siir

Mükemmelim Sendromu

İnsana en büyük kötülüğü kendisi yapar. Biz girişimciler için her şeyi bildiğini sanmak, özellikle genç yaşlarda çok tehlikeli bir sorun.

CV göndermiş genç bir arkadaş, 4 dil bildiğini yazıyor, İngilizce mükemmel. Arıyorum habersiz New York’tan, İngilizce başlıyorum konuşmaya, “merhaba, nasılsın?” kısmında kekelemeye başlıyor telefonda. Bırak mükemmeli, iki kelimeyi bir araya getiremiyor henüz.

Sosyal medya ajansı kuracakmış genç girişimci, yatırım istiyor. Gönderdiği emailda “Sosyal Medya Uzmanı” yazıyor. Bakıyorum Twitter hesabına, bi futbolcu hakkında tweet atmış, “aq” diye başlıyor. Diğer tweetleri de evlere şenlik. Ama öyle bir CV yollamış ki emailında, iki dakikamı ayırıp bakmasam adam uzmanlık olayını aşmış derim.

Hiç çekinmeden SEO uzmanıyım diyor. Aynı kullanıcı adı ile birçok webmaster forumunda spam link satıyor. “Bak kardeşim, bu yıllardır anlatmaya çalıştığımız SEO mantığına aykırı” desem, boşa vakit harcamış olacağım.

Sevgili girişimci adayı kardeşim,

Eleştirilere aldırma dedim, hata ettim. Özür Dilerim.

Bir iki güvendiğin insana sor, konunun uzmanları ile tanış, onlara danış, “hocam, üstadım, benim yaptığım işler bunlar, nasıl, olmuş muyum? daha çok yol almam lazım mı?” de. Seçtiğin konuda uzmanlaşmak için biraz emek harca.

Bu kadar gözün kapalı “en mükemmel benim” moduna girme ne olur. Kendini rezil edersin, başka da bir cacık olmaz. Millet güler geçer.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumları Gör(11)
  1. Sevgili Ahmet,

    Ekteki bilgiyi seninle paylaşıyorum. Yorumsuz…

    Alıntıdır…

    Psikolog Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine neden olan teorileri özetle, “cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini arttırır” der.

    Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır.

    • Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
    • Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedirler.
    • Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
    • Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle arttırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar…

    Değerlendirme Zaafı: İki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatıda buldular. Cornell Üniversitesi’nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular. Ardından öğrencilerden “testin sonunda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini” istediler.

    En başarısızların ( yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin), testin yüzde 60’ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar yüzde 70’e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı.

    En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçak gönüllü denekler olduğu (soruların yüzde 70’ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri görüldü. (NOT: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000 yılında Nobel de kazandılar.)

    Çalışan kendi kapasitesini değerlendirmekte ve eksikliğini tehşis etmekten acizdi. Ama asıl vahim olan, bu “yetersizlik + haddini bilmeme” kokteylinin, mesleki açıdan, karşı koyulmaz bir itici güç oluşturması. Kariyer açısından bir eksiyken, artıya dönüşmesi.

    İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan “yetersiz, kendini ve yaptıklarını söymekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir “hak olarak görecektir. Bu arada, gerçekten bilgili ve vyetenekli insanlar ise çalışma hayatında “fazla alçak gönüllü” davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmayacaklar, kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler (ve bilinmeyince için için kırılacaklar ve kendilerini daha da geriye çekecekler) muhtemelen üstleri tarafından “ihtiras eksikliği” ile suçlanacaklardır.

    Buna, insan kaynaklarının “iki benzer CV arasından “kendine güvenen ve iyi sonuç alma olasılığı yüksek” adayı tercih edeceği gerçeğinide eklerseniz, Dunning, Kruger Sendromu’ nun Peter Prensibi’nin ortamını hazırladığı da ortaya çıkar. Sonuçta, “ kifayetsiz muhterisler” her zaman ve her yerde daha hızlı yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır. Etrafınıza bir bakın, uzmanlara hak vereceksiniz.

    “Peter Prensibi: Her çalışan, iş ortamında yetersiz olduğu noktaya kadar yükselirler. Bunun sonucu olarak, yüksek makamlar genellikle yetersiz insanlar tarafından işgal edilir.
    Bütün Dünya, 1 Mart 2010

    1. Alpercim, eline sağlık. Başlı başına bir blog yazısı tadında, çok değerli bilgiler paylaşmışsın.

      Çok şey öğrendim, eminim okuyanlar da çok memnun olacak.

      Sevgiler

  2. Alper Altinanahtar’ın “Dunning, Kruger Sendromu” hakkında yazdıkları doğrudur. (Zaten Psikoloji dalında Nobel alan bir çalışma)

    Ama hızını alamayıp ve Peter Prensipi ile eşleştirilerek organizasyonların bu nedenle yeteneksiz yöneticiler tarafından doldurulduğu genellemesine hiç katılmıyorum. Aksine, bu genelleme, yorumun başındaki kaliteyi düşürüyor. Ahmet Kırtok’un uyardığı girişimciye değil, profesyonel yöneticilere yükleniyor. Dunning, Kruger sendromuna yazık ediyor.

  3. Ne kadar dogru yazmissiniz.

    Gectigimiz sene ihracat uzerine calisan firmamiza satis temsilcisi olarak bir is arkadasi ariyorduk. Tabii butun isimiz Bati Avrupa ve Kuzey Amerika ile oldugundan ingilizce bilmesi bizim icin kritik.

    CV’sine baktigimizda 5 senedir bir firmanin ihracat departmaninda calistigi ve Ingilizce ogretmenligi mezunu oldugunu yazan hanimefendiyi 1 haftalik deneme icin ise aldik.

    Allah’tan deneme suresi koymusuz. Cunku bu hanimefendi ilk 2 musteri ile gorusurken konusamadigi ve karsi tarafla anlasamadigi icin telefonu ben almak durumunda kaldim. Gonderdigi iki ingilizce emaili de kelimelerin yazilisini seslisozluk’ten bakmasina ragmen bir cok yazim ve imla hatasi sebebi ile ben duzeltmek durumunda kaldim.

    Sonrasi malum, 5 gunun sonunda yollarimizi ayirdik, Benim sasirdigim nokta, insanlar sonradan ortaya cikmayacakmis gibi nasil bu kadar atip tutabiliyorlar ozgecmislerini hazirlarlarken. Ozguvenlerine hayret ediyorum acikcasi.

  4. “Gençlik ateşi” ile bu tür “girişimler” içerisinde insan ne yaptığının farkına varamıyor. Kendi fikri, kendi yapmak istedikleri ona hep güzel, hep başarılı olacakmış gibi geliyor. Sonunda eleştiriler gelince de küsüp gidiyor. Girişimde esas, hataları düzeltip onlardan ders almak ve sonunda başarıya ulaşmak değil midir zaten? Yazıdaki örnekte yer alan genç arkadaşın durumu “iyi bir şeyler yapayım, uzmanından görüş alır ve başarıya ulaşırım” dan çok “ben böyle iyiyim, şöyle iyi fikrim var, öyle de süperim” olduğundan problem çıkıyor. Bununki bir nevi “deli cesareti” değil mi?

  5. Merhaba Ahmet hocam. Gerçekten yazılarınızı büyük keyile takip ediyorum. Yine çok güzel bir konuya deyinmişsiniz. Genç arkadaşlarımızın da hepimiz gibi mouse toplumundan klavye toplumuna geçmesi gerekiyor. Bu arada merak ettim, yazılarınızın tarihlerine bakıldığında çok sistematik ilerliyorsunuz. Scorecard gibi birşey uyguluyor musunuz sayfanız için?

    1. Teşekkürler Arif öncelikle. Bu aralar haftada 3 yazı yazıyorum, pzt. çar. cuma. Vakit ayırabilirsem bu düzende devam etme planım var.

  6. Bahsettiginiz olaydaki sahisin yaptigini savunmak ahmaklik olur belki ama, baska bir bakis acisi ile yaklasmak istiyorum bahsettiginiz konuya, belkide benim soylediklerim sizin bahsettiginiz kisiyle uyusmuycak bile fakat yinede goruslerimi aktarmak isterim.

    Sizinde bildiginiz gibi insanin yalanci olusunun usuntnde ya kisiliginin yada cevresindeki faktorlerin cok buyuk bir etkisi olur, tabiki her zaman durustlukten, dogruluktan yanayiz ama
    Mesela size bu CV yi yollayan arkadas bu CV yi hazirlarkenki ruh halinide dusunmenizi isterdim, (cunku yazinizin sounda “Kendini rezil edersin, başka da bir cacık olmaz. Millet güler geçer.”) neden acaba dogru olmayan seyleri CV sine koydu, bu soruyu ona kisisel olarak direkt sorsaydiniz, cevabiniz ona karsi daha yumusak ve yapici olurdu belki
    Yukaridada bahsettigim gibi belkide o sahis yalancinin onde gideni ama belkide onu buna iten kosullar dusundugumuzden cok farkli
    Benim icinde yalanci her zaman yalancidir ama sebebider bi o kadar onemlidir.

    Konunuzun asil temas etmek istedigi konuda en azindan benim anladigim kadariyla, insanlarin kendilerini olmadiklari kadar iyi gosterme cabasi, “mukkemmelim sendromu” bununda bir cok cevabi olabilir fakat bence asil neden en azindan gozlemlemdigim kadariyla bizdeki egitim sistemindeki yanlisliklar
    yillardir yaris ati gibi yaristirilan insanlar, kendilerini aslinda olmadiklari bi yere konumlandiriyorlar ve bunu boyle sunuyorlar. Bir konu hakkinda bir iki kurs alan bir insan bunu CV sine o konuda uzmanmis gibi yansitiyor, bi kac soru soruldugundada cevap veremiyor.

    konuyu fazla dagitmadan : Ya oldugumuz gibi gorunelim, yada gorundugumuz gibi olalim, en azindan durust olalimda nasiil gorunursek gorunelim : )

    (turkce karakterlerli kullanamadigim icin uzgunum)