watersidex100

Manhattan’da Bir Apartman Kompleksinden Müşteri Hizmetleri Dersi

New York’ta can sıkıcı yaz havaları başladı. Yüksek rutubetli günler, ardından bir anda bastıran havalar derken sabah evden çıkarken ne giyeceğim sorusu hiçbir zaman cevap bulamaz oldu.

Bugün ofisteki işleri hallettikten sonra eve dönerken sağanak bir yağmura yakalandım. Manhattan’da 12.000 sarı taksi var ve yağmur yağdığı zaman bu taksiler yoklar. Bir anda ortadan kayboluyorlar sanki ve biz yayaların çilesi bir kat daha artıyor. Şemsiyem yanımda olmasına rağmen günün ikinci duşunu almanın verdiği ıslaklıkla eve geldim.

Buraya kadar sıradan bir günlükten farkı yok yazdıklarımın biliyorum, ancak esas olay buradan sonra başlıyor. 37 katlı binamızın 4 asansöründen birisi sağolsun beni hiç bekletmeden eve ulaşmamı sağladı. Normalde 2-3 dakika beklemek nedense benim canımı çok sıkıyor. Sanırım asansör beklemek en sevmediğim işlerden birisi. Eve gelip, kapıyı çaldıktan sonra sevgili eşim kapıyı açtı.

Henüz üstümü bile değiştiremeden aynı anda ikimizin de telefonu çaldı. Arayan 212 ile başlayan (manhattan alan kodu) ve telefonuma kayıtlı olmayan bir numara idi. Telefona cevap verince sevgili apartman yöneticimiz Peter Davis isimli birisinin bilgisayar kaydından bir konuşması başladı. Aynı anda eşimle göz göze geldik ve onun telefonunda da aynı konuşmanın geçtiğini farkettim.

Sevgili Peter Davis’in ses kaydı yoğun yağmurdan dolayı sitede bizim binada bulunan asansörlerin arıza yaptığını, otomatik yerine manuel çalıştıklarını, bu nedenle yavaşlamanın olacağını bildirip, çok nazik bir şekilde özür dileyerek gelişmeleri haber vereceklerini söylüyordu.

İşte müşteri hizmetleri bu olsa gerek derken, takdir dolu mimikler yapıp bir yandan bilgisayara oturup emaillarımı kontrol ediyordum ki ne göreyim. Telefonumun çalması ile aynı dakikada sevgili Peter Davis’ten bir email var:


email


Email’da gözden kaçmaması gereken bir nokta da, bu mesajı email içinde sesli olarak da dinleyebiliyor olmamız.

İlk email’dan yaklaşık iki saat sonra ikinci gelen email da iki asansörün otomatik olarak çalıştığını, diğer iki asansörün de tamir edilmekte olduğu yazıyor:


email


Sanırım yarın sabah da bütün asansörlerin tamir edildiğini belirten bir telefon ve email alacağım.

Tam 1470 adet apartman dairesi bulunan Waterside Plaza adlı bu dev apartman kompleksinde yaşanan bu kadar ufak bir aksiliğin yönetim tarafından nasıl ele alındığı beni müşteri hizmetleri konusunda kendilerini ayakta alkışlamaya ve bu yazıyı yazmaya yöneltti.

Bir de eskilerden çok eskilerden, sanırım 1991 ya da 1992 yılından kalma bir hatıramın aklıma tekrar gelmesine neden oldu. Yıl sanırım 1991 ya da 1992 idi, Mersin’deki yazlık apartmanımızın asansörü yaklaşık bir haftadır çalışmıyordu. Babam, yönetime gidip asansörün ne zaman tamir edileceğini sormamı istemişti. Site müdürünün ofisine girip bu soruyu sorduğumda bir dayak yemediğim kalmıştı. Kendisi yüksek bir ses tonu ile beni azarlayarak ‘Sanki inadına tamir ettirmiyoruz di mi?’ diye bağırmıştı.

İkisi de site, ikisi de apartman yöneticisi, ikisi de müşteri hizmetleri :)

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumları Gör(7)
  1. Güzel bir örnek olmuş. Bir de şu açıdan düşünmek lazım hem telefon hem de e-posta fazla bence. İkisinden biri olmalı diye düşündüm. Aynı şeyle farklı yerde de olsa karşılamk sıkıcı olabilir.

    Bu arada Manhattan’da da memleketimdeki kadar güzel tantuni ve künefe yok :)

  2. Uzun zamandır yazı yazmamıştınız Ahmet bey :) aslında bilişim alanından bir yazı bekliyordum ama buda çok güzel bir yazı olmuş. Türkiye şartlarıyla karşılaştırılmayacak bir durum.. İnsan resmen imreniyor. Sizin mersin olayı bişey degil :) ben Beylikdüzünde iş yerlerinin bulundugu bir plazada mahsur kaldım.. Sürekli diyorlar bu asansör bozuk bu asansör bozuk diye ama yaptıran yok.. Bir gün 8 – 10 kişi bekliyoruz 9 katta asansörün en sırasındayım. Dedim bunların hepside binmeye kalkar hiçbiri ben kalayım demez asonsörde sıkışacagıma bir sonrakiyle inerim dedim. Harbiden hepsi zar zorda olsa bindi ben kaldım. Sonra ikinci gelen asonsöre bindim tek başıma Daha 9 ile 8 kat arasında kalmazmı :) alarm dügmesine basıyorum gelen yok giden yok :) biraz daha bekleyim milleti telaş ettirmeyim dedim ama alarma cevap veren yok :) alarmı sadece ben duyabiliyomuşum ne yönetim ne bekci duymazmış. Sonra aradım itfaye aradım geldiler kurtardılar. Neyse bura Türkiye ne diyim. Yazılarınızı tekrar görmek güzel.

  3. Merhaba manhattanda yagmur yagdiginda taksilerin gozden kaybolmasi sahnesi cok tanidik geldi .. Size onerim yagmurlu havalarda taksiye alternatif , gunesli havalarda ise alternatifsiz bir keyif olarak pedicab leri denemenizdir . Yagmur bastirdiginda bir kac saatte bir kac yuz dolar kazanirdik .. guzel gunlerdi .. Nostalji oldu , hoscakalin .