların ekmeği ile oynamaya kimin hakkı olabilir?

İnternette sansür olayının bir de kişisel boyutu var, Amerika’da internet sektöründe tanınan bir arkadaşımdan aldığım bir haber üzerine 2004 yılında ülkemizin başbakanının kızının Amerika’da çekilen fotoğraflarını yayınlayan JonTurk adlı web sitesinin başına gelenler.  Yayınladıkları bu haber ve bu haber yüzünden çok büyük tehditler aldıkları, hatta kabineden bir bakanın müsteşarının Amerika’daki web hosting firmasını arayarak bu sitenin yayından kaldırılmasını istemesini, ancak web hosting firmasının bunun sansür olacağını ve uygulayamayacaklarını söylemeleri çok önemli bir isimden kulağıma gelen haberler.  Konu ile ilgili Milliyet Gazetesi’nin 2004 yılındaki haberi.

Bu tarz haberler hergün Çin, Arap ülkeleri ve benzeri 3. dünya ülkelerinden medyaya düşen haberler.  Türkiye bu listeye ülke olarak adını ekleyerek aslında ülke imajına ne kadar da büyük zarar verdiğini umarım en kısa sürede anlayacaktır.

İnternette sansür böyle devam ederse sıradan bir vatandaşın davası ile Türkiye’de önde gelen birçok sitenin kapatılması için onlarca neden yaratabiliriz.  Ancak demokrasi ve özgürlük diye naralar atan bu ülkenin yöneticilerinden tek ricam, bırakın internet kendi kendini modere etsin, bırakın güzel ülkemiz ile ilgili haberleri böyle saçma sapan konular nedeni ile dünya basınında görmeyelim.  Üretim, ihracat, teknoloji yatırımları ile ilgili haberlerle görelim.  Avrupa’nın Silikon Vadisi İstanbul olacak diye bir haberle Türkiye’yi dünya basınında görelim.