information-overload

İnternet Çağının Hastalığı “Aşırı Bilgi Yüklenmesi” (Information Overload)

Daha yüksek binalar, daha büyük alışveriş merkezleri, daha güzel arabalar, daha çok teknoloji.

Bizim çocuklarımız cep telefonu olmadan yaşamanın ne olduğunu hiçbir zaman bilmeyecekler. Siz küçükken internet olmadan nasıl oyun oynuyordunuz diye soracaklar bizlere. Hastalık hastası birisinin yatağının başucunda duran tabaktaki rengarenk haplar gibi herşey formülüne göre imal edilmiş bir şekilde ufak ufak haplarda onlara sunulacak.

Bırakın bir sonraki nesli, şu anda 20’li yaşlarının başında olan genç nesil bile hiçbir zaman bir bilgisayar oyunu oynayabilmek için saatlerce büyük bir heyecanla Commodore 64’lerinin “kafa ayarını” uyduruk bir tornavida ile yapmakla uğraşmadılar. Oyunun kasedi eskidiği için kafa ayarı tutmayan ve başlamayan oyunların verdiği o hayal kırıklığını yaşamadılar.

Bizim zamanımızda yaz tatili demek sevgililerimizden uzak geçen dolu dolu 3 ay demekti. Ne başımızı yorganın altına gömüp sabahlara kadar sevgilimizle mesajlaşabileceğimiz bir cep telefonumuz ne de saatlerce sesli, videolu chat yapabileceğimiz bir internetimiz vardı. Bizim zamanımızda yaz tatili demek internet kafelerde sigara dumanı altında counter strike oynamaktansa sokaklarda kaçırılmak korkusu olmadan çocukca koşup oynamak, derimiz buruş buruş olana kadar denizden çıkmamak, günleri unutmak demekti.

Bizler küçükken nasıl o şehrin can damarında bulunan bir alışveriş merkezini gösteren babamız, hey gidi günler, zamanında burada portakal bahçeleri vardı derken boş boş ve anlamsız bakıyorduysak şimdi genç arkadaşlar da belki bu yazdıklarıma aynı şekilde bakıyorlar.

Hızla ilerleyen teknoloji, hayatımızda birçok şeyi iyi ya da kötü şekilde değiştirir oldu, işte bu yüzden dünyada organiğe ve yeşile kaçan bir akım başladı. İnsanlar yoruldu.

Babam zamanında ilk bilgisayarını aldığında 40 MB bir harddisk ile gelmişti ve o zaman için gerekli hertürlü bilgiyi barındırmaya yetiyordu. Benim bu hafta siparişini verdiğim bilgisayarın hafızası 1.2 terrabyte. Matematiği siz yapın diyorum.

Sabah uyanır uyanmaz emailların kontrol edilmesi ile başlayan, arabadaki navigasyon sisteminden telefonumuzdaki onca uygulamaya kadar devam eden teknoloji alışkanlığı gittikçe kontrolü imkansız bir bilgi yüklenmesine yol açıyor.

İşte buna çağın hastalığı diyorlar ve ismi de Information Overload (aşırı bilgi yüklenmesi).

En son ne zaman çok işiniz olmasına ve bitirmeniz gereken önemli projeleriniz olmasına rağmen hiç farkında olmadan saatlerinizi bilgisayar başında sevdiğiniz blogları okuyarak, friendfeed, facebook ve twitter gibi sosyal sitelerde takılarak geçirdiniz?

İnternette sosyal etkileşimin artması ile beraber eskiden email, daha sonra forum, chat ve şimdi de sosyal siteler aracılığı ile aynı anda onlarca, yüzlerce hatta binlerce insanın neler yaptığını takip etmeye çalışıyoruz.

Bir yandan elimizden geldiğince, belki tutkumuz belki mesleğimiz gereği internette birçok sitede paylaşım yapıyor bir yandan da internet sayesinde göz önüne daha çok çıkan hayatlarımızı yaşıyoruz.

Aşırı Bilgi Yüklenmesi Verimliliğin Düşmanı

Sorun da burada başlıyor. Zaman denen şey dolar, altın, hisse senedi ve en karlı yatırım aracından daha değerli günümüzde. Aşırı bilgi yüklenmesi konsantrasyon bozukluğunu, konsantrasyon bozukluğu da verimsizliği doğuruyor.

Aşırı bilgi yüklenmesi ve verimsizlikle başa çıkabilmek için birçok blog, web sitesi ve kitap inceledim. Herkes kendi bottle necklerine göre doğru bir plan yaparak çağımızın hastalığı aşırı bilgi yüklenmesi ve verimsizlik ile başa çıkabilir.

Ben kendimce bir reçete yazdım, ama bana özel, belki sizin de işinize yarayacak noktalar olabilir?

Aşırı Bilgi Yüklenmesi ile Ahmet KIRTOK Yöntemi Sayesinde Başa Çıkmak:

1) Çalışma Alanınızı Organize Edin:

İster ev ofisiniz olsun ister büyük bir firmadan çalışın, çalıştığınız ortam veriminizi ve başa çıkılamaz bilgi akışını yaşadığınız ortam. Ne kadar huzurlu, motive edici ve mutlu edici olursa veriminiz o kadar artar.

Gerekirse sezonluk değişikliklere gidin. Kışın bilgisayar masaüstünüzdeki bir deniz ve sahil fotoğrafı bile veriminizi arttırmaya ya da azaltmaya neden olabilir. Ben işe çalışma ortamımı organize ederek başladım. İhtiyacım olanları ve beni daha çok mutlu ve motive edecek noktaları not aldıktan sonra değişiklikleri yaptım.

2) Gün İçinde Sürekli Emaillarınızı Kontrol Etmeyin:

Yaptığım araştırmalar sonucu bizler gibi sürekli bilgisayar başında çalışanlar için en önemli vakit kaybının email olduğunu anladım. Birkaç basit testten sonra her sene ortalama 14,400 dakika emaillarımı doğru kontrol edemediğim için kaybettiğimi farkettim.

Yoğun programım olduğu günler günde 2 kez, hafif programım olduğu günler ise günde 3 kez emaillarımı kontrol ediyorum. Sürekli açık olan ve hem vaktimi hem verimimi çalan email ekranlarına veda ettim.

3) MSN, AOL, Yahoo Messenger, GTalk, vs hepsine ELVEDA:

Evet yanlış duymadınız. Verimimi en çok etkilediğini düşündüğüm bütün instant messenger programlarını bilgisayarımdan kaldırdım. Sadece ve sadece Amerika’da endüstri standardı haline gelmiş Skype kullanıyorum ve çok gerekli olmayan kişilerin davetiyelerini kabul etmiyorum.

Burada ufak bir uyarı. Ne yazıkki Türkiye’de bu tarz programlardaki STATUS kısmı pek dikkate alınmıyor. O anda “Do Not Disturb” yani rahatsız etme seçeneği seçili olsa bile Türkiye’de birçoğumuz buna önem vermeden mesaj atıyoruz.

Gerçekten söylenecek önemli sözünüz yoksa arkadaşlarınızı, özellikle mesai saatlerinde gereksiz mesajlar atarak rahatsız etmeyin derim.

Bir de Skype ile yaptığım görüşmelerde sesli ya da hem sesli hem görüntülü görüşme yaptığımda yazışarak yaptığım görüşmelere göre yaklaşık 4-5 kat daha hızlı sonuç aldığımı ve hem zamandan hem verimden kar ettiğimi farkettim. Mümkün olduğunca sesli görüşmeyi tercih ediyorum.

4) Akış Şemaları (Flow Chart) Çizin, Veriminiz 2’ye Katlansın:

Master yaparken Advanced Analytics dersinde bir hocamız vardı ve aklınıza gelebilecek her konu, proje vs için flow chart çizmemizi isterdi. Bu çizimler için Microsoft Visio kullanırdık ve ben o zaman flow chart olayının önemini kavrayamamıştım.

Şimdi çok ufak bir projeye dahi başlıyor olsam hemen bir flow chart çiziyorum. Neredeyse hergün kullandığım 100% web tabanlı ve tamamen ücretsiz, olmazsa olmaz araçlar listemde olan FlowChart.com sitesini her türlü flow chart çizimi için tavsiye ederim.

5) Büyük Resim (The Big Picture) Hep Gözünüzün Önünde Olsun, Mikro Yönetim (Micromanagement) Yapmayın:

Bunca bilgi, veri ve kaynakla uğraşırken büyük resmi kaçırdığınız oluyor mu hiç? Benim çok oluyor. Bu nedenle artık mümkün olduğunca micromanagement yapmamaya dikkat ediyorum ve projenin bütününde olan fokusumu korumaya çalışıyorum. Verimimi çok arttırıyor, kesinlikle tavsiye ederim. Bu süreçte bir önceki örnekte verdiğim flow chartlar çok işime yarıyor.

6) Proje Yönetim Aracı ve Yapacaklar Listesi:

Olmazsa olmazlardan. Hele birden çok kişi projelere dahil ise. Biz şirkette 37Signals Ürünleri kullanıyoruz. Basecamp ve Backpack özellikle kullandığımız ürünler. Belki de ben en az kullanan kişiyim bu araçları ekipte. O nedenle yapacaklarım listesinde önümüzdeki dönemlerde bu araçları daha çok kullanmak var.

To Do List (Yapacaklar Listesi) de aynı şekilde çok önemli. İster TaDa ister başka bir araç, mutlaka kullanın derim.

7) Haftalık Toplantılar:

Mutlaka haftada en az bir kez şirket içi toplantılar yapın. Çok kısa da olsa herkes geçen hafta neler yaptığını, ve önümüzdeki hafta neler yapacağını anlatsın. Bu bir şekilde sizi motive edecektir. Çünkü insanlara haftaya yapacaklarınız için bir nevi söz vermiş oluyorsunuz.

Amerika’da her şirkette yapılan düzenli haftalık çalışan toplantılarının herkesin verimini arttırdığı ispatlanmıştır.

Eğer tek başınıza çalışıyorsanız, her hafta başı bir önceki haftanın ve gelecek haftanın muhasebesini bir liste halinde yazın. Kişisel motivasyonunuz artacaktır.

8 ) Tatil ve Sosyal Hayatın Önemi:

İş, iş, iş, nereye kadar? Birçoğumuzun yaptığı hata. Kesinlikle sosyal hayatınıza ve dinlenmeye önem verin. En yoğun temponuzda bile kendinize vakit ayırmayı bilin.

9) Networking ve Ortaklıklar (Joint Ventures):

“It’s not who you are, it’s who you know” yani kim olduğun değil kimleri tanıdığın önemlidir lafını bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Çevrenizi, networkünüzü genişletin. KARMA’ya inanan birisi olarak iş hayatında da bunu uygulamaya çalışıyorum.

Hep ben, hep ben demeyin. Doğru ortaklıklarla başarınız, kazancınız ve veriminiz doruk noktasına ulaşabilir. Joint venture’lara önem verin.

Benim için internet çağının hastalığı olarak kabul edilen aşırı bilgi yüklenmesi ile başa çıkmada önemli bazı maddeler bunlar.

Peki zamanı daha verimli kullanmak ve daha organize çalışabilmek için sizlerin önerileri neler?

İlgili Yazılar

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumları Gör(22)
  1. İstanbula taşınmadan yani 3 ay öncesine kadar akışlarım, zihin haritalarım, yapılacaklar listem, hepsi telefonum,laptop’um ve pc’imde senkronize ve güzel bir şekilde gidiyordu.

    Ama şu anda yapılacaklar listemde okadar çok proje varki.Herşey birbirine girmeye başladı. Bu yüzden bazı fırsatlarıda kaçırmaya başladım sanırım.(bu şehir insana proje yazdırıyor :D )
    Yazınız tetikleyici bir etki yarattı yarından itibaren toparlanmaya başlıyorum tekrar.

    Bu arada herkese zihin haritalarını oluştumalarını şiddetle öneriyorum ediyorum. Hangi konuda veya proje de olursa olsun oluşturacağınız zihin haritalarınız size büyük kolaylıklar sağlayacak. Hatta bende olduğu gibi alışkanlık bile yapacak.

    İyi çalışmalar…

  2. Çok güzel bir noktaya değinmişsin. Web ortamında sosyalleşeceğiz diye büyük zaman kaybı yaşıyoruz. Bizde ki bu verimsizlik aynı zamanda değer katamadığımız sosyal ağımızı da etkileyerek tüm bireylerin zamanının boşa gitmesine sebeb oluyor.
    Oysa ki organize olmak ve planlı çalışmak hem verimli hemde zaman kazandıran bir yöntem. Başarıyla geçtiğiniz her adıma hem motive oluyorsunuz hem de bir sonraki adım için hazırlanıyorsunuz.
    Hazırladığın yöntemden yola çıkarak herkes kendine bir liste hazırlasa zaman kaybı azalacaktır, hatta bitecektir.

  3. @Hakan tamamen ayrı bir yazı yazmayı düşündüğü zihin haritası (mind map) olayından bu konuda pek sözetmedim. Çünkü çok kısa bahsederek geçmek istemedim. Hatırlatman ve yorumun için teşekkürler.

    @Yusuf günde sadece friendfeed başında 5-6 saat ne kaybeden insanlar tanıyorum :) Sosyal internet çok zevkli, çok öğretici, bir o kadar da tehlikeli. Doğru kullanmayı bilmek lazım.

  4. Yine çok faydalı bir yazıyla güncellemişsiniz blogunuzu. Teşekkür ederim. İnsanların internette sürekli zaman kaybetmeleri gerçekten de büyük bir sorun. Fakat bunun kişisel yapıyla ”doğrudan” alakası olduğunu düşünüyorum. Yani düzen istemekle olmuyor sadece. Kısa zamanda sıkılıyor insan. Bu, lisedeyken günü gününe, saati saatine hazırlayıp, duvarımıza astığımız programlara benziyor aslında. Hemen hemen herkes hazırlamıştır böyle programlar fakat kaç kişi onu doğru uygulanmışır? Elbette çok azı.

    Yapı olarak düzenli bir insansanız ve istenmeyen nedenlerden dolayı kontrolünüzden çıkmışsa olaylar, iş yaşamınız; aşırı bilgi yüklenmesini elbette düzenleyebilirsiniz. Ve verdiğiniz örnekler tam da bu sonuca yönelik. İnternet ilişkilerimiz olsun, iş hayatımız olsun, düzene sokmak istediğimiz herhangi bir kavram olsun; önce kendi yapımıza odaklanmalıyız bence. Yaşam tarzımızı buna göre ayarlamalıyız. Yoksa gerçekten çok küçük bile görünse şu an, ilerde çok büyük sorunlar yaratacak bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Yazınınz için tekrar teşekkürler Ahmet bey.

  5. Gerçekten çok aydınlatıcı ve doğru yerlere vurgu yapan bir yazı olmuş. İnternet doğru kullanıldığında (hem zaman hem içerik olarak) bize artı değer katıyor. Tavsiye ettiğiniz programları da deneyeceğim.

  6. Merhabalar,

    Sitenizi yeni bulanlardanım ve rss listeme ekledim.Bahsettiğiniz konudan bende çok şikayetçiyim, bir sürü yöntem ve yazılım denedim ama yinede olmuyor :-), böyle nereye kadar gidecek bakalım.

    Ayrıca blogunuzdan öğrenebileceğim yararlı çok şeyler olduğuna inanıyorum,takipte olacağım.

    Tanışmak ümidiyle…

  7. 1 saat önce bu konuyu düşünürken, böyle bir yazıyla karşılaşmak şaşırtıcı oldu. Yaklaşık 3 senedir projeler ve zamanla yarışıyorum sağlığım pahasına. İşin ilginç yanı, 2-3 sene önce yazdığım web tabanlı to-do-list + ajanda uygulaması bile var ama pek kullandığım söylenemez, herşey yine kendimizde bitiyor..
    Blogunuzu takasmerkezi.com yazınızdan itibaren takip etmeye başladım, yazılarınız için teşekkürler.

  8. insanlar tarif edilirker artık. Nefes alan canlılar yerine nefes alan ve internette sorf yapan olarak kayda geçecekler :)
    Wikipedia’dan bir düzeltme bekliyoruz.

  9. Benim bir yorumum güme gitti sanırım server’dan dolayı :9

    bu makale çok iyi oldu. İş ortamımı değil de evdeki çalışma odamı düzenlemeliyim sanırım. Artı yapılacaklar listesi çok önemli gerçekten. Ben genelde Google Calendar kullanıyorum. Ajanda kullanımı da iyi oluyor aslında. Bilgisayar yerine canlı canlı bir ajanda daha verimli olabiliyor. Teşekkürler bu güzel makale için.

  10. Bir yerde karmaya inanmaktan bahsetmişsiniz .Gerçekten bu yazınızla anlıyorum ki siz inanıyorsunuz.Gerçek bilgiyi paylaşmak çok zordur.Paylaştıkça çoğalır falan denir ama hikaye.İnsanın çocuğu gibi olan bi şey .Başkalarının en yapamadığı şey de bu.Çalışmama,yeterince zeki olmama,hırs falan değil ,bu.Güçlükle öğrendiklerini ,belki de bir zamanlar üstünlük sağlamak adına öğrendiklerini paylaşmak.İçerik ne olursa olsun örnek alınması gereken asıl tavrınız bu bence.Kendi adıma teşekkür ediyorum.

  11. Siteyi yeni keşfettim.. Uzun yazı olmasına rağmen okudum.. Rss abonesi oldum.. Gerçekten kaliteli içeriği var… teşekkürler.. tebrikler Ahmet Bey…

  12. Geri bildirim: Odak Sorunu
  13. Geri bildirim: Daha Kısa Paylaşımlar
  14. Çok doğru ve güzel bir yazı olmuş.Sizi tebrik ederim. Diğer konularda olduğu gibi E-Mail konusunda da çok haklısınız. Sosyal ağlarda çok vakit kaybediyoruz. Bazen sabahtan akşama kadar çalışıyorum ancak bir bakmışımki bunun neredeyse 3/1 ini sosyal ağlarda geçirmişim. Bu yüzden acil yoparlanmak gerekiyor. Yazınız için teşekkür ederim.