twitter-kisisel-kurumsal-he

Twitter’da Kişisel & Kurumsal Hesapları Nasıl Ayrı Tutmalı?

Twitter’da Kişisel Hesap Yönetimi için kişisel stratejimi paylaştığım serinin ikinci yazısı bu.

İlk yazıda, Türkçe ve İngilizce’yi ayrı hesaplarda kullanmaya karar verdikten sonra Twitter kişisel hesabım için belirlediğim hedeflerimi paylaşmıştım.

Özellikle belirtmek isterim ki, bu bir en doğru Twitter kişisel hesap yönetimi yazı dizisi değil. Sadece kendi stratejimi paylaştığım bir yazı dizisi.

Herkesin belirlediği hedeflerine göre izlediği yollar farklı olabilir. Örneğin şu anda öğrenci iseniz, kişisel hesabınızla iş hayatınızı nasıl dengelemeniz konusu sizin ilginizi çekmeyebilir. Ancak öğrenci dahi olsanız, öğreneceğiniz önemli noktalar olduğunu düşünüyorum.

Twitter’da Kişisel & Kurumsal Hesaplar Birbirine Karışıyor

Twitter’da ve genel olarak sosyal medyada, özellikle kurumsal çalışanların ve birçok ajans yöneticisi ve çalışanının aklına takılan bir soru var; Twitter’da Kişisel & Kurumsal Hesapları Ayrı Tutmalı mıyım?

Bu birçok profesyonelin bir türlü karar veremedeği soru aslında sosyal medyada. Öncelikle ben profesyonel olarak, maaşlı çalışan birisi değilim. Gerek stratejik, gerekse uygulamalı danışmanlık projelerimizde birlikte çalıştığımız markaları kolay kolay benim ismimle yan yana bulamazsınız internette. Bunun birçok nedeni var. Belki bir başka blog yazısında anlatırım.

Twitter’da kişisel hesabınız ile kurumsal paylaşımlar nasıl yapacağınız ya da yapıp yapmayacağınız konusuna karar vermeden önce önemli olan birkaç soru var kendinize sormanız gereken.

Twitter’da İş & Özel Hayat Üzerine Kendinize Sormanız Gereken Sorular

Bu soruların cevapları doğrultusunda sosyal medyada kişisel ve kurumsal hesaplarınızı ne kadar ilişkilendireceğinize karar vermeniz kolaylaşacaktır. Bu sorulara, kendi durumunuza göre net birer cevap vermeden bir sonraki basamağa geçmenizi tavsiye etmem.

1) Kişisel hesabınızdaki paylaşımlar çalıştığınız kuruma zarar verebilir mi?

Bu konu en hassas konulardan birisi. Eğer hedefiniz kendiniz olmak ve 100% dürüst bir şekilde paylaşımlar yapmak ise sosyal medyada bazen özel ve iş hayatınız arasına belirgin bir çizgi çizmenin faydası olabilir. Hali hazırda çalışanı olduğunuz bir marka hakkında olumsuz bir tecrübenizi paylaşmak ne gibi sonuçlar doğurabilir? Ya da rakip bir firma hakkında özgürce, içinizden geldiği gibi bir paylaşım yapabilir misiniz?

Bu durumda ABD’de gözlemlediğim ve sıkça tercih edilen 2 seçenek var. Birincisi, birçok kurumsal çalışanın kişisel sosyal medya hesaplarında ne çalıştıkları ne de aynı sektörde rakip hiçbir marka ve şirketten bahsetmemeleri.

İkinci alternatif ise, kişisel hesaplarını çalıştıkları sektör ile paralel kullanmaları. Yani bir çalışanın sadece çalıştığı A Bankası’nı destekleyici tweet’ler yapması yerine, bankacılık sektöründe pozitif ve negatif, paylaşım değeri olan bütün konular hakkında konuşması. Bu durum ABD’de hoşgörü ile karşılanabilir. Ancak Türkiye’de A Bankasında çalışan birinin, akşam B Bankasının yeni bir uygulamasını öven bir tweet’i, ertesi sabah yöneticileri tarafından ne kadar hoş karşılanır tartışılır.

İkinci alternatifte riski yüksek, ancak sektörde kişisel marka olabilmenize yol açacak bir yolu tercih edebilirsiniz, ya da suya sabuna dokunmayarak, çalıştığınız sektör ile ilgili hiçbir paylaşım yapmayabilirsiniz.

2) Çalıştığınız ya da ajans olarak hizmet verdiğiniz kurumun sosyal medyada ya da iş hayatında yaptığı hatalar kişisel markanıza zarar verebilir mi?

Çalıştığınız ya da ajans olarak hizmet verdiğiniz markayı sosyal medyada duyurmak amaçlı ne kadar çok telafuz ederseniz, başınıza gelebilecek olayların sayısı da o kadar artabilir.

Sizi, kişisel olarak çok uzun zamandır takip eden ama reklamını yaptığınız markadan aldığı bir ürün nedeni ile çok mutsuz olan bir müşterinin gözünde ister kabul edin ister etmeyin, ama kişisel markanız da zarar görür.

Peki bu tarz memnun olmayan müşteriler Twitter’dan ya da diğer kanallardan size, neden bizi yanlış yönlendirdin diye sormaya başlarsa ne olacak?

Bir ajansınız var ya da bir ajans çalışanısınız. Yaptığınız bir event promosyonu, birçok talihsizliklerle sonuçlanırsa, ertesi gün sırf size kişisel olarak güvenen ve bu promosyona katılan takipçileriniz acaba ne kadar loyal kalacaklar?

Çalıştığınız, ya da hizmet verdiğiniz markanın/firmanın sosyal medyada kişisel markanıza verebileceği zararları önceden planlamak ve buna göre bir strateji belirlemek en doğru yöntem.

3) Kişisel görüşlerinizle çalıştığınız kurumun resmi görüşleri çeliştiğinde nasıl bir yol izlemeli?

Temmuz 2010’da Atlanta’da, 20 yıldır CNN‘de çalışan Octavia Nasr‘ın yazdığı bir tweet sonucu işten atılması, iş & özel hayatın sosyal medyada birbirine karıştırıllıp karışıtırılmaması üzerine, 2010 yılının en çok konuşulan konularından birisi oldu.

Yazıldıktan kısa bir süre sonra Octavia Nasr tarafından silinen tweet’in ekran görüntüsü aşağıda ve kısaca “Hizbullah’ın önemli bir üyesinin ölümünden duyduğu üzüntüyü paylaşıyor” bu tweet.

Octavia Nasr Tweet

ABD’de özellikle televizyoncular ve gazeteciler Twitter’ı çok aktif kullanmaya başladılar son iki yıldır. Octavia Nasr olayına kadar birçok medya kuruluşunun sosyal medya kullanımına yönelik belirgin bir stratejisi yokken, şu anda neredeyse bütün medya kuruluşları kişisel sosyal medya kullanımı üzerine hem sözleşme yapıyor çalışanlarına, hem de bunun eğitimini veriyorlar.

Kişisel görüşlerinizin, çalıştığınız kurumun görüşleri ile çelişmesi, aslında sorduğumuz ilk soruya benzer bir durum. Ancak burda farklı bir açıdan bakıyoruz konuya.

Bu durumda, ilerde başınıza gelebilecek farklı senaryolara karşı nasıl bir yol izlemeniz gerektiğine baştan bu soruyu kendinize sorarak karar vermenizi tavsiye ediyorum. Farklı kriz senaryolarına hazır olursanız, plansız, acele verilen bir kararla yaptığınız paylaşımlar sonucu, kurumsal hayatınızda oluşabilecek sorunları engellemiş olursunuz.

4) Kişisel markanızı bir kurum ya da marka ile özdeşleştirmek doğru mu?

Çalıştığınız kurumun yaptığı bir hatanın kişisel markanıza verebileceği zararlara 2. soruda değindik. Kişisel markanızı, çalıştığınız kurumsal marka ile özdeşleştirmek ise konunun bir ileri basamağı. Şahit olduğum bir örneği sizinle paylaşarak durumu açıklamama izin verin.

Performans pazarlama sektöründe ABD’de çok yakından tanıdığım ve sektörde bir firmada sosyal medya uzmanı olarak çalışan bir arkadaşım var. Bu arkadaşım sosyal medyada ilk günden itibaren, tam bir taraftar gibi kendi çalıştığı firmanın reklamlarını yaptı kendi ismini kullanarak. Twitter, Facebook, Digg, nerede onun ismini görsem, yanında çalıştığı firma ile ilgili bir paylaşım vardı.

Aradan birkaç sene geçtikten sonra arkadaşımın çalıştığı firma, devlet tarafından açılan çok büyük bir dava ile hem marka imajını mahvetti, hem de büyük tazminatlar ödeyerek neredeyse iflasın eşiğine geldi.

Bu arkadaşım, bütün iyi niyeti ile, gerçekten sevdiği ve inandığı, aynı zamanda çalışanı olduğu bir şirket ile ismini tamamen özdeşleştirdi birkaç sene içinde.

Şimdi her türlü uğraşına rağmen, sektörde Çalıştığı Şirket + İsmi olan (Coca-Cola Muhtar Kent gibi) imajını sadece ismine çevirmek için gece gündüz çalışıyor. Ancak çok zor bir iş için uğraştığının farkında.

Twitter’da ve sosyal medyada kişisel markanızı, çalıştığınız bir şirket ismi ile özdeşleştirmek ne kadar uzun vadeli bir plan, kendinize sorun ve cevabına siz karar verin derim.

Twitter’da Kişisel & Kurumsal Kullanım Stratejinizi Belirleyin

Yukarda, genel olarak, Twitter’da ve sosyal medyada hem kişisel, hem de kurumsal paylaşımlar yaparken önem vererek düşünmeniz gereken dört sorudan bahsettik.

Özel durumlara ve çalıştığınız sektöre göre bu soruların sayısı artabilir.

Bu soruların herkes için geçerli doğru cevapları yok.

Gerek iş hayatınızda, gerekse kişisel marka stratejinizde çizdiğiniz yola göre size sadece düşünmeniz için yol gösterecek araçlar bu sorular.

Halen ABD’de çok tartışılan ve ortak çözüm yolu bulunamayan bir konu, sosyal medyada kişisel ve kurumsal paylaşımlar arasındaki çizgi.

Ancak, özellikle Türkiye’de gözlemlerim, bu konuya hiç kafa yormadan sosyal medayada aktif olan birçok kişi olduğu üzerine.

İlerde ne büyük emeklerle oluşturduğunuz imajınız ve kişisel markanızı zedelemek istemiyorsanız, ne de profesyonel hayatınızda sosyal medyadaki paylaşımlarınız yüzünden zarar görmek istemiyorsanız, size tavsiyem, kişisel Twitter ve sosyal medya kullanım stratejinizi belirlerken bu konulara çok ama çok önem vermeniz.

Ben Kişisel Hesabımda İş Hayatı Dengesini Nasıl Yakalamayı Planlıyorum?

Benim işim bu yazıyı okuyan birçoğunuzdan çok daha kolay.

Öncelikle ben maaş alarak bir şirkette çalışmıyorum, bu durumda beni bağlayan bir patronum ya da yöneticim yok. Ayrıca uzun yıllardır ABD’de yaşadığım için Türkiye’de sektörün içinde değilim.

Doğam gereği Türkiye’de internet sektöründen şu ana kadar tanıştığım hiç kimse ile bir sorunum olmadı.

Bu yazı dizisinde başta belirttiğim gibi, amacım kişisel Twitter kullanım stratejimi ve planımı paylaşmak. Yukardaki soruları ben de kendime sordum ve kendi durumuma göre cevaplarımı çıkarttım.

Şahsen, Twitter’da kişisel hesabımda iş hayatı dengesini şu noktalara önem vererek koruyacağım:

    • Danışmanlık Yaptığım ya da İş İlişkim Olan Firmalar Hakkında Paylaşımlarım

Gizli bir şekilde, danışmanlık yaptığım ya da bir ücret karşılığı herhangi bir hizmet sunduğum hiçbir marka ya da şirket hakkında paylaşım olmayacak kişisel hesabımda. Yaptığım çok ender paylaşımlarda, kesinlikle bir açıklama (disclaimer) olacak.

Zaten iş ilişkim olan firmaların hepsi ABD’de olduğu için, Türkçe hesabımdaki takipçilerimi çok ilgilendiren konular olmadığını düşünüyorum.

    • Kendi Girişimlerim Hakkında Paylaşımlarım

Gelelim kendi girişimlerime. Ben girişimciyim. Washington Post’ta çalışan bir gazetecinin kişisel hesabı ile benim kişisel hesabım farklı. Onun kişisel fikri markasına zarar verebilir. Benim kişisel fikrim de kendi girişimlerime zarar verebilir. Ama sonuçta kendim dışında hiçkimse zarar görmez. Çünkü bu girişimlerin sahibi benim.

İçimden gelirse, paylaşım gerektiği durumlarda kendi girişimlerimden iyi kötü örnekler verebilirim, destek isteyebilirim, girişimlerimle takipçilerime destek verebilirim.

Yani iş anlamında şahsi girişimlerim hakkında tweet görebilirsiniz, ancak profesyonel anlamda destek verdiğim markalar hakkında açıklama olmadan, büyük ihtimal hiçbir zaman bir tweet görmeyeceksiniz.

    • Paylaşım Tarzım/Tonum

Gelelim paylaşım tonuma. Beni tanıyanlar az çok bilirler. Ne siyasetten anlarım ne de siyasi olabilirim. Ben neysem burda da, yani internette de oyum.

Ben ABD’de sosyal medyada şakır şakır konuşan, ona buna laf yetiştiren, sonra bir konferansta, fuarda bir araya gelince iki kelimeyi bir araya getiremeyen çok insan ile tanıştım. Onlar adına üzüldüm. Keşke hiç yüzlerini göstermeselerdi dedim.

İnsan yazarken garip şeyler olur. Bazen gerçek hayatta söylemeye cesaret edemeyeceği şeyleri çok kolay yazabilir. Twitter stratejinizi belirlerken bu konuyu iyi düşünün derim.

Ben, şahsen neysem o olacağım Twitter’da. Kişisel bloguma çok geyik birşey aklıma gelse dahi yazmam. Çünkü burası yeri değil, ama Twitter tam yeri.

Modum geyikse geyik (ki çoğu zaman geyik modundayımdır), işse iş, sıkıntılı ise sıkıntılı paylaşımlar olacak, muhtemelen mutluluğumu da sizinle paylaşacağım, üzüntümü de.

Kişisel mahremiyetime zarar gelmeyecek kadar açık ve doğal olacağım Twitter’da.

Yanlışım olduğumda düzeltmekten, hatam olduğunda özür dilemekten, doğru olduğumda ısrar etmekten, eleştrildiğimde durup düşünmekten hiç gocunmadım hayatta, Twitter’da da gocunmayacağım.

Twitter’da kurumsal bir hesap yönetiyorsanız birçok hesap kitap yapmanız, strateji belirlemeniz, hatta her türlü senaryoya karşı workflowları hazırlanmış tepki senaryoları hazırlamanız gerek.

Twitter kişisel hesabımda, hesapsız kitapsız, ben neysem o olacak, buna emin olabilirsiniz.

Twitter Kişisel Hesabımda @AhmetKirtok iş hayatı dengesini yakalamak için kendi planımı yaptım ve stratejimi belirledim.

Umarım bu yazıda sesli düşündüğüm sorular, örnekler ve konular sizin de kendi kişisel Twitter ve sosyal medya kullanım stratejinizi belirlemede faydalı olur.

Henüz beni Twitter’da takip etmiyorsanız, @AhmetKirtok linkinden takip edebilirsiniz. Hem sizi takip ediyor, hem de bana yönelik bütün soru ve paylaşımlarınıza elimden geldiğince cevap veriyor olacağım.

Bu yazı Twitter Kişisel Hesap Stratejisi adlı yazı dizisinin ikinci yazısıdır. Diğer yazılar için:

  1. Twitter Kişisel Hesap Stratejisi
  2. Twitter’da Kişisel & Kurumsal Hesapları Nasıl Ayrı Tutmalı? (Okumakta olduğunuz bu yazı)
  3. Twitter’da Takipçi Kalitesi mi Takipçi Sayısı mı Daha Önemli?
  4. Twitter’da Takipçileriniz Sizin İçin Önemli Olduklarının Farkındalar mı?
  5. Twitter’da Başarının Sırrı (23 Aralık Perşembe)

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yorumları Gör(10)
  1. Bir solukta okudum…

    Türkiye’de durum ne? Kurumlar ve çalışanları ne kadar önemsiyorlar?

    Geçen ay içerisinde çok çarpıcı bir örnek gördük… Çarpıcı çünkü Türkiye’nin sosyal yapısı göz önüne alındığında önemli bir yerden geldi.

    CNN Turk Spor Müdür Barış Kuyucu Gaziantep doğumlu ve sıkı bir Antepsporlu’dur… Satır aralarında dile getirmişliği çoktur… Antepspor’un Fenerbahçe’yi yendiği maçta adeta çıldırdı :)

    Lafı uzatmamak için Tweet’lerin içeriğine girmeyeceğim… Ancak CNN Turk gibi Türkiye’nin iki önemli kanalından birinin haber müdürünün tarafsız duruşunu keybetmesi hem de bunu bir büyük camiaya karşı yapmış olması tepki aldı haliyle…

    Sonucunda ne oldu;

    Barış Kuyucu özür diledi ve Twitter hesabımı kapadı.

    1- Eğer Barış Kuyucu sosyal medyanın öneminin farkında olsa kontrolünü kaybetmezdi…
    2- İnsanlık hali bir anlık gaflet diyelim… Eğer Barış Kuyucu sosyal medyanın öneminin farkında olsaydı kaçıp gitmek yerine bozduğu ilişkilerini tamir etmeye çalışırdı.
    3- CNN Turk yönetimi sosyal medyanın önemini kavrasaydı, sosyal medyanın öneminden bihaber spor müdürleri görevinin başında kalamazdı.
    4- Belki de sosyal medya ülkemizde “henüz” o kadar da önemli değil. :)

    1. Çok değerli bir yorum ve paylaşım, teşekkürler Altuğ öncelikle.

      Sosyal medya ülkemizde henüz önemli değil aslında tartışılır bir konu. Belki de tahmin ettiğimizden bile çok daha önemli, ama nasıl kullanıyoruzu pek önemsemiyoruz henüz?

      Facebook, Twitter, FriendFeed gibi sitelerin Türkiye’den kullanım rakamlarına baktığımızda sosyal medya hem ürününü ya da servisini satmak isteyen şirketler için, hem de kişisel markasını oluşturmak/geliştirmek isteyen şahıslar için bence çok önemli.

      Bu çok yerinde örnek için tekrar teşekkürler :)

  2. :) Beni geliştiren bir yazı olmuş:) teşekkür ederim:) Siz Abd yaşıyorsunuz ya hani ingilizce nasıl öğrenilir diye bir yazı yazar mısınız? Buna çok ihtiyacım var.