BLOG - İnternet Pazarlama

ozellik-vs-fayda

Ürün Özelliklerini Pazarlama Hatası

Televizyon, araba, ilaç, danışmanlık paketi, diet balı ya da ürününüz ne olursa olsun, ürününüzün özelliklerini pazarlamaya çalışmak yapacağınız en büyük hatadır.

Potansiyel müşterileri ürünün özelliklerinden daha çok onlara sağlayacağı faydaları ilgilendirir.

Bir online pazarlama kampanyası hazırlarken, birçok pazarlamacı hala bu basit hataya düşüyor. Bir pazarlamacının görevi, kampanyanın her basamağında, potansiyel müşterinin, ürünü satın aldığı takdirde elde edeceği faydaları duymak istediğini unutmamaktır.

Uygulamasına göre, söylemesi daha kolay bir iş bu. Gelin üç basamaklı bir hareket planı ile konuyu ele alalım.

Ürün Özellikleri vs Ürünün Faydalarını Pazarlama

    1. Müşteri Demografiğinizi Çok İyi Tanıyın

Başarılı bir pazarlama kampanyasının ilk adımı potansiyel müşterileri tanımakla başlar. İlk olarak en temel demografik verileri araştırarak işe başlayabilirsiniz. Hedeflediğiniz müşterilerin yaş grupları, yıllık gelir aralığı, okudukları gazeteler, dergiler, izledikleri diziler, vs gibi en temel bilgileri araştırmalısınız.

Potansiyel müşteriler hakkında yeterince temel demografik veri topladıktan sonra sıra psikografik (psychographic) veri araştırmasına geliyor. Psikografik veriler, müşterilerin davranış stilleri, korkuları, tutkuları, değer sistemleri gibi daha soyut değerlerdir.

Psikografik veri araştırması, demografik veri araştırmasına göre kesinlikle çok daha zordur. Burda potansiyel müşteriler nasıl düşünür ve hareket ederi anlamanız gerekiyor. İşte başarılı bir pazarlamacı farkını burada ortaya koyar ve yeteneklerini kullanır.

    1. Müşteriniz Gibi Düşünün

Ürüne ve pazarlama planınıza potansiyel müşterinizin bakış açısından bakmanız gerekiyor. Burda duygusal davranıp, ürününüzün negatif taraflarını görmemezlikten gelmek hata olur. İşte tam bu noktada, anketler, workshoplar ve potensiyel müşteriler ile yapılacak pazar araştırması çalışmaları önem kazanır.

Anahtar nokta, kendinizi potansiyel müşterinin yerine koyup, “Bu ürünü satın almayı hangi nedenlerden dolayı düşünebilirim?” sorusuna doğru cevapları bulabilmektir.

    1. Potansiyel Sonuçları Pazarlayın

Müşteriler ürünün faydalarını duymak ister, bu doğru. Fakat faydalardan sonraki basamak nedir?

“Sonuç ya da Sonuçlardır”

Doğru pazarlama mesajını bulabilmeniz için, sonucun önemini vurgulayan bir yaklaşımda bulunmanız gerekir. Potansiyel müşterilerinize, ürününüzü satın aldıkları takdirde elde edecekleri sonuçları net olarak sunabilmelisiniz.

Pazarlama kampanyanızı planlarken, “özellikler vs faydalar” mantığını iyi anlayıp, son noktada “özellikler vs sonuçlar” denklemine önem vermelisiniz.

Pazarlama takdiğinizde ister acı, isterse keyif olsun (pain vs pleasure), müşterileriniz ürününüzün ona sağlayacağı faydaları ve tam olarak elde edecekleri sonucu duymak ister. Özellikle bu sonuç, müşterinin sorununu çözecekse çok daha etkili bir kampanya hazırlamış olursunuz.

Pazarlama ve reklamda, müşterilerin kafasını ürün özellikleri ile karıştırmak yerine, direk sonuca odaklanmak, başarılı kampanyaların temel özelliğidir.

Turplar Vadisi Google

Turplar Vadisi Pusu – Başarılı Bir Viral Video Hikayesi

Son günlerde sosyal medyada Turplar Vadisi Pusu adlı bir video sıkça paylaşılıyor. Hatta birçok gazetede haberi bile yapıldı.

İzlemeyenler için iki bölüm halinde paylaşılmış “Turplar Vadisi Pusu” adlı videoyu aşağıda paylaşıyorum. Hemen ardından bu viral videonun başarı hikayesi üzerine fikirlerimi paylaşacağım.

Turplar Vadisi Pusu – 1. Bölüm:

Turplar Vadisi Pusu – 2. Bölüm:

İkinci video aynen şu yazı ile son buluyor:

“Bu Film Kadirli Turpunu Tanıtmak Amacı ile Yapılmıştır.”

2006 yılında, anladığımız kadarı ile Kadirli Belediyesi’nin desteği ile çekilen bu reklam, çok net ve basit bir hedefe sahip.

Adanalı biri olarak bugüne kadar Kadirli’nin turpunun meşhur olduğunu hiç duymamıştım.

Bu video sayesinde Kadirli deyince artık aklıma turp gelecek.

Amaca ulaşılmıştır. Bu reklam videosu, başarılı bir viral videodur.

Viral reklamların çok tartışıldığı, birçok ünlü ajansın büyük bütçelerle hazırladığı ama birçoğu zorlama olan reklam videolarına viral diyoruz. Viral reklam nedir, başarılı bir viral video nasıl hazırlanır gibi konuları anlatmak değil amacım bu yazıda.

Çok basit, çok düşük bir bütçeyle hazırlanmış, çok net bir amacı olan, bir şekilde fark yaratmış bir videonun başarısını paylaşmak.

Turplar Vadisi Pusu videosunun Twitter’da paylaşımını gösteren bir ekran görüntüsü:

Turplar Vadisi Twitter

Google’da ise son bir haftada içinde “Turplar Vadisi” kelimeleri geçen 74.000 üzerinde sayfa indeklenmiş:

Turplar Vadisi Google

Turplar Vadisi Pusu Videosundan Çıkarılacak Fikirler

Dedim ya, amacım başarılı bir viral videonun nasıl hazırlanacağı, teknikleri vs üzerine bir yazı yazmak yerine, sadece, çok düşük bir bütçe ile başarılı olmuş bir viral videoyu paylaşmaktı sizlerle.

Hatırlarsınız, Karadeniz fındığı için çok büyük bütçelerle, çok uzun süren televizyon reklamları yapılmıştı.

Bazen ses getirecek, paylaşılacak, hatta viral olacak bir video reklamı hazırlamak için çok da büyük bütçelere gerek olmuyor.

Kendi projemde, “çok düşük bütçeyle neler yapabilirim?” sorusunun cevabına yardımcı olabilecek birçok önemli ayrıntı saklı Turplar Vadisi videosunda. Hatırlatmak istedim.

site-hizi

Site Hızı Ölçme & Site Hızının Önemi

Site hızı, bir web sitesinin (ya da sayfasının) yüklenme süresidir. Dial-up internet döneminde hepimiz için çok önemli bir sorun olan site hızı, uzun bir süredir unutulmuş, aslında çok önemli bir konu.

Nisan 2010’da Google’un site hızının arama sonuçlarını etkileyeceğini açıklaması ile birlikte site hızı konusu çok daha önem kazandı.

Web Sitesi Analitik Metrikleri

Online pazarlama ile ilgilenen neredeyse herkes Google Analytics‘i yakından bilir ve kullanır. Hatta birçoğumuz için Google Analytics günde defalarca girdiğimiz ve ciddi vakit geçirdiğimiz bir araç.

İnternette günümüz rekabet ortamında başarıya giden yolda en önemli konulardan birisi ölçümleme. Bizler her sitenin performansını arttırmak için Google Analytics gibi araçlara muhtacız.

Sayfa gösterim sayıları, sitede ortalama kalma süresi, bounce rate’ler ve daha birçok önemli metriğin yanı sıra artık site/sayfa hızı da göz ardı etmememiz gereken çok önemli bir metrik.

Rakamlarla Site Hızının Önemi

Web siteleri için site hızı optimizasyon araçları sunan Yottaa‘nın yaptığı araştırma sonuçları şu şekilde:

Site Hızı - Araştırma Sonuçları

*1000 milisaniye (milliseconds) = 1 saniye

  • Google için site hızında 500 milisaniyelik (yarım saniye) yavaşlama, trafikte %20 azalmaya sebep olmuş.
  • Amazon için site hızında 100 milisaniyelik (saniyenin onda biri) yavaşlama, ciroda %1 azalmaya sebep olmuş.
  • Yahoo için site hızında 400 milisaniyelik (0.4 saniye) yavaşlama, trafikte %5-9 azalmaya sebep olmuş.

Hızlı Yüklenen Site & Sayfaların Avantajları

Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi, tüketiciler bir web sitesinin 2 saniye ya da daha az bir sürede yüklenmesini bekliyorlar.

Site Hızının Avantajları

Şu anda ortalama bir web sayfası yüklenme süresi 6 saniye ve kimse 8 saniyeden fazla beklemek istemiyor.

Sitenizi daha hızlı yüklenmesi için optimize etmeniz birçok açıdan çok avantajlı bir durum. Özellikle ROI açısından düşündüğünüzde, site hızınızı arttırmaya ayıracağınız bütçe, şirketiniz için belki de çok karlı bir geri dönüş sağlayacak.

Gelin birlikte sitenizin daha hızlı yüklenmesinin bazı avantajlarına göz atalım:

  • Google, Amazon ve Yahoo örneğinde verdiğimiz ve daha birçok araştırma ile desteklenen bir gerçek var. Bu da, siteniz daha hızlı yüklenirse, direk olarak daha çok ziyaretçi, daha fazla gelir ve daha memnun müşteriler/kullanıcılar olarak size anında geri dönecek.
  • Site hızı optimizasyonu henüz çok popüler bir konu olmadığı için, muhtemelen rakiplerinizden daha hızlı adım atıp, rekabette bir avantaj sağlamış olacaksınız.
  • SEO açısından (SEO Hakkında) hem direk, hem de indirek birçok avantaj sağlamış olacaksınız. Google sahip olduğu birçok araç sayesinde (Chrome, mobil, vs) sitelerdeki bounce rate dahil birçok metriği ölçüyor ve bunların her biri o sitenin SEO’suna artı ya da eksi olarak etki sağlıyor. Daha hızlı site/sayfa yüklenmesi bu nedenlerden dolayı SEO açısından artık çok daha önemli.

Site Hızınızı Arttırmak İçin Tavsiyeler

  • Sitenizin ana sayfası ve önemli sayfaları için bir liste yapın. Her önemli landing page için sayfa hızınızı ölçün ve bir excel tablosuna yazın. Bunun için Google Page Speed ve Yahoo YSlow araçlarını ücretsiz kullanabilirsiniz.
  • Site hızı ölçüm testlerini ana sayfa ve önemli sayfalarınızda yaptıktan sonra, bu araçların size sunduğu tavsiyeleri inceleyin ve hataları giderin.
  • Sitenizin HTML (ya da XHTML) kodunun validasyonunu yapın. W3 Markup Validation Servisi ücretsizdir ve size sayfadaki hataları bulmanızda yardımcı olur.
  • Sitenizin CSS validasyonunu yapın. Aynı şekilde W3 CSS Validation‘ı kullanabilirsiniz.
  • Kaliteli, sunucuları hızlı bir web host firması ve server tercih edin. Özellikle ticari projelerinizde shared hosting yerine VPS ya da dedicated hosting tercih edin.
  • Kendi sunucunuzu yönetiyorsanız, site hızı için özel modlar yükleyin. Apache server’lar için Google’un ücretsiz sunduğu mod_pagespeed tavsiye ederim.
  • Web Caching kullanın.
  • Sitenizde kullandığınız fotoğraflar ve rich media’ları optimize edin.
  • Çok ziyaretçi alan bir siteniz varsa CDN kullanın.
  • Google Analytics içinde “Site Hızı” (Site Speed) raporlarını yakından takip edin.

Site/Sayfa hızınızı arttırmak için optimize edebileceğiniz birçok faktör var. Yukardaki liste sadece en önemli olan ve çok hızlı aklıma gelenler. Sitenizin hızını devamlı olarak test edip optimize etmeye devam etmeniz gerekli.


Google Sayfa Hızını Nasıl Belirliyor? (İngilizce)Matt Cutts‘ın Google Sayfa hızı ve SEO’da etkisi üzerine konuşması ve yazısı.


Shopzilla.com Case Study2009 yılında ABD’de önemli bir fiyat karşılaştırma sitesi olan Shopzilla‘nın yeni tasarımı ve daha hızlı sitesi ile elde ettiği avantajlar üzerine bir case study:


Sonuç Olarak

Site hızı birçok web sitesi sahibinden hak ettiği değeri bulamayan, çok önemli bir metrik. Çok makul bir bütçe ayırarak site hızınızı optimize edebilir ve hızla artan rekabet ortamında hem ziyaretçilerinize ve/veya müşterilerinize daha pozitif bir tecrübe yaşatır hem de rakamsal olarak yatırımınızın karşılığını direk alabilirsiniz.

Daha hızlı sitelerinizle, daha kazançlı günler diliyorum…

Konuk Yazarlık

Konuk Yazar Olarak Pazarlama

İngilizce’de “Guest Blogging” olarak kullanılan konuk yazarlık, size ait olmayan blog ve sitelerde misafir yazar olarak yazılarınızın yayınlanması işine verilen isimdir.

Neden Konuk Yazarlık?

Daha önce sitenizden (ya da ürün ya da kişisel blogunuzdan) hiç haberdar olmayan birçok yeni okuyucuya ve potansiyel müşteriye ulaşmak için çok etkili ve ücretsiz bir yöntem olduğu için konuk yazarlık, internet pazarlama planınızın bir parçası olmak zorunda.

5 Adımda Konuk Yazar Olarak Nasıl Pazarlama Yapabilirsiniz?

    1. Pazarlayacağınız Ürüne Karar Verin:

Kişisel blogunuz, e-ticaret siteniz, e-mail listeniz, ya da herhangi bir web siteniz. Pazarlayacağınız ürün herşey olabilir. Önemli olan, odaklanıp, tek bir şeye karar vermek.

    1. Konuk Yazar Olabileceğiniz Blog ve Siteleri Listeleyin:

Konuk yazarlık her ne kadar ücretsiz bir pazarlama yöntemi de olsa ciddi vakit ayırmanız gereken bir iştir. Bu nedenle doğru sitelerin seçilmesi geri dönüş anlamında en önemli konudur. Okuyucu profili sizin sitenizle kesişen her türlü site/blog potansiyel konuk yazı gönderebileceğiniz bir mecradır.

Özellikle trafiği yüksek sektörel bloglarla başlayarak hedef site/blog listenizi belirleyin.

    1. Konuk Yazılarınız için Hazırlık Yapın:

Birçok konuk yazı kampanyası yeterince başarılı olmaz. Bunun en büyük sebebi ise yazının yayınlanacağı siteye göre hazırlanmayan, çok genel yazılar yazıldığı içindir. Önemli olan, yazınızın yayınlanacağı sitenin okuyucularının ilgisini çekebilmek ve okuyucuların “yazar hakkında” kısmında vereceğiniz sitenizi ziyaret etmelerini sağlamaktır.

Listenizde belirlediğiniz her site/blog için, o sitenin okuyucularının ilgisini çekecek birer başlık ve yazı fikri çıkartmanız çok önemlidir.

Konuları belirlerken amacınızın birşey satmak olmadığını hatırlatmakta fayda var. Mümkün olduğunca ilgi çekici ve kaliteli bilgi paylaşımı daima geri dönüşü arttırır.

    1. Site Sahipleri ve Blogger’larla İletişime Geçin:

Belirlediğiniz listedeki site sahipleri ile iletişime geçin. Genel ve standart bir email yerine her site sahibine ayrı bir email atın ve paylaşmak istediğiniz yazıdan bahsedin. Yazınızın o sitenin okuyucularının ilgisini neden çekeceğini ve onlara neden faydalı olacağını belirtin.

    1. Konuk Yazılarınızı Yazın ve Gönderin:

Belirlediğiniz site ve bloglarla iletişimdenden sonra sıra konuk yazıları yazma ve göndermeye geldi. Kesinlikle aynı yazıyı birden fazla siteye göndermeyin. Ana fikri aynı olsa dahi her site/blog için ayrı yazı yazın. Yazıda amacınız mümkün olduğunca kaliteli bilgi paylaşımı olsun, kesinlikle direk bir satış yapmaya çalışmayın.

Amacınız, yazınızı okuyup, faydalı bulup, “konuk yazar hakkında” kısmındaki site linkinize tıklayarak sitenizi ziyaret edecek ve uzun vadeli okuyucunuz/müşteriniz olacak yeni kitlelere ulaşmak olmalı.

Yazdığınız konu içinde, çok ilgili ve kesinlikle reklam kokmayacaksa, sitenize link(ler) verebilirsiniz. Eğer link varsa bunu yazınızın yayınlanacağı site/blog sahibine baştan belirtin ve okuyuculara sağlayacağı faydayı anlatın.

Bir Konuk Yazı Örneği

KurumsalHaberler.com‘un sahibi, sevgili Murat Buyurgan geçtiğimiz Ocak ayında benimle iletişime geçti ve blogları için bir yazı yazıp yazamayacağımı sordu. Ben de seve seve kabul ettim.

Sonuçta Kurumsal Haberler’in okuyucu profiline pazarlayacağım bir ürün olmasa dahi, kişisel markamı tanıtabileceğim yeni bir mecra idi benim için de.

Kurumsal Haberler’i ve blogunu inceledikten sonra, hem okuyucularının ilgisini çekeceğini düşündüğüm, hem de gerçekten değer katacak bir paylaşım olacağına inandığım bir konu seçtim ve “10 Adımda Ses Getiren Bir Basın Bülteni Nasıl Hazırlanır?” başlıklı bir yazı hazırladım.

Yazının içinde hiçbir link kullanmadım. Sadece “Konuk Yazar Hakkında” kısmında kişisel bloguma link verdim.

Yazım yayınlandıktan sonra, sosyal medyada aldığım tepkilere göre okuyucların yazımı beğendiğini anladım. Geçtiğimiz 6 ay sürecinde bu yazıdan kişisel bloguma birçok ziyaretçi geldi ve Google Analytics verilerine göre bu ziyaretçilerin çok önemli bir kısmı blogumu ilk defa ziyaret etti. Çoğunluğu ise devamlı takipçim oldu.

Konuk Yazarlık “Kazan-Kazan-Kazan” Olduğu için Etkili

Konuk yazı yazdığınız site, okuyucularına değer katan, farklı ve orjinal bir içerik sahibi olur.

Siz, yepyeni bir okuyucu profiline kendinizi ya da sitenizi tanıtma fırsatı kazanırsınız.

Konuk yazınızın yayınlandığı site okuyucuları taze bir içerik ve farklı bir kalemden, hali hazırda ilgilerini çektikleri bir konu hakkında bilgi edinmiş olurlar.

Sonuç olarak, konuk yazılar yazarak sektörde birçok önemli blog, site ve hatta farklı kişisel bloglarda yepyeni okuyucu kitlelerine ulaşıp, tamamen ücretsiz bir şekilde kişisel markanızı, ürününüzü ya da sitenizi pazarlayabilirsiniz.

musteri-sorunu

Pazarlamada Önemli Silah; Müşterinin Sorunu

Acemi Pazarlamacının silahı, ürünün özellikleridir. (features)

Tecrübeli Pazarlamacının silahı, ürünün sağlayacağı faydalardır. (benefits)

Zeki Pazarlamacının silahı, ürünün sağlayacağı çözümdür. (solution)

dir, dır, dür…

En zeki 100 pazarlamacıdan 99’u bile, müşteriye çözümü pazarlarken müşterinin sorununa odaklanmaz.

Müşteri genellikle ya sorununu bilmez ya da sorunu olduğunu kabul etmez.

Lateral düşünen pazarlamacının silahı, müşterinin sorununu keşfedip, müşteriye bunu doğru bir dille anlattıktan sonra, elindeki çözümü sunmaktır.

para-fobi

Pazarlamacıların Para Kazanma Fobisi

Pazarlamacı ne iş yapar?

Çok basit bir tanımla: “Bir ürün ya da servisi pazarlar.”

Sonuçta bu işten çoğunlukla maddi olmak üzere, maddi ya da manevi bir kazanç elde eder.

Bir pazarlamacının başka bir pazarlamacıyı, pazarlama yapıyor ve para kazanıyor diye eleştirmesi kadar trajikomik bir durum olamaz.

Özellikle internet pazarlamada bu, ABD’de yıllardır tartışılan bir konu.

Türkiye’de internet pazarlama ve internetten reklam sektörleri yavaş yavaş büyüdükçe, aynı konu konuşulmaya başlandı doğal olarak.

Bir internet projesine başlarken vermeniz gereken ilk karar, bu projenin bir iş mi yoksa gönüllü, hiçbir zaman para kazanmayacak (non-profit) bir proje mi olacağıdır.

Yaptığınız bir internet projesi, ilk başta fikir, sonra emek ve maddi manevi yatırımdır. Bu ister bir blog olsun, isterse bir müzik arama motoru, para kazanmasını istemeniz kadar doğal birşey olamaz.

ABD’de bu konu uzun süre tartışıldı ve önemli bir çoğunluğun desteği ile pazarlamacıların para kazanma çabasının ayıp olmadığı konusunda hemfikir olundu.

Ancak Türkiye’de halen birçok internet girişimcisinin farkında olarak ya da olmayarak ilerde kendileri için de ekmek teknesi olacak bir sektörü engellemeye çalıştıklarını gözlemliyorum.

Yaptığınız internet projesinde reklamla ya da birçok farklı alternatif servis ve ürünle para kazanmak ayıp değildir. Bunu başaramayanlar daima başaranları eleştirecektir, bu iş yapmanın doğasında vardır.

Sunduğunuz hizmet, servis, ürün ya da herneyse kullanıcılar için faydalı ise kullanıcılarınız karşılığında bir ücret ödemekten ya da reklam görmekten gocunmazlar.

Ancak siz projenizde hiçbir reklam olmamasını bir ayrıcalık gibi sunmaya çalışırsanız sektörün içinde birisi olarak sektörün geleceğine zarar vermiş olursunuz. Sonuçta bu bir iştir ve bu işin yürümesi için bir gelir modeline ihtiyaç vardır.

Şirket ya da kişi adı vermeden, bizim ABD’de yıllar önce tartıştığımız bu konuda Türkiye’de bugünlerde gördüğüm sorunlara değinmek istedim.

İnternetteki reklam, hizmet ve ürün anlamında pasta ne kadar büyürse, bu her internet projesinin ve internet girişimcisinin işine yarar.

Siz siz olun, kendi projenize başarılı bir gelir modeli bulamadınız diye reklam alan, ya da başka gelir modelleri ile para kazanan diğer projeleri öcü gibi göstermeyi bırakın ve nerede yanlış yapıyorum sorusunu kendinize sorun.

onyargi

Pazarlamada Yapılan Büyük Hata: Önyargı

Pazarlama kampanyalarında müşteri projili yaşlı, genç, zengin, fakir, zayıf, şişman, iyi eğitimli, eğitimsiz, ya da aklınıza gelen birçok farklı nitelikte olabilir.

Pazarlamada çoğu zaman, normalde hiç kullanmayacağınız ürünleri, hiç tanımadığınız müşteri demografiklerine pazarlamak zorunda kalırsınız.

Milyonlarca dolarlık bir eve sahip olmayı hayal bile edemeden, bu evi satacağınız potansiyel müşteriyi ne kadar tanıyabilirsiniz?

Hayatta sigarayı hiç ağzınıza koymamış biri olarak bir sigara markasına nasıl bir pazarlama kampanyası hazırlayabilirsiniz?

Kilo sorunu yaşamamış biri olarak, fazla kilolular için yeni piyasaya çıkan zayıflama çayını pazarlarken acaba potansiyel müşterileri ikna edebilecek misiniz?

Bu örnekler pazarlanan ürüne ve müşteri profiline göre uzayıp gider.

Aslında hiç tanımadığınız insanların tam olarak ne hissettiklerine, nelerden hoşlandıklarına, ya da nasıl motive olduklarına emin olmak ve önyargılı yaklaşmak sıradan pazarlamacıların her zaman yaptıkları, önemli bir hatadır.

Hazırlanan kampanyalarda, gerek sloganlarda gerekse içerikte, karşı tarafın ne istediğine önyargılı yaklaştığınız zaman önü açık bir yaklaşım yerine, karar verme sürecinin önünü tamamen kapamış olursunuz.

Önyargılı sloganınızda ya da reklamınızda, ya potansiyel müşteri “işte tam aradığım ürün” şeklinde yaklaşır, ya da “benim hissettiğim/aradığım bu değil” diyerek müşteriniz olmaz.

Önyargı yerine Empati ile yaklaşmak

Önyargı yerine empati ile yaklaşmak, aslında pek tanımadığınız kişilere bir ürün pazarlarken, onlara değer verdiğinizi, ne hissettiklerini anlamaya çalıştığınızı, onların hikayesini merak ettiğinizi gösterir.

Doğru yapılan empati, tahmin edebileceğinizden çok daha güçlü bir pazarlama silahıdır.

Bundan sonraki adımda herşey sizin elinizde.

Pazarladığınız ürün ya da servis ne olursa olsun, sıradan pazarlamacılar gibi ya önyargı ile yaklaşıp, aslında hiç tanımadığınız potansiyel müşterilerinizin neye ihtiyaçları olduğunu yanlış tahmin etme riskin alın, ya da empati ile yaklaşıp, hata payı için yer bırakın ve geri dönüşü zor olan bir duruma düşmeyin.

araci

İnternette En Popüler İş Modeli: Aracılık

Ekonomi arz talep üstüne kurulu bir denge.

Nasıl normal hayatta iş modelleri ve ürünler belirli bir talep karşısında ortaya çıkıyorsa, internet iş modellerinde de durum aynı.

Aracılık internette en popüler iş modeli ve hergün milyonlarca websitesi talebi olanlarla, arz edenler arasında bir köprü oluşturuyor.

Basit, ama daima iş yapacak bir model aracılık. Aracılar kurdukları köprülerle insanları ve ürünleri (servis, bilgi, vs) birleştiriyorlar.

İnternette yeni bir iş modeli mi arıyorsunuz? Hangi sektörde olursa olsun arasında köprü kurulmamış alanlar daima iş yapacaktır.

İnternette Aracılık İş Modeline Örnekler

  • Sevgili arayanlar arasında köprü olun. (Arkadaşlık siteleri)
  • Sorusu olanla cevabı bilen arasında köprü olun. (Soru cevap siteleri)
  • Bilgi arayanlar ile aradıkları bilgi arasında köprü olun. (Arama motorları, kaynak siteler, vs)
  • İş arayanlarla işverenler arasında köprü olun. (İş arama siteleri)
  • Reklam verenle o reklamları görmek isteyenler arasında köprü olun. (Reklam networkleri)
  • Alışveriş yapanlarla aradıkları ürüne daha kolay ulaşmaları için köprü olun. (Karşılaştırma siteleri)
  • Hizmet arayanlarla hizmeti sunanlar arasında köprü olun (Lokal dizinler, servis karşılaştırma siteleri, vs)
  • Aynı konuya ilgili insanları buluşturmada köprü olun (Meetup tarzı buluşma siteleri, vs)
  • İndirim arayanlarla indirim sunanlar arasında köprü olun (Grup alışveriş, kupon, fırsat siteleri, vs)

Bu liste uzayıp gider, siz yeter ki köprüye ihtiyacı olan iki ucu bulun ve birleştirmek için kolları sıvayın.

Ne yaparsanız yapın, sakın ha “Bütün köprüler çoktan kurulmuş” demeyin.

Çünkü hergün binlerce yeni köprü kuruluyor ve bu köprüler, uzun yıllardır birbirine ulaşmayı bekleyen iki ucu birbirine kavuşturmaya devam ediyor.

klonlama

Site Klonlama Rehberi

Yazının başlığını gördükten sonra şaşırarak başlayanlar olabilir okumaya. Hatta, milletin alın teri ile yaptığı işin klonlanmasının rehberi mi olur diye beni eleştirecekler.

Yazıyı sonuna kadar ön yargısız okursanız eminim aynı noktada buluşacağız.

Gerek internette, gerekse günlük hayatınızda karşınıza çıkan iş modellerini, markaları, firmaları ve ürünleri hızlıca bir düşünün.

Bunlardan kaç tanesi gerçekten bir buluş sonucu ortaya çıkmış?

Sorunuzun cevabı; Çok az sayıda bir kısmı.

Hatta belirli bir sektörde yapılan buluşlar sonucu ortaya çıkmış markaların birçoğu artık piyasada yok. Bir buluş ya da patent sonucu ürün haline gelmiş markaların yerine, onları klonlayarak, iş modellerinin birebir aynısı ya da çok benzeri ile piyasaya girmiş birçok marka bugün piyasada.

Birçok farklı sektörde, Türkiye’nin önde gelen markalarına bakalım:

  • Migros, marketler zinciri iş modelini dünyada ilk bulan isim mi?
  • Türk Hava Yolları, uçağı ya da hava yolu işini icad mı etti?
  • İddaa, Türkiye’de kurulduğunda dünyada bir ilki mi gerçekleştirdi?
  • Uno‘dan önce ekmeği poşete koyup satmayı kimse düşünmedi mi?
  • Gittigidiyor.com dünyada açık arttırma modelini ilk olarak mı kullandı?
  • Hepsiburada.com‘dan önce internette ürün satan firma yok muydu?

Bu listeye, Türkiye’de birçok farklı sektörden, önde gelen neredeyse bütün markaları ekleyebilirsiniz.

Girişim ile İcadın Farkı

Bu çok önemli bir konu. Özellikle Türkiye’de internet sektöründe her yeni girişimde duyduğum klasik eleştiriler çok benzer. Adamlar ABD’den birebir kopyalamış, bu mudur yaratıcılık, bu mudur girişimcilik tarzı anlamsız tartışmalar alıp başını gidiyor.

Sonuçta doğru bir fikri, iş modelini alıp Türkiye’ye doğru uyarlayan girişimci her zaman kazanıyor. Onlarca, hatta yüzlerce örneği var bunun.

İnternette başarılı bir girişim yapmanız için ne mucid olmanıza gerek var ne de birçok patenti olan icatlara.

Türkiye’ye Uyarlanacak İnternet Projesi Nasıl Bulunur?

Ağırlıklı olarak ABD’deki başarılı internet projeleri dünyanın birçok ülkesinde klonlanıyor. En fazla internet projesini ABD’nin ürettiğini düşünürsek, bu sonuç çok normal.

Bu durumda ABD’de başarılı olan ya da başarılı olma potansiyeli yüksek projeleri yakın takibe almak yapılacak ilk iş olmalı.

Eğer herkesten önce bu tarz projelerden haberdar olmak istiyorsanız, ABD’de bir networkunuz olmak zorunda. Bunun için ABD’de yaşamak zorunda değilsiniz, ancak Türkiye’de ya da başka bir ülkede yaşamanız tabi ki dezavantaj.

Çünkü özellikle sektörel fuarlarda ve toplantılarda herkes şu anda ve yakın gelecekte sektörün nereye gideceğini, ne gibi projelerin çıkmakta olduğunu, hatta fikir aşamasındaki birçok projeyi tartışır.

Sektörün içinde sağlam bir networkunuz yoksa bu başarılı proje bulamayacağınız anlamına gelmez.

Bu noktada, özellikle ABD dışında yaşayanlar için birkaç tavsiyem olacak.

İlk olarak seed funding ve early stage funding yapan venture capital şirketlerini ve angel investorları yakın takibe alın. Bu şirketlerin neredeyse hepsi yaptıkları yatırımları hem basın bülteni olarak hem de web sitelerinden paylaşırlar. Ayrıca bu şirketlerin ortakları sosyal medyada ve bloglarında hangi sektörlere gireceklerini, hangi tarz projelerle ilgilendiklerini paylaşmaktan çekinmezler. İşinizi daha da kolaylaştırmak için, benim takip ettiğim VC sahiplerini ve Angel Investorları bir Twitter Listesinde topladım. Direk bu listeyi takip edebilirsiniz. Bu listeye eklemeler yapacağım.

Türkiye’de rakipleriniz geçen senelerde başarılı olmuş siteleri klonlamak ile uğraşırken, siz seneye hangi projeler ses getirecek sorusunun cevabını bulabilirsiniz.

Başka bir önerim ise araştırdığınız sektörün fuarlarını ve organizasyonlarını yakından takip edin. Eğer bu fuarlara katılamazsanız (çoğu ABD’de olduğu için), en azından web sitelerinden katılımcı listelerini inceleyin. Sektörde birçok proje ilk lansmanlarını bu tarz sektörel fuarlarda yaparlar.

Ayrıca sektörel fuarlardan sonra internette birçok ayrıntılı blog yazısı, video ve paylaşım bulmanız mümkün.

Yurtdışında Başarılı Bir İnternet Projesini Türkiye’ye Uyarlamak

Yurtdışında sektör araştırmanızı yaptınız, klonlamayı düşündüğünüz projeye karar verdiniz. Türkiye’de kesinlikle başarılı olacağını düşündüğünüz bu proje için hızlı adım atmanız gerekiyor.

Her işte pazar araştırması çok önemli, ancak yurtdışında başarılı olmuş diye bir projenin Türkçesine pazar araştırması yapmadan başlamak, yapılan en büyük hatalardan birisi. Pazar araştırmasına çok ciddi önem vermek yapılacak en doğru şey bu konuda. Çünkü Türk insanı böyle bir projeye nasıl yaklaşır sorusu ancak ciddi bir pazar araştırmasından sonra ortaya çıkar.

Şunu hiçbir zaman unutmayın, siz bir internet girişimcisi olarak çoğu projede müşteri profiline dahil değilsiniz. Yani sizi heyecanlandıran ve başarılı olacağını düşündüğünüz bir proje, herkeste aynı etkiyi bırakmayabilir.

Doğru yapılmış bir pazar araştırmasından sonra Türkiye’nin şartlarına göre uyarlanmış iyi bir iş planı işinizi çok kolaylaştırır. Özellikle bir yatırım arayışına girecekseniz, ilk olarak ABD’de başarılı bir iş modeli, Türkiye için yapılmış iyi bir pazar araştırması ve sağlam bir iş planı ile şansınızı çok yükseltirsiniz.

Seçtiğiniz projede Türkiye’ye özel neler eklenebilir, fark yaratacak neler yapılabilir sorusunu sorun kendinize. Bu sorunun cevabı size hem ek bir pazar yaratabilir, hem de başarılı olması çok zor olan bir projeyi başarılı hale getirebilir.

Örneğin Burger King’in, ABD’de evlere paket servisi yokken, Türkiye’de bu uygulamayı yapması, yaptığı pazar araştırması sonucu şirkete ciddi bir ek gelir getiren başarılı bir iş olmuştur.

Ya da Gittigidiyor.com’un ABD’de eBay’in uyguladığı ödeme sisteminden Türkiye’nin şartlarına daha uygun güvenli ödeme sistemine geçişi çok önemli bir başarı hikayesidir.

Klonlarken Yapılmaması Gereken Hatalar

Başarılı bir internet projesini Türkiye’ye uyarlarken yapılacak en büyük hata “hırsızlık” konusu. Evet, hırsızlık tabirini kullandım. İş modelini uyarlamak ile yapılan işi (tasarım, kod, içerik, vs) birebir kopyalamak çok farklı konular.

Bu hem emeğe saygısızlık hem de çok başarılı olabilecek bir işte rezil olmak anlamına gelir. Doğru olan kendi altyapınızı ve kendi içeriğinizi oluşturmanız.

Türkiye’deki ziyaretçi ve müşteri profilinin kaldıramayacağı ya da istemediği özellikleri onlara sunmak ikinci büyük hata. Sırf ABD’de tuttu diye Türk insanının birçok nedenden dolayı (örf, adet, gelenek, ödeme şekli, ulaştırma zamanı vs) kabul edemeyeceği özellikleri projenizde kullanmanız büyük hata olacaktır.

Türkiye’den Dünyada Ses Getirecek Projeler Çıkabilir

Google yayına başlarken ne ilk ne de son arama motoru idi. İş modeli olarak bir klon olan Google, yarattığı farklarla sektörde önce pazar payı edindi, daha sonra dünya lideri oldu.

Doğru seçilmiş iş modellerini, doğru bir planlama ile uyarladığınız zaman ve bir sonraki basamak olarak fark yaratacak, belki de daha önce denenmemiş özellikler de ekleyerek, dünyada ses getirecek global projelere dönüştürebilirsiniz.

10-dakikada-blog-yazisi

10 Dakikada Ses Getiren Blog Yazısı Nasıl Yazılır

Blog yazma ile ilgili çok fazla yazı yazmadım burada, ama blog yazarak para kazanılır dedim ve Blogger’lık ileride çok prestijli bir meslek olabilir dedim.

Tabi bu yazıları yazdıktan sonra birçok blog yazarından emaillar aldım. Birçoğu pozitif yorumlar, genel sorular, nasıl para kazanabiliriz tarzı yol gösterme talepleri idi.

Ancak gerek Türkiye’de gerekse ABD’de düzenli blog yazanların yaşadığı en büyük ortak sorunlardan birisi blog yazarken çok vakit kaybetmek. Bu nedenden dolayı da düzenli blog yazamamak.

Bazıları para kazanmak amacı ile blog yazar ve bir blog yazısı için harcanan saatler nakit olarak geri dönebilir. Ancak bu blog örneği gibi kişisel blog yazanlar için her gün bir blog yazısına saatler harcamak ekonomik olarak çok lüks bir durum.

Bu durumda önünüze iki alternatif çıkar, ya bu benim kişisel blogum, istersem bir sene yazmaya ara veririm, ama yazarsam uzun ve kaliteli yazılar yazarım dersiniz, ya da arada kısa da olsa blogumu güncel tutmalıyım ve okuyucu kitlem ile kopmamalıyım dersiniz.

Şahsen bir senenin üstünde kişisel blogumu güncellemediğim oldu ve bunu çok yoğun olduğum bahanesi ile kendime açıkladım. Burası benim kişisel blogumdu ve kişisel markamın olduğu bir blogda kalitesiz hiçbir yazı olamazdı.

Sadece Uzun Blog Yazısı mı Kalitelidir?

İyi araştırılmış, uzun ve kaliteli bir blog yazısının kalitesini kimse tartışamaz.

Birkaç gün önce Groupon modeli ve Grup Alışveriş Siteleri üzerine üç yazılık bir blog yazı dizisi hazırladım. Bu üç yazıya toplamda sanırım 15-20 saat vakit harcadım. Bu sürenin içinde ön araştırma, yazıların yazılması, kontrol edilmesi ve grafiklerin eklenmesi var. Son yazım Grup Alışveriş Sektörünün Geleceği tek başına 3200 kelime civarı bir içeriğe sahip.

Blog yazanlar iyi bilir. 500 kelimelik bir blog yazısı uzunluk olarak gayet kıvamında bir yazıdır. Kişinin yazı tarzına göre 300 kelimede de çok şey anlatılıp, paylaşılabilir. Ancak ayrıntılı bir sektörel analiz yapıyorsanız bu yazı kesinlikle 500 kelime ile doyurucu bir yazı olmaz.

Ama ben dahil, birçok bloggerın yaptığı en büyük hata, daima bu şekilde uzun, ve içeriği yoğun yazılar yazmamız gerektiğini düşünmemiz.

Bu arada Grup Alışveriş Sektörü ile ilgili yazdığım yazı doğal olarak hem çok okundu, hem de sosyal medyada çok paylaşıldı.

Bu tarz uzun bir yazının çok okunması ve paylaşılması, kısa bir yazıda bu başarıya ulaşamayacağımı mı gösterir? Hemen başka bir örnek ile bu soruya cevap vermeye çalışayım.

10 Dakikada Yazdığım Bir Blog Yazısı

20 Ekim’de grup alışveriş yazılarımın üçüncüsünü yayınladım ve 21 ekimde daha kısa ve öz bir yazı yazmak için bilgisayar başına oturdum.

Hedefim çok kısa, ama paylaşmak istediğim önemli noktayı çok net sunabilecek bir yazı yazmaktı, ve Sosyal Medya Takibi Nasıl Yapılmaz adlı yazımı kaleme aldım.

Bu yazıyı yazmak tam 10 dakikamı aldı. Bu 10 dakikaya yazının yazılması, iki grafiğin photoshoplanması ve son kontrolü de dahil. Bu yazım tam 270 kelime tuttu. Bir önceki 3200 kelimelik yazıya kıyasla çok kısa bir yazı oldu.

Ama seçtiğim konu, kullandığım başlık, ve verdiğim örnekle, bu kısa yazı, tam nokta atışı bir yazı idi.

Sonuç olarak Sosyal Medya Takibi Nasıl Yapılmaz yazım neredeyse Grup Alışveriş Sektörünün Geleceği yazım kadar sosyal medyada paylaşıldı ve ses getirdi.

Peki 10 dakikada yazdığım bir yazı neredeyse 7-8 saat harcadığım bir yazı kadar dikkati nasıl çekti?

10 Dakikada Ses Getirecek Blog Yazısı Nasıl Yazılır

Hızlı ve paylaşılmaya değer bir blog yazısını 10 dakikada nasıl yazdığımın reçetesini sizlerle paylaşıyorum:

  • Günlük yaşamımda gerek online, gerekse offline ortamlarda dikkatimi çeken, blog yazısı olabilecek konuları, sadece başlık olarak bile olsa bir kenara not ediyorum. Genelde blogumda, FİKİRLER başlıklı draft bir post oluyor ve bu fikirleri buraya kaydediyorum. Yazdıkça da bu listeden siliyorum. Bu şekilde, bilgisayar başına geçince, fikir bulma sorunu yaşamamış oluyorum.
  • Bazı konular üzerine yeni konular açıp, önemli linkleri konu altına kaydediyorum ve ön araştırma sürecini yazarken hızlandırmış oluyorum. Bazen aylarca draft’te yazılmayı bekleyen konular olabiliyor. Eğer bu konunun zaman açısından bir sorunu yoksa draft’te beklemesini problem yapmıyorum.
  • Hızlı bir yazı için, özellikle 10 dakikada yazılacak bir yazı için tek ana fikre odaklanıyorum. Konuyu alt başlıklara bölüp uzatmıyorum. Eğer mutlaka bahsedilmesi gereken alt başlıklar varsa, yeni blog yazısı olarak ayırıyorum.
  • Tembellik yapmıyorum. Eğer kesin bir yazı yazacağım diye bilgisayar başına oturursam, kendi kendime bahaneler üretmiyorum ve yazıya odaklanıyorum.
  • Ön araştırmam bitince, Twitter, Gmail, Friendfeed, Skype vs gibi yazmamı engelleyecek bütün siteleri ve servisleri kapatıyorum. Çünkü aşırı bilgi yüklenmesi (information overload) blog yazarken de en büyük düşmanım oluyor.
  • Yazış dilime ve imla hatalarına çok önem vermiyorum. Gönül ister ki, kişisel blogumda bile profesyonel bir editor yazılarımı kontrol etsin. Ama gerçek hayatta bu biraz zor. Özellikle ilk başlarda Türkçe yazarken her kelimenin tam Türkçesini bulmak için seslisözlük’te çok vakit kaybediyordum, ancak belli bir süre sonra daha hızlı içerik üretmek için konuya odaklanmaya karar verdim. Sonuçta akademik bir kitap yazmıyorum, çoğu yazımı kontrol etmeye bile fırsat bulmadan yayınlıyorum. Kişisel bir blogda önemli olanın doğru içeriğin paylaşılması olduğunu düşünüyorum.

Peki 10 dakikada ses getirecek ve kaliteli bir blog yazısı bu kadar kolay yazılıyorsa neden herkes, her gün onlarca blog yazısı yazmıyor ya da onlarca blogu düzenli yazamıyor?

Çünkü yazmak kolay bile olsa, esas zor olan; Yazacak fikirler bulmak.

Çok kısa bir sürede, kaliteli blog yazıları yazmak için daha çok okumak, araştırmak, öğrenmek, kendini geliştirmek ve tecrübe edinmek gerekiyor. Bunlar da 10 dakikadan daha uzun sürüyor.

Ancak 10 dakikada, ses getirecek bir blog yazısı yazmak istiyorsanız, paylaştığım tavsiyeleri uygulamanızı tavsiye ederim.

sosyal-medya-takibi-fail

Sosyal Medya Takibi Nasıl Yapılmaz

Sosyal medya takibi (social media monitoring) son zamanların popüler konularından birisi. Özellikle 2010’da social media monitoring üzerine servisler ve araçlar sunan birçok startup ismi duyuyoruz.

Sosyal medya takibi ve önemi, bir markanın sosyal medyada nasıl bir yol izlemesi gerektiğini anlatan bir yazı içinde ufak bir bölüm olabilir. Ancak sadece sosyal medya takibi üzerine bile saatlerce tartışıp, onlarca yazı yazabiliriz.

Bu yazım uzun bir sosyal medya takibi yazısı olmayacak. Sosyal medya takibi nasıl YAPILMAZ’a ufak bir örnek olacak.

Sosyal Medya Takibi Nasıl Yapılmaz – Case Study

8 Eylül’de FriendFeed’de aşağıda screenshot’ını gördüğünüz bir paylaşım yaptım.

Sosyal Medya Takibi Örneği

Paylaşımım çok basitti:

Ne zamandir Turkce bir roman okumamistim. Cok huzurlu hissettim 2 gunde Elif Safak’in Ask’ini bitirince. Turkiye’ye bu gelisime yeni kitaplar almak istiyorum. Ozellikle yenilerden tavsiye edeceginiz romanlar var mi?

Bu üç cümlelik paylaşımda özellikle koyu renk yaptığım 4 kelime var:

almak istiyorum & tavsiye edeceğiniz

Sizce burada benim bir sosyal medya kullanıcısı olarak commercial intent‘im ne?

Commercial Intent (short for commercial intention) = Ticari Amaç, Niyet, Maksat, Gaye (ya da nasıl tam çevriliyorsa)

Sorunun cevabı 100%. Yani 100% potansiyel müşteriyim.

Ve ne kadar üzücü ki hiçbir online kitapçı böyle potansiyel bir müşterinin soyal medyada paylaştığı, bütün dünyaya duyurduğu, “Kitap Almak İstiyorum !!!” haykırışını duymadı ve beni müşterileri yapamadı.

Buradaki örnek internet kitapçıları üzerine, ama her sektörde birçok firma bu hatayı yapıyor.

Sosyal medya takibi için ajanslara bütçe ayırabilirsiniz, süslü süslü grafikli raporları üst yönetime sunabilirsiniz, birçok yazılıma her ay para harcayabilirsiniz, “Geçen ay markamız sosyal medyada şu kadar kez geçti” diye hava atabilirsiniz.

Ancak ayağınıza gelmiş potansiyel müşteriye kapınızı açıp, içeri buyur etmezseniz hepsi nafile.

Hangi firmayı, hangi markayı temsil ederseniz edin, bu çok basit örnekteki hatayı siz siz olun tekrarlamayın.

ceviri-thumb

Türkiye’de Başarılı Olacak Bir İnternet İş Modeli

Gerek email ile bana yönlendirilen sorularda gerekse Türkiye’de internet girişimi yapmak isteyen birçok arkadaşımın sorularında ortak bir nokta var.

Birçok kişi günlük işleri ya da eğitimleri dışında çok vakit ve para harcamadan internetten bir iş modeli yaratarak ek gelir sağlamak istiyorlar. Bu çok anlaşılır bir yaklaşım. Ancak sakin kafa ile oturup düşünmeye ve bu tarz bir sorunun cevabını bulmaya fırsat bulamadım uzun zamandır.

Geçenlerde yine bu şekilde bir email aldım. Gönderen arkadaş bir üniversite öğrencisi idi ve anladığım kadarı ile gerçekten bir ek gelire ihtiyacı vardı. Bana attığı emailda ayda $100 dahi ek gelir yaratabilirse bunun onun için ne kadar önemli olacağını anlatıyordu ve bir anda aklımda yüzlerce fikir oluşuverdi.

İnternette para kazanmak için birşeyler yapmaya yeni başlayan birisi için ufak rakamların bile ne kadar önemli ve teşvik edici olabileceği kendi tecrübelerimle aklıma geldi. Bu yazı ile birlikte hiçbiri süper yaratıcılık ya da büyük yatırım gerektirmeyen, ancak doğru uygulandığı zaman internetten para kazanmanızı sağlayacak iş fikirlerini sizlere sunmaya karar verdim.

İnternette Başarılı Olmak İçin Önemli Bir Nokta; Küçük Düşünmek

Daha önce yazdığım internetten para kazanmak için 10 altın kural yazımda 8. madde olarak “Küçük Düşünmek” demiştim. Özellikle yeni başlayanlar için bunun ne kadar önemli olduğunu anlatamam sizlere. Bazen birçok proje fikir aşamasında rafa kaldırılır, bunun en büyük nedeni de gerektiğinden fazla büyük düşünülmesi ve ayrıntılarda kaybolup gidilmesidir.

Şimdi küçük düşünerek neredeyse sıfır yatırım ve tecrübe ile internetten para kazanabileceğiniz iş modellerinden ilkini paylaşmaya geldi sıra. Eğer zaten büyük projelere imza atıp internetten iyi para kazanan tecrübeli birisi iseniz “e ne var ki bu fikirde, bize bilmediğimiz birşeyler anlat” tarzı yorumlarla yeni başlayanların şevkini kırmamanızı rica ediyorum. Bazen çok basit ve küçük düşünülerek oluşturulan iş modelleri çok büyük başarı ve beraberinde para getirebilir.

Herneyse, lafı fazla uzatmadan ilk iş modelimizle başlayalım.

İngilizce Siteleri Türkçe’ye Çevirerek İnternette Bir İş Modeli Oluşturma

İnternette Türkçe kaynak eksikliğinin çok büyük bir sorun olduğunu herkes biliyor. Bunun üzerinde bile durmaya gerek yok.

Bu tarz bir iş modeli için çok ileri seviyede İngilizce bilgisine ihtiyacınız yok. Okuduğunuzu genel olarak anlamanız yeterli. Türkçe bir siteyi İngilizce’ye çevirmek için tabi ki ileri derecede İngilizce bilgisine ihtiyaç duyabilirsiniz ancak İngilizce okuduğunu anlayan birisi bir de sözlük yardımı ile çok rahat Türkçe çeviri yapabilir.

Önemli olan yüzbinlerce İngilizce site arasından Türkiye’de de ziyaret edileceğini düşündüğünüz bir site seçmek ve ilk olarak Türk sitelerini araştırmak. Bu tarz bir site var mı? Varsa neler yapıyorlar gibi soruları kendinize sorun ve iyi bir pazar araştırması ve rakip analizi ile işe başlayın.

Emin olun İngilizce’de çok fazla rekabet olan birçok nişte Türkiye’de hiçbir rekabet yok. Gelir modeline çok odaklanmayın. Ziyaretçi çeken ve ziyaretçilerinin tekrar gelmek isteyecekleri bir websitesi her zaman para kazanır.

Hiç mi İngilizceniz yok? Eminim çevrenizde İngilizce bilen bir arkadaşınız vardır. Çok basit bir wordpress kurulumu ile bu işe ilk adım atabilirsiniz.

Türkiye’de eminim birçok yabancı sitenin içeriğini çevirerek içerik üreten başarılı siteler var ve sizin de bunu yapmamanız için bahane üretmek dışında bir sebebiniz yok.

Küçük Düşünerek Başlayın, Büyük Düşünerek Kazanın

İnternette henüz hiç para kazanmamış ve bir arayış içinde olan yüzlerce belki de binlerce bu yazıyı okuyacak ve emin olun %99’u okuduktan sonra hiçbirşey yapmadan hayatına devam edecek.

Bu girişimciliğin çok önemli bir kuralı. Çoğunluk daima fikir aşamasında kalır ve uygulamaya geçmez. Eğer siz uygulamaya geçenlerdenseniz zaten %1’lik dilimdesiniz.

Peki küçük düşünerek, basit bir fikirle başlanan bir iş modeli büyük düşünerek nasıl büyük başarılara ulaşır?

Ben size kendimden örnek vereyim isterseniz. İlk adım küçük düşünüp hemen uygulamaya geçmek. Ben olsam hemen bir konu bulur, pazar araştırmamı, rakip analizimi yaptıktan sonra hemen uygulamaya geçerdim ve ilk sitemi yapardım. Kısa ve orta vadeli hedeflerimi mutlaka koyardım. Örneğin günde 2 çeviri yazı düzenli ekleyeceğim gibi. Ya da o işte tecrübeli isem rakamsal hedefler koyardım.

İlk site başarılı olup para kazandırmaya başladıktan sonra olay büyük düşünmekte. Birçok girişimci bu noktada tıkanıp kalır. Bir ileri noktaya ilerleyemez.

Ben olsam ilk sitede hedeflerimi gerçekleştirdikten sonra bunu nasıl bir websitesi networkü haline getirebilirim diye düşünürdüm.

Bu tarz projelerde başarının sırrı Scalabilitiy & Automation. Scalabilitiy Türkçesine baktım, ölçeklenebilirlik diyor ama İngilizce bu anlamda kullanmıyorum ben. Tam Türkçesini şu anda oturtamadım. Yani başarılı bir modeli alıp farklı nişlerde uygulayarak o havuzu büyütmek diyebiliriz. Automation ise tabi ki otomasyon. Başarı ve büyüme için otomasyon kaçınılmaz bir ihtiyaç.

Her 1000 kişiden 990’ı fikri o ya da bu nedenle uygulama noktasına geçiremedi. Uygulamaya geçiren 10 kişiden ancak birkaç tanesi düzenli çalıştı, çeviriler yaptı ve belirli bir gelir seviyesine ulaştı. O bir iki kişiden biri sizseniz bir sonraki noktaya büyük düşünerek geçebilirsiniz. Ve emin olun internet dahil birçok sektörde işte bu yüzden 1000 kişiden ya birisi ya da hiçbiri gerçekten büyük başarıya ulaşamaz.

1000 kişiden birisi olabilmek için ilk sitede hedefinizi belirleyin. Çok çalışın, hedefinizi tutturun. Daha sonra bu iş modelini nasıl otomasyona geçirip büyütebilirim diye düşünerek planınızı yapın ve harekete geçin.

Belki ayda $100 bir siteden kazanmak çok komik bir rakam olabilir. Ama eğer bunu başardıysanız aslında en zor işi zaten başarmışsınız. Şimdi aynı iş modelini nasıl 100 siteye uygulayabilirsiniz bunu düşünmeniz gerekir. Belki de 1000 siteye. Bunun da sırrı büyük düşünerek bir sonraki noktaya ulaşmak.

İşte size neredeyse hiçbir yatırım yapmadan, orta seviye İngilizce bilerek hemen uygulamaya geçireceğiniz bir iş fikri.

Şimdi başarıdan önce size düşen bu yazıyı okuyup hiçbir zaman uygulamaya geçmeyecek %99’luk dilime mi yoksa hemen uygulamaya geçecek %1’lik dilime mi gireceğinize karar vermek.

eposta-thumb

E-Posta ile Pazarlama Terimleri 101

Bu yazı email pazarlama rehberinde üçüncü yazım. E-posta ile pazarlama konusunda ileri ve detaylı konulara girmeden önce kanunları ve e-posta ile pazarlama terimlerini çok iyi anlamak gerekiyor.

The CAN-SPAM Act, E-Posta Kanunları

E-posta ile pazarlama ciddi bir iş dalıdır ve ABD başta olmak üzere birçok devlet de bu konuyu ciddiye almaktadır. Email Pazarlama Rehberi’nde hedef kitle Amerika Birleşik Devletleri olduğu için The CAN-SPAM Act yasalarına uyum sağlamak zorundalığı vardır. Üyelerinin bir kısmı ya da tamamı ABD’de ikamet eden bir e-posta listeniz varsa bu yasalara uymak dışında bir çareniz yoktur.

Eğer e-posta ile pazarlama konusunda yeni iseniz, ilk e-posta kampanyanızı yapmadan önce aşağıdaki terimleri okuyup anlamanızı tavsiye ederim.

E-Posta ile Pazarlama Terimleri

  • Single Opt-in (ya da single opt-in subscription): Ziyaretçiler ve/veya müşteriler e-posta listenize üye olmak için teşvik edilir. Single Opt-in sisteminde ziyaretçi e-posta adresinin ve gerekli bilgilerin istendiği formu doldurduktan sonra listeye üye olmuş olur. Daha fazla birşey yapmasına gerek yoktur ve sizden e-posta almaya başlar.
  • Double Opt-in (ya da confirmed opt-in subscription): Single opt-in ile aynı şekilde öncelikle ziyaretçileriniz ya da müşterileriniz email listenize üye olmak için formu doldururlar. Daha sonra gelen konfirmasyon emailındaki linke tıklayarak üye olmak istediklerini onaylarlar. Double Opt-in üyelik sistemi sayesinde istenmeyen ya da başkasının yerine yapılan üyelikler engellenmiş olur ve daha kaliteli bir email listesi oluşturulur.
  • Opt-out (ya da unsubscribe): Opt-out ya da unsubscribe, email listesi üyelerinin istedikleri zaman bu listeden çıkma talebi ve bir daha sizden email almama isteğidir. ABD email kanunlarına göre her gönderdiğiniz gurup emailı içinde üyelerinizin listeden çıkabilmeleri için bir unsubscribe linki bulundurmanız gerekmektedir.
  • Spam Email ya da UCE (ya da Unsolicited Commercial Email): Email listesine üye olmayan ya da izni ve haberi olmadan bir kişiye gönderilen emaila spam email denir.
  • Open Rate: Bir email kampanyasında gönderilen emailları açan kişilerin toplam email gönderilen kişi sayısına oranı. 100 kişiye email atılan bir kampanyada 78 kişi bu emailı açmış ise, bu kampanyanın open rate’i, yani açma oranı %78’dir.
  • CTR (Click Through Rate ya da Tıklanma Oranı): Emailda gönderilen herhangi bir linkin tıklanma oranı.
  • Conversion Rate (ya da Dönüşüm Oranı): Conversion ya da dönüşüm bir satış, form doldurma, üyelik, telefon açma, randevu olabilir. Amacımız email listesinde mümkün olduğunca çok kişiyi bu istenilen dönüşüme yönlendirmek. Email kampanyasında email alanlar arasında istenilen dönüşümü yapanların toplam email alanlara oranı conversion rate’tir. Örneğin, email 100 kişiye gönderilmiştir ve bu emailda conversion websitesinden alışveriştir. Toplam 25 kişi alışveriş yapmıştır. Bu kampanyanın conversion rate’i %25’dir.

E-posta ile pazarlamada her nekadar birçok terim kullanılsa da yukarda açıkladığımız terimler en önemlileridir. İlk email kampanyanıza başlamadan önce bu terimleri net bir şekilde anlamanız çok önemlidir. Bu terimlerin özellikle İngilizce olmaları ve Türkçe karşılıklarına çok önem vermememizin nedeni ise kullanacağımız email yazılımlarının İngilizce olmaları ve bu terimlerin sürekli karşınıza çıkacak olmasıdır.

Bu yazı belki biraz sıkıcı da olsa The CAN-SPAM Act e-posta yasalarını ve e-posta ile pazarlamada önemli terimleri size açıklama amacı ile yazıldı. Şimdi başarılı bir email kampanyası için E-Posta Pazarlama stratejisi konusuna geçebiliriz.

*E-Posta ile Pazarlama Terimleri 101 yazısı, Email Pazarlama Rehberi‘nde yayınlanan bir yazıdır.

akademi-thumb

Ekonomik Krizi E-ticaret ile Avantaja Çevirin

Kasım 2008’de Türkiye seyahatimde internet, girişimcilik ve iş hayatından birçok değerli insan ile tanışma fırsatı buldum. Bu isimlerden birisi de Akademi Dergisi Genel Yayın Editörü Muhammet Furkan Gümüş idi.

Kendisinin ricası üzerine New York’a dönüşümde Akademi Dergisi Bahar 2009 Girişimcilik Özel Sayısı için bir yazı hazırlamıştım. Bu ay Akademi Dergisi’nde yayınlanan bu yazımı sizlerle de paylaşmak istedim.

Ahmet Kirtok – Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi Ahmet Kirtok – Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi

seo-nedir-thumb

SEO Nedir?

SEO Nedir konusuna girmeden önce kısaca kendi SEO tecrübelerimden ve neden “SEO Nedir?” başlıklı bir yazı yazma gereği duyduğumdan bahsederek giriş yapmak istiyorum.

İlk olarak 2002 yılında profesyonel anlamda SEO üzerine çalışmaya başladım. ABD’de e-ticaret ve arama motorları sektöründe birçok araştırmaya imza atmış Profesör Doktor Zhangxi Lin ile 2 yıla yakın SEO ve internet pazarlama üzerine çalışmalar yaptım. 2003 yılında sektördeki ilk SEO bloglarından birisini başlattım ve yaklaşık iki sene bu blogda SEO konusunda yazılar yazdım. ABD’de içlerinde bazı Fortune 100 şirketlerinin de bulunduğu birçok firmaya SEO konusunda danışmanlık hizmetleri verdim ve vermekteyim. 2002 yılından itibaren sonuca odaklı (result oriented) birçok SEO ve internet pazarlama projesi yürüttüm.

SEO konusu profesyonel anlamı dışında benim için bir hobi, bir tutku gibi ve uykusuz geçen onca geceden sonra optimize ettiğim sitenin Google ve benzeri arama motorlarında aranan kelimelerde ilk sıralarda çıkması da bu işin hem maddi hem manevi olarak en büyük mükafatı. Şimdi bana bu kadar kendini sevdiren SEO neymiş, onun üstüne konuşalım.

SEO Nedir?

SEO, İngilizce olarak “Search Engine Optimization” kelimelerinin ilk harfleri kullanılarak bulunmuş bir kısaltma isimdir. Türkçe’ye ise tam olarak “Arama Motoru Optimizasyonu” olarak çevirsek de sektörde birçok kişi bu değimi SEO olarak kullanmaktadır.

SEO, bir websitesini optimize ederek Google ve diğer arama motorlarında yapılan aramalardaki arama sonuç sayfalarında, istenilen anahtar kelimelerde daha üst sıralarda çıkartma eylemi ya da sanatıdır. SEO, bence, hem bir bilim dalı hem de bir sanattır. SEO’nun felsefesini tam olarak anlayamamış birinin bu konuda çok başarılı olma şansı yoktur.

Burada çok dikkat edilmesi gereken nokta SEO sadece Google’daki ve diğer arama motorlarındaki organik arama sonuçlarını etkilemeye yönelik yapılan çalışmalardır. Google Adwords programında tıklama başına ücret ödenip, sponsor bağlantı olarak arama sonuçlarında beliren sonuçların optimizasyonu SEO’nun konusu değildir.

SEO Nedir sorusunun cevabını tam olarak anlayabilmek ve SEO’nun felsefesinden bahsedebilmek için öncelikle SEO, SEM ve İnternet Pazarlama (Online Marketing) terimlerinin birbirinden farkını net olarak anlamak gerekir. Aşağıdaki grafik bu farkı basit olarak net bir şekilde ortaya koyuyor:

SEO vs SEM vs İnternet Pazarlama

SEO vs SEM vs İnternet Pazarlama

SEO, arama motorlarında sadece organik sonuçlar için yapılan optimizasyonu kapsarken, SEM (Search Engine Marketing) içinde arama motoru geçen her türlü internet pazarlama dalını ve tekniğini kapsar. Hem SEO, hem PPC (Pay Per Click Advertising) SEM kapsamı içindedir. İnternet Pazarlama ise içinde SEO, PPC, Affiliate Pazarlama, Email Pazarlama, Sosyal Medyalar aracılığı ile pazarlama ve daha birçok pazarlama dalını kapsayan en geniş kavram olarak kullanılır.

Özellikle SEO ve SEM arasındaki farkın net anlaşılması çok önemli bir konu. Çünkü hem Türkiye’de hem de Amerika’da birçok firma SEO yaptıklarını iddia edip “1 Gün İçinde Google’da 1. Sıra Garanti” tarzında pazarlama teknikleri ve kampanyalar uygulamaktadırlar. Bırakın SEO ile bir anahtar kelimede birinci sırayı garanti etmeyi, PPC ile verilen ücretli sponsor bağlantılarında dahi birinci sırayı garanti etmek imkansızdır. Bir SEO uzmanı ya da firması, size herhangi bir anahtar kelimede yapacağı çalışma sonrası GARANTİ veriyorsa bu en naiv tabir ile yanıltmacadır. Henüz çalışmaya başlamadan sizi yanıltmak isteyen bir firmaya güvenip siteleriniz ve işiniz için çok önemli olan SEO konusunu onlara emanet etmek istemezsiniz sanırım.

SEO Nedir? Sorusuna Ayrıntılı Bir Cevap

İnternet kullanıcılarının çoğu zaman başlangıç noktası bir arama motoru ve bu genellikle Google. Bir konu araştırırken, bir ürün almadan önce, bir filmin yorumlarına göz atmak istediğimizde, hatta aklımıza gelen neredeyse her konuda bir Google araması ile sonuca ulaşabiliyoruz. Peki karşımıza çıkan arama sonuçları hangi kriterlere göre sıralanıyor?

İnternette arama motorlarındaki ezici üstünlüğünden dolayı vereceğim örneklerde Google ismini kullanacağım.

Google’da üst sıralarda çıkabilmek için bir sitenin SEO projesine başlamadan önce Google’un algoritmasını yakından anlamak ve bu algoritmadaki gelişmeleri çok yakından takip etmek gerekiyor. SEO konusunu zor bir meslek hale getiren zaten sürekli güncellenen bir konu olması. Bundan 12 ay önce SEO için çok önemli sayılan optimizasyon tekniklerinin bir kısmı şu anda ya tamamen değerini yitirmiş ya da değeri azalmıştır. Bu nedenle SEO konusu günlük takip ve kendini yenileme gerektiren bir konudur.

SEO çok genel hatları ile ikiye ayrılır. İngilizce olarak bu iki bölüm: “On Site SEO” ve “Off Site SEO” olarak adlandırılır. On Site SEO, bir sitede (kodu, met tagleri, image tagleri, içerik, keyword density, vs.) yapılan bütün optimizasyon tekniklerini kapsarken, Off Site SEO, o sitenin dışında yapılan bütün çalışmaları (link building, social bookmarking, vs.) kapsar. Özellikle Türkiye’de, ne yazıkki, halen bir sitenin birkaç meta tag’ini düzelterek SEO projesi gerçekleştirdiğini düşünen bir çok uzman! ve firma bulunmakta. Bilgili, tecrübeli ve kaliteli SEO Uzmanı eksikliğinden kaynaklanan bu sorun gün geçtikçe SEO’nun Türkiye’de daha popüler bir alan olmaya başlamasından dolayı ve daha çok insanın bu alana yönelmesinden dolayı azalacaktır.

Önemli olan Google’un algoritmasını ve arama motorlarının işleyişini çok iyi anladıktan sonra, sitenin, projenin ve optimize edilecek kelimelerin seviyesine göre bir yol haritası çizip çalışmaya başlamaktır.

Herhangi bir SEO projesinde herşeyden önce yapılması gereken anahtar kelime çalışması ve rakip analizidir. Doğru bir anahtar kelime araştırması ve çalışması yapılmamış bir SEO projesi hiçbir zaman istediği verime ulaşamaz.

SEO ve Anahtar Kelime Araştırması

Anahtar kelime araştırması ve rakip analizi sağlıklı bir SEO projesi için ilk adımdır. Herşeyden önce ayrıntılı bir ön rapor ile müşterinin beklentileri doğrultusunda nelerin gerçekleştirebileceği nelerinse gerçekleştirilemeyeceği konusu henüz yolun başında iken netleştirilmelidir.

Çok basit bir örnek verip konuyu daha netleştirelim. İstanbul’da bulunan “Hürriyet Şarküteri” adlı bir firma Google’da arama sonuçlarında Hürriyet kelimesinde birinci sırada çıkmak istemektedir. Firmanın sahibinin internet ve teknik bilgisi azdır, onun için önemli olan markası olan Hürriyet’tir ve bu kelime ile birinci sırada çıkmaktır. Hürriyet gibi bir gazete markasının web sitesi varken bu ufak şarküterinin Hürriyet kelimesinde birinci sırada çıkma şansı nedir? Neredeyse sıfıra yakındır (imkansız demiyorum). Doğru bir anahtar kelime araştırması ve rakip analizi ile bu firma sahibine Hürriyet kelimesine yatırım yapmak yerine ona direk müşteri getirebilecek ve hedeflenmesi gereken anahtar kelimeleri tavsiye etmek en doğru olanıdır.

SEO Felsefesi ve İleri SEO Teknikleri

Özellikle rekabetin çok yüksek olduğu anahtar kelimelerde SEO çalışması yapmadan önce SEO’nun felsefesini çok iyi kavramak ve ileri SEO tekniklerine hakim olmak gerekir. SEO’yu bir anahtar kelime optimizasyonuna indirgeyen bir yaklaşım ile rekabetin yüksek olduğu alan ve kelimelerde başarılı olunamaz.

Bir sitenin teması, domain yaşı, SILO yapısı, link yapısı, referans değeri, Google gözünde otorite seviyesi gibi konular iyi kavranmadan rekabetin çok yüksek olduğu alanlarda SEO konusunda başarılı olmak imkansıza yakındır.

SEO konusunu kendisine meslek edinmek isteyen arkadaşlara en büyük tavsiyem çok fazla kaynak karıştırıp, olayın ileri tekniklerini ve felsefesini anladıktan sonra çok fazla test yaparak, deneme yanılma ile bu bilgileri tecrübeye çevirmeleri.

Neden SEO

  • Başarılı bir SEO uzmanı her ülke ekonomisi ve şartlarında ortalamanın çok üstünde para kazanır.
  • SEO, direk ölçülebilir sonuçları olduğu için manevi anlamda da tatmini çok yüksek bir iş dalıdır.
  • Başarılı SEO projeleri sadece maddi kazanç değil, reputasyon, otorite, tanınırlık, marka değeri gibi birçok ikincil kazanç sağlar.
  • Başarılı bir SEO uzmanı iseniz ukalalık yapma hakkınız vardır. Herhangi bir iş ortamında ya da konferansta, bir konuda çok bilmiş yorumlar yapan birisine çok sakin bir şekilde Google’da o konuyu arattırıp ilk sırada çıkan sitenin sizin optimize ettiğiniz sitenin olduğunu göstermek paha biçilemez bir duygudur (mastercard reklamı gibi oldu)

SEO Nedir sorusu iş hayatında sürekli karşıma çıkan bir soru olduğu için, genel hatları ile bu konuya değinmek istedim. SEO konusu ile ilgilenenler için birçok teknik yazı, case study ve videolar hazırlamayı düşünüyorum. Umarım bu yazı genel olarak SEO Nedir sorusuna cevap olmuştur. SEO ile ilgili aklınıza takılan ya da merak ettiğiniz konuları aşağıda yorumlar bölümünde lütfen sorun. Bütün soruları cevaplıyor olacağım.

basari-hikayesi-post

İzinli E-Posta Listem ile 2 Haftada 1900 TL Kazandım

New York’un baharı güzeldir. Yeryüzünde bulunan bütün renkler özellikle sonbaharda sadece New York eyaletinin kuzeyinde bulunur derler. Ancak New York’un kışı tekin geçer. Özellikle bu sene soğuklar ve kar kendini göstermeye başladı. Bu durumda bir pazar günü, penceremden kar yağışını ve neredeyse tamamen donmuş Hudson Nehri’ni izleyerek çalışmaya devam ediyordum.

Hafta içi çok yoğun tempomdan dolayı yazmak isteyip de yazamadığım E-Posta ile Pazarlama Rehberime yazılar hazırlıyordum ki Facebook’ta bir özel mesaj gördüm.

Bu özel mesaj şu şekilde başlıyordu:

Merhaba Ahmet Bey

Takip ettiğim dönemden beri sizden çok önemli şeyler öğrendim…..

Sağolun, birçoğunuzdan teşekkür mesajları alıyorum yazdığım yazılar için ve bu mesajlar beni daha çok içerik üretmeye teşvik ediyor. Bu tarz bir teşekkür mesajıdır önyargısı ile okumaya devam edecekken bir anda okuduklarıma inanamadım.

Tam da E-Posta ile Pazarlamaya Giriş yazısını yazıyordum ve genç, girişimci bir okuyucum bana eskiden yazdığım İzinli Email Listesi Oluşturarak Para Kazanmak yazımdan esinlenerek 2 Haftada nasıl 1900 TL kazandığını anlatıyordu.

2 Haftada Nasıl 1900 TL Kazandım Mesajı:

Merhaba Ahmet Bey

Takip ettiğim dönemden beri sizden çok önemli şeyler öğrendim ve sonunda bunu paraya dönüştürmeyi de başardım.Şimdi e-mail pazarlama yazınızı görünce ne kadar heycanlandığımı anlatamam.

Nasıl bir uygulama yaptığını ayrıntısıyla anlatan bu bölümü başarılı arkadaşımın isteği üzerine kaldırıyorum. Sonuç 2 haftalık bir sürede 1900ytl kazandım!!!

E-maille pazarlama üzerine daha önce yazdığınız tüm yazılar için tek tek teşekkür ederim.

Niş ve girilmemiş bir pazar da bulduğumuda düşünüyorum.  Burada da ayrıntıya giren bölümü kaldırıyorum.

Bu teşekkürüm şimdilik aramızda kalırsa sevinirim.

Kolay gelsin İyi Çalışmalar

Ad Soyad (İsmini de kendi isteği üzerine yayınlamıyorum)

Bu genç arkadaşımız İstanbul’da bir üniversite öğrencisi ve yazdıklarına bakılırsa çok basit bir fikri alıp pazarlamanın vazgeçilmez kuralı olan yaratıcılık ile birleştirmiş. Kendisi çevresinde çok küçük ama tam hedefe uygun izinli bir email listesi oluşturmuş. Hazırladığı tek sayfalık websitesine bu email listesini yönlendirmiş ve 2 hafta içinde tam 1900 TL para kazanmış.

Kendisini tekrar tebrik ediyorum ve ricası üzerine ismini ve mesajının ayrıntılarını yayınlamıyorum.

KIRTOK.com Hedefine Ulaşıyor mu?

Birçok kez belirttim, tekrar belirtiyorum, Kirtok.com’da Türkçe yazmaya başlarken tek amacım bu idi. Zeki, çalışkan ve girişimci Türk gençlerine elimden geldiğince yardımcı olmak, bildiklerimi paylaşmak idi.

Daima balık tutmayı öğretmenin balık ısmarlamaktan daha etkili bir metod olduğuna inandım.

Bu sevgili genç girişimci arkadaşımın yazdığı mesaj benim için en büyük mükafattır. Bana göre Kırtok.com hedefine ulaşmaktadır. Bir girişimci okuyucum yazdıklarımdan birşeyler öğrenirse, çok ufak bile olsa esinlenirse, en azından motive olup harekete geçerse ve başarıya ulaşırsa bana verebilecek en büyük hediyeyi vermiş olur.

Peki sizler de 2009’da başarı hikayeleri yaratıp benimle paylaşmak için vargücünüzle çalışıyor musunuz?

eposta-pazarlama-giris-home

E-Posta ile Pazarlamaya Giriş

E-Posta ile Pazarlama yazıma başlamadan önce E-Posta ile Pazarlama Rehberi‘nde bulunan hiçbir yazı, uygulama, teknik ve tavsiye e-posta spam kullanmamaktadır.

E-Posta spam bu işi doğru düzgün yapan email pazarlama uzmanlarının en büyük düşmanıdır. Bu rehberde anlatacağım bazı teknikler “Gray Hat” olarak tanımlanacak olsa bile ben kişisel olarak e-posta spam’e karşıyım ve bunu özellikle belirtmek istiyorum.

E-Posta’yı Bir İletişim Aracı Olarak Ne Kadar Zamandır Kullanıyorsunuz?

Birçok kişi bu soruyu “yıllardır” şeklinde cevaplayacak. Evet, birçoğumuz e-postayı bir iletişim aracı olarak yıllardır kullanıyoruz. Hatta email günlük hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. Email, bağımlılık yaratan, bazen çok vakit kaybına yol açan hatta çağımızın hastalığı aşırı bilgi yüklenmesinde en suçlu araçlardan birisi.

Benim email ile aşk ve nefret ilişkim var, muhtemelen sizin de öyle. Emailım olmadan yaşayamam, emailımı çok seviyorum. Bana dostlarımdan, ailemden, akrabalarımdan en güzel haberleri emailım veriyor. Ama bazen ondan nefret ediyorum. Günün en sıkıcı anlarından birisi yüzlerce hatta binlerce email arasında gerçekten önemlileri bulmaya çalışma anı olabiliyor.

Şimdi bütün şirketlerden, internet pazarlama uzmanlarından ve websitelerinden gelen e-posta’ları unutun ve şunu düşünün “Ya sadece arkadaşlarınızdan ve akrabalarınızdan email alsaydınız?”

Evet, doğru duydunuz, inbox’ınızdaki bütün emaillar sadece arkadaş ve akrabalarınızdan geliyor. Arkadaşlarınız ve akrabalarınız da junk ve forward email yolluyorlar ancak onların gönderdiği emaillar genellikle sizin için daha önemli değil mi? Bir arkadaşınızdan gelen emailı ticari bir emaildan önce açıyorsunuz, doğru mu?

E-Posta ile pazarlama konusuna farklı bir açıdan bakmanızı istiyorum. Size sıradan “Okuyucularınıza değerli birşeyler sunun, izinlerini alın, ilgilenmelerini sağlayın, ya da dikkat çekici başlıklar yazın” demiyorum. Burada sizi diğer e-posta pazarlama uzmanlarından farklı kılacak düşünce yapısını anlatmaya çalışıyorum.

Kendisinden E-Posta Gelmesi Sizi En Çok Mutlu Eden Arkadaşınız ya da Akrabanız Kim?

Şimdi email kontak listenizi açın, hatta eski emaillara tek tek bakın ve sadece bir kişi seçin. Gelen bütün emaillarını hemen açmak istediğiniz bir kişi seçin.

Güzel bir haftasonundan sonra pazartesi sabah iş başı yaptığınızda ve emaillarınızı kontrol etmeye başladığınızda kimin gönderdiği email sizde hemen okuma isteği uyandırır?

Bu kişi kardeşiniz, ablanız, anneniz, babanız, kuzeniniz ya da samimi bir arkadaşınız olabilir. Unutmayın ticari ve işle alakalı emailları saymıyoruz.

Bir isim seçebildiniz mi?

Mükemmel, şimdi bu ismi seçme nedenlerinizi yazmaya başlayın.

Ben en çok kardeşimden gelen emaillara önem veririm, bana göre nedenleri şunlar:

  • Aramızda bir bağ var: O benim kardeşim. Bir çember çizin, en yakın bağınız olan kişileri bu çembere ekleyin, örneğin akrabalarınız, bu çemberi kapsayacak daha geniş bir çember çizin ve daha az bağınız olan insanları ekleyin. Bu şekilde daha geniş çemberler çizmeye devam edin. Çember daraldıkça aranızdaki bağın daha kuvvetli olduğu insanlar, genişledikçe daha az bağlantılı insanlar var.
  • Kardeşim bana junk email yollamaz: Unutmayın, akrabalar ve arkadaşlar bile junk ve forward email yollarlar. Yollarken amaçları size junk mail atmak değildir, ancak sonuç budur. Buldukları saçma sapan bir video onlar için ilgi çekici ve komik olabilir ama sizin için sonuçta bir junk emaildır. Hiç bir arkadaşınızı ya da akrabanızı block listinize eklemek zorunda kaldınız mı? Ne yazıkki ben kaldım. Nazik uyarılarıma rağmen devam eden forward emaillar nedeniyle bunu yaptım.
  • Kardeşim benimle önemli bilgiler paylaşır: Çok nadiren bir websitesi ya da ürün tavsiye eder. Ancak tavsiye ettiği zaman bilirim ki çok önemli bir kaynak ya da üründür ve hemen ziyaret ederim.
  • Kardeşim bana yalan söylemez: E-posta’sında birşey yazıyorsa ben ona güvenirim. Bana kesinlikle yalan söylemez ve birbirimize güveniriz.
  • İlgi alanlarımız benzerdir: İş hayatı ya da hobilerimiz olarak benzer ilgi alanlarımız vardır. E-posta konusu internet pazarlama ya da takipçisi olduğumuz bir gitaristin yeni websitesi olsun, bilirim ki benim ilgi alanımda bir konudur.
  • Benimle karşılık beklemeden bilgisini paylaşır: Uzmanlık alanı ile ilgili bir konu ya da yeni öğrendiği birşey olsun farketmez, bilirim ki benimle paylaştığı zaman karşılığında birşey beklemez. Ya da beni böyle hissettirir.
  • Bütün kontak listesine değil, bana e-posta yazar: Bazen bütün arkadaşları ile paylaşacağı bir e-posta olabilir ama hiçbir zaman “Arkadaşlar Bunu Okuyun” ya da “Hepinizin İlgisini Çekebilir” tarzında bir e-posta yollamaz. Ondan gelen emaillarda her zaman “Ahmet” ya da “Abi” şeklinde hitap eder. Bana konuştuğunu bilirim, aynı anda 20 kişiye değil. Bu da ister istemez beni özel hissettirir.

Kardeşimden gelen emailların neden benim için önemli olduğunu düşünürken birkaç dakika içinde aklıma gelen nedenlerden bikraçı yukardakiler. Seçtiğiniz insana göre yukarıya birçok madde ekleyebilirsiniz.

E-Posta ile Pazarlamada Başarının Sırrı

Elimdeki listeme e-posta yollarken bu kuralları uygulamak zorundayım. Eğer okuyuclarım benden gelen emailları, benim kardeşimden gelen emailları heyecanla beklediğim gibi bekler ve gelir gelmez okumak isterlerse işte başarıya ulaşmış olurum.

E-Posta ile Pazarlama Rehberim başarılı bir e-posta pazarlamacı olabilmeniz için size birçok teknik ve metod öğretecek. Ancak en önemlisi email listenizle aranızdaki ilişkiyi oluştururken bu yazımda anlattığım konulara önem vermeniz ve o özel kişi karşınızdaymış gibi bir iletişim yaratmanız olacaktır. Bu mantıkla hareket ettiğiniz zaman e-posta yoluyla pazarlamada başarılı olmamanız için hiçbir neden yoktur.

E-Posta ile pazarlamada başarının anahtarı okuyucularınızın isteklerini çok iyi anlamak, bunlara cevap verebilmek ve düzenli olarak test etmektir.

Anlattıklarımı mantık olarak kabul edip tam olarak anladıysanız bir sonraki basamak için hazırsınız demektir. E-Posta ile pazarlmaya giriş yazımız henüz burada bitmedi. Şimdi E-Posta Kanunları, e-posta pazarlama ile ilgili temel terimler hakkında (single opt-in, double opt-in) konuşma ve birkaç 101 rehberinden bahsederek devam edeceğiz.

Bir sonraki yazıya kadar yapmanız gereken email kontak listenizdeki o çok önemli bir ya da birkaç kişiyi bulup, gerçekten aranızdaki bu iletişimin başarısının nedenini anlamaya çalışmanızdır. Neden bu kişiden gelen e-postalar benim için çok önemli sorusunu kendinize tekrar sorun ve nedenlerini tek tek not alın. Bu nedenlere ilerde geri döneceğiz.

email-marketing-guide

Email Pazarlama Rehberi

Email pazarlama (ya da email ile pazarlama) şu anda bilinen internet pazarlama yöntemlerinden en önemlilerinden birisi. Uzun vadeli avantajlarına rağmen, halen birçok internet pazarlama uzmanı email ile pazarlama konusuna gereken önemi vermemekte.

Email pazarlama, özellikle başlangıçta yoğun bir çalışma isteyen ve uzun vadeli bakılması gereken bir pazarlama yöntemidir. Ancak doğru uygulandığı zaman, uzun vadede en karlı (ROI olarak) internet pazarlama yöntemidir.

Bu Email Pazarlama Rehberini Neden Yazıyorum?

Blog yazarları, bu işin uzmanları ve gurular tarafından yazılmış birçok email pazarlama rehberi ve yazısı okudum. Dürüst olmak gerekirse bu rehberlerin birçoğu sadece email pazarlamaya giriş konularını kapsıyor, ve ne yazıkki diğerleri de kendi ürünlerini pazarlamak isteyen firma ve kişiler tarafından yazılmış taraflı rehberler. Şu ana kadar email pazarlama konusunda başlangıç seviyesinden en detaylı konulara kadar yazılmış bir rehber karşıma çıkmadı.

Bu blog benim kişisel blogum ve diğer ticari bloglarımdan farklı benim için. Burada yazdığım herşeyim benim kişisel imzamı taşıyor. Bu blogda bahsettiğim her türlü metod benim tarafımdan direk uygulanmış, tavsiye ettiğim her ürün tarafımdan denenmiş ürünler. Amacım tecrübelerimi paylaşarak sizlerin de sevdiğiniz işi yaparak rahat bir hayata sahip olmanız. Siz de doğru kaynakları okuyup, okuduklarınızı uygulamaya geçirirseniz internet pazarlama ile başarılı olamamak için hiçbir bahaneniz olmaz.

Tekrar hatırlatmak isterim ki internet pazarlama çok ciddi çalışma ve kendini adama gerektiren bir meslek, email pazarlama için de bu kurallar aynen geçerli. Ancak sektörde yatırım getirisi (ROI) oranlarına bakarsak, email pazarlama uzun vadede en yüksek ROI oranına sahip internet pazarlama tekniğidir. Neden? Çünkü email pazarlamada çok büyük bir yatırıma ihtiyaç yoktur, hatta çoğu zaman değerli vaktiniz dışında hiçbir yatırıma gerek olmadan email pazarlama yapılabilir.

Bu email pazarlama rehberi email pazarlamaya girişten başlayarak çok ayrıntılı ve uzun bir makale/yazı dizisi olacak. Benim kendi işlerimde kullandığım önemli email pazarlama tekniklerini de sizlerle paylaşacağım. Yazım dili olarak başlangıç seviyesinde tutmaya çalışacağım, ancak email pazarlamada başarı için ileri tekniklerden de bahsedeceğim. Bu email pazarlama rehberinde aşağıdaki ana başlıklar bulunacak.

Email Pazarlama Rehberi İçeriği

  1. Email Pazarlama Rehberi – Şu anda bu yazıdasınız. Email pazarlama yazı dizimi takip etmek istiyorsanız, bu sayfayı bookmarklarınıza eklemenizi tavsiye ederim. Yeni yazılar yayınladıkça aşağıda linklerini ekliyor olacağım.
  2. E-Posta ile Pazarlamaya Giriş – Tam olarak bir Email Pazarlama 101 rehberi.
  3. E-Posta ile Pazarlama Terimleri 101 – Bu yazıda e-posta ile pazarlama için ABD’de uyulması gereken kurallar ve kanunların yanı sıra bilmeniz gereken önemli email pazarlama terimleri ve açıklamaları bulunuyor.
  4. Email Pazarlama Stratejisi – Başarılı bir email pazarlama kampanyasına başlamadan önce nasıl bir strateji ve yol haritası çizmeniz gerektiğini anlatan bir yazı.
  5. Email Pazarlama Yazılımları ve Araçları – Emil listenizi yaratmaya başlamadan önce doğru yazılımı seçmek çok önemlidir. Şu anda piyasada olan ücretsiz ve ürectli email pazarlama yazılımlarını tartıştığımız ve karşılaştırdığımız yazım.
  6. Email Listesi Rehberi Hedefe uygun bir email listesi yaratmaktan hazır bir email listesi satın almaya kadar bütün gerekli konuları tartışıyoruz. Size para kazandıracak email listesini yaratmanız ve yürütmeniz için gerekli bütün bilgiler bu yazıda.
  7. Email Bülteni – İlk html email şablonunuzu yaratmaktan ileri email bülteni tekniklerine kadar email bültenleri hakkında tam bir rehber yazısı.
  8. Autoresponders – Autoresponder nedir? İlk autoresponder email pazarlama kampanyanızı nasıl kuracaksınız? Ve internet pazarlama gurularının sizlerle paylaşmadığı autoresponder pazarlama teknikleri.
  9. Başarılı Email Pazarlama Uygulamaları – Başarılı email pazarlama uygulamaları ve gerçek hayat case study’leri.
  10. İleri Email Pazarlama Teknikleri – Eğer bu yazıya kadar okuduklarınız ilginiz çektiyse ve daha ileri email pazarlama yöntemlerini merak ediyorsanız bu yazı tam size göre. Kişisel olarak uyguladığım ve şu ana kadar kimse ile paylaşmadığım email pazarlama tekniklerinden örneklerle email pazarlama bir iş olarak nasıl yapılır konularına değiniyorum.
  11. Email Pazarlama Rehberi Bonus – Bu bir sürpriz. Email pazarlama rehberindeki bütün yazılarımı okuyup uygulamaya geçiren okuyucularımdan sadece bir bölümünün sahip olacağı bir bonus bu. Eğer bu kişilerden birisi iseniz, tam anlamıyla elinizden tutup adım adım email pazarlama ile para kazanmanızı sağlayacağım.

Bu Email Pazarlama Rehberi ÜCRETSİZ mi?

Evet, kesinlikle. Bu rehber 100% ÜCRETSİZ bir rehber olacak.

Paylaşmak değer vermektir :) 2009’da paylaşma modundayım ve okuyucularımın internetten para kazanması için daha çok paylaşımlarım olacak. Email pazarlama konusunda çok az bilgi veren onlarca ebook satarak çok büyük paralar kazanan bazı gurular bu tarz ücretsiz rehberlerimi görünce bana kızacaklar.

Bu işten benim kazancım ne?

Bu sene harekete geçmenizi istiyorum ve anlattığım teknikleri uygulayarak başarı olmanızı, karşılığında bana başarı hikayelerinizi anlatmanızı istiyorum. Başarı hikayelerinizi benimle paylaşmanız beni fazlası ile mutlu edecek. Yorumlar bölümünde fikirlerinizi, sorularınızı ve başarı hikayalerinizi yazmanızı merakla bekliyorum. Bütün sorulara cevap vermek için elimden geleni yapacağım. Bu rehber sizi A’dan Z’ye email pazarlama konusunda bilgilendirecek. Başlangıçta hiçbir yatırım yapmanız gerekmeyecek. Aynı zamanda sektörde popüler olan email yazılımlarından da bahsedeceğim ve bu yazılımlar arasında ücretli olanlar da olacak. Email pazarlamaya başlamak için ücretli bir yazılım satın alma zorunluluğunuz yok, ancak almayı tercih ederseniz ben kendi kullandığım araçları ve tavsiyelerimi sizlerle paylaşacağım, bu paylaşımlarda satış ortaklığı linklerim olabilir (tabi ki bu linkleri takip edip etmemek sizin kararınız). 2009 yılında internetten para kazanmaya hazır mısınız?

Kişisel GARANTİM – İade Politikası

Email pazarlamaya benim rehberim ile başlamak için toplam $0.00 (SIFIR DOLAR) yatırıma ihtiyacınız var. Bu sene başarıya odaklanmanızı istiyorum. Bildiğiniz gibi satın aldığınız birçok ebook ve eğitim programı para iade garantisi ile birlikte geliyor. Bu rehber %100 ücretsiz de olsa size bir sürprizim var.

3 BASAMAK Kişisel Garantim

  1. İlk olarak İnternette Başarılı Olamamanın 5 Nedeni adlı yazımı okuyun ve 2009’da kayıtsız şartsız 100% başarı için kendinizi hazırlayın.
  2. Bu email rehberinde her yazıyı okuyup uygulayın ve test edin. Kısacası ciddi bir şekilde çalışın. İnternet pazarlamada en önemli başarı anahtarı test etmektir. Birisi için sonuç vermeyen bir yöntem başka birisi için çok iyi sonuçlar verebilir. Önemli olan çok fazla test yapmaktır.
  3. 1. ve 2. basamakları uyguladıktan sonra email pazarlama ile halen ilk dolarınızı (ya da TL’nizi) yapamadıysanız size $20.00’lık kişisel bir çek yollayacağım.

Evet doğru duydunuz. Eğer internetten para kazanmak için kendinizi hazırladıysanız, bu rehberdeki her yazıyı okuyup uyguladıysanız kesinlikle para kazanacaksınız. Ne kadar para? Tamamen size ve bu işe verdiğiniz öneme, ne kadar çalışacağınıza bağlı.

**Bu rehbere hergün bir yazı ekleme hedefim var ve bu rehber tam olarak bittiğinde 20-30 arası yazıya sahip olacak. Halen okumadıysanız İnternette Başarılı Olamamanın 5 Nedeni adlı yazımı okuyarak başlayın ve kendinizi hazırlayın. Bu arada henüz üye değilseniz, kolay takip için RSS‘ime üye olabilirsiniz ve sağ üstte bulunan email listeme kaydolabilirsiniz. Yapacağınız yorumlar sizin tam olarak ihtiyaçlarınızı ve isteklerini anlamama yardımcı olacak ve daha faydalı yazılar yazmamı sağlayacak. Bu nedenle yorumlarınızı paylaşmaktan çekinmeyin.

Şahsen çok heyecanlıyım ve sizlerle böyle bir rehberi paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Peki siz HAZIR mısınız?

dur

İnternette Başarılı Olamamanın 5 Nedeni

Koskoca bir yıl daha geçti. 2008’de ne hayallerin vardı? Ne kadarını başardın?

Yazıyı okumaya devam etmeden önce 2008 hayallerini ve hedeflerini yaz istersen tek tek ve bak bakalım ne kadarını gerçekleştirdin?

Eğer 2008’de internette hedeflerini gerçekleştirdiysen bu yazının devamını okumana gerek yok, senin için yazmadım. Ama listende çok eksikler varsa, ve şu anda aklında onlarca bahane oluşmaya başladıysa tamamdır, bu yazı senin için.

BAHANE BAHANE BAHANE

İnsanoğlu bahane üretmek için sanki gelmiş bu hayata. Daha ilkokulda başlamadık mı hepimiz bahane üretmeye?

  • İlkokulda, Öğretmenim elektrikler kesildi ödevimi yapamadım
  • Ortaokul geldi, hocam yeterince çalışamadım, aslında çok sevdiğim ve başarılı olacağıma inandığım bir ders bu. Bir şans daha verin.
  • Lise geldi, aşkım gerçekten seni seviyorum ama ÖSS var, ÖYS var, şu var bu var. Olmaz diyorum, bu iş yürümez.
  • Üniversitede, Oxford vardı da biz mi okumadık? Hoca psikopat yoksa ben süperim.
  • Masterda, Hayalim çok iyi bir araştırmacı olmaktı ama Türkiye şartlarında bütçe yok araştırmaya, o yok, bu yok, yayın yok, vs
  • İş hayatında, Rakip firmanın en büyük avantajı bizden önce pazarda olmaları. Türk insanı için bizim yaptığımız iş henüz çok erken, zamanla anlayacaklar (evet böyle bir bahane duydum). Kurumsal hayat bir oyun, kuralına göre oynayıp suya sabuna dokunmuyorum, vs vs vs.

DUR ve DÜŞÜN

Şimdi sakin ol, bir nefes al, dur ve düşün. Onca bahane geldi aklına doğru mu? 2008’de şunu yapıcaktım bu oldu, onu yapıcaktım şu oldu. Şimdi bahaneleri bir kenara bırak ve tekrar düşün.

Neden Hedeflerini Gerçekleştiremedin? Neden Gerçekten Başarılı Olamadın?

Kimseye hesap verme derdin yok, kendinle başbaşasın, kendine yalan söyleme lütfen ve sorgula kendini. Nedenlerini anla ve kabul et önce. Başarısızlığının nedenlerini iyi kavrayamadıysan bunlardan ders alıp başarılı olamazsın. O yüzden otur ve uzun uzun düşün.

Benim işim internet ve internette başarılı olma hayali kurup da olamayan onlarca insan görüyorum hergün. Eğer senin de hedefin internette başarılı olmak ise işte sana neden başarılı olamadığına dair ipuçları.

İnternette Başarılı Olamamanın 5 Nedeni

  1. Herşeyi Biliyorsun: İşte bu çok tehlikeli. Kendine güveni olup kendini iyi pazarlayabilmek ile kendini kandırmak çok farklı şeyler. Birkaç ortamda benim için internet marketing guru, aynı şekilde konferanslarda internet marketing expert gibi laflar ettiler. Özellikle durdurup ne guru ne de expert’üm ben dedim. Hergün onca yeni şey öğreniyorum, ve herşeyi biliyorum hastalığına yakalanmadım henüz. Her fikre açığım, sonuna kadar öğrenme hevesi ile doluyum.2009’da temiz bir sayfa açıyorsun bunu unutma. İstersen başkalarını kandırmaya devam et, ancak otur ve kendini geliştirmek için planını yap. İnternet denen bilgi bankası elinin altında. Gerçekten istedikten sonra her türlü programlama dilini, tasarımı, internet pazarlama tekniğini ya da internet ile ilgili başka bir uzmanlık alanını öğrenebilirsin. Ne pahalı kurslara gitmene gerek var ne de kitap satın almana. Herşey internette. Bak bahane fırsatın yok artık.
  2. Uygulamıyorsun: (Just do it !) İnternette uygulamadan, “deneme yanılma” yapmadan başarılı olamazsın. İnternette ilk paramı kazanmadan ne kadar çok yöntem denedim ve başarısız oldum haberin var mı? “Bu bana göre birşey değil” demedim hiçbir zaman. Yılmadan, usanmadan sabahlara kadar bilgisayar başında test ettim, denedim, uyguladım. İnternette forumlarda, sosyal medyada ve bloglarda takılan birçok kişinin sorunu, okuyup okuyup hiçbirşeyi uygulamamaları. Harekete geçmeden başarma şansın olamaz.
  3. “Mehmet Ali Bey Lütfen Yardımcı Olun” Sendromu Yaşıyorsun:Literatürde var mı böyle bir sendrom? Belki yok, ama ben bunu genç nesilde her geçen gün daha çok gözlemlemeye başladım. Mehmet Ali Erbil başlatmadı bunu emin olun. Atalarımız dememiş mi “Armut piş, ağzıma düş”. Yok böyle birşey buna emin olun. Karma var, yardımlaşma var, destek var, şans var ama her adımda “Mehmet Ali Bey Yardımcı Olun Lütfen” diyecek bir Mehmet Ali Bey yok gerçek hayatta. Bana ya da başka birine email atıp “İnternette para kazanmak istiyorum yardımcı olun” demekle bu iş olmuyor. Proje ile gel, soru ile gel sonuna kadar, ama “ya şu balığı sen pişirmişsin, ben de şimdi üşendim balık tutmaya, temizlemeye, pişirmeye, gel senin balığını bana ver, karnım aç” dersen bırak interneti hayatın hiçbir dalında başarılı olamazsın.
  4. Eski Kafalısın: İnternette para kazanmak başka sektörlere benzemez. Çok başarılı bir eğitim hayatından sonra mühendis olarak Türkiye’nin önde gelen fabrikalarından birinde işe girebilirsin. Kendini çok da yenilemeden, emek ve hizmet vererek o fabrikada adım adım yükselebilirsin. Kusura bakma ama internette her gün kendini yenilemez ve sektöründeki gelişmeleri takip etmezsen çok başarılı olamazsın. Yani bizler için yatarak para kazanıyor tabiri aslında tam tersidir. Hali hazırda çok iyi para kazanan bir websitesi bile yenilikleri takip edip, öğrenip uygulanmadıkça ömrünü tüketebilir. Amerika’lıların mindset dediği benim kafa yapısı olarak tercüme ettiğim konu tahmin ettiğinden daha önemlidir. Yenilikleri çok yakından takip edip, adapte olmayı bilmek internette başarının en büyük kuralıdır.
  5. Farklı Düşünemiyorsun: Ortalama bir rakamla internetten para kazanmak isteyen her yüz kişiden 90’ı başarısız olur. Geri kalan 10 kişiden 9’u normal ve rahat bir hayat sürecek kadar para ve başarı kazanabilir. Ancak işte o 1 kişi, o gerçekten büyük başarıyı yakalayan kişi farklı düşünebilendir. Yaratıcılık ve farklı düşünebilme senin diğerlerinden farkını ortaya koyacak en önemli faktörlerdir.

İnternette bugüne kadar başarılı olamamanın en önemli 5 nedenini sıraladım. Şimdi kendi nedenlerini de bu listeye ekleyip, 2009’da hayatında temiz bir sayfa açarak başarıdan başarıya koşmak senin elinde.

Ya da bu yazıyı oku, gaza gel ve unut gitsin. Nasılsa seneye de 2009’da başarılı olamamanın nedenleri adlı bir yazı yazarım.

anket-post

Sıcak Gündemi Takip + Yaratıcılık = Kazanç

Geleneksel pazarlama ile internet pazarlama arasındaki farkı birçok kişi teknoloji olarak yorumlar.  Ancak bu iki pazarlama dalı arasındaki en büyük fark internet pazarlamanın sıcak gündem sayesinde çok daha hızlı uygulanabilir olmasıdır.

Şu anda gündemde olan bir ünlü şarkıcı, bir politikacı, bir konu, bir haber ya da bir olayı geleneksel pazarlama ile bir proje haline getirip uygulamaya geçene kadar geçecek süreç yetersiz olabilir.  Ancak internet pazarlama ile sıcak gündem anında kazanca dönüştürülebilir.

Sizlere bir önceki yazımda 2009 yılında daha çok paylaşacağımı ve örnekler vereceğimi belirtmiştim.  Şimdi bir internet pazarlama uzmanı için çok da akıllıca olmayan birşey yapıp çok önemli birkaç sırrımı vererek, adım adım sıcak gündemi takip edip, biraz yaratıcı olup internetten nasıl para kazanacağınızı anlatacağım.

Not: Konuya girmeden önce aklınıza gelebilecek iki soruyu kendime sorup, cevaplarını vererek başlıyorum.

Soru 1: Aşağıda anlattığınız internet pazarlama teknikleri gerçek mi? Siz uygulayıp para kazandınız mı?

Cevap 1: Aşağıda anlatacağım teknikler sayesinde çok kısa sürede çok büyük paralar kazandım ve hala kazanıyorum. İnanması ve denemesi size kalmış. Ben sadece paylaşıyorum.

Soru 2: Madem bu tekniklerle çok para kazanıyorsun, peki bu önemli pazarlama sırlarınızı neden bizimle paylaşıp kendinize rakip yaratıyorsunuz?

Cevap 2: Fikir vermek, yol göstermek, sadece teknik konulardan konuşmak, bu sektörde şunlar başarılabilir demek bazen yeterli değil. Ben internet pazarlamaya ilk adım attığım zamanlar beni en çok heyecanlandıran yazılar case study tarzı, direk uygulanmış örnek yazıları idi. Ben de zeki ve çalışkan Türk internet pazarlamacılarının benim bazı pazarlama tekniklerimi ve sırlarımı birinci ağızdan öğrenip, çok para kazanmalarını istiyorum. Eminim doğru insanlar bu yaratıcı case study’ler sayesinde kendi yaratıcı tekniklerini üretip çok büyük başarılara imza atacaklar.

Fazla uzatmadan konuya girelim. Size anlatacağım bu örnekli uygulamada çok önemli 3 basamağımız var. Ve en kritik konu da zaman. Yani bu 3 basamak arasındaki zaman çok kısa olmalı. Hatta bazen saatler olmalı. Peki nedir bu 3 basamak?

Basamak 1: Sıcak Gündemi Yakın Takip

İnternet sayesinde sıcak gündemi yakından takip etmek çok kolay. Onlarca web sitesi, yazılım, ve araç gerek arama motorlarında gerekse sosyal sitelerdeki hareketli gündemi ve yükselen konuları takip etmenizi sağlıyor. Hedefimiz gündemi takip edip, trendi hızlı yükselen ünlü isimler, konular ve haberleri bulmak.

Kullanacağımız Araçlar:

Google Insights
Google Trends & Google Hot Trends
Twitter Trends Twist
Yahoo Buzz

Yukardakilere benzer yüzlerce site ve araç bulmak mümkün. Ancak özellikle Türkiye hedefli bir kampanya için Google Insights tavsiye ederim. Örneğin Google’da Türkiye’de son 7 gün içinde en çok aranan kelimeler ve en hızlı artan anahtar kelimeleri burdan görebilirsiniz.

Case study yapacağımız için birkaç önemli gündem maddesi seçerek başlayalım:

Gündemdeki Politikacı: Melih Gökçek
Gündemdeki Sanatçı: Hadise
Gündemdeki Olay: Gazze

Melih Gökçek’in 2004 yılından itibaren Google’da aranma oranlarına bakalım:

Melih Gökçek - Büyük Resim İçin Tıklayın

Hadise’nin son 90 günlük Google’da aranma trendine bakalım:

Hadise Arama Trendleri - Büyük Resim İçin Tıklayın !

Gazze Kelimesinin Son 30 içinde Google’da aranma trendine bakalım:

Gazze Aranma Trendi - Büyük Resim İçin Tıklayın !

Buradan nereye geliyorum, bir iki fikir oluşmaya başladı umarım aklınızda?

Basamak 2: Yaratıcılık

Elimizde günlük arama oranları hızla artan, çok sıcak ve çok güncel kelimeler var, peki bu bilgiyi paraya nasıl çevirebiliriz?

Melih Gökçek Sıcak Gündemini Kullanarak Nasıl Para Kazanabilirim?

2008 Aralıkta “Gökçek” ve “Melih Gökçek” kelimelerinin arama oranlarında çok hızlı bir artış var. Melih Gökçek ve Kemal Kılıçdaroğlu tartışma programının bunda büyük etkisi var. Belki bu örnek için geç kalındı, ancak farzedin ki bu tartışma fikri ortaya atıldığı an bir plan yapıyorsunuz. Bakalım nasıl fikirler üretebiliriz?

Unutmayın ki eğer sıradan, herkesin düşünüp uygulayabildiği fikirleriniz varsa internet pazarlama size göre değil. Belki internetten sıradan fikirlerle para kazanabilirsiniz, ancak gerçekten internet pazarlamadan büyük paralar kazanmak istiyorsanız Amerika’lıların değimi ile “You have to think outside the box”.

Öncelikle kültürü ve sıcak gündemi çok iyi observe etmeniz gerekiyor. Bir Türk olarak siyaseti yakından takip etmeden bile Melih Gökçek vs Kemal Kılıçdaroğlu tartışmasının yaratacağı buzz’ı tahmin ediyor olmanız lazım.

Trendin uzunluğunu kestirebilmek çok önemli. Martta yerel seçimler gelecek olmasına rağmen, özellikle Melih Gökçek anahtar kelimeleri üzerine kurulu bir kampanya “Vur Kaç” tabir edilen bir pazarlama planı olmalı. Yani benim önsezilerim, bu sıcak gündemin uzun vadeli olmayacağı ve yapacağım kampanyanın çok kısa süreli olması gerektiğini söylüyor. Bu nedenle başlı başına bir site ya da SEO’ya yatırım yapmak anlamsız (Yeni başlayanlar için SEO).

Melih Gökçek kelimesinin ticari olarak bir değeri olmadığı ve Google Adwords’te bu anahtar kelimeye kimsenin bid etmediği faktörlerini göz önüne alırsak maliyeti çok düşük, çok yaratıcı ve çok kazançlı birşeyler çıkabilir.

Peki trendi bulduk. Belki birkaç hafta bile sürecek (sürmüş) de olsa sıcak bir anahtar kelime, biliyoruz çok aranıyor, kimse bid etmiyor ve çok ucuz kampanyalar ile çok ucuza ciddi trafik getirebiliriz. Ancak nasıl para kazanacağız?

İşte bu noktada sizi diğerlerinden ayıran yaratıcılık faktörünü devreye sokun. Sadece bu kelime üzerine yapılabilecek şu anda farklı onlarca fikir geliyor aklıma. Birkaçını anlatayım:

İlk olarak Google’da bir kampanya başlatıyoruz ve “Melih Gökçek” başta olmak üzere bütün related anahtar kelimelere bid ediyoruz. Amacımız aramayı yapanların dikkatini çekip reklamlarımıza tıklatmak. Zaten yapacağımız kampanyada reklama tıklayan ziyaretçi konu ile ilgileniyor demektir. İlk kampanya fikri tam 12’den olacak. Anket yapacağız.

Konumuz Basit: Melih Gökçek mi? Kemal Kılıçdaroğlu mu?

Ve birkaç kampanya fikri:

Melih Gokcek

Yukardaki örnekleri türetebildiğiniz kadar türetin ve mümkün olduğunca çok ad text ile kampanyayı başlatın. Unutmayın A/B Testing internet pazarlamanın çok önemli bir bölümü. CTR ve ROI oranlarına göre başarısız olan ad text’leri eleyerek devam edin A/B testinize.

Reklamımız hazır. Peki ziyaretçiyi nasıl bir sayfaya (landing page) getireceğiz.

Önemli olan basit, kafa karıştırmayan, anında action olabilecek bir sayfa yaratmak bu kampanya için. Aşağıda örnek olarak 45sn’de bir landing page hazırladım:

anket

Arama yapan kişi zaten konu ile yakından ilgili, reklamlara tıklarsa bir oy kullanacağını biliyor. Yani taraf kendisi. Taraf tutan ziyaretçi profilinden para kazanmak en kolay yöntemdir. Çünkü tek yapmanız gereken, onun hoşuna giden sonuçlarla, tarafını tuttuğu kişi/ürün/konu üzerine yoğunlaşmak. Ziyaretçimiz landing sayfamıza geldi. Fotoğraflardan birinin üstüne tıklayarak oyunu kullandı.

Basamak 3: Kazanç

Gündemi takip ettik, yaratıcı olup gündeme uygun bir kampanya başlattık, peki bunu kazanca nasıl çevirebiliriz?

Ankette tercihini yapan ziyaretçimizi hedef sayfamıza getirdik. Burada o ziyaretçiden para kazanma zamanı. Bu sayfada direk pazarlama yapabiliriz, satış ortaklığı yapabiliriz, eposta toplama hedefimiz olabilir, ya da sitemize yönlendirmek olabilir. Sonuçta demografik olarak spesifik kriterlere indirdiğimiz, targeted traffic dediğimiz bu trafiği nasıl paraya çevireceğiz?

İşte burada yaratıcı yöntemlerle hedefe ulaşma noktası. Zoru başardık, artık işin kolay kısmındayız, bu ziyaretçi üzerinden kısa, orta ya da uzun vadede nasıl para kazanabiliriz?

Örneğimiz Melih Gökçek anahtar kelimesi üzerine. Farzedelim ki ziyaretçimiz anket sayfamıza geldi ve Melih Gökçek resmine tıklayarak oyunu kullandı. Yani artık tercihini biliyoruz. Peki bir sonraki sayfada ne gösterelim?

Birkaç yaratıcı fikir?

  1. Kısaca teşekkür edelim, ve güzel bir pazarlama cümlesi ile ziyaretçimizden eposta adresini girmesini, kendisine anket sonuçlarını yollayacağımızı söyleyelim.  Direk hiçbirşey satmaya çalışmayalım.  Ziyaretçimiz o anda tuttuğu tarafın, oy kullandığı kişinin ankette önde olup olmadığı fikrine odaklanmış ve sonuç sayfası beklerken o anki psikoloji ve heyecanla email adresini verecektir.  Elinizde çok spesifik bir konu ile ilgilenen bir eposta listesi oluştu.  Melih Gökçek destekçisi, muhtemelen AKP taraftarı bir liste.  Bu listeye eposta ile neler pazarlayabilirsiniz?
  2. Anket sonuçlarını anında gösterin.  Tabi ki ziyaretçinizi memnun edecek şekilde (kullandığı oy yani bu örnekte Melih Gökçek önde çıksın).  Teşekkür edin ve güzel bir pazarlama cümlesi ile örneğin 10 YTL hediyenizi anında xyz.com eticaret sitemizde kullanabilirsiniz deyin.  İki örnek cümle: “Değerli vaktinizi ayırıp Melih Gökçek’e destek olduğunuz için teşekkürler.  Sizin fikriniz bizim için çok önemli.  Size xyz.com sitemizde 10 YTL’lik alışveriş kuponu hediye etmek istiyoruz, eğer tamamen ücretsiz bu kuponu kullanmak istiyorsanız lütfen email adresinizi giriniz ve anında size kuponunuzu yollayalım”.  Eposta adresini giren ziyaretçiye anında 100 YTL ve üzeri alışverişlerde 10 YTL kuponu yollayın.  Bu tarz bir kampanyada geri dönüşün yüksekliğine inanamayacaksınız.  Ya da direk bir link ile dinamik kupon yaratın ve sitenize yönlendirin.
  3. Anket sonuçlarını anında gösterin.  Süslü bir teşekkür mesajı atın, ve AK Parti seçim melodisini anında ücretsiz cebine indirebileceğini belirtin.  Hemen cep telefonu no’sunu girmesini sağlayın.  (bu tarz birçok servis ile satış ortaklığı yaparak, girilen her cep telefonu numarası için anında para kazanabilirsiniz).

Şu anda sadece anket tarzı bu kampanyada gelen ziyaretçiden anında, orta ya da uzun vadede para kazanabilmek için yüzlerce fikir geliyor aklıma. Yaratıcı olun ve kendi fikirlerinizi ortaya çıkartın.

Sonuç

Sanırım anlatmak istediğimi anlatabildim.  Hadise ve Gazze örnekleri için de onlarca fikir verebilirim.  Çok hızlı bir şekilde aklıma gelen birkaç tanesini sıralıyorum:

Hadise Eurovizyon’da İlk 10’a Girer mi?  Evet Kesinlikle Girer – Hayır Giremez, tarzı bir anket yapın.  Sonuca göre Hadise cep telefonu melodisi, Hadise taraftar ürünleri satışı, Hadise CD’leri satan bir eticaret satış ortağına linkler, ücretsiz hadise fan club’ımıza üye olun (eposta topla, email ile izinli olarak düzenli pazarlama yap.)

Çok genel ve anket tarzı landing page yaparak targeted traffic’i değerlendirme üzerine konuştuk.  Sıcak gündemde olan, çok aranan ve ticari kelime olmadığı için pek rağbet görmeyen her türlü anahtar kelime size büyük paralar kazandırabilir.

Önemli olan; Gündemi yakından takip etmek, yaratıcı bir şekilde ve çok hızlı kampanyalarımızı hazırlamak ve Kazanca çevirme planımızın olması.

İşte bu anlayış ile hareket ettiğiniz zaman hem kısa hem uzun vadeli pazarlama projelerinizde diğerlerinden farklı adım atar ve en büyük başarıyı yakalarsınız.

Yaratıcı ve bol kazançlı bir 2009 diliyorum.

basari

İnternette Para Kazanmak İçin 10 Altın Kural

Az önce “İnternette Hiç Çalışmadan, Kolay Yolla Para Kazanmak” adlı bir yazıyı tamamladım, bu yazı aslında sektöre bir eleştiri getiren, kısa yoldan para kazanma hayallerini ti’ye alan bir yazı idi. Eğer o yazıyı okumadıysanız, öncelikle okumanızı, daha sonra bu yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Türkiye’de internet sektöründe genç ve heyecanlı arkadaşlarımın genel olarak yaptıkları yanlışlardan bahsettim, ve bana göre internette başarılı olabilmek ve iyi para kazanilmek için doğru yöntemleri de hazırlamadan yapamadım. İşte benim başarı formülüm:

İnternette Para Kazanmak İçin 10 Altın Kural

  1. Çok iyi İngilizce Öğrenin: İngilizce çalışın. İngilizceyi çok iyi bilmeden internet sektöründe çok başarılı olma şansınız yok. Çünkü yenilikleri takip etme şansınız yok. İnternette ortak dil İngilizce, bunu unutmayın.
  2. Hedef Belirleyin: Bir zaman ve hedef belirleyin. Bu süreçte bütün sektörleri inceleyin, ve sonunda bir sektörde karar kılın. Herşeyi aynı anda öğrenmeye, hem social marketing konusunda dünyada bir numara olmaya, hem SEM konusunda bir numara olmaya çalışmayın. Basamaklar tek tek çıkılırsa en sağlıklı şekilde hedefe ulaşırsınız.
  3. Çok Çalışın: Rahmetli Sakıp Sabancı her zaman beni girişimciliği ile heyecanlandıran bir insandı. Onun bir sözü hiçbir zaman aklımdan çıkmaz. O heyecanlı ses tonu ve sevecen şivesi ile her fırsatta “Çalışmak, çalışmak, çalışmak” derdi. İşin ana formülü budur arkadaşlar, daha ötesi yok. Ancak internet çağının hastalığı olan aşırı bilgi yüklenmesi konusuna çok önem vermeniz ve verimli olmanız gerekiyor.
  4. Dinlemesini Bilin: Dinleyin, başka fikirlere önem verin. Bu çok ciddi bir sorun. Dinlemeyi bilmiyoruz, hep biz doğruyuz, hep bizim fikirlerimiz mükemmel. İş hayatımın başında iken bu hatayı çok yaptım. Şu anda emin olun hertürlü projemde işin uzmanından, sıradan bir kullanıcıya kadar başkalarının fikirlerini dinliyorum, ve farklı fikirlere çok önem veriyorum.
  5. İçi Fos Karpuz Olmayın: Eskiden Adana’da karpuz alırken büyükler tabiri caizse önce karpuzu tartarlardı. Dıştan kocaman, yemyeşil, tam olmuş dediğiniz karpuzun içi kabak çıkabilirdi. İnsanın sektörüne göre kişisel markalaşması, imajı, giyimi, kuşamı, konuşması, her adımı önemlidir. Ancak sektörünüzde başarılı değilseniz, yaptığınız işler gurur duyacağınız işler değilse imajınız hiçbir işe yaramaz. Hedef belirleyin ve bir konuda uzmanlaşın dememin sebebi de budur.
  6. Test Edin, Pratik Yapın: Fikirler, fikirler, fikirler. Herkesin, hepimizin fikri var. Her fikri olan büyük girişimci sayılıyor. Bu konuyu geçen sene verdiğim girişimcilik konferansında uzun uzun anlattım. Eğer fikrinizi uygulamaya geçirmemişseniz siz bir girişimci değilsiniz. Denemekten ve hata yapmaktan korkmayın. Her başarılı internet girişimi süper iş planları, çok ciddi yatırımı olan ve uzun çalışmalar sonucu yapılan girişimler değildir. Aksine çoğu başarılı internet girişimi bir anda, birkaç günde belki bir gecede yapılan websiteleri ile doğmuştur. Test etmekten korkmayın.
  7. Çevre Yapın: Bu aslında sadece internet için değil bütün sektörler için geçerli bir kural. Ne kadar doğru insanlarla donatılmış bir networkünüz varsa o kadar büyüme şansınız vardır. Social sitelerin artması ile birlikte genç Türk popülasyonunu FriendFeed, Twitter gibi sosyal sitelerde internet sektörünün Amerika’da önde gelen isimleri ile konuşurken, tartışırken, fikir alışverişi yaparken görmek normal oldu. Bu fırsatı iyi değerlendirin. Ancak gözlemlerinden birçok arkadaşımızın yaptığı bir hatayı paylaşmak istiyorum. Unutmayın ki internetten gerek email, gerek IM, gerekse sosyal sitelerle iletişim kurduğunuz kişiler (bizler, onlar, vs) yoğun kişiler, hergün sizler gibi yüzlerce kişiden talepler geliyor. Burada çok zeki davranın, kesinlikle karşınızdakini rahatsız etmeyin. Sizi arkadaş listesine ekledi diye önemli kişileri dakika başı rahatsız ederseniz krediniz anında tükenir. Sosyal networklerin verdiği avantajı annoying olarak anında dezavantaja çevirirsiniz, benden söylemesi.
  8. Küçük Düşünün: Evet, küçük düşünün. Başımıza ne geldiyse büyük düşünmekten geldi. Her proje, her fikir, her site için global hedefler, dünya markası olma vs gibi hayaller peşine düşmeyin. Gerektiği zaman küçük hedefler koyarak daha başarılı olabileceğinizi unutmayın. Cebinizde beş kuruş para, hiçbir tecrübe, çevre, ya da bir iş planı yokken Türkiye’nin en büyük eticaret sitesini kurma fikri ile benim gibi yatırımcıların kapısını çalmayın, kredinizi tüketirsiniz.
  9. KARMA’ya İnanın: Özellikle Web2.0 gibi paylaşım çağında mümkün olduğunca verici ve yardımcı olun. Emin olun faydasını göreceksiniz. Bundan birkaç ay önce üyesi olduğum bir mastermind gurubunda işimin önemli bir bölümü olan aslında çok gizli bir yazılımı diğer 4 üye ile paylaşmıştım, hem de hiçbir karşılık beklemeden. Herbiri internet pazarlama sektöründe önde gelen isimler olan bu mastermind gurubu üyelerinden birisi bu yazılım sayesinde işlerinin 10 katı daha çok kar yaptığını, yıllardır aradığı şeyin bu olduğunu ifade eden bir teşekkür emailı attı birkaç hafta önce. Dile benden ne dilersen diyordu. Ben de başarılarının devamını diledim. Aynı gün içinde internet pazarlamada gelecek olacak ve beni büyüleyen, ona şu anda hergün onbinlerce dolar kazandıran bir fikri bana email attı, hem de hiçbir karşılık beklemeden. Bu kişi Amerika’da arrogant olarak tabir ettiğimiz, hem de işinde çok başarılı, tanınan birisi. KARMA kendini birkez daha gösterdi. Hep ben, hep ben demeyin.
  10. Büyük Düşünün: Çok çalışıp, seçtiğiniz dallarda uzmanlaştıktan sonra yapacağınız tecrübeler ile birlikte vizyonunuz genişlemiş olacak. Artık içi fos karpuz değilsiniz, büyük düşünmenin zamanı geldi. Büyük düşünüp, donanımlı olmanın verdiği güvenle hareket edin ve büyük projelere imza atın.
internet-para

İnternette Hiç Çalışmadan, Kolay Yolla Para Kazanmak

İŞTE HAYATINIZIN FIRSATI!!!

Evinize ofisinizi kurarak bilgisayarınızın başından nakit para kazanmak artık mümkün!!

Yapmanız gereken son derece basit ;
Günlük yaşantınızın çok kısa bir bölümünü, şu anda olduğu gibi kendinize ayırmanız ve bu süreç içerisinde size tarif edildiği şekilde gerekli çalışmaları yapmanız yeterli…
Eğer bu sistemi merak ediyorsanız ve bu sistem sayesinde banka hesabınızda paranızın nasıl birikeceğini öğrenmek istiyorsanız?!

Sizi tebrik ederim ;

***DOĞRU YERDESİNİZ!!!***

Buna benzer bir email ya da websitesi ile karşılaşmadan bir günüm geçmez oldu. Amerika’da 1990’ların internet pazarlamada yatarak zengin olma furyası ne yazıkki Türkiye’de şu anda çok popüler.

İnternet sektöründe çalışanlar için dünyanın heryerinde bir önyargı vardır. Bizleri yatarak para kazanan insanlar olarak göstermeyi herkes sever. Evet doğru, ben her sabah uyandığımda ve bilgisayar başına geçtiğimde o gece yatarken kazandığım paraların istatistiklerine bakıyorum.

Ancak emin olun Amerika’da kurumsal ortamda çalışan ortalama bir Amerikalıinın en az iki, hatta üç katı çalışıyorum. Çevremde çok başarılı ve internet sektöründe çalışan bütün arkadaşlarım için bu geçerli.

Kısa yoldan para kazanma hevesi her meslekte, her ülkede, her millette olan bir rüya. Neden siyaset, futbol, moda sektörleri en popüler meslekler, bunu hiç düşündünüz mü?

Başarı Para Getirir

Ortaokul yıllarında birgün babamla sohbet ediyorduk. Ben ısrarla ortaokuldan sonra tam zamanlı konservatuar sınavlarına girmek istediğimi ve müzisyen olmak istediğimi belirtiyordum. Babam da çok demokrat, hayat senin hayatın, tarzında ancak çok ikna edici sebeplerle her tezimi çürütüyordu.

Çünkü babam için Türkiye’de müzisyen olarak hayatımı devam ettirmek demek büyük bir ihtimalle hayat boyu maddi sorunlar çekmem demekti.

Ben ise babama, Türkiye’de birkaç yıl meşhur olup sonra kaybolan şarkıcılar dışında hiç zengin müzisyen yok mudur diye sordum. Onun cevabı ise çok ilginçti.

Bana “Dünyada hangi meslek olursa olsun, işini en iyi yapan, çok başarılı olan ve çok iyi para kazanan insanlar vardır. Bu belki en iyi 500 kişidir, belki en iyi 5000 kişi, mesleğine göre değişebilir” demişti. Her ortamda, her konuda bir anda tezini savunabilen bir ata sözü ya da vecize ile de destekleyen (bkz. Geçmişten Geleceğe) babamın bu sözleri beni çok da ikna etmemişti o zaman. Yaşım ilerledikçe demek istediklerini daha iyi kavradım.

İşin özü, ne iş yaparsanız yapın, çok başarılı olduğunuz zaman, para da yanında mükafat olarak gelecektir.

Türkiye’de İnternet Sektörü

Beni son zamanlarda düşünmeye iten ve cidden üzen bir konu Türk internet sektörünün gidişatı. Özellikle Türkçe blog yazmaya başladıktan sonra çok fazla genç girişimci arkadaşımdan bana ulaşanlar olmaya başladı, bu beni fazlası ile mutlu ediyor. Çok yoğun tempom nedeni ile hepsine cevap vermek ya da istediğim vakti ayırmak mümkün olmuyor.

Ancak son birkaç ay içinde Türkiye internet sektöründen birçok arkadaşımla görüşme, fikir alışverişi yapma fırsatı buldum. Belki genelleme yapmak yanlış olabilir, ancak birçok arkadaşımda ilk gözlemlediğim noktalar şu şekilde oldu:

  • Hepsinin fikirleri ve heyecanı var
  • Birçoğunun donanımı çok eksik. Uzmanım diyebilecekleri hiçbir alan yok.
  • İnternette Techcrunch, Webrazzi gibi birkaç blog takip edip, güncel olaylardan haberdar olmayı işin uzmanı olmakla karıştırıyorlar.
  • Özünde birçoğu Türkiye’de çok taze olan internette dot com’ını satıp zengin olan başarı hikayeleri ile büyülenmiş. Henüz fikir aşamasında olan projelerinde hayal/hedef olarak sitelerini satmak var.
  • Birçoğunun programlama, tasarım, internet pazarlama vs gibi internet sektörünün en önemli konularında yakından uzaktan haberleri yok. Sadece iyi fikirleri olduğunu ve bu tarz şeyleri üç beş kuruşa yaptırabileceklerini düşünüyorlar.
  • Birçoğu dinlemeyi bilmiyor. En tehlikeli şey, yanlış olduğu halde bir fikre inanmak ve eleştiri ve beyin fırtınasına kapalı olmaktır.

Türkiye’nin geleceği, sevgili genç Türk internet girişimcisi kardeşlerim. Bizler de zamanında gençliğin verdiği heyecanla hatalar yaptık. Vaktimizi gereksiz yere harcadık. Ancak benden bir abi ya da arkadaş tavsiyesi olarak alın lütfen, bu şekilde başarılı olma şansınız yok.

Bakın özellikle belirtmek istiyorum bu bahsettiğim gurup bence internette Türkiye’nin elit tabakası. Yani gece gündüzlerini crack, hack forumlarında geçirmeyen, internet pazarlamanın 1 cente orda burda tıklama yapmak olmadığını kavramış, birçoğu vizyonu olan genç arkadaşlar.

Aralarında çok mantıklı, dinlemeyi bilen, tavsiyelerime çok önem veren, çok çalışkan, çok donanımlı arkadaşlarım da var, sözüm meclisten dışarı.

Peki akıllıyım, internet sektöründe yolun başındayım, çok ama çok başarılı olmak istiyorum, ne yapmalıyım? Bu soruya benzer çok email alıyorum.

Eleştiri yapacaksam bana göre nerelerin düzeltilmesi gerektiğini mutlaka belirtirim. Yani yapıcı eleştiri yapmak benim için çok önemlidir.

Eğer bana göre internet sektöründe başarılı olmanın sırlarını sorarsanız, İnternette Para Kazanmak İçin 10 Altın Kural adlı yazımı okumanızı tavsiye ederim.

email

İzinli Email Listesi Oluşturarak İnternette Para Kazanmak

Web 1.0 zamanında internet kullanıcıları spam ile tanıştı, ve tabi ki kısa sürede email spam’den nefret eder hale geldik. Email ile pazarlama denince ilk akla gelen email spam oluyor. Ancak izinli toplanan emaillar ile yapılan pazarlama hem spam değil, hem de doğru yapıldığı zaman çok başarılı sonuçlara ulaşılabiliyor.

Ziyaretçilerinizle Aranızda Güven Oluşturun:

Ziyaretçileriniz size email adreslerini vermeden önce size güvenmeleri gerekiyor. Onların güvenini sağlayın. Gerek yazılarınızla, gerek markanızla (bir blog ise kişisel markanız da olabilir) bu güveni ne yapıp edip sağlayın. Emin olun bir websitesi için en önemli şey ziyaretçilerinin o siteye güvenmesi ve bir otorite site olarak görmesidir.

Email Listesi Oluşturun ve Ziyaretçilerinizin Emaillarını Toplamaya Başlayın:

Piyasada birçok ücretsiz gerek online, gerekse offline kullanabileceğiniz birçok email programı var. Ben şahsen Türkiye’den çıkmış başarılı bir online email programı olan Sendloop‘u kullanıyorum. Bu program ile formu hazırladıktan sonra web sitenize ekleyin ve ziyaretçilerine email listenize üye olmalarını tavsiye edin. Web sitenizin ziyaretçileri kendi istekleri ile email adreslerini verip listenize üye olduklarında izinli pazarlama dediğimiz, internette en değerli pazarlama yöntemlerinden birisi için ilk adımı atmış oluyorsunuz. Bunu kötüye kullanmayın.

Email Listenizdeki Sadık Takipçilerinize Ayrıcalıklı Davranın:

Sitenizi günde onbinlerce kişi ziyaret edebilir, birçoğu arama motorlarından gelip birkaç saniye sonra sitenizden çıkabilir. Ancak email listenize eklenmek isteyen ziyaretçiler muhtemelen düzenli ziyaretçileriniz ve onlara ayrıcalıklı davranmak zorundasınız. Örneğin bir blog yazıyorsanız, email listenize ayda iki kezi geçmemek üzere email atın ve mutlaka daha samimi bir dille daha fazla ücretsiz bilgi, kaynak ve link sunun. Onlar listenize üye olduğu için kendilerini ayrıcalıklı hissetmeli ve sizden gelecek bir sonraki emailı heyecanla beklemeli.

Email Listenize Katılımı Arttırmak İçin Çaba Sarfedin:

Sitenizi ziyaret eden birçok kişi sitenizi çok faydalı da bulsa vakit ayırıp email listenize üye olmak istemeyebilir. Öncelikle email listenize üye olmayı çok kolay bir hale getirin. Çok kısa bir form ile isim ve email adreslerini toplayın. Vakit denen şeyin çok değerli olduğu bu dönemde ziyaretçilerinizin çok vaktini almayın. Katılımı arttırmak için yarışmalar, çekilişler, kampanyalar düzenleyin ve şart olarak email listenize üye olmayı koyun (listeye üye olanlar ayrıcalıklı hissetsin). Daha da yaratıcı olun örneğin sitenizin konusu ile ilgili bir ebook yazın ve sadece email listenize üye olanlara ücretsiz bu ebook’u gönderin. Emin olun email listenize katılım oranı katlanarak artacaktır. Biraz yaratıcı düşündükten sonra email listenizin üye sayısını arttırmak için aklınıza onlarca fikir gelecektir.

Email Listenizden Para Kazanın

İnternette sitelerin çoğunun amacı para kazanmak. Email listenize kesinlikle sürekli promosyon ve satış emailları atmayın, öncelikle ücretsiz bilgiler, haberler ve sürekli okunmak istenen bir email newsletter bülteni hazırlayın. Size zaten güvenen bu gurup sizin tavsiye edeceğiniz ürünleri, kitapları, servisleri vs. satın almaya hazır durumda bekliyor olacaktır. Bunu iyi değerlendirin ve doğru zamanda doğru promosyonları yapın.

Kendi istekleri ile listenize üye olmuş, kaliteli bir email listesi ile para kazanılabilir mi? Elbette kazanılır. Size gerçek hayattan bir örnek vermek istiyorum. New York’ta çok samimi bir arkadaşım sadece bir websitesinden 3 yıl süreyle topladığı email adresleri ile güvenilir, sevilen, takip edilen ve sektöründe önde olan bir email newsletter yazıyor. Bu listede 20.000 üye var ve haftada 1 kez email yayınlanıyor. Kendisi her email yolladığında tavsiye ettiği ürünler, servisler ve reklamlardan $20.000 net para kazaniyor. Haftada bir kez bu emailın yollandığını hatırlatmak isterim. Yani ayda 4 adet email yazarak $80.000 üstünde para kazanıyor ve yılın 6 ayı dünyayı geziyor. Kısacası email listesi deyip geçmeyin.

Şimdi Hemen Benim Email Listeme Üye Olun

Kirtok.com benim kişisel blogum olduğu ve amacım buradan milyonlarca dolar yapmak olmadığı için söz veriyorum size birşeyler satmaya çalışmayacağım :)

Email listeme üye olmanın avantajları:

  • Türkiye’de vereceğim konferanslardan, seminerlerden önceden haberdar olma.
  • Email listeme özel ücretsiz hediyeler (ebook, konferans videoları, kitaplar)
  • Belli aralıklarla sadece email listeme üye olanlara ücretsiz danışmanlık.
  • Blog yazılarımın dışında ekstra kaynaklar, bilgiler ve para kazanma yöntemleri.
  • Herhangi bir ortamda ben Kirtok.com email listesine üyeyim diyebilme ayrıcalığı :)

Ayda maksimum 1 kez email yollamayı düşünüyorum, o nedenle inbox’larınız beni hep sevecek, söz veriyorum. Üye olmak için aşağıdaki formu doldurmanız yeterli:

Ad SoyadEmail


Google Adwords Türkiye Çok Yavaş

İnternet pazarlama dünyasında olan herkesin sürekli kullandığı bir program Google Adwords.  Şu ana kadar binlerce İngilizce kampanya başlattım ve en çok kullandığım PPC (pay per click) programı.

Normalde birçok kampanyada Google’da çalışanlar manuel olarak kampanyanızı inceleyip yayına koyuyorlar.  İngilizce kampanyaların incelenip yayına girmesi yaklaşık iki üç saniyeyi alıyor.  Bu şekilde henüz proje üzerinde çalışırken, olayları soğutmadan ve dikkatinizi dağıtmadan birçok değiştirme ve test yapabiliyorsunuz.

Cuma günü Google Adwords’te bir Türkçe kampanya başlattım ve bugun pazar öğleden sonra, yaklaşık 48 saat olmasına rağmen halen kampanyam Türkçe bilen Adwords editörleri tarafından incelenmedi.  Google Adwords Türkiye’nin yavaş hareket ettiğini duymuştum, anck bu kadar yavaşlık çok fazla para kaybetmelerine neden olacak, benden uyarması.

Günce Blog Yazarak Para Kazanmak

İnternette para kazanma serimizde ilk anlatacağım konu Günce ya da Blog Yazarak Para Kazanmak.

Aslında bir günce yazmak, bu günceye ziyaretçi trafiği getirmek, günce popüler olduktan sonra ziyaretçilerden maksimum parayı kazanmak her biri başlı başlına uzun uzun anlatılıp konuşulacak birer konu. O nedenle bu başlık altında bence özellikle internette henüz başlangıç seviyesinde olanlar için çok güzel bir ilk adım olabilecek günce yazmanın genel hatlarını ve başarılı olan bir günceden nasıl para kazanılabileceğini anlatacağım.

Şimdi aklınıza şöyle bir soru gelebilir: “Sen hiç günce yazarak para kazandın mı da bize öğreteceksin?”. Merakınızı hemen gidereyim (tabi eğer merak ettiyseniz). Evet, aslında internette para kazanma yöntemlerinin neredeyse hepsi ile geçmişte bir yerlerde karşılaştık ve şundan emin olabilirsiniz ki hepsinden de para kazandım. Şu anda yazdığım bloglarda ana hedefim para kazanmak değil, sadece tecrübelerimi paylaşmak çünkü bana çok daha fazla para kazandıran işlerim var :)

Şimdi blog yazmak size göre mi bundan emin olmanız lazım.

BLOG YAZMAK BENİM İÇİN UYGUN BİRŞEY Mİ?

Maymun iştahlı biri miyim?, bıkmadan usanmadan, düzenli bir şekilde blog yazabilir miyim? (consistency)

Öncelikle günce yazmak sizin için doğru bir seçim mi? Çünkü internette başlayan milyonlarca günce yani blogdan birçoğu devam etmiyor ve öylece kapanıp gidiyor. İlk heves ve heyecanla başlatılan birçok blog düzenli yazı yazılmaması ve yeterli internet pazarlama yöntemleri uygulanmaması nedeni ile yok olmaya mahkum kalıyorlar. Evet ben çok hevesliyim ancak geçici heves değil, düzenli yazacağım, planlı olacağım, bunu bir iş gibi göreceğim diyorsanız okumaya devam edin. Yok ben acaip üşengeç biriyim, kesin sıkılırım bir iki hafta yazdıktan sonra diyorsanız bence hiç vaktinizi kaybetmeyin, çünkü internette para kazanmanın birçok yöntemi var, size uygun olan bir yöntem bulacaksınız.
Okumaya devam et

İnternette Para Kazanmak

İlk olarak internet ile tanışmam daha eskiye dayansa da 1996 yılında WPI Üniversitesi‘ne başvurumdan dolayı kampüs ziyaretim sırasında genç, zeki ve farklı bir Türk öğrenci ile tanışmıştım. O zaman benden sanırım 2 yaş büyük olan bu Türk gencinin ismini hatırlayamıyorum. Ancak hayatımın değiştiği anlardan birisi Boston’da bahar havası olan bir günde bu Türk genci ile bahçede banklarda yaptığım muhabbet idi.

Kendisine internete ve bilgisayarlara olan ilgimi anlatmış ancak makine mühendisi olmak istediğimi söylemiştim. O da bana geleceğin internette olduğunu ve çok acil HTML öğrenmem gerektiğini söylemişti. İlk defa HTML kelimesini 96’da orda duymuştum ve o günden sonra HTML, derken eticaret ve metresim internet hayatımdan hiç çıkmadı. Benim ilk olarak tek amacım henüz Amerika’da bile çok yeni olan bu teknolojiyi öğrenmek ve internet siteleri yaparak ilerde kendi konumumda Türkiye’de önde gelen isimlerden birisi olmaktı. Daha sonra öğrencilik hayatım boyunca Türkiye’nin ilklerinden sayılabilecek eticaret sitelerinin kurulumunda çalıştım. Ancak fazla yol gösteren insan olmadığı için ve bu işin eğitimi o zamanlarda pek olmadığı için kendimi çok geliştiremedim.

Amerika’ya tekrar master için dönüşüm ile birlikte benim için ikinci internet dönemi başladı. Bu kısım tam anlamı ile internette para kazanmayı öğrenmeye başladığım ve geçimimi internetten kazandığım dönem. Bilgisayar başında sabahlamalar, sürekli araştırma ve okumalar ve günde 20 saatlere varan çalışma tempoları. Şimdi gerek İngilizce gerekse Türkçe webmaster forumlara baktığımda birçok kişinin internette para kazanmayı çok basit bir olaymış gibi anlattıklarını okuyorum. Ancak işin gerçeği bu değil.

İnternette para kazanmanın birçok yöntemi var. Ben her yöntem için ayrı konular açıp en ince ayrıntısına kadar tecrübelerimi paylaşacağım. Çünkü birçok Türk gencinin bilgisayara olan merakını biliyorum ve doğru yönlendirmeler ile çok başarılı olacaklarına inanıyorum. Artık Türk gençlerinin warez, hack, crack, lame gibi gereksiz şeylerle uğraşacağına çok çalışarak, başarılı projelere imza atarak internetten çok iyi paralar kazanıp geleceklerini garanti altına almalarını istiyorum.

İnternetten para kazanmakla ilgili her anlattığım yöntemde size bu konuyu doğru yapan bir firma/site analizi de sunacağım ve bu şekilde başaranların neler yaptığını görmüş olacağız.

Eğer gerçekten çok çalışmaya ve internetten para kazanmaya hazırsanız “İnternette Para Kazanmak” yazılarımı takip etmenizi ve uygulamanızı tavsiye ederim. İlk tavsiyem ve benim en büyük hobim Başarı Hikayelerini Okumak. Kendi dalında başarılı olmuş internet siteleri sahipleri, şirket sahipleri, sporcular, lidlerler vs. her kim olursa olsun başarı hikayelerini okuyun, öğrenin, kendinize uygun gelen kısımlarını hedef edinin derim. Başarılı insanların hayatlarını okumak birçok konuda benim ufkumu açmıştır. Şiddetle tavsiye ederim. Şu anda benim blogumu okuyarak bunlardan ilkine başlamış oldunuz zaten :)

İlk etapta internette para kazanma yöntemlerini anlatırken ele alacağım konu başlıkları:

İnternetten para kazanabilmek için başarılı ve kaliteli bir site yapmak kadar o siteyi pazarlamak ta önemli. Bu nedenle “Online Marketing” yani internette pazarlama ve bunun yan dalları olan “SEO” (arama motoru optimizasyonu nedir?), “Email marketing” (Email pazarlaması) ve daha birçok ayrıntıya girmemiz gerekiyor. Size ilk tavsiyem en yeni teknolojileri ve kaynakları takip edebilmek için çok acil İngilizcenizi geliştirmeniz (eğer yeterli değilse).

İnternette para kazanma serimize genel olarak giriş yapmış oldum, sizlerden ricam yorumlar bölümünde her türlü sorunuzu sormanız, bu şekilde daha interaktif bir şekilde ilerlemiş oluruz ve ben de sorulara göre konularını yönlendirmiş olurum.

Bu siteyi/günceyi yapmaktaki tek amacım bugüne kadar öğrendiğim tecrübelerimi genç arkadaşlarım ile paylaşmak ve onlara elimden geldiğince yol göstermek.

Ben Başardıysam Sen de Başarabilirsin…